Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinAna Babaya İyilik Ve Akrabayı Ziyaret

Ana Babaya İyilik Ve Akrabayı Ziyaret

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET

قال الله تعالى : ]وَاعْبُدُوا اللهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إحسانا وَبِذِى الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِى الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحب بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانكُمْ.[

“Yalnızca Allah’a kulluk edin ve O’ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın. Ana babaya yakın akrabaya, yetimlere, muhtaçlara kendi çevrenizde olan yakın komşulara ve uzak komşulara, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altındaki hizmetçi ve işçilere iyilik yapın iyi davranın.” (4 Nisa 36)

قال الله تعالى : ]وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِى تَسَائَلُونَ بِهِ وَالأرْحَامَ.[

 “...Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve akrabalık bağlarını gözetin.” (4 Nisa 1)

قال الله تعالى : ]وَالَّذِينَ يَصِلُونَ مَا أمر اللهُ بِه أن يُوصَلَ.[

 “Onlar ki Allah’ın ulaştırılmasını istediği şeyi ulaştırırlar. Yani akraba mü’minlerle ilgiyi kesmezler.” (13 Ra’d 21)

قال الله تعالى : ]وَوَصَّيْنَا الإنسان بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا.[

“Biz insana yapacağı hayırlı işlerden biri olarak anne ve babasına iyi davranmasını emrettik...” (29 Ankebut 8)

قال الله تعالى : ]وَقَضَى رَبُّكَ ألا تَعْبُدُوا إلا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إحسانا اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانى صَغِيرًا.[

 “Çünkü Rabbin kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anaya babaya iyilik etmenizi buyurmuştur. Eğer onlardan biri yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olurlarsa onlara öf bile deme, azarlama onları ve onlara güzel ve iyi söz söyle ikisine karşı da merhamet kanatlarını indir, mütevazi ol ve Ya Rabbi de: “Onlar çocukluğumda beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse sen de onlara öylece merhamet et.” (17 İsra 23-24)

قال الله تعالى : ]وَوَصَّيْنَا الإنسان بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِى عَامين أن اشْكُرْ لِى وَلِوَالِدَيْك[َ

“Allah diyor ki: Biz insana anne babasına karşı iyi davranmasını emrettik. Annesi onu nice acılara ve zayıflığa katlanarak karnında taşıdı. O’nun sütten kesilmesi de iki yıl sürdü. Öyleyse ey insanoğlu bana ve sonra da ana ve babana şükret...” (31 lokman 14)

314- عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ tقال : سَأَلْتُ النَّبِيَّ rأَيُّ الْعَمَلِ أحب إِلَى اللَّهِ؟ قال : الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا. قُلْتُ : ثُمَّ أَيٌّ؟ قال : بِرُّ الْوَالِدَيْنِ . قُلْتُ: ثُمَّ أَيّ؟ٌ قال : الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

314: Ebu Abdurrahman Abdullah ibni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir ? diye sordum.

-Vaktinde kılınan namazdır, buyurdular. Sonra hangisi gelir dedim.

-Ana babaya iyilik ve itaat etmek buyurdu. Daha sonra deyince:

-Allah yolunda cihad etmektir, buyurdular. (Buhari, Mevakıt 5, Müslim, İman 137)

315- عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ tقال : قال رسولُ الله r: لاَ يَجْزِى وَلَدٌ واَلِدًا إلا أن يَجِدَهُ مَمْلُوكًا, فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ.

315: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hiçbir çocuk babasının hakkını gerektiği gibi ödeyemez. Eğer onu köle olarak bulup hürriyetine kavuşturursa babalık hakkını belki ödemiş olur.” (Müslim, Itk 25)

316- وَعَنْهُ اَيْضًا tأن النَّبِىَّ rقال : مَنْ كان يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِر فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كان يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِر فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ، وَمَنْ كان يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِر فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ.

316: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse mutlaka hayır söylesin veya sussun.” (Buhari, Edeb 85, Müslim İman 74)

317- وَعَنْهُ قال : قال رسولُ اللهِ r: إن اللَّهَ خَلَقَ الْخَلْقَ حَتَّى إذا فَرَغَ مِنْهُمْ , قَامَتِ الرَّحِمُ , فَقالت : هَذَا مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ الْقَطِيعَةِ , قال : نَعَمْ أَمَا تَرْضَيْنَ أن أَصِلَ مَنْ وَصَلَكِ , وَأَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ ؟ قالت : بَلَى  .قال : فَذلِكَ لَكِ . ثم قال رسولُ اللهِ r:  اقْرَؤُا إن شِئْتُمْ: ] فَهَلْ عَسَيْتُمْ إن تَوَلَّيْتُمْ أن تُفْسِدُوا فِي الأرض وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ اُولَئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللهُ فَاَصَمَّهُمْ وَاَعْمَى اَبْصَارَهُمْ [

وَفِى رِوَايَةٍ لِلْبُخَارِىِّ: فَقال الله تعالى: مَنْ وَصَلَكِ وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَكِ قَطَعْتُهُ.

317: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah yaratma işini bitirdiğinde akrabalık ve kardeşlik bağı Allah’ın huzurunda durarak: Bu duruş akrabalık ve kardeşlik alakasını kesenden sana sığınma duruşudur, dedi. Allah da: Pekala seni koruyup gözeteni gözetmeme seninle ilgisini kesenden münasebeti kesmeme razı olur musun? Diye sordu. Kardeşlik ve akrabalık bağı evet razıyım dedi. Bunun üzerine Allah:

-Sana bu hak verilmiştir, buyurdu.

Bunları anlattıktan sonra Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) isterseniz bu gerçeği doğrulayan şu ayeti okuyunuz, buyurdu:

“Demek siz iş başına gelecek olursanız, yeryüzünde fesad çıkaracak ve akrabalık bağlarını parçalayacak mısınız? Onlar öyle kimseledir ki Allah onları lanetlemiş (kulaklarını) sağır, gözlerini kör etmiştir.” (47 Muhammed 22-23) (Buhari Edeb 13, Müslim, Birr 16)

* Buhari’nin başka bir rivayeti ise şöyledir:

“Ey akrabalık bağı seni gözeteni gözetirim, seninle ilgiyi kesenden ben de  ilgiyi keserim.” (Buhari, Edeb 13)

318- وَعَنْهُ قال : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ rفَقال : يَا رَسُولَ اللهِ مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بِحُسْنِ صَحَابَتِي؟ قال : أُمُّكَ قال : ثُمَّ مَنْ؟ قال : ثُمَّ أُمُّكَ قال : ثُمَّ مَنْ؟  قال : ثُمَّ أُمُّكَ قال : ثُمَّ مَن؟ ْ قال : ثُمَّ أَبُوكَ .

وَفِى رِوَايَةٍ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بِحُسْنِ الصُّحْبَةِ؟ قال : أُمُّكَ , ثُمَّ أُمُّكَ, ثُمَّ أُمُّكَ , ثُمَّ أَبُوكَ , ثُمَّ أَدْنَاكَ أَدْنَاكَ. 

318: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e gelerek: İnsanlar arasında kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? Diye sordum. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Annen’dir” buyurdular. Adam ondan sonra kimdir diye sordu. Rasulullah yine “Annen’dir” buyurdu. Adam tekrar kim gelir diye sordu. Yine “Annen’dir” buyurdular. Sonra kimdir deyince Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) “Baban’dır” buyurdu. (Buhari, Edeb 2, Müslim Birr 1)

* Müslim’in diğer bir rivayetinde: Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir sorusuna Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): Annen Annen Annen, Sonra Baban Sonra da yakın akrabalarındır, buyurdu. (Müslim, Birr 2)

319- وَعَنْهُ عَنِ النَّبِىِّ rقال : رَغِمَ أنفُ، ثُمَّ رَغِمَ أنفُ ، ثُمَّ رَغِمَ أنفُ مَنْ اَدْرَكَ اَبَوَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ اَحَدَهُمَا, اَوْ كِلَيْهِمَا فَلَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ.

319: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ana babasının veya onlardan birinin ihtiyarlık zamanlarına yetişip te gerekli hizmette bulunmama sebebiyle cennete giremiyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün diye üç sefer tekrarlanmıştır. (Müslim Birr 9)

320- وَعَنْهُ أن رَجُلاً قال : يَا رَسُولَ اللَّهِ أن لِي قَرَابَةً أَصِلُهُمْ وَيَقْطَعُونِي, وَأُحْسِنُ إِلَيْهِمْ وَيُسِيئُونَ إِلَيَّ, وَأَحْلُمُ عَنْهُمْ وَيَجْهَلُونَ عَلَيَّ, فَقال : لَئِنْ كُنْتَ كَمَا قُلْتَ , فَكأنما تُسِفُّهُمُ الْمَلَّ وَلاَ يَزَالُ مَعَكَ مِنَ اللَّهِ ظَهِيرٌ عَلَيْهِمْ مَا دُمْتَ عَلَى ذَلِكَ

320: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) dan rivayet edildiğine bir adam :

-Ya Rasulullah benim akrabalarım var, ben onları ziyaret ediyorum onlar benimle alakayı kesiyorlar. Ben onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba ve cahilce davranıyorlar, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Eğer dediğin gibi isen onlara kızgın kül yedirmiş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça Allah’ın yardımı seninledir.” (Müslim, Birr 22)

321- عَنْ أنس tأن رَسُولَ الله rقال : مَنْ أحب أن يُبْسَطَ لَهُ فِى رِزْقِهِ, وَيُنْسَأَ لَهُ فِى اَثَرِهِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ.

321: Enes (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse rızkının çoğalmasını ve ömrünün uzamasını isterse akrabasını kollayıp gözetsin.” (Buhari, Edeb 12, Müslim, Birr 20)

322- وَعَنْهُ قال : كان أَبُو طَلْحَةَ أَكْثَرَ الأنصار بِالْمَدِينَةِ مالا مِنْ نَخْلٍ, وَكان أحب أَمْوَالِهِ إِلَيْهِ بَيْرُحَاءَ, وَكانت مُسْتَقْبِلَةَ الْمَسْجِدِ, وَكان رَسُولُ اللَّهِ rيَدْخُلُهَا, وَيَشْرَبُ مِنْ مَاءٍ فِيهَا طَيِّبٍ.  فَلَمَّا نزلتْ هَذِهِ الآيَةُ ]لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ [قَامَ أَبُو طَلْحَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ rفَقال : يَا رَسُولَ اللَّه ِأن اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَقُولُ ]لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ [وَإن أحب أَمْوَالِي إِلَيَّ بَيْرُحَاءَ, وَإنهَا صَدَقَةٌ لِلَّهِ , أَرْجُو بِرَّهَا وَذُخْرَهَا عِنْدَ اللَّهِ, فَضَعْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ حَيْثُ أَرَاكَ اللَّهُ. فَقال رَسُولُ اللَّهِ r: بَخٍ! ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ , ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ ! وَقَدْ سَمِعْتُ مَا قُلْتَ, وَإني أَرَى أن تَجْعَلَهَا فِي ألاقْرَبِينَ, فَقال أَبُو طَلْحَةَ : أَفْعَلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ , فَقَسَمَهَا أَبُو طَلْحَةَ فِي أَقَارِبِهِ, وَبَنِي عَمِّهِ

322: Yine Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ebu talha Medine’de Ensarın hurma bahçesi yönünden en varlıklısı idi. Ebu Talha’nın en sevdiği malı da mescidin karşısındaki Beyruha adlı hurma bahçesiydi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu bahçeye girer oradan tatlı su içerdi. Ebu Talha, “En sevdiğiniz maldan infak etmedikçe en iyi olan hayra ve cennete ulaşamazsınız.” (3 Al-i İmran 92) ayeti nazil olunca Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanına gelerek: -Ya Rasulallah “Allah sana sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça en iyi olan hayra ve cennete erişemezsiniz”, ayetini gönderdi. Benim en sevdiğim malım ise Beyruha adlı bahçedir. O Allah için sadakadır. Allah’tan onun sevabını ve ahiret azığı olmasını isterim. Burayı Allah’ın sana gösterdiği şekilde kullan, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu.

-Aferin sana bu ne karlı ve ne iyi bir maldır. Dediğini işittim fakat ben bu malı akrabalarına vermeni uygun görüyorum, dedi. Ebu Talha öyle yapayım Ya Rasulallah dedi ve bahçeyi akrabaları ve amca çocukları arasında taksim etti. (Buhari, Zekat 44, Müslim, Zekat 42)

323- عَنْ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : أَقْبَلَ رَجُلٌ إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ rفَقال : أُبَايِعُكَ عَلَى الْهِجْرَةِ وَالْجِهَادِ أَبْتَغِي الأجر مِنَ اللَّهِ. قال : فَهَلْ مِنْ وَالِدَيْكَ أَحَدٌ حَيٌّ ؟ قال : نَعَمْ, بَلْ كِلاَهُمَا. قال : فَتَبْتَغِي الأجر مِنَ اللَّهِ؟ قال : نَعَمْ . قال : فَارْجِعْ إِلَى وَالِدَيْكَ فَأَحْسِنْ صُحْبَتَهُمَا

323: Abdullah ibn-i Amr ibni As (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e gelerek: Allah’tan sevabını umarak hicret ve cihad etmek üzere sana biat ediyorum, yani siyasi otoriteni kabul edip elini tutuyorum, dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’de: “Ana ve babandan hayatta kalan var mı ? diye sordu. Adam: Her ikisi de sağdır, dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’da: “Allah’dan ecir ve sevap kazanmak mı istiyorsun?” Diye sordu. Adam evet deyince Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Anne ve babana dön onlara iyi bak” buyurdu. (Buhari, Cihad 138, Müslim, Birr 6)

* Buhari ve Müslim’in başka bir rivayeti şöyledir:

Bir adam Rasulullah’a gelip cihad için izin istedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): Anan baban sağ mı? Diye sordu. Adam evet deyince: Öyleyse git onlara hizmet et, buyurdu. (Buhari, Cihad 138, Müslim, Birr 5)

324- وَعَنْهُ عَنِ النَّبِىِّ rقال : لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِىءِ , وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ الَّذِى إذا قَطَعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا.

324: Yine Abdullah ibn-i Amr ibni As (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayete göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdular: “Akrabasının yaptığı iyiliğe benzeriyle karşılık veren gereği biçimde gözetme ve ziyaret etme görevini yerine getirmiş sayılmaz. Akrabayı görüp gözeten ilgilenen kimse, kendisiyle ilgiyi kesmelerine rağmen onlara iyilik etmeye devam edendir.” (Buhari, Edeb 15)

532- عَنْ عَائِشَةَ رَضِي الله عَنْهَا قالتْ : قال رسولُ الله r: اَلرَّحِمُ مُعَلَّقَةٌ بِالْعَرْشِ تَقُولُ: مَنْ وَصَلَنِى وَصَلَهُ اللهُ، وَمَنْ قَطَعَنِى قَطَعَهُ اللهُ.

325: Aişe (Allah Ondan razı olsun) dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Akrabalık ve müslümanlık bağı arşa tutunarak şöyle demiştir. Beni koruyup gözeteni Allah koruyup gözetsin. Benimle ilgisini kesenden de Allah rahmet ve ikramını kessin.” (Buhari, Edeb 13, Müslim, Birr 17)

326- عَنْ اُمِّ الْمُؤْمِنِينَ مَيْمُونَةَ بِنْتَ الْحَارِثِ رَضِي الله عَنْهَا إنهَا أَعْتَقَتْ وَلِيدَةً وَلَمْ تَسْتَأْذِنِ النَّبِيَّ rفَلَمَّا كان يَوْمُهَا الَّذِي يَدُورُ عَلَيْهَا فِيهِ, قالت : أَشَعَرْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إني أَعْتَقْتُ وَلِيدَتِى؟ قال : أَوَفَعَلْتِ ؟ قالت : نَعَمْ قال : أَمَا إنكِ لَوْ أَعْطَيْتِهَا أَخْوَالَكِ , كان أَعْظَمَ لأجركِ

326: Mü’minlerin annesi Meymune Bint-il Haris (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Meymune validemiz peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’den izin almadan bir cariyeyi azad edip hürriyetine kavuşturmuştu. Nöbet günü gelip de Rasulullah yanına gelince: Haberin var mı farkına vardın mı cariyemi azad ettim dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Gerçekten yaptın mı bunu?” diye sordu. Meymune (Allah Ondan razı olsun)’da gerçekten azad ettim deyince:

-Eğer cariyeyi dayılarına hediye etseydin daha çok sevap kazanırdın, buyurdu. (Buhari, Hibe 15, Müslim, Zekat 44)

327- عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أبي بَكْرٍ رَضِي الله عَنْهُمَا قالت : قَدِمَتْ عَلَيَّ أُمِّي وَهِيَ مُشْرِكَةٌ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ rفَاسْتَفْتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ rقُلْتُ : قَدِمَتْ عَلَىَّ اُمِّى, وَهِيَ رَاغِبَةٌ أَفَأَصِلُ أُمِّي؟ قال : نَعَمْ ,صِلِي أُمَّكِ

327: Ebu Bekir (Allah Onlardan razı olsun)’ın kızı Esma (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: İslamiyeti kabul etmemiş müşrike olan anam Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında yanıma gelmişti. Yardım edebileceğimi umarak bana ümid bağlamıştı. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e sordum: Ona ikramda bulunabilir miyim, görüp gözetebilir miyim? O da: “Evet annene iyi davran”, buyurdu. (Buhari, Hibe 29, Müslim, Zekat 50)

328- عَنْ زَيْنَبَ أمرأَةِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِي الله عَنْهُمَا قالت : قال رسولُ اللَّهِ r: تَصَدَّقْنَ يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ , وَلَوْ مِنْ حُلِيِّكُنَّ, قالت : فَرَجَعْتُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقُلْتُ : إنكَ رَجُلٌ خَفِيفُ ذَاتِ الْيَدِ, وَإن رَسُولَ اللَّهِ rقَدْ أمرنَا بِالصَّدَقَةِ فَأْتِهِ, فَاسْأَلْهُ, فَإن كان ذَلِكَ يَجْزِي عَنِّي وَلإلا صَرَفْتُهَا إِلَى غَيْرِكُمْ قالت : فَقال لِي عَبْدُ اللَّهِ : بَلِ ائْتِيهِ أنت قالت : فَانطَلَقْتُ فَإذا أمرأَةٌ مِنَ الأنصار بِبَابِ رَسُولِ اللَّهِ rحَاجَتِي حَاجَتُهَا, وَكان رَسُولُ اللَّهِ rقَدْ أُلْقِيَتْ عَلَيْهِ الْمَهَابَةُ, فَخَرَجَ عَلَيْنَا بِلاَلٌ, فَقُلْنَا لَهُ : ائْتِ رَسُولَ اللَّهِ rفَأَخْبِرْهُ أن أمرأَتَيْنِ بِالْبَابِ تَسْألانكَ: أَتُجْزِئُ الصَّدَقَةُ عَنْهُمَا عَلَى أَزْوَاجِهِمَا, وَعَلَى أَيْتَامٍ فِي حُجُورِهِمَا؟ وَلاَ تُخْبِرْهُ مَنْ نَحْنُ, فَدَخَلَ بِلاَلٌ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ rفَسَأَلَهُ فَقال لَهُ رَسُولُ اللَّهِ r: مَنْ هُمَا؟ فَقال : أمرأَةٌ مِنَ الأنصار وَزَيْنَبُ فَقال رَسُولُ اللَّهِ r: أَيُّ الزَّيَإنبِ ؟ قال : أمرأَةُ عَبْدِ اللَّهِ. فَقال لَهُ رَسُولُ اللَّهِ r: لَهُمَا أجران : أجر الْقَرَابَةِ, وَأجر الصَّدَقَةِ 

328: Abdullah ibni Mes’ud (Allah Onlardan razı olsun)’ın karısı Zeyneb es- Sekafiyye (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

-Ey Kadınlar cemaati zinet eşyalarınızdan bile olsa sadaka veriniz, buyurmuştu. Bunun üzerine ben kocam Abdullah ibni Mes’ud’un yanına varıp: Sen eli dar bir adamsın. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize sadaka vermemizi emretti. Ona git de bir soruver sana ve çocuklarına sarfedeceğim meblağ sadaka yerine geçer ise size, değilse başkalarına vereyim, dedim. Kocam Abdullah da kendin git ve sor deyince kendim gidip Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in kapısına varınca ensardan bir kadının da orada beklediğini gördüm onun maksadı da benimkinin aynı imiş. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in heybetinden içeriye girmeye çekinirdik. İçeriden Bilal çıkıverince ona: Hz. Peygambere git de ona iki kadın kapıda duruyor, sizden kendi kocalarına ve elleri altındaki yetimlere sarfettikleri sadaka yerine geçer mi diye soruyorlar de, fakat bizim kim olduğumuzu da söyleme, dedik.

Bilal Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanına girdi ve meseleyi sordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): Onlar kimlerdir? buyurdu. Bilal de ensardan bir kadın ile Zeyneb’dir, dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): Zeyneblerin hangisi, deyince Abdullah ibni Mes’ud’un karısı cevabını verdi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

-Onlar böyle yapmakla iki sevap birden kazanırlar. Birisi akrabalarını himaye etme sevabı diğeri de sadaka sevabı.” Buyurdular. (Buhari, Zekat 48, Müslim; Zekat 45)

329- عَنْ اَبِى سُفْيَان صَخْرِ بْنِ حَرْبٍ tفِى حَدِيثِهِ الطَّوِيلِ فِى قِصَّةِ هِرْقَلَ، أن هِرْقَلَ قال لأَِبِى سُفْيَان : فَمَإذا يَأمركُمْ بِهِ ؟ يَعْنِى النَّبِىَّ r. قال : قُلْتُ: اعْبُدُوا اللهَ وَحْدَهُ , وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَاتْرُكُوا مَا يَقُولُ آبَاؤُكُمْ، وَيَأمرنَا بِالصَّلاَةِ , وَالصِّدْقِ, وَالْعَفَافِ, وَالصِّلَةِ.

329: Ebu Süfyan Sahr ibni Harb (Allah Ondan razı olsun)’dan –Herakliyüs kısasına ait uzun bir hadiste- Herakliyüs Ebu Süfyana: O peygamber size ne emrediyor? Diye sordu. Ebu Süfyan:

- O bize Allah’a ibadet etmemizi, ona hiçbir şeyi denk tutmamamızı, atalarınızın dediği şeyleri ve gittiği yolları bırakmamızı, namazı kılmamızı, doğru ve iffetli olmamızı, akrabayı da görüp gözetmemizi emrediyor, dedim. (Buhari, Bed’ül vahy 6, Müslim, Cihad 74)

330- عَنْ اَبِى ذَرٍّ t: قال رسولُ الله r: إنكُمْ سَتَفْتَحُونَ أَرْضًا يُذْكَرُ فِيهَا الْقِيرَاطُ.

وَفِى رِوَايَةٍ: سَتَفْتَحُونَ مِصْرَ، وَهِىَ اَرْضٌ يُسَمَّى فِيهَا الْقِيرَاطٌ، فَاسْتَوْصُوا بِاَهْلِهَا خَيْرًا, فَإن لَهُمْ ذِمَّةً وَرَحْمًا.

وَفِى رِوَايَةٍ: فَإذا افْتَتَحْتُمُوهَا, فَاَحْسِنُوا اِلَى اَهْلِهَا ، فَإن لَهُمْ ذِمَّةً اَوْ رَحِمًا. اَوْ قال : ذِمَّةً وَصِهْرًا.

330: Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki siz yakında bir yer fethedeceksiniz ki orada para birimi olarak dirhem ve dinar yerine kırat kullanılmaktadır.

* Değişik bir rivayette ise : “Siz kırat’ın kullanıldığı Mısır’ı fethedeceksiniz. Oranın halkına iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü onlarla aramızda bir akrabalık bir de hısımlık bağımız vardır.”

* Bir diğer rivayette de şöyle buyurulur: “Siz orayı fethettiğiniz zaman halkına iyi davranın zira onlara karşı hısımlık ve akrabalık bağımız vardır.” (Müslim, Fezailüssahabe 226)

331- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tقال : لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ( وَأنذِرْ عَشِيرَتَكَ الأقْرَبِين َ) دَعَا رَسُولُ اللَّهِ rقُرَيْشًا, فَاجْتَمَعُوا فَعَمَّ, وَخَصَّ فَقال : يَا بَنِ عَبْدِ شَمْسٍ , يَا بَنِي كَعْبِ بْنِ لُؤَيٍّ , أنقِذُوا إنفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ , يَا بَنِي مُرَّةَ بنِ كَعْبٍ , أنقِذُوا إنفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ, يَا بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ, أنقِذُوا إنفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ ,يَا بَنِي هَاشِمٍ, أنقِذُوا إنفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ , يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ, أنقِذُوا إنفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ , يَا فَاطِمَةُ, أنقِذِي نَفْسَكِ مِنَ النَّارِ, فَإني لاَ أملك لَكُمْ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا, غَيْرَ أن لَكُمْ رَحِمًا سَأَبُلُّهَا بِبَلاَلِهَا 

331: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: “Yakın akrabalarını uyar.” (26 Şuara 214) ayeti inince Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Kureyş kabilesini çağırdı. Onlar da toplandılar. Genel ifadelerle kabilelere özel olarak da şahıslara hitab ederek:

-Ey Abdi Şems oğulları! Ey Ka’b ibni Luey oğulları ! Kendinizi cehennemden kurtarınız.

-Ey Mürre ibni Ka’b oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

-Ey Abdi Menaf oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

-Ey Haşim oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

-Ey Abdulmuttalib’in oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

-Ey Fatıma kendini cehennemden kurtar. Çünkü sizi Allah’ın azabından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağından dolayı sizinle ilgimi kesmeyecek ve akrabalık haklarını yerine getireceğim, dedi. (Müslim, İman 348)

332- عَنْ اَبِى عَبْدِ اللهِ عَمْرِو بْنَ الْعَاصِ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : سَمِعْتُ النَّبِيَّ rجِهَارًا غَيْرَ سِرٍّ يَقُولُ : أن آلَ بَنِى فُلان لَيْسُوا بِأَوْلِيَائِي, إنما وَلِيِّيَ اللَّهُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ, وَلَكِنْ لَهُمْ رَحِمٌ أَبُلُّهَا بِبَلاَهَا 

332: Ebu Abdullah Amr ibni Âs (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i gizli değil apaçık bir şekilde şöyle buyururken dinledim: “Akrabam olan falan oğulları ailesi benim dostum değildir. Benim dostlarım Allah ve salih mü’minlerdir. Fakat ötekilerle aramızda akrabalık bağı bulunduğu için kendileriyle ilgimi kesmeyip akrabalık haklarını yerine getireceğim.” (Buhari, Edeb 14, Müslim, İman 366)

333- عَنْ أبي أَيُّوبَ tقال : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ rفَقال : يَا رَسُولَ اللهِ, اَخْبِرْنِى بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِى الْجَنَّةِ, وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّار؟ِ فقال النَّبِىُّ r: تَعْبُدُ اللَّهَ , وَلاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ, وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ, وَتَصِلُ الرَّحِمَ .

333: Ebu Eyyub Halid ibni Zeyd el Ensari (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre bir adam: Ya Rasulallah beni cennete sokacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir davranışı haber ver, dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Allah’a ibadet edip ona hiçbir şeyi denk tutmazsın, namazı kılar, zekatı verir ve akrabalarını görüp gözetirsin.” (Buhari, Edeb 10, Müslim, İman 14)

334- عَنْ سَلْمَان ابْنِ عَامر tعَنِ النَّبِيِّ rقال : إذا أَفْطَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيُفْطِرْ عَلَى تَمْرٍ فَإنهُ بَرَكَةٌ , فَإن لَمْ يَجِدْ تَمْرًا, فَالْمَاءُ , فَإنهُ طَهُورٌ, وقال : الصَّدَقَةُ عَلَى الْمِسْكِينِ صَدَقَةٌ, وَعَلَى ذِي الرَّحِمِ ثِنْتَان: صَدَقَةٌ وَصِلَةٌ

334: Selman ibni Amir (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Biriniz oruç açacağınız zaman hurma ile açsın çünkü hurma berekettir. Hurma bulamazsa orucunu su ile açsın çünkü su temizdir.” Peygamber sözüne şöyle devam etti.

“Yoksula bir şey vermek sadakadır. Akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer. Biri sadaka sevabı diğeri de akrabayı görüp gözetme sevabıdır.” (Tirmizi , Zekat 26)

335- عَنْ بْنِ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : كانت تَحْتِي أمرأَةٌ وَكُنْتُ أحبهَا, وَكان عُمَرُ يَكْرَهُهَا, فَقال لِي : طَلِّقْهَا, فَأبيتُ, فَأَتَى عُمَرُ النَّبِيَّ rفَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقال النَّبِيُّ r: طَلِّقْهَا

335: İbni Ömer’in (Allah Onlardan razı olsun)şöyle dediği rivayet edilmiştir: Çok sevdiğim bir kadınla evliydim. Babam Ömer o kadından hoşlanmıyor ve onu boşamamı benden istiyordu. Ben de boşamak istemedim. Bunun üzerine babam Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e durumu anlatınca Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’de bana: O kadını boşa, diye emretti. (Ebu Davud, Edeb 120, tirmizi, talak 13)

336- عَنْ أبي الدَّرْدَاءِ tأن رَجُلاً أَتَاهُ فَقال : إن لِيَ أمرأَةً, وَإن أُمِّي تَأمرنِي بِطَلاَقِهَا؟ قال أَبُو الدَّرْدَاءِ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ : الْوَالِدُ أَوْسَطُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ, فَإن شِئْتَ, فَأَضِعْ ذَلِكَ الْبَابَ, أَوِ احْفَظْهُ. 

336: Ebu’d Derda (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre bir adam ona gelerek: Benim bir karım var. Anam ise onu boşamamı emrediyor ne yapmalıyım? Diye sordu. Ebu’d Derda ona şu cevabı verdi: Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle derken işittim: “Anne ve baba cennete orta kapıdan girmeye vesile olur veya insanı cennete ulaştıracak en iyi şey ana babaya iyilik etmektir. Artık sen o kapıyı istersen bırak istersen elinde tut.” (Tirmizi , Birr 3)

337- عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَاذِبٍ رضي اللهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِىِّ rقال : اَلْخَالَةُ بِمَنْزِلَةِ الأمِّ.

337: Bera ibni Azib (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Teyze anne yerindedir.” (Tirmizi , Birr 6)

337/1- عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ tقال : دَخَلْتُ عَلَى النَّبِىِّ rبِمَكَّةَ- يَعْنِ فِى اَوَّلِ النُّبُوَّةِ- فَقُلْتُ لَهُ: مَا أنت؟ قال : نَبِىٌّ. فَقُلْتُ: وَمَا نَبِىٌّ؟ قال : اَرْسَلَنِىَ اللهُ تَعَالَى. فَقُلْتُ: بِاَىِّ شَىْءٍ اَرْسَلَكَ؟ قال : اَرْسَلَنِى بِصِلَةِ الأرْحَامِ، وَكَسْرِ الأوْثان, وَأن يُؤَحَّدَ اللهُ لاَ يُشْرِكُ بِهِ شَىْءٌ.

337/1: Amr bin Abese (Allah Ondan razı olsun) anlatıyor. “Mekke’de iken peygamberliğinin ilk zamanında O’nun yanına vardım ve sen kimsin? dedim. O’da: ”Peygamberim” dedi. Peygamber ne demektir? dedim. O’da: “Allah beni vazifeli olarak gönderdi” dedi. Ben hangi şey ile gönderdi? deyince: “Akrabayı görüp gözetmek, putları kırmak, Allah’ın birliğini kabul edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak üzere” buyurdular.

Kimler Çevrimiçi

67 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk