Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinDünyada İhtiyaçtan Fazlasına Sarılmanın Gerekliliği Ve Fakirliğin Üstünlüğü

Dünyada İhtiyaçtan Fazlasına Sarılmanın Gerekliliği Ve Fakirliğin Üstünlüğü

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

DÜNYADA İHTİYAÇTAN FAZLASINA SARILMAMANIN GEREKLİLİĞİ VE FAKİRLİĞİN ÜSTÜNLÜĞÜ

قال الله تعالى : ]إنما مَثَلُ الحَياةِ الدّنْيا كَمآءٍ أنزلنَاهُ منَ السَمآءِ فَاخْتَلَطَ بِهِ نَبَاتُ الأرض ممَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَالأنعَامُ حَتَّى إذا أخذتِ الأرض زُخْرُفَها وَازَيَنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أنهُمْ قَادرُونَ عَلَيْهآ أَتَاهَآ أمرنَا لَيْلاً أَوْ نَهَاراً فَجَعَلْنَاهَا حَصِيداً كأن لَمْ تَغْنَ بِالأمْسِ كَذلِكَ نُفَصِّلُ الأيات لِقَوْمٍ يَتَفَكَرُونَ.[

 “Dünya hayatının örneği tıpkı şuna benzer: Gökten indirdiğimiz su sebebiyle insan ve hayvanların yediği yeryüzündeki bitkiler onunla birbirine karışır ta ki yeryüzü bütün güzelliklerini takınıp süslendiği, yeryüzü ehli de kendilerini onun ürününü biçip toplamaya güç yetireceklerini zannettikleri bir sırada geceleyin ve gündüzün o yere emrimiz gelir de sanki bir gün önce o hiç bitkisiyle süslenip zengin olmamış gibi onu kökünden biçilmiş yapıverdik, süs ve zenginliğini yok ettik. İşte biz düşünen bir toplum için ayetleri böyle geniş geniş açıklıyoruz.” (10 Yunus 24)

     قال الله تعالى : ]وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلَ الحَياةِ الدُّنْيَا كماءٍ أنزلنَاهُ منَ السَّمَاءِ فَاخْتَلَطَ بِهِ نَبَاتُ الأرض فَأَصْبَحَ هَشِيماً تَذْرُوهُ الرِّياحُ وكان الله عَلى كُلِّ شَيْءٍ مُقْتَدِراً اَلْمَالُ وَالبَنُونَ زِينَةُ الحَياةِ الدُّنْيا والباقِياتُ الصَّالحَاتُ خَيْرٌ عنْدَ رَبِّكَ ثَوَاباً وَخَيْرٌ أَمَلاً[

 “Onlara örnek olarak anlat: Dünya hayatı gökten yağdırdığımız yağmura benzer ki onunla yeryüzünün bitkileri büyüyüp birbirine karışır derken çok geçmeden bu canlılık  çeşitlilik rüzgarın savurup götürdüğü çer çöpe döner. Allah’ın gücü her şeye yeter. Mal mülk ve çocuklar dünya hayatının süsleridir. Edebi ve sürekli olan dürüst ve erdemli davranışlar ise karşılığı bakımından Rabbinin katında sevapça daha değerli ve bir ümid kaynağı olmaya daha layıktır.” (18 Kehf 45-46)

قال الله تعالى : ]اعْلَمُوا أنما الحَياةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهوٌ وَزِينَة وتَفَاخُرٌ بَيْنكُمْ وتكَاثُرٌ في الأموال وَالأولاد كَمَثَل غَيثٍ أَعجَبَ الكفَّارَ نَبَاتُهُ ثمَّ يَهيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرَّاً ثمَّ يَكُون حُطَاما وَفي الآخِرةَ عَذَابٌ شَديدٌ وَمَغْفِرَةٌ منَ الله ورِضوَان وما الحَيَاةُ الدُّنْيَا إلا مَتَاعُ الغُرُورِ.[

“Bilin ki ey insanlar bu dünya hayatı ve yaşantısı, sadece bir oyundan, geçici bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme, böbürlenme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ve yarışından ibarettir. Mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu dünyanın durumu hayat getiren yağmurun hikayesine benzer. Yağmurun yeşerttiği bitki toprağı ekenlere sevinç verir ama sonra kurur ve sen onun sarardığını görürsün. Sonra kül ufak olmuş dağılıp gitmiştir. Ve ahirette ise Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler için çetin bir azap, itaat edenler için ise bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Ve dünya hayatı aldatıcı bir geçimlik ve yararlanmadan ibarettir.” (57 Hadid 20)

قال الله تعالى : ]زُيِّنَ للنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالبَنِينَ والقَناطِيرِ المُقَنطَرَةِ مِنَ الذهَبِ وَالفِضَّةِ والخَيلِ المُسَوَّمَةِ وَالأنعامِ وَالحَرْثِ ذلِكَ مَتَاعُ الحَيَاةِ الدّنيَا والله عنْدَهُ حُسْنُ المآبِ.[

“Nefsani arzulara (özellikle) kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden yığın yığın biriktirilmiş hazinelere soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatının geçici şeyleridir. Ama hedeflerin en güzeli Allah katında olandır.” (3 Al-i İmran 14)

قال الله تعالى : ]يَا أيها النَّاسُ أن وَعْدَ الله حَقٌّ فَلا تغُرَّنَكُمُ الحياةُ الدنْيا ولا يَغُزَنَكُمْ بِاللهِ الغرُورُ.[

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, Allah’ın her konudaki verdiği söz gerçektir ve mutlaka gerçekleşecektir. O halde dünya hayatı nimet ve süsleriyle sizi ahiret hayatından alıkoyup aldatmasın. Çok aldatıcı olan şeytan da sakın sizi aldatıp Allah’ın lütuf ve bağışlamasına ümidlendirmesin.” (35 Fatır 5)

قال الله تعالى : ]أَلْهَاكُمُ التّكَاثُرُ حَتَّى زُرْتُمُ المَقَابِرَ  كَلاَّ سَوفَ تَعْلَمُونَ  ثُمَّ كَلاَّ سَوْفَ تَعْلَمُونَ  كَلاَّ لو تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ[ 

 “Aç gözlülük saplantısı içinde mal mülk çokluğuyla övünmek oyaladı sizleri. Öyle ki mezarlarınıza girinceye kadar bu oyalanmaya devam ettiniz veya çokluk için mezarları bile soymaya kalktınız. Ama zamanı geldiğinde bunların boş olduğunu anlıyacaksınız. İş öyle değil ama zamanı geldiğinde ahirette azapla karşılaşınca daha iyi bilip anlıyacaksınız. Hayır Hayır kesin bir bilgiyle yaptıklarınızın ne kazandırdığını bir bilseydiniz.” (102 tekasür 1-5)

قال الله تعالى : ]وَمَا هذهِ الحَياةُ الدُّنْيَا إلا لَهوٌ وَلَعِبٌ وَإن الدَّارَ الآخِرةَ لَهِى الحَيَوان لَوْ كانوا يَعْلَمُونَ.[

“Bu dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur. Keşke bu gerçeği tüm insanlar bilselerdi.” (29 Ankebut 64)

457- عن عمروِ بنِ عوف الأنصاري t: أن رسولَ الله r بَعَثَ أبا عبَيدَةَ بنَ الجرَّاحِ t، إلى البَحْرَيْنِ يَأتِي بِجِزْيَتِهَا فَقَدِمَ بِمَالٍ مِنَ البَحْرَيْنِ، فَسَمِعَتِ الأنصار بقُدومِ أبي عُبَيْدَة، فَوافَوْا صَلاةَ الفَجْرِ مَعَ رسولِ الله r فَلَمَّا صَلَّى رسولُ الله r انصَرَفَ فَتَعَرَّضُوا لَهُ، فَتبَسَّمَ رسولُ الله rحِينَ رَآهُمْ، ثُمَّ قال : أَظُنكُم سَمِعتُم أن أَبَا عُبَيْدَةَ قَدِمَ بشَيْءٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ ؟ فقالوا: أَجَل يا رسولَ الله، فقال : أبشروا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ، فوالله ما الفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ، ولكِنِّي أَخْشَى عَلَيْكُمْ أن تُبْسَطَ الدُّنْيَا عَلَيْكُم كما بُسِطَتْ عَلى مَنْ كان قَبْلَكُمْ، فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا, فَتُهْلِكَكُمْ كَمَا أَهْلَكَتْهُمْ . 

457: Amr ibni Avf el Ensari (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Ebu Ubeyde ibnül Cerrah (Allah Ondan razı olsun)’ı cizye tahsildarı olarak Bahreyn’e göndermişti. Ebu Ubeyde cizye ve topladığı mal ile Bahreyn’den geldi. Ensar Ebu Ubeyde’nin geldiğini duyup sabah namazını Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile kılmak üzere geldiler. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) namazı kılıp gitmeye kalkınca önüne durdular. Rasulullah onları bu vaziyette görünce gülümsedi ve:

-Ebu Ubeyde’nin Bahreyn’den malla geldiğini duydunuz zannediyorum, dedi. Ensar da: Evet Ya Rasulallah, diye cevap verdiler. Bunun üzerine peygamber efendimiz:“Sevininiz ileride sizi sevindirecek şeyler bekleyiniz. Allah’a yemin olsun ki sizin hakkınızda korktuğum şey fakirlik değildir. Fakat ben sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden onların dünya için yarışıp ahireti unuttukları gibi sizin de yarışa girmenizden ve bu uğurda onları mahvetikleri gibi, sizin mahvolmanızdan da korkuyorum.” (Buhari, Rikak 7, Müslim, Zühd 6)

458- وعن أبي سعيدٍ الخدريِّ t، قال : جَلَسَ رسولُ الله r عَلى المِنْبَرِ، وَجَلَسْنَا حَولَه، فقال : إن مِمّا أخافُ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِي مَا يُفْتَحُ عَلَيْكُمْ مِن زَهْرَةِ الدُّنْيَا وزينَتِهَا . 

458: Ebu Said el Hudrî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) minber üzerine oturmuş biz de onun etrafında dizilmiştik. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Benden sonra size dünya nimetlerinin ve güzelliklerinin açılmasından ve onlara gönlünüzü kaptıracağınızdan korkuyorum.” (Buhari, Zekat 47, Müslim, Zekat 121)

459- وعنه أن رسولَ الله r قال : أن الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ وَإن الله تَعالى مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا, فَيَنْظُرُ كَيفَ تَعْمَلُونَ، فَاتَّقُوا الدُنْيَا وَاتَّقُوا النِسَاءَ .

459: Ebu Said el Hudrî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Dünya tatlıdır, manzarası hoştur. Allah sizi dünyada sizden evvel geçenlerin yerine geçirecek ve nasıl davranacağınıza ve ne gibi işler yapacağınıza bakacaktır. O halde yolunuzu Allah ve Rasulü vasıtasıyla bulmak suretiyle dünyadan sakının, kadınlardan da korununuz.” (Müslim, Zikir 99)

460- وعن أنس t، أن النبي r قال : اللَّهُمَّ لا عَيْشَ إلا عَيْش الآخِرةِ . 

460: Enes (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allahım gerçek hayat ancak ahiret hayatıdır.” (Buhari, Rikak 1, Müslim, Cihad 126)

461- وعنه عن رسول الله rقال : يَتْبَعُ الميْتَ ثَلاثَةٌ: أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ, فَيَرْجِعُ اثْنان، ويَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ: يَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ, ويَبْقَى عَمَلُهُ . 

461: Yine Enes (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ölen kimseyi peşinden üç şey takib eder. Aile çevresi, malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, aile çevresi ve malı. Yaptığı işler ise kendisiyle birlikte kalır.” (Buhari, Rikak 42, Müslim, Zühd 5)

462- وعنه قال : قال رسولُ الله r: يُؤْتَى بأنعَم أَهْلِ الدُّنْيَا مِنْ أَهْلِ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَيُصْبَغُ في النَارِ صَبْغَةً، ثُمَّ يُقال : يا ابْنَ آدَمَ، هَلْ رَأَيْتَ خَيْراً قَطّ ؟ هَلْ مَرَّ بِكَ نَعيمٌ قَطُ ؟ فَيَقُولُ: لا والله يَا رَبِّ. وَيُؤْتَى بأَشَدِّ النَّاسِ بُؤْساً في الدُّنْيَا مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ فَيُصْبَغُ صَبْغَةً في الجَنَّةِ، فَيُقاللَهُ: يا ابْنَ آدَمَ هَلْ رَأَيْتَ بُؤْساً قَطُّ ؟ هَلْ مَرَّ بِكَ شِدَّةٌ قَطُّ ؟ فيقولُ: لا وَالله، مَا مَرَّ بي بُؤْسٌ قَطُّ، وَلا رَأَيْتُ شِدَّةً قَطُ . 

462: Enes (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cehennemliklerden olup da dünyada çok konforlu bir hayat yaşayan kişi kıyamet günü cehenneme bir kere daldırılır ve: Ey Ademoğlu sen hayatında iyi bir gün geçirdin mi? Konforlu bir hayat yaşadın mı? diye sorulur. O kişi de: Vallahi görmedim Ya Rabbi, cevabını verir.

Cennetliklerden olup dünyada şiddet ve ızdırapla gün geçiren bir kişi getirilir. Cennete bir kere daldırılır. Ona da: Ey Ademoğlu sen hayatında hiçbir sıkıntı çektin mi zorluk darlık gördün mü? denilir. O kişi de: Hayır vallahi Rabbim, hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der. (Müslim, Münafıkîn 55)

463- وعن المُسْتَوْرد بن شدادٍ t، قال : قال رسولُ الله r: مَا الدُنْيَا في الآخِرةِ, إلا مِثْلُ مَا يَجْعَلُ أَحَدُكُمْ أُصْبُعَهُ في اليَمِّ، فَلْيَنْظُرْ بِمَ يرْجِعُ .

463: Müstevrid ibni Şeddad (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ahirete göre dünyanın değeri ancak sizden birinin parmağını denize daldırmasına benzer. Parmağıyla denizden aldığı suyu göz önüne getirip bir baksın –kısa, değersiz ve yok denecek kadar az.- (Müslim, cennet 55)

464- وعن جابِرٍ tأن رسولَ الله rمَرَّ بِالسُّوقِ وَالنَّاسُ كَنَفَتَيْهِ، فَمَرَّ بِجَدْيٍ أَسَكَّ مَيِّتٍ، فتَنَاوَلَهُ، فَأخذ بأُذُنِهِ، ثُمَّ قال : أَيّكُمْ يُحِب ُّأن يكُونَ هذَا لَهُ بِدِرهمٍ ؟. فَقالوا : مَا نُحِبُّ أنهُ لَنَا بِشَيْءٍ، وَمَا نَصنَعُ بِهِ ؟ ثم قال : أَتُحِبُّونَ أنهُ لَكُمْ ؟. قالوا : والله لَوْ كان حَيًّا كان عَيْبا, أنهُ أَسَكُّ. فَكَيْفَ وهو مَيِّتٌ ! فقال : فَوَالله لَلدُّنْيَا أَهْوَنُ عَلَى الله مِنْ هذَا عَلَيْكُمْ .

464: Cabir (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir gün çarşıya uğramıştı, ashabı da etrafında idi. Küçük kulaklı bir oğlak ölüsüne rastladı, onu kulağından tutarak: “Hanginiz bunu bir dirheme satın almak ister?” buyurdu. Ashab:

-Onu daha az para ile de olsa almayız, onu ne yapalım ki, dediler. Sonra Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

-Size bedava verilse ister misiniz? diye sordu. Onlar:

-Allah’a yemin ederiz ki, o diri bile olsa kulaksız olduğu için kusurludur, ölü iken onu ne yapalım? Diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Allah’a yemin ederim ki bu oğlak sizce nasıl değersiz ise dünya da Allah katında ondan daha değersizdir.” Buyurdular.

465- وعن أبي ذرٍّ t، قال : كُنْت أَمْشِي مَعَ النبيِّ rفي حَرَّةٍ بالمدينَةِ، فَاسْتَقْبَلَنَا أُحُدٌ فقال : يَا أبَا ذَرٍّ . قلت: لَبَّيْكَ يَا رسولَ الله. فقال : مَا يَسُرُّني عِنْدِي مِثْلَ أُحُدٍ هَذَا ذَهباً تمْضِى عَلَيَّ ثَلاثَةُ أَيَّامٍ وَعِنْدِي مِنْهُ دِينَارٌ، إلا شَيْءٌ أُرْصدُهُ لِدَيْنِ، إلا أن أَقُولَ بِهِ في عِبَادِ الله هكَذَا, وَهكَذَا وَهكَذَا. عن يَمِينِه وعن شمالِه وعن خلفه, ثم سار فقال : إن الأكثَرِينَ هُمُ الأقلُّونَ يَوْمَ القيامةِ إلا مَنْ قال : بالمَالِ هكَذا, وهكَذا وهكَذا. عن يمينِهِ، وعن شمالِهِ، ومِن خَلْفه. وَقَلِيلٌ مَا هُم . ثم قال لي: مَكانكَ لاَ تَبْرَحْ حَتَّى آتِيَكَ . ثم انطلق في سَوَادِ اللَّيْلِ حتى تَوَارَى، فَسَمِعْتُ صَوْتاً قَدِ ارْتفَعَ، فَتَخَوَّفْتُ أن يَكُونَ أَحَدٌ عَرَضَ للنَّبِيِّ rفَأَرَدْتُ أن آتِيَهُ، فَذَكَرْتُ قوله: لا تَبْرَحَ حتَّى آتِيَكَ. فلم أَبْرَحْ حَتَّى أتاني، فَقُلْتُ : لقد سَمِعْتُ صَوْتاً تَخَوَّفْتُ منه، فَذَكَرْتُ له، فقال : وَهَلْ سَمِعْتَهُ ؟. قلت : نَعَم، قال : ذَاكَ جِبريلُ أَتاني فقال : مَن مات مِنْ أُمَّتِكَ لا يُشرِكُ بِالله شَيئاً دَخَلَ الجَنَّةَ ، قلتُ : وَإن زَنَى وَإن سَرَقَ؟ قال : وَإن زَنَى وَإن سَرَقَ .  

465: Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte Medine‘nin Harra mevkiinde yürüyordum. Derken Uhud dağı karşımıza çıkıverdi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Ya Eba Zerr” dedi. Ben de: Buyur Ya Rasulallah, emrine amadeyim dedim. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

-Yanımda şu Uhud dağı kadar altın olsa bu iş beni sevindirmez. Bir borcu ödemek için ayırdığımdan başka da yanımda bir dinar bulunduğu halde üç gün geçmesin istemem. –Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) , sağına, soluna ve arkasına verme işareti yaparak- yanımda bulunanı şöyle şöyle Allah’ın kullarına dağıtmak isterim, buyurdu ve yoluna devam ederek: Dünyada kendilerine çok mal verilenler ahirette sevabı az olanlardır veya cennette onlar azınlıktadırlar. Yalnız sağına soluna ve arkasına şöyle şöyle infak edenler müstesnadır. Onlar da ne kadar azdır. Sonra bana: Ben yanına gelinceye kadar yerinde dur, diye tenbih ederek gecenin karanlığında yürüyüp gözden kayboldu. Bir müddet sonra yükselen bir ses duydum. Bir kimsenin Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e saldırmasından korktum yanına gitmek istedim. Fakat ben gelinceye kadar olduğun yerden ayrılma emrini hatırlayarak o gelinceye kadar bir yere ayrılmadım. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) yanıma gelince bir ses duydum ve korktum diyerek olanları anlattım. Sen o sesi duydun mu? diye sordu. Ben evet diye cevap verdim. Bunun üzerine bana dedi ki: O Cebrail idi. Bana ümmetinden Allah’a ortak koşmayarak ölen kimse cennete girer, dedi. Ben zina edip hırsızlık yapsada mı? dedim. Zina etse de hırsızlık yapsa da cennete girer, buyurdular. (Buhari, İstikraz 3, Müslim, Zekat 32)

466- وعن أبي هريرة tعنْ رسولِ الله rقال : لَوْ كان لي مِثلُ أُحُدٍ ذَهَبا لَسَرَّني لاَ تَمُرَّ عَلَيَّ ثَلاثُ لَيَالٍ وَعِندِي منه شَيْءٌ إلا شَيْءٌ أُرْصِدهُ لِدَينٍ . 

466: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Uhud dağı kadar altınım olsa borcum kadarı hariç, ondan yanımda bir miktar bulunduğu halde üzerimden üç gece bile kalmaması beni sevindirir.” (Buhari, temenni 2, Müslim, Zekat 31)

467- وعنه قال : قال رسولُ الله r: انظُرُوا إلى مَنْ هُوَ أَسْفَلَ مِنْكُمْ, وَلا تَنْظُرُوا إلى مَنْ هُوَ فَوقَكُم، فَهُوَ أَجْدَرُ أن لا تَزْدَرُوا نِعمَةَ الله عَلَيْكُمْ . 

وفي رواية البخاري: إذا نَظَرَ أَحَدُكُمْ إلى مَنْ فُضّلَ عليهِ في الْمَالِ وَالخَلْقِ، فَلْيَنْظُرْ إلى مَنْ هو أَسْفَلُ مِنْهُ . 

467: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hayat şartları kendinizden aşağı olanlara bakınız, sizden üstün olanlara bakmayınız. Bu hareket elinizdeki Allah’ın nimetini hor görmemeniz için en uygun yoldur.” (Müslim, Zühd 9)

* Buhari’nin değişik bir rivayeti şöyledir: “Sizden biriniz mal ve yaradılış yönünden kendisinden üstün birini görürse hemen ardından kendinden aşağı durumda bulunan kimselere baksın.” (Buhari, Rikak 36)

468- وعنه عن النبي rقال : تَعِسَ عَبْدُ الدِّينَارِ وَالدِّرْهَمِ وَالقَطِيفَةِ وَالخَمِيصَةِ، إن أُعْطِيَ رضِيَ، وإن لَمْ يُعْطَ لَمْ يَرْضَ . 

468: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Altın, gümüş, kumaş ve elbiseye kul köle olanlar helak oldular. Bu tip insanlar kendilerine verilse sevinirler, verilmezse hoşlanmazlar.” (Buhari, Rikak 10)

469- وعنه tقال : لَقَدْ رأَيْتُ سَبْعِينَ منْ أَهْلِ الصفَّةِ، مَا مِنْهُمْ رَجُلٌ عليه رداءٌ، إمَّا إزَارٌ، وَإمَا كِسَاءٌ، قَدْ رَبَطُوا في أَعْنَاقِهِمْ، فَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ نِصْفَ السَّاقَيْنِ، وَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ الكَعْبَيْنِ، فَيَجْمَعُهُ بِيَدهِ كرَاهِيَةَ أن تُرَى عَوْرَتُهُ. 

469: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den, şöyle demiştir: Suffe ashabından yetmiş kişiyi gördüm ki onlardan hiç birinin üzerinde örtünecek bir şeyleri yoktu. Ya sadece üst tarafı örten bir gömlek veya alt tarafı örtecek eteklik giymişler bu elbise parçalarını boyunlarına bağlarlardı da bu giysilerden kimisi baldırlarının yarısına kimisi de topuklarına kadar erişebilirdi de avret yerleri görülmemesi için uçlarını elleriyle topluyorlardı. (Buhari,Salat 58)

470- وعنه قال : قال رسول الله r: الدُّنْيَا سِجْنُ المُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الكَافِرِ .

470: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Dünya mü’minin zindanı, kafirin cennetidir.” (Müslim, Zühd 1)

471- وعن ابن عمر رضي اللهُ عَنْهُمَا ، قال : أخذ رسولُ الله r بِمَنكِبَيَّ، فقال : كُنْ في الدُّنْيَا كانكَ غَريبٌ، أَوْ عَابِرُ سَبيلٍ .

وَكان ابنُ عمرَ رضي اللهُ عَنْهُما يقول : إذا أَمْسَيْتَ، فَلا تَنْتَظِرِ الصَّبَاحَ، وَإذا أصْبَحْتَ، فَلا تَنْتَظِرِ المَسَاءَ، وَخُذْ مِنْ صِحَّتِكَ لمرَضِكَ , وَمِنْ حَيَاتِكَ لِمَوْتِكَ. 

471: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) omuzumdan tuttu ve: “Dünyada sanki bir garip veya yolcu gibi ol” buyurdu. İbni Ömer şöyle derdi: Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme, sağlığın yerindeyken hastalığın, hayatta iken ölümün için hazırlık yap. (Buhari, Rikak 3)

472- وعن أبي الْعَبَّاسِ سَهْلِ بنِ سَعْدٍ السّاعديِّ t، قال : جاءَ رَجُلٌ إلى النبيَّ r فقال : يا رسولَ الله، دُلَّنِي عَلى عَمَلٍ إذا عَمِلْتُهُ أحبنِي الله، وَأحبنِي النَّاسُ، فقال : ازهَدْ في الدُّنْيَا يُحِبَّكَ الله، وَازْهَدْ فِيمَا عِنْدَ النَّاسِ يُحِبَّكَ النَّاسُ . 

472: Ebul Abbas Sehl İbni Sa’d es Saidî (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e bir adam geldi ve: Ya Rasulallah! Bana yaptığım zaman hem Allah’ın hem de insanların beni seveceği bir iş söyle dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’de: “Dünyaya fazla bağlanma ki Allah seni sevsin, insanların elindekilere göz dikme ki insanlar seni sevsin.” (İbn Mace, Zühd 1)

473- وعن النُّعْمَان بنِ بشيرِ رضي اللهُ عَنْهُما قال : ذَكَرَ عُمَرُ بْن الخَطَّابِ  t، مَا أصاب النَّاسُ مِنَ الدُّنيَا, فقال : لَقَدْ رَأَيْتُ رسولَ الله r، يَظَلُّ الْيَوْمَ, يَلْتَوي مَا يَجِدُ مِنَ الدَّقَلِ مَا يَمْلأُ بِه ِ بَطْنَهُ.

473: Numan ibni Beşir (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Ömer ibni Hattab (Allah Ondan razı olsun) insanların sahip oldukları dünyalıkları ortaya koyarak şöyle dedi: Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gün boyu açlıktan kıvranıp durduğunu, karnını doyuracak âdî bir hurma bile bulamadığını gördüm. (Müslim, Zühd 36)

474- وعن عائشةَ، رضي الله عنها, قالت : تُوُفِّيَ رَسُولُ الله rوَمَا في بَيْتِي مِنْ شَيءٍْ يَأْكُلُهُ ذُو كَبِدٍ إلا شَطْرُ شَعِيرٍ في رَفّ لي،  ، فَأَكَلْتُ مِنْهُ حَتَّى طَال علَيَّ، فَكِلْتُهُ فَفَنِي. 

474: Aişe (Allah Onlardan razı olsun)’dan aktarılmıştır. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat ettiğinde evimde bana ait olan rafta biraz arpadan başka hiçbir canlının yiyeceği hiçbir şey yoktu. Uzun zaman hep ondan yedim, bitecek diye telaşlanıp ölçtüm böylece tevekkül ortadan kalkmış oldu ve hemen tükeniverdi. (Buhari, Humus 3, Müslim, Zühd 27)

475- وعن عمروِ بنِ الحارثِ أخي جُوَيْرِيَةَ بِنْتِ الحَارثِ أُمِّ المُؤمنينَ رضي اللهُ عَنْهُما قال : مَا تَرَكَ رسولُ الله rعنْدَ مَوْتِهِ دِينَارا , وَلا دِرْهَما, وَلا عَبْدا, وَلا أَمَةً، ولاَ شَيْئاً إلا بغْلَتَهُ الْبَيْضَاءَ الَّتي كان يَرْكَبُهَا وَسِلاحَهُ، وَأَرْضاً جَعَلَهَا لابْنِ السَّبيلِ صَدقةً

475: Mü’minlerin annesi Cüveyriyye binti Haris’in erkek kardeşi Amr ibni Haris (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat ettiğinde geride sadece bindiği beyaz katırı, silahı ve yolcular için vakfettiği arazi dışında ne altın ne gümüş ne köle ne cariye ne de hiçbir şey bırakmadı. (Buhari, Vesaya 1)

476- وعن خَبَّاب بنِ ألارَتِّ t، قال : هَاجرنَا مَعَ رسولِ الله rنَلْتَمِسُ وَجْهَ الله تعالى، فَوَقَعَ أجرنَا عَلى الله، فَمِنَّا مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْ أجرهِ شَيْئا, مِنْهُمْ مُصْعَبُ بن عُمَيْر t، قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَتَرَكَ نَمِرَةً، فَكُنَّا إذا غَطَّيْنَا بِهَا رَأْسَهُ، بَدَتْ رِجْلاهُ، وَإذا غَطَّيْنَا بِهًا رِجْلَيْهِ، بَدَا رَأْسُهُ، فَأمرنَا رسولُ الله rأن نُغَطِّيَ رَأْسَهُ، وَنَجْعَلَ عَلَى رِجْلَيْهِ شَيْئاً مِنَ الأذْخر، وَمنَّا مَنْ أَيْنَعَتْ لَهُ ثَمَرَتُهُ، فَهُو يَهْدِبُهَا. 

476: Habbab ibni Eret (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Allah’ın rızasını kazanmak için Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le birlikte Medine’ye hicret ettik. Hicretimizin mükafatı Allah’a kalmıştı. Arkadaşlarımızdan bazıları elde edecekleri mükafattan hiçbir şey yemeden vefat ettiler. Onlardan biri de Mus’ab ibni Umeyr (Allah Ondan razı olsun)’dır. O Uhud günü şehid edilmişti. Yünden yapılmış renkli bir kaftandan başka hiçbir şeyi yoktu. Bu kaftanı kefen olarak başına örttüğümüzde ayakları açılıyor, ayaklarına örttüğümüzde de başı açılıyordu. Neticede Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) başını örtmemizi ve ayak tarafını izhır denilen güzel kokulu ottan koymamızı emretti.

Bizden bazıları da vardı ki hicretin meyvelerine ulaştı ve onları devşirdi yani pek çok dünya nimetlerine kavuştu. (Buhari, Cenaiz 27, Müslim, cenaiz 44)

477- وعن سَهْلِ بن سَعْد السَّاعديِّ رضي الله عنه, قال : قال رسولُ الله r: لَوْ كانت الدُّنْيَا تَعدِلُ عِنْدَ الله جَنَاحَ بَعُوضَةٍ، مَا سَقَى كَافِراً مِنْهَا شَرْبَةَ مَاءٍ .

477: Sehl ibni Sa’d es Saidî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Eğer dünya sivrisineğin kanadına denk bir değere sahip olsaydı Allah hiçbir kafire dünyadan bir yudum su bile içirmezdi.” (Tirmizi  Zühd 13)

478- وعَن أبي هُرَيْرَةَ t، قال : سمعتُ رسولَ الله r يقول: ألا إن الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ، مَلْعُونٌ مَا فيها إلا ذِكْرَ الله تَعَالى، وَمَا وَالاهُ، وَعالماً وَمُتَعَلِّماً .

478: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun), Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim demiştir. “Dikkat edin uyanık olun. Dünya ve içindeki tüm şeyler değersiz ve kıymetsiz olup lanetlenmiştir. Ancak Allah’ı anmak,onun rızasına uygun şeyleri öğrenmek müstesnadır.”(Tirmizi ,Zühd 14)

479- وعن عبْدِ الله بنِ مسعودٍ  t، قال : قال رسولُ الله r: لاَ تَتَّخِذُوا الضَّيْعَةَ فَتَرْغَبُوا في الدُنْيَا .

479: Abdullah ibni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Çiftlik ve akar edinerek dünyaya dalmaktan sakınınız.” (Tirmizi , Zühd 20)

480- وعن عبدِ الله بنِ عمرِو بنِ العاصِ رضي اللهُ عَنْهُما قال : مرَّ عَلَيْنَا رسولُ الله rوَنحنُ نعالجُ خُصًّا لَنَا, فقال : مَا هذَا؟ فَقُلْنَا: قَدْ وهَى، فَنَحْنُ نُصْلِحُهُ، فقال : ما أَرَى الأمر إلا أَعْجَلَ مِنْ ذلِكَ .

24/480: Abdullah ibni Amr ibni As (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize uğramıştı, biz de oturduğumuz kulübeyi tamir ediyorduk. “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu. Biz de yıkılmak üzere olan kulübemizi onarıyoruz dedik. Bunun üzerine: “Ölümün bu yıkılma işinden daha çabuk geleceğini sanıyorum.” buyurdular. (Ebu Davud, Edeb 169)

481- وعن كَعْبِ بنِ عِيَاضٍ t، قال : سمعتُ رسولَ الله r يقول: إن لكلِّ أمَّةٍ فِتْنَةً، وَفِتْنَةُ أُمَّتي المَالُ. 

25/481: Ka’b ibni İyaz (Allah Ondan razı olsun) Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle söylediğini işitmiştir: “Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi, imtihan vesilesi de maldır.” (Tirmizi , Zühd 26)

482- وعن أبي عَمْرٍو، ويقال : أبو عبدِ الله، ويقال : أبُو لَيْلَى، عُثْمَان ابن عَفَّان t، أن النبي r قال : لَيْسَ لابْنِ آدَمَ حَقٌّ في سِوى هذه الخِصَالِ: بَيْتٌ يَسْكُنُهُ، وَثَوْبٌ يُواري عَوْرَتَهُ, وجِلْفُ الخُبْزِ، وَالمَاءِ . 

26/482: Ebu Amr ki Ebu Abdullah ve Ebu Leyla’da denilir. Osman ibni Affan (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu. “Adem oğlunun şunlar dışında dünyada bir hakkı yoktur. Oturacağı ev, avret yerini örtecek elbiseö yiyecek ve içeceğini koyacağı kaplar.” (Tirmizi , Zühd )

483- وعنْ عبدِ الله بنِ الشِّخِّيرِ t، أنهُ قال : أتَيْتُ النَّبيَّ r وَهُوَ يَقْرَأُ: ]أَلهَاكُمُ التكَاثُر[ قال : يَقُولُ ابنُ آدَمَ: مَالي، مَالي، وَهَل لَكَ يَا ابنَ آدَمَ مِنْ مالِكَ إلا ما أَكَلتَ فَأَفْنَيْتَ، أَوْ لَبسْتَ فَأَبْلَيْتَ، أَوْ تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ . 

27/483: Abdullah ibni Şıhhîr (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanına gelmiştim. O sırada “elhakümüttekasür” suresini okuyordu. Sureyi tamamlayınca şöyle buyurdu:

“Ademoğlu malım malım deyip duruyor. Ey Ademoğlu yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sevap kazanmak için sadaka olarak önden gönderdiğinden başka malın mı var ki geri kalan tüm malların mirasçılarındır.” (Müslim, Zühd 3)

484- وعن عبدِ الله بن مُغَفَّلٍ t، قال : قال رَجُلٌ للنَّبِيِّ r: يا رسولَ الله ، والله إني لأحبكَ، فَقال لَهُ: أنظُرْ ماذا تقُولُ ؟ قال : وَاللّه إني لأحبكَ، ثَلاثَ مَرَّاتٍ، فقال : إن كُنْتَ تُحِبُّنِي فَأَعِدَّ لِلفَقْرِ تِجفَافا, فإن الفَقْرَ أَسْرَعُ إلى مَن يُحِبُّني مِنَ السَّيْلِ إلى مُنْتَهَاهُ. 

484: Abdullah ibni Muğaffel (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e: -Ey Allahın Rasulü, Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum, dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) o kişiye: “Ne söylediğini iyi düşün”, deyince adam: -Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum, dedi ve bu sözü üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

“Beni seversen fakirliğe karşı zırh hazırla çünkü fakirlik beni sevenlere ulaşmakta selin akışından daha çabuk yol alır.” (Tirmizi , Zühd 36)

485- وعن كَعبِ بنِ مالكٍ t، قال : قال رسولُ الله r: مَا ذِئْبَا جَائِعا أُرْسِلا في غَنَمٍ بِأَفْسَدَ لَها مِنْ حِرْصِ المَرْءِ عَلَى المَالِ وَالشَّرَفِ لِدِينِه . 

29/485: Ka’b ibni Malik (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Bir koyun sürüsüne salıverilmiş iki aç kurdun yaptığı zarar, mala ve mevkiye düşkün bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.” (Tirmizi , zühd 43)

486- وعن عبد الله بن مَسْعُودٍ t، قال : نَامَ رسولُ الله r على حَصِير، فَقَامَ وَقَدْ أثَّرَ في جَنْبِهِ. قُلْنَا: يا رَسُولَ الله لوِ اتَّخَذْنَا لَكَ وِطَاءً فقال : مَالي وَلِلدُّنيَا ؟ مَا أنا في الدُّنْيَا إلا كَرَاكِبٍ, اسْتَظَلَّ تَحْتَ شَجَرَةٍ ثُمَّ رَاحَ وَتَرَكَهَا.

486: Abdullah ibni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir hasır üzerinde yatıp uyumuştu. Uyandığında hasır vücuduna iz bırakmıştı. Bunun üzerine biz:

 –Ya Rasulallah sizin için bir yatak edinsek dedik. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) :

“Benim dünya ile işim ve ilgim ne ? Ben bu dünyada bir ağaç altında gölgelenip de bırakıp giden bir yolcu gibiyim.” (Tirmizi , Zühd 44)

487- وعن أبي هريرة t، قال : قال رسولُ الله e:يَدْخُلُ الفُقَراءُ الجنَّةَ قَبْلَ ألاغْنِيَاءِ بِخَمْسِ مَائَةِ عَامٍ. 

487: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Fakirler cennete zenginlerden beşyüz yıl önce girerler.” (Tirmizi , Zühd 44)

488- وعن ابنِ عَبَّاسٍ، وعمْرَان بنِ الحُصَيْن رضي اللهُ عَنْهُما عن النبي rقال : اطَّلَعْتُ في الجَنَّةِ, فَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا الفُقَرَاءَ، وَاطَّلَعْتُ في النَارِ فَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا النِّسَاءَ . 

488: İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun) ve İmran ibni Husayn (Allah Onlardan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cennete baktım gördüm ki orada bulunanların çoğunluğunun fakirler olduğunu gördüm. Cehennemi de gördüm baktım ki orada bulunanların çoğunluğu da kadınlardır.” (Buhari, Nikah 88, Müslim, Zikir 94)

489- وعن أُسامةَ بنِ زيدٍ رضي اللهُ عَنْهُما عنِ النبيِّ rقال : قُمْتُ عَلَى بَابِ الجَنَّةِ، فَكان عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا المَساكِينُ. وَأَصحَابُ الجَدِّ محبُوسُونَ، غَيْرَ أن أَصحَابَ النَّار قَد أمر بِهِم إلى النَّارِ . 

489: Usame ibni Zeyd (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cennetin kapısında durdum, oraya girenlerin çoğu dünyada malı mülkü olmayan yoksullardı. Varlıklı kimseler ise hesaba çekilmek üzere alıkonulmuşlardı. Ne var ki onlardan cehenneme gidecek olanların cehenneme götürülme emri verilmişti.” (Buhari, Nikah 87, Müslim, Zikir 93)

490- وعن أبي هريرة عن النبيِّ rقال : أَصْدَقُ كلِمَةٍ قالها شَاعِرٌ كَلِمَةُ لَبِيدٍ: ألا كُلُّ شيءٍ ماخَلا الله بَاطِلُ .

490: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Şairlerin söylediği sözlerin en doğrusu Lebid’in şu sözüdür: İyi biliniz ki Allah’tan başka her şey yok olacaktır.” (Buhari, Edeb 90, Müslim, Birr2)

Kimler Çevrimiçi

21 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk