Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinEllah'ın Rızası Ve Cenneti Kazanmak İçin Gayret Etmek

Ellah'ın Rızası Ve Cenneti Kazanmak İçin Gayret Etmek

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

ELLAH’IN RIZASI ve CENNETİ KAZANMAK İÇİN GAYRET ETMEK

قال الله تعالى:]وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإن اللَّهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِي  [

“Ama davamız uğrunda, üstün gayret göstererek cihad edenleri, elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Şüphesiz Allah, iyilik ve güzelliği huy edinenlerle beraberdir.” (29 Ankebût 69)

قال الله تعالى : ]وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ [

“Rabbine olan kulluğunu, ölüm sana gelip erişinceye kadar devam ettir.” (15 Hıcr 99)

قال الله تعالى : ]وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إليه تَبْتِيلاً [

“Ama hem gece hem gündüz Rabbinin adını an ve bütün varlığınla kendini O’na ada.” (73 Müzzemmil 8)

قال الله تعالى : ]فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقال ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ [

 “Artık kim zerre kadar iyilik yapmışsa, karşılığını görecek.” (99 Zilzâl 7)

قال الله تعالى : ]وَمَا تُقَدِّمُوا لأنفسكم مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللَّهِ هُوَ خَيْرًا وأعظم أجرا وَاسْتَغْفِرُوا اللَّهَ إن اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ[

“Çünkü hayır olarak kendi nefsiniz adına ne hazırlarsanız onu Allah yanında daha kıymetli ve mükafatı daha büyük bulursunuz ve Allah’tan bağışlanmanızı dileyin. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır.” (73 Müzzemmil 20)

قال الله تعالى : ]وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَإن اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ [

“Ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.” (2 Bakara 273)

95- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ t قال : قال رَسُولُ اللَّهِ e:إن اللَّهَ تَعاَلَي قال : مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ. وَمَا تَقَرَّبَ إِلَيَّ عَبْدِي بِشَيْءٍ أحب إِلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُ عَلَيْهِ : وَمَا يَزَالُ عَبْدِي يَتَقَرَّبُ إِلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى أحبهُ , فَإذا أحببْتُهُ كُنْتُ سَمْعَهُ الَّذِي يَسْمَعُ بِهِ , وَبَصَرَهُ الَّذِي يُبْصِرُ بِهِ , وَيَدَهُ الَّتِي يَبْطشُ بِهَا , وَرِجْلَهُ الَّتِي يَمْشِي بِهَا, وَلَئِنْ سَأَلَنِي لأُعْطِيَنَّهُ , وَلَئِنِ اسْتَعَاذَنِي لأُعِيذَنَّهُ .

95: Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Allah’ü teâlâ şöyle buyurmuştur dedi: “Her kim samimi olarak farz ve nafile ibadetleriyle bana yaklaşan dostuma düşmanlık ederse, ben de ona karşı harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeylerin benim katımda en sevimli olanı farz kıldığım ibadetlerdir. Kulum nafile ibadetleriyle de devamlı bana yaklaşır da ben de onu severim. Onu sevdiğim vakit; onun işiten kulağı, gören gözü ve tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Bana sığınırsa onu korurum.” (Buhârî, Rikâk 38)

96- عَنْ أنس t عَنِ النَّبِيِّ e فِيماَ يَرْوِيهِ عَنْ رَبِّهِ عَزَّ وَجَلَّ قال : إذا تَقَرَّبَ الْعَبْدُ إِلَيَّ شِبْرًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا, وَإذا تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعًا, وَإذا أتاني يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً .

96: Enes (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Allah’ü teâlâ şöyle buyurmuştur dedi: “Kulum bana bir karış yaklaştığı zaman, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşınca, ben ona bir kulaç yaklaşırım, o bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım.” (Buhârî, tevhîd 50)

97- عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهماقال : قال رَسوُلُ اللهِ e : نعمتان مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ .

97: İbn Abbâs (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki; insanların pek çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmışlardır: SIHHAT ve BOŞ VAKİT.” (Buhârî, Rikâk 1)

98- عَنْ عَائِشَةَ رضي اللهُ عَنْهَا أن نَبِيَّ اللَّهِ e كان يَقُومُ مِنَ اللَّيْلِ حَتَّى تَتَفَطَّرَ قَدَمَاهُ, فَقُلْتُ لَهُ : لِمَ تَصْنَعُ هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ, وَقَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ؟ قال : أَفَلاَ أحب أن أكون عَبْدًا شَكُورًا .

98: Aişe (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Bir seferinde ben O’na: Niçin böyle yapıyorsun? Halbuki Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlamıştır dedim. Şöyle buyurdular: “Şükreden bir kul olmayı istemeyeyim mi?” (Müslim, Münâfikûn 81)

99- عَنْ عَائِشَةَ رضي اللهُ عَنْهَا أنهاَ قالتْ: كان رَسُولُ اللَّهِ eإذا دَخَلَ الْعَشْرُ أَحْيَا اللَّيْلَ, وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ, وَجَدَّ وَشَدَّ الْمِئْزَرَ .

99: Aişe (Allah Ondan razı olsun)’a şöyle demiştir: Ramazan ayının son on günü gelince Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) geceleri ibadetle değerlendirir, aile fertlerini uyandırır, ibadet yapmaya teşvik eder, kendisini ibadete verir, kadınlardan uzak dururdu. (Müslim, İ’tikaf 7)

100- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ t قال : قال رَسُولُ اللَّهِ e : اَلْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأحب إِلَى اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ. اَحْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ, وَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَلاَ تَعْجِزْ. وَإن أصابكَ شَيْءٌ فَلاَ تَقُلْ : لَوْ إني فَعَلْتُ كان كَذَا وَكَذَا, وَلَكِنْ قُلْ: قَدَّرَ اللَّهُ, وَمَا شَاءَ فَعَلَ,فَإن لَوْ تَفْتَحُ عَمَلَ الشَّيْطَان .

100: Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Sağlam ve kuvvetli mü’min Allah katında zayıf mü’minden daha hayırlı ve sevimlidir. Bununla beraber her ikisinde de hayır vardır. Sen sana hayırlı olan şeyi elde etmeye çalış, Allah’tan yardım dile acizlik gösterme, başına bir şey gelirse şöyle yapsaydım böyle olurdu deme, fakat Allah’ın takdiridir bu de. O ne dilerse dilediğini yapar. Çünkü şöyle etseydim böyle olurdu deyip durmak şeytanı memnun edecek işlere ve şeytanın vesvesesine yol açar.” (İbn i Mâce, Mukaddime 10)

101- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ t أن رَسُولَ اللَّهِ e قال : حُجِبَتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ, وَحُجِبَتِ الْجَنَّةُ بِالْمَكَارِهِ .

 101: Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cehennem nefse hoş gelen şeylerle kuşatılıp örtülmüştür. Cennet ise zorluklar ve nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” (Buhârî, Rikâk 8; Müslim, Cennet 1)

102- عَنْ أبي عَبْدِ اللهِ حُذَيْفَةَ بْنِ اليمان رضي الله عنهما قال : صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ e ذَاتَ لَيْلَةٍ, فَافْتَتَحَ الْبَقَرَةَ, فَقُلْتُ : يَرْكَعُ عِنْدَ الْمِائَةِ, ثُمَّ مَضَى, فَقُلْتُ : يُصَلِّي بِهَا فِي رَكْعَةٍ فَمَضَى فَقُلْتُ : يَرْكَعُ بِهَا ثُمَّ افْتَتَحَ النِّسَاءَ فَقَرَأَهَا ثُمَّ افْتَتَحَ آلَ عمران فَقَرَأَهَا يَقْرَأُ مُتَرَسِّلاً إذا مَرَّ بِآيَةٍ فِيهَا تَسْبِيحٌ سَبَّحَ, وَإذا مَرَّ بِسُؤَالٍ سَأَلَ, وَإذا مَرَّ بِتَعَوُّذٍ تَعَوَّذَ, ثُمَّ رَكَعَ فَجَعَلَ يَقُولُ : سبحان رَبِّيَ الْعَظِيمِ. فَكان رُكُوعُهُ نَحْوًا مِنْ قِيَامِهِ ثُمَّ قال : سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ, رَبَّناَ لَكَ الْحَمْدُ. ثُمَّ قَامَ قِياَماً طَوِيلاً قَرِيبًا مِمَّا رَكَع,َ ثُمَّ سَجَدَ فَقال : سُبْحَان رَبِّيَ الأعلى. فَكان سُجُودُهُ قَرِيبًا مِنْ قِيَامِهِ .

102: Ebû Abdullah Huzeyfe ibnü’l Yemân (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gece Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in arkasında kıldığı nafile namaza uyarak namaz kıldım. Bakara sûresini okumaya başladı, ben kendi kendime herhalde yüz ayet okuyunca secde eder dedim ama devam etti. Kendi kendime bu sûre ile rekatı bitirecek dedim O yine devam etti. Bu sûreyi bitirip rükû’ eder dedim rükû’ya varmadı. Nisâ sûresine başladı onu da okudu, sonra Âl-i İmrân sûresine başladı onu da okudu ağır ağır okuyor tesbih ayetleri gelince tesbih ediyor, dilek ayetleri gelince dilekte bulunuyor, sığınma ayetleri gelince de Allah’a sığınıyordu. Sonra rükû’ya gitti. Sübhane rabbiyel azim= Yüce Rabbimi tüm noksanlardan tenzih ederim demeye başladı. Rükû’da duruşu aşağı yukarı ayakta durduğu kadar uzun oldu. Sonra Semiallahü limen hamideh rabbena lekel hamd= Allah kendisine hamdedenin hamdini işitir. Hamd yalnızca sanadır ey Rabbimiz dedi ve kalktı. Rükû’daki durduğu kadar bir süre ayakta durdu, sonra secdeye vardı. Sübhane rabbiyel a'la= Yüce Rabbimi tüm noksanlardan tenzih ederim dedi, secdesini de aşağı yukarı ayakta durması kadar uzattı. (Müslim, Müsâfirîn 203)

103- عَنْ ابن مَسْعوُدٍ t قال : صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ eلَيْلَةً فَأَطَالَ الْقِياَمَ حَتَّى هَمَمْتُ بِأمر سَوْءٍ! قِيلَ : وَمَا هَمَمْتَ بِهِ ؟ قال : هَمَمْتُ أن أَجْلِسَ وَأَدَعَهُ .

103: İbn Mes’ûd (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in arkasında nafile namaz kılmıştım. Ayakta o kadar uzun durdu ki, az kalsın kötü birşey yapacaktım. Ne yapmayı düşündün? dediler. Peygamberi ayakta bırakıp oturmayı düşündüm dedi. (Buhârî, teheccüd 9)

104- عَنْ أنس t عَنْ رَسُولِ اللَّهِ rقال : يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثَةٌ أَهْلُهُ , وَمَالُهُ , وَعَمَلُهُ فَيَرْجِعُ اثنان , وَيَبْقَى وَاحِدٌ : يَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ , وَيَبْقَى عَمَلُهُ .

104: Enes (Allah Ondan razı olsun)’den Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Ölüyü kabre kadar üç şey takib eder; çoluk çocuğu, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, ameli ölüyle başbaşa kalır.” (Buhârî, Rikak 42).

 105- عَنْ ابن مَسْعوُدٍ t قال : قال النَّبِيُّ e: اَلْجَنَّةُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ , وَالنَّارُ مِثْلُ ذَلِكَ.

105: İbn Mes’ûd (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” (Buhârî, Rikâk 29)

106- عَنْ أبي فِراَسٍ رَبِيعَةَ بْنِ كَعْبٍ الأسلميِّ خاَدِمِ رَسُولِ اللَّهِ e وَمِنْ أهل الصُّفَّةِ t قال : كُنْتُ أبيتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ e فَآتِيهِ بِوَضُوئِهِ , وَحَاجَتِهِ فَقال : سَلْنِي ؟ فَقُلْتُ : أَسْأَلُكَ مُرَافَقَتَكَ فِي الْجَنَّةِ . فَقال : أَوْ غَيْرَ ذَلِكَ ؟ قُلْتُ : هُوَ ذَاكَ , قال : فَأَعِنِّي عَلَى نَفْسِكَ بِكَثْرَةِ السُّجُودِ .

106: Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem)’in hizmetçisi ehli suffeden olan Ebû Firâs Rabîa ibn Ka’b el Eslemî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanında geceliyor, abdest suyunu veriyor, diğer ihtiyaçlarını karşılıyordum. Buna karşılık bir keresinde bana: “Dile benden ne dilersen” buyurdu. Ben de: Cennette seninle beraber olmayı isterim dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de: “Başka birşey istemez misin?” buyurdu. Ben de isteğim sadece budur dedim. Bunun üzerine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem): “Öyleyse çok namaz kılıp secde ederek bu isteğinin yerine gelmesi için bana yardımcı ol” buyurdular. (Müslim, Salât 226)

107- عَنْ أبي عَبْدِ اللهِ -وَيُقال : أَبوُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - ثوبان t مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ e قال : سَمِعْتُ رَسُولِ اللَّهِ e يَقوُلُ عَلَيْكَ بِكَثْرَةِ السُّجُودِ! فَإنكَ لَنْ تَسْجُدَ لِلَّهِ سَجْدَةً إلا رَفَعَكَ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً , وَحَطَّ عَنْكَ بِهَا خَطِيئَةً .

107: Ebû Abdurrahman da denilen Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in azad ettiği Ebû Abdullah’dan rivayet edildiğine göre: Rasülullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim demiştir: “Çok secde etmeye bak. Zira senin Allah için yaptığın her secde karşılığında Allah seni bir derece yükseltir ve bir günahını siler.” (Müslim, Salât 225)

 108- عَنْ أبي صفوان عَبْدِ اللهِ بْنِ بُسْرٍ الأسلميّي t قال : قال رَسُولُ اللَّهِ e : خَيْرُ النَّاسِ مَنْ طَالَ عُمُرُهُ وَحَسُنَ عَمَلُهُ .

108: Ebû Safvân Abdullah ibn Büsr el Eslemî (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İnsanların en hayırlısı ömrü uzun olup ameli güzel olandır.” (tirmîzî, Zühd 21)

109- عَنْ أنس t قال : غَابَ عَمِّي أنس بْنُ النَّضْرِ t عَنْ قِتَالِ بَدْرٍ, فَقال : يَا رَسُولَ اللَّهِ غِبْتُ عَنْ أَوَّلِ قِتَالٍ قَاتَلْتَ الْمُشْرِكِينَ, لَئِنِ اللَّهُ أَشْهَدَنِي قِتَالَ الْمُشْرِكِينَ لَيَرَيَنَّ اللَّهُ مَا أَصْنَعُ. فَلَمَّا كان يَوْمُ أُحُدٍ انكشف الْمُسْلِمُونَ, فَقال : اَللَّهُمَّ أَعْتَذِرُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ هَؤُلاَءِ - يَعْنِي أَصْحَابَهُ - وَأَبْرَأُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ هَؤُلاَءِ -يَعْنِي الْمُشْرِكِينَ -ثُمَّ تَقَدَّمَ فَاسْتَقْبَلَهُ سَعْدُ بْنُ مُعَاذٍ, فَقال : يَا سَعْدُ بْنَ مُعَاذٍ اَلْجَنَّةُ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ, إني أَجِدُ رِيحَهَا مِنْ دُونِ أُحُدٍ. قال سَعْدٌ : فَمَا اسْتَطَعْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا صَنَعَ! قال أنس : فَوَجَدْنَا بِهِ بِضْعًا وثمانين ضَرْبَةً بِالسَّيْفِ, أَوْ طَعْنَةً بِرُمْحٍ, أَوْ رَمْيَةً بِسَهْمٍ, وَوَجَدْنَاهُ قَدْ قُتِلَ وَمَثَّلَ بِهِ الْمُشْرِكُونَ فَمَا عَرَفَهُ أَحَدٌ إلا أُخْتُهُ ببنانه قال أنس : كُنَّا نَرَى أَوْ نَظُنُّ أن هَذِهِ الآية نَزَلَتْ فِيهِ وَفِي أَشْبَاهِهِ : ]مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ [إِلَى آخِرِها.

109: Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Amcam Enes ibn Nadr (Allah Ondan razı olsun) Bedir savaşına katılmamıştı. Bundan dolayı: Ey Allah’ın Rasûl’ü müşriklerle yaptığın ilk savaşta bulunamadım. Eğer Allah beni müşriklerle yapılacak bir savaşta bulundurursa neler yapacağımı Allah elbette görecektir.

Sonra Uhud savaşında müslüman safları bozulunca arkadaşlarını kasdederek: Ya Rabbi bunların yaptıklarından dolayı beni mazur görmeni dilerim dedi. Müşrikleri kasdederek: Bunların yaptıklarından da uzak olduğumu sana arzederim deyip ilerledi. Sa’d ibn Muâz ile karşılaştı ve: Ey Sa’d istediğim cennettir. Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, cennetin kokusunu Uhudta buluyorum, dedi.

Sa’d olayı anlatırken: Ben O’nun yaptığını yapamadım ey Allah’ın Rasûl’ü dedi.

Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle devam etti: Amcamı şehid edilmiş olarak bulduk vücudunda seksenden fazla kılıç, süngü ve ok yarası vardı. Müşrikler tarafından burnu, kulakları kesilmek suretiyle müsle yapılmış vaziyette bulduk. Onu kimse tanıyamadı sadece kız kardeşi parmak uçlarından tanıdı. Enes (Allah Ondan razı olsun) dedi ki: Biz şu ayetin amcam ve benzerleri hakkında indiğini düşünmekteyiz. “Mü’minlerden öyle kimseler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde durdular. Onlardan kimi adağını yerine getirdi ve şehid oldu, kimi de şehitliği beklemektedir. Verdikleri sözü münafıklar gibi değiştirmediler.” (33 Ahzab 23) (Buhârî, Cihad 12; Müslim, İmâra 148)

110- عَنْ أبي مَسْعُودٍ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو الأنصاري البدري t قال : لَمَّا نَزَلَتْ آيَةُ الصَّدَقَةِ كُنَّا نُحَامِلُ عَلَي ظُهُورِناَ. فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بِشَيْءٍ كَثِيرٍ فَقالوا : مُرَاءٍ, وَجَاءَ رَجُلٌ آخَرَ فَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ فَقالوا : إن اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَاعِ هَذَا ! فَنَزَلَتْ : ]اَلَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إلا جُهْدَهُمْ [

110: Ebû Mes’ûd Ukbe ibn Âmir el Ensârî el Bedrî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Sadaka ayeti: “Bunun içindir ki, ey Peygamber! Bundan sonra artık onların mallarından zekat al ki; bununla onları günahlarından temizleyesin, onların sevaplarını artırıp, yüceltesin ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlar için bir huzur vesilesi olacaktır; ve bütün bunların da üstünde bil ki; Allah her şeyin ve herkesin özünü bilen, mutlak bilgi sahibi olarak olup biten herşeyi işitmektedir.” (9 tevbe 103) ayeti inince biz sırtımızda yük taşıyıp hamallık yaparak sadaka vermeye başladık. Bir kimse gelip çokca sadaka verdi. Münafıklar: Gösteriş için veriyor dediler. Bir başka kişi gelip bir ölçek hurma verdi. Yine münafıklar: Allah’ın bunun bir ölçek hurmasına ihtiyacı yoktur dediler. Bunun üzerine 9 tevbe 79 ayeti indi: “Bu münafıklar, Allah (c.c.) yolunda hem vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren zengin mü’minlere, hem de mevcut güçlerinin elverdiği mütevâzi şeylerin dışında verecek şeyler bulamayan, fakir mü’minlere dil uzatıp, onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve küçümsemelerini, geri çevirecek ve maskaraya çevirecektir onları. Nitekim onlar için pek çetin bir azap vardır.” (Buhârî, Zekat 10; Müslim, Zekat 72)

111- عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ عَنْ أبي إِدْرِيسَ الْخَوْلانيِّ عَنْ أبي ذَرٍّ جُنْدَبِ بْنِ جُناَدَةَ tعَنِ النَّبِيِّeفِيمَا يَرْوِى عَنِ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى أنهُ قال : يَا عِبَادِي إني حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي وَجَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا فَلاَ تَظَالَمُوا , يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ ضَالٌّ إلا مَنْ هَدَيْتُهُ, فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ , يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ جَائِعٌ إلا مَنْ أَطْعَمْتُهُ, فَاسْتَطْعِمُونِي أُطْعِمْكُمْ , يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ عَارٍ إلا مَنْ كَسَوْتُهُ, فَاسْتَكْسُونِي أَكْسُكُمْ , يَا عِبَادِي إنكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَأنا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا, فَاسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لَكُمْ , يَا عِبَادِي إنكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضَرِّي فَتَضُرُّونِي, وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي فَتَنْفَعُونِي , يَا عِبَادِي لَو أن أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ, وَإنسكُمْ وَجِنَّكُمْ, كانوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ مَا زَادَ ذَلِكَ فِي  مُلْكِي شَيْئًا , يَا عِبَادِي لَو أن أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ, وَإنسكُمْ وَجِنَّكُمْ, كانوا عَلَى أَفْجَرِ قَلْبِ  رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي شَيْئًا, يَا عِبَادِي لَو أن أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإنسكُمْ وَجِنَّكُمْ قَامُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ, فَسَأَلُونِي فَأَعْطَيْتُ كُلَّ إنسان مَسْأَلَتَهُ, مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِمَّا عِنْدِي إلا كَمَا يَنْقُصُ الْمِخْيَطُ إذا أُدْخِلَ الْبَحْرَ , يَا عِبَادِي إنما هِيَ أَعْمَالُكُمْ أُحْصِيهَا لَكُمْ, ثُمَّ أُوَفِّيكُمْ إِيَّاهَا, فَمَنْ وَجَدَ خَيْرًا فَلْيَحْمَدِ اللَّهَ, وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذَلِكَ فَلاَ يَلُومَنَّ إلا نَفْسَهُ

111: Saîd ibn Abdü’l Azîz’in Rebîa ibn Yezîd’den Rebîa’nın Ebû İdrîs el Havlânî’den O’nun da Ebû Zerr Cündüb ibn Cünâde (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet et tiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Allah’tan rivayet ederek şöyle demiştir: “Ey kullarım zulmetmeyi kendime haram kıldığım gibi onu sizin aranızda da haram kıldım, artık birbirinize zulmetmeyiniz. Ey kullarım benim hidayet ettiklerim dışında hepiniz yolunuzu şaşırmışsınız, o halde benden hidayet isteyin ki, sizi doğru yola ileteyim. Ey kullarım benim doyurduklarımdan başka hepiniz açsınız, benden yiyecek isteyin ki, sizi doyurmuş olayım. Ey kullarım benim giydirdiklerim dışında hepiniz çıplaksınız, benden giyecek isteyin ki, sizi giydireyim. Ey kullarım siz gece gündüz günah işliyorsunuz, ben ise günahları bağışlayanım, benden af dileyin ki sizi bağışlayayım. Ey kullarım bana zarar vermek elinizden gelmez ki zarar verebilesiniz, bana fayda vermeye gücünüz yetmez ki beni faydalandırasınız. Ey kullarım sizden öncekiler ve sonrakiler bütün insanlar ve cinler içinizden Allah’tan en çok korunup sakınan bir adamın hali gibi en iyi hal üzere olsalar bu durum benim mülküme hiç birşey kazandırmaz. Ey kullarım sizden öncekiler ve sonrakiler bütün insanlar ve cinler içinizden en kötü bir adamın durumu gibi olsalar bu durum benim mülkümden hiç birşey eksiltmez. Ey kullarım sizden öncekiler ve sonrakiler bütün insanlar ve cinler bir alanda toplansalar, sonra benden dilediklerini isteseler, ben de istediklerini versem, bu benim mülkümden ancak iğnenin denize batırılıp çıkarıldığındaki eksilttiği kadar bir şey eksiltir. Ey kullarım işte sizin amelleriniz onları sizin için saklar sonra da karşılığını öderim. Artık kim hayırla karşılaşırsa, Allah’a hamdetsin kötülükle karşılaşan ise kendi nefsini ayıplasın.” (Müslim, Birr 55) 

Kimler Çevrimiçi

52 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk