Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinFakir Ve Güçsüzlere Eziyet Etmemek

Fakir Ve Güçsüzlere Eziyet Etmemek

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

FAKİR VE GÜÇSÜZLERE EZİYET ETMEMEK

قال الله تعالى : ]وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانا وَاِثْمًا مُبِينًا.[

 “Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları yapmadıkları bir işten dolayı suçlayanlara gelince onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece günaha girmiş olurlar.” (33 Ahzab 58)

قال الله تعالى : ]فَاَمَّ الْيَتِيمَ فَلاَ تَقْهَرْ وَاَمَّا السَّائِلَ فَلاَ تَنْهَرْ.[

 “O halde yetime haksızlık yapma ve yüzünü ekşitme, yardım isteyeni de hangi çeşit olursa olsun boş çevirme.” (93 Duha 9-10)

390- عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللهِ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: مَنْ صَلَّى صَلاَةَ الصُّبْحِ, فَهُوَ فِي ذِمَّةِ اللَّه, فَلاَ يَطْلُبَنَّكُمُ اللَّهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ, فَإنهُ مَنْ يَطْلُبْهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ يُدْرِكْهُ, ثُمَّ يَكُبَّهُ عَلَى وَجْهِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ .

390: Cündüb ibni Abdullah (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kim Sabah namazını  kılarsa Allah’ın himayesi ve zimmeti altındadır. Sakın Allah zimmetine ait bir şeyden dolayı sizi takibe almasın. Çünkü o kimi takibe alırsa her yönden ona gücü yeter ve yüzüstü cehennem ateşine atar.” (Müslim, Mesacid 261, Tirmizi, Salat 51, Fiten 6, İbn Mace, Fiten 6)

BÖLÜM: 49

GÖRÜNÜŞE GÖRE HÜKÜM VERMEK

KALBLERDEKİNİ ALLAH’A BIRAKMAK

قال الله تعالى : ]فَإن تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلاَةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ.[

 “... Eğer dönüp tevbe ederlerse, tevbe ve imanlarının gereği namazı kılarlar zekatı da verirlerse artık onları serbest bırakın...” (9 Tevbe 5)

1/391- عَنِ بْنِ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : قال رسولُ اللَّهِ r: أمرتُ أن أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أن لاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ, وَأن مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّه,ِ وَيُقِيمُوا الصَّلاَةَ, وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ, فَإذا فَعَلُوا ذلِكَ, عَصَمُوا مِنِّي, دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ, إلا بِحَقِّ الإسلام وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ .

391: Abdullah İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Ben Allah’tan başka ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet edip namazı dosdoğru kılıncaya, zekatı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları takdirde kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. İslamın gerektiği haklardan olan had ve cezalar bunun dışındadır. Onların gizli hallerinin hesabı Allah’a aittir.” (Buhari, İman 17, Müslim, İman 32)

392- عَنْ اَبِى عَبْدِ اللهِ طَارِقِ بْنِ اَشْيَمَ tقال : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ : مَنْ قال : لاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ, وَكَفَرَ بِمَا يُعْبَدُ مِنْ دُونِ اللَّهِ, حَرُمَ مَالُهُ وَدَمُه,ُ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ.

392: Ebu Abdullah Tarık ibni Eşyem (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“Her kim Allah’tan başka gerçek ilah yoktur der ve Allah’ın dışında ibadet edilip saygı duyulanları inkar ederse onun malı ve canı haramdır, dokunulamaz. Gizli hallerinin hesabı ise Allah’a aittir.” (Müslim, İman 37)

393- عَنِ الْمِقْدَادِ بْنِ ألاسْوَدِ tقال : قُلْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ r: أَرَأَيْتَ إن لَقِيتُ رَجُلاً مِنَ الْكُفَّارِ ,فَاقْتَتَلَتَا فَضَرَبَ إِحْدَى يَدَيَّ بِالسَّيْفِ فَقَطَعَهَا, ثُمَّ لاَذَ مِنِّي بِشَجَرَةٍ. فَقال : أسلمتُ لِلَّهِ أََقْتُلُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَعْدَ أن قالهَا؟ قال رسولُ اللَّهِ r: لاَ تَقْتُلْهُ، فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ  قَدْ قَطَعَ إحدى يَدِي, ثُمَّ قال ذَلِكَ بَعْدَما قَطَعَهَا؟!  قال رسولُ اللَّهِ r: لاَ تَقْتُلْهُ, فَإن قَتَلْتَهُ, فَإنهُ بِمَنْزِلَتِكَ قَبْلَ أن تَقْتُلَهُ, وَإنكَ بِمَنْزِلَتِهِ قَبْلَ أن يَقُولَ كَلِمَتَهُ الَّتِي قال .

393: Ebu Mabed Mikdad ibni Esved (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e dedim ki:

-Kafirlerden biriyle karşılaşsam vuruşurken ellerimden birini kılıçla vurup koparsa sonra da benden kurtulmak için bir ağacın arkasına sığınıp: Ben müslüman oldum, dese onu öldürebilir miyim? Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

-Sakın onu öldürme! buyurdu. Ben de:

-Ey Allah’ın Rasulü! Adam benim iki elimden birini kopardıktan sonra bu sözü söylüyorsa, dedim. Bunun üzerine:

-Sakın öldürme, eğer onu öldürürsen o senin kendisini öldürmezden önceki durumundadır. Sen ise onun o sözü söylemeden önceki durumuna düşmüş olursun”, buyurdu. (Buhari, Megazi 12, Müslim, İman 155)

394- عَنْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدِ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ rإِلَى الْحُرَقَةِ مِنْ جُهَيْنَةَ, فَصَبَّحْنَا الْقَوْمَ عَلَى مِيَاهِهِمْ, وَلَحِقْتُ أنا وَرَجُلٌ مِنَ الأنصار رَجُلاً مِنْهُم, فَلَمَّا غَشِينَاهُ قال :لاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ فَكَفَّ عَنْهُ الأنصاري, وَطَعَنْتُهُ بِرُمْحِي حَتَّى قَتَلْتُه,ُ فَلَمَّا قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ بَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ rفَقال لِي يَا أُسَامَةُ : أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ مَا قال : لاَ إِلَهَ إلا اللَّه؟ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إنما كان مُتَعَوِّذًا , فَقال : أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ مَا قال : لاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ؟! قال : فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا عَلَيَّ حَتَّى تَمَنَّيْتُ إني لَمْ أَكُنْ أسلمتُ قَبْلَ ذَلِكَ الْيَوْمِ.

وَفِى رِوَايَةٍ: فَقال رَسُولُ اللَّهِ r: أَقال : لاَ إِلَهَ إلا اللهُ وَقَتَلْتَهُ؟! قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إنما قالهَا خَوْفًا مِنَ السِّلاَحِ, قال : أَفَلاَ شَقَقْتَ عَنْ قَلْبِهِ حَتَّى تَعْلَمَ أَقالهَا أَمْ لاَ؟! فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا  حَتَّى تَمَنَّيْتُ أني أسلمتُ يَوْمَئِذٍ .

394: Üsame ibni Zeyd (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah bizi Cüheyne kabilesine ait Huraka mevkiindeki halka göndermişti. Sabahleyin onları sularının başında bastırdık. Ben ve Ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz üzerine yürüyünce adam Lâ ilâhe illallah = Allah’tan başka ilah yoktur, dedi. Bunun üzerine Ensardan olan arkadaşım onu bıraktı. Ben mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Medine’ye geldiğimizde Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) durumdan haberdar oldu ve:

-Ey Üsame Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü? buyurdu. Ben:

-Ya Rasulallah o adam bu sözü ancak canını kurtarmak üzere söyledi, dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) tekrar:

-Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü? diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, o günden önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhari, Diyet 2, Müslim, İman 158)

* Müslim’in değişik bir rivayeti şöyledir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

-Adam Lâ ilâhe illallah dediği halde sen onu öldürdün öyle mi?

-Ya Rasulallah o bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ise:

-Kalbini mi yardın korkudan söyleyip söylemediğini ne biliyorsun, buyurdu. Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki ilk olarak o gün müslüman olmayı temenni ettim. (Müslim, İman 158)

395- عَنْ جُنْدُبِ بْنِ عَبْدِ اللهِ tأن رَسُولَ اللَّهِ rبَعَثَ بَعْثًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ إِلَى قَوْمٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ , وَإنهُمُ الْتَقَوْا , فَكان رَجُلٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ إذا شَاءَ أن يَقْصِدَ إِلَى رَجُلٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ قَصَدَ لَهُ فَقَتَلَهُ, وَإن رَجُلاً مِنَ الْمُسْلِمِينَ قَصَدَ غَفْلَتَهُ, قال : وَكُنَّا نُتحَدَّثُ أنهُ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ, فَلَمَّا رَفَعَ عَلَيْهِ السَّيْفَ, قال : لاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ فَقَتَلَهُ, فَجَاءَ الْبَشِيرُ إِلَى النَّبِيِّ rفَسَأَلَه,,فَأَخْبَرَهُ, حَتَّى أَخْبَرَهُ خَبَرَ الرَّجُلِ كَيْفَ صَنَعَ, فَدَعَاهُ فَسَأَلَه,ُ فَقال : لِمَ قَتَلْتَه؟ُ قال : يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوْجَعَ فِي الْمُسْلِمِينَ وَقَتَلَ فُلانا وَفُلانا, --وَسَمَّى لَهُ نَفَرًا -وَإني حَمَلْتُ عَلَيْهِ, فَلَمَّا رَأَى السَّيْفَ قال : لاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ, قال رسولُ اللَّهِ r: أَقَتَلْتَه؟ قال : نَعَمْ, قال : فَكَيْفَ تَصْنَعُ بِلاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ, إذا جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَة ؟ قال : يَا رَسُولَ اللَّهِ اسْتَغْفِرْ لِي. قال : وَكَيْفَ تَصْنَعُ بِلاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ إذا جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَة؟ قال : فَجَعَلَ لاَ يَزِيدُهُ عَلَى أن يَقُولَ: كَيْفَ تَصْنَعُ بِلاَ إِلَهَ إلا اللَّهُ إذا جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .

395: Cündüb ibni Abdullah (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) müslümanlardan bir müfrezeyi müşriklerden bir kavme göndermişti. Bunlar müşriklerle karşılaşınca müşriklerden bir adam müslümanlardan istediğine saldırıp öldürüyordu. Müslümanlardan bir kimse de onun boş bulunacağı bir anı gözlüyordu. Bu kimsenin Üsame ibni Zeyd olduğunu konuşup duruyorduk. Üsame kılıcını çekip adamı öldüreceği sırada o kimse: Lâ ilâhe illallah dedi. Fakat Üsame onu yine de öldürdü. Peygamber efendimize müjdeci geldi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ona ordunun durumunu sordu. O da olup biteni kendisine haber verdi. Hatta Üsame’nin ve o adamın durumunu da anlattı. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Üsame’yi çağırdı ve ona:

-Adamı niçin öldürdün? diye sordu. Üsame:

-Ya Rasulallah o adam müslümanların canını yaktı, falanı, filanı öldürdü, diyerek birkaç şehidin isimlerini saydı ve sözüne şöyle devam etti. Ben onun üzerine yürüdüm, kılıcı görünce Lâ ilâhe illallah dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz: “Öyle diyen adamı öldürdün mü?” diye sordu. Ben evet deyince Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): “Lâ ilâhe illallah diyen adam kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın? dedi. Üsame ibni Zeyd: Ya Rasulallah! Allah’tan beni bağışlamasını dile, dedi. Fakat Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Lâ ilâhe illallah diyen adam kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın? demekten başka bir şey söylemiyordu. Hep bu sözü tekrar ediyor . (Müslim, İman 160)

396- عَنْ عَبْدَاللَّهِ بْنَ عُتْبَةَ قال : سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ tيَقُولُ: إن أناسًا كانوا يُؤْخَذُونَ بِالْوَحْيِ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ r, وَإن الْوَحْيَ قَدِ انقَطَعَ, وَإنما نَأخذكُمُ الآن بِمَا ظَهَرَ لَنَا مِنْ أَعْمَالِكُمْ, فَمَنْ أَظْهَرَ لَنَا خَيْرًا, أَمِنَّاهُ وَقَرَّبْنَاه, وَلَيْسَ إِلَيْنَا مِنْ سَرِيرَتِهِ شَيْءٌ اللَّهُ يُحَاسِبُهُ فِي سَرِيرَتِهِ, وَمَنْ أَظْهَرَ لَنَا سُوءًا, لَمْ نَأْمَنْهُ وَلَمْ نُصَدِّقْهُ, وَإن قال : إن سَرِيرَتَهُ حَسَنَةٌ.

396: Abdullah ibn Utbe ibni Mes’ud der ki: Ömer ibni Hattab (Allah Ondan razı olsun) şöyle derken işittim:

Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında Allah tarafından gelen vahiy sayesinde insanlar her halleriyle yargılanmak durumundaydılar. Bugün vahiy kesilmiştir. Bunun için biz sizleri şu anda apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi güvenilir kimse bilir ona yaklaşırız. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. O gizli hallerinin hesabını Allah görür. Bize karşı kötü davranışlar sergileyen bir kimseyi de güvenilir bulmayız. Niyetinin iyi olduğunu söylese bile kendisinden emin olmaz ve ve kendisini doğrulamayız. (Buhari, Şehadet 5)

Kimler Çevrimiçi

24 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk