Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinGiyeceklerin Uzunluk ve Kısalık Ölçüleri ve Kibir İçin Giyilen Giysi Şekilleri

Giyeceklerin Uzunluk ve Kısalık Ölçüleri ve Kibir İçin Giyilen Giysi Şekilleri

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

GİYECEKLERİN UZUNLUK VE KISALIK ÖLÇÜLERİ VE KİBİR İÇİN GİYİLEN GİYSİ ŞEKİLLERİ

790- عن أسماءَ بنتِ يزيدَ الأنصارية رضي اللهُ عَنْهَا قالت : كان كُمُّ قمِيصِ رسولِ الله rإلى الرُّسُغِ 

790: Esma binti Yezid el Ensariyye (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gömleğinin kolu bileğine kadardı. (Ebu Davud, Libas 3, Tirmizi, Libas 27)

791- وعن ابن عمر رضي اللهُ عَنْهُما أن النبي rقال : مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاءَ لَمْ يَنْظُرِ الله إليه يَوْمَ القِيَامَةِ. فقالأبو بكر: يا رسولَ الله rأن إزاري يَسْتَرْخِي إلا أن أَتَعَاهَدَهُ، فقالله رسول الله r: إنكَ لَسْتَ مِمَّنْ يَفْعَلُهُ خُيَلاءَ .

791: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah kibirlenip büyüklük taslayarak elbisesinin eteğini (veya paçalarını) yerde sürüyen kimsenin kıyamet gününde yüzüne bakmaz.” Bunun üzerine Ebubekir: Ya Rasûlallah dikkat etmediğim takdirde benimde eteklerim yerde sürünüyor, dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) “Şüphesiz sen bunu büyüklük taslamak için yapmıyorsun”, buyurdular. (Buhari, Libas 2, Müslim, Libas 43)

792- وعن أبي هريرة tأن رسول الله rقال : لا يَنْظُرُ الله يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلى مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ بَطَراً . 

792: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kibrinden dolayı elbisesini sürüyerek yürüyen kimsenin yüzüne kıyamet günü Allah rahmet bakışıyla bakmaz.” (Buhari, Libas 1, Müslim, Libas 42)

793- وعنه عن النبي rقال : مَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْن مِنَ الإزارِ ففِي النَّارِ .

793: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)şöyle buyurdu: “Elbisenin iki topuktan aşağı uzanan kısmı(topuklardan aşağısı ayyaklar) ateştedir.” (Buhari, Libas 4)

794- وعن أبي ذرٍّtعن النبي rقال : ثلاثةٌ لا يُكَلِّمُهُمُ الله يَوْمَ القِيامةِ، ولا يَنْظُرُ إِلَيْهم، وَلا يُزَكِّيهِمْ، وَلهُم عَذَابٌ أَلِيمٌ. قال : فَقَرأها رسولُ الله  ثلاث مِرَارٍ. قالأبو ذرٍّ: خابوا وخَسِرُوا مَنْ هُمْ يَا رَسول الله ؟ قال : المُسْبِلُ، والمنَّان، وَالمُنَفِّقُ سِلْعَتَهُ بِالحَلفِ الكاذِبِ . وفي روايةِ له: (المُسْبِلُ إزَارَه) 

794: Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Üç sınıf insan vardır ki Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve kendilerini temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Ravi diyor ki: Rasûlullah bu sözü üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun): Ziyan edenler kimlerdir ya Rasulallah? diye sorunca Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Elbisesinin eteğini veya paçalarını yerde sürükleyen kimse, yaptığı iyiliği başa kakan(minnet eden) kimse ve ticaret malını yalan yere yeminle satmaya çalışan kimsedir.” (Müslim, İman 170)

* Müslim’in diğer bir rivayetinde: “Kaftanını, her türlü elbisesini sürükleyen” şeklindedir. (Müslim, İman 171)

795- وعن ابن عمر رضي اللهُ عَنْهُما عن النبي rقال : الإسْبَالُ في الإزارِ، وَالقَمِيصِ، وَالعِمَامَةِ، مَنْ جَرَّ شيئا خُيَلاءَ لَم يَنظُر الله إِليهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .

795: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Giyilen şeylerde uzatılmaya müsait olanlar çoğunlukla: Don (veya pantolon), gömlek (veya entari cübbe) ve sarıktır. Kim bunlardan birini büyüklük taslayıp çalım satmak için uzatırsa Allah kıyamet gününde onun yüzüne bakmaz.” (Ebu Davud, Libas 27, Nesai, Zinet 104)

796- وعن أبي جُرَي جَابِرِ بنِ سُلَيم tقال : رَأَيتُ رَجلاً يصْدُرُ النَّاسُ عَنْ رَأْيِهِ لا يَقُولُ شَيئاً إلا صَدَرُوا عنه ؟ قلتُ : من هذا؟ قالوا : رسول الله r. قلتُ : عَليكَ السَّلامُ يا رسولَ الله - مَرَّتَيْنِ -قال : لا تَقُل عَليكَ السَّلامُ، عَلَيْكَ السَّلامُ تحِيَّةُ المَوْتَى - قُل : السَّلامُ عَلَيْكَ قال : قلتُ : أنت رسول الله ؟ قال : أنا رسول الله الذي إذا أصابكَ ضُرّ فَدَعَوْتَهُ كَشَفَهُ عَنْكَ، وَإذا أصابكَ عَامُ سَنَة فَدَعَوْتَهُ أنبَتَها لكَ، وإذا كُنتَ بِأَرْضٍ قَفْرٍ أَوْ فَلاةٍ، فَضَلَّت رَاحِلَتُكَ، فَدَعَوْتَه رَدَهَا عَلَيْكَ قال : قلتُ : اعْهَدْ إليَّ. قال : لا تَسُبَّ أَحَداً قال : فَمَا سَبَبْتُ بَعْدَهُ حُرّا وَلاَ عَبدا وَلاَ بَعِيرا وَلا شَاةً. وَلاَ تَحقِرَنَّ مِنَ المَعرُوفِ شَيْئا وإن تكلِّم أخاكَ وأنت مُنْبَسِطٌ إِليهِ وجهُكَ ؟أن ذلكَ مِنَ المَعرُوفِ وارفَع إزَارَكَ إلى نِصْفِ السَّاقِ، فَإن أبيتَ فَإلى الكَعبَين، وإيَّاكَ وإسْبَالَ الإزَارِ فَإنها مِن المَخِيلةِ وإن الله لا يحِبُّ المَخِيلَةَ، وإن امرؤٌ شَتَمَكَ وَعَيَّرَكَ بِمَا يَعْلَمُ فيكَ فَلا تُعَيِّرَهُ بما تَعلَم فيهِ, فإنما وَبَالُ ذلكَ عَليهِ . 

796: Ebu Cürey Cabir ibni Süleym (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir kimse gördüm ki insanlar onun görüşü ile hareket ediyorlar, ne söylerse onu yerine getiriyorlardı. “Bu adam kimdir?” diye sordum. Peygamberdir, dediler. Ben de iki defa “Aleyke’s Selam Ya Rasulallah” dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Aleyke’s Selam deme, Aleyke’s Selam ölülere verilen selam şeklidir, es-Selamü aleyke = Selam sana olsun, de.” buyurdu. Ben de: Sen Allah’ın Rasulü müsün? diye sordum.

- Evet ben Allah’ın Rasulüyüm ki o Allah, başına bir bela gelip kendisine dua ettiğinde senden bela ve musibeti giderir. Sana kıtlık isabet ederse dua ettiğinde senin için mahsuller bitirir. Çölde ve boş arazilerde deveni kaybetsen kendine dua edince deveni sana geri getirir, buyurdu. Bunun üzerine ben: Bana tavsiyede bulunsanız, dedim.

- Hiç kimseye sövme, buyurdu. Ben de ondan sonra ne hür ne de köle hiç kimseye, ne deve ne koyun hiçbir hayvana sövmedim. Sonra tavsiyesine şöyle devam etti: “Hiçbir iyiliği küçümseme, müslüman kardeşinle güler yüzle konuş, çünkü bu da bir iyiliktir (Allah’ın istediği şeylerdendir), elbisenin eteklerini ve paçalarını baldırlarına doğru kaldır. Eğer bundan hoşlanmazsan topuklarına kadar indir. Sakın etek ve paçalarını yerde sürüme, çünkü bu hal kibirden ve kendini beğenmişlikten ileri gelir. Allah da kibirlenip kendini beğenenleri sevmez. Eğer bir kimse sana söver ve sen de bulunduğunu bildiği bir şey sebebiyle seni ayıplarsa sen o kişi hakkında bildiğin şey sebebiyle onu ayıplama, onun bu davranışının günahı kendine aittir.” (Ebu Davud, Libas 24, Tirmizi, İsti’zan 27)

797- وعن أبي هريرة tقال : بينما رجُل يُصَلِّي مُسْبِلٌ إزَارَهُ،  قاللَه رسول الله r: اذهَب فَتَوضَّأْ. فَذَهَبَ فَتَوَضَّأ ثمّ جاءَ، فقال : اذْهَبْ فَتَوَضَّأ. فقالله رجُلٌ : يا رسول الله، مالكَ امرتَهُ أن يَتَوَضَّأ ثم سَكَتَّ عنه ؟ قال : إنه كان يُصَلِّي وهو مُسِبلٌ إزَارَهُ، وإن الله لا يَقْبَلُ صَلاةَ رَجُلٍ مُسبِلٍ .

797: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir adam elbisesinin etekleri(elbisesinin ucu) yerde sürüklendiği halde namaz kılıyordu. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona “Git abdest al” dedi. O da gidip abdest alıp geldi. peygamber ona tekrar: “git abdest al” buyurdu. Bunun üzerine orada bulunanlardan bir kişi: Ya Rasulallah niçin o kimseye abdest almasını emrettiniz de sonra sustunuz? diye sordu. Rasûlullah ta: “O elbisesini yerde sürüyerek namaz kılıyordu. Şüphesiz ki Allah elbisesinin eteğini ve paçasını yerde sürüyerek namaz kılan kimsenin namazını kabul etmez”, buyurdular. (Ebu Davud, Libas 25)

798- وعن قَيسِ بن بشرٍ التّغْلِبيِّ قال : أَخْبَرني أبي – وكان جَلِيساً لأبي الدَّرْدَاء – قال : كان بِدمِشقَ رَجُلٌ من أَصحَابِ النبي rيقال : له سهل بن الحَنْظَلِيَّة، وكان رجُلاً مُتَوَحِّداً قَلَّمَا يُجَالسُ النَّاسَ، إنما هُو صَلاةٌ، فَإذا فَرَغَ فَإنما هو تَسبيحٌ وتكبيرٌ حتى يَأْتي أَهْلَهُ، فَمَرَّ بِنَا ونحنُ عِند أبي الدَّردَاءِ، فقالله أبو الدَّردَاءِ : كَلِمةً تَنْفَعُنَا ولا تَّضُرُّكَ. قال : بَعَثَ رسول الله rسَريَّةً فَقَدِمَتْ، فَجَاءَ رَجُلٌ مِنهُم فَجَلَسَ في المَجْلِسِ الذي يَجلِسُ فِيهِ رسول الله r، فقاللِرَجُلٍ إلى جَنْبِه : لَوْ رَأَيتَنَا حِينَ التَقَيْنَا نَحنُ وَالعَدُو، فَحَمَلَ فُلان وَطَعَنَ، فَقال : خُذْهَا مِنِّي، وَإنا الغُلامُ الغِفَارِيُّ، كَيْفَ تَرى في قوْلِهِ هذَا ؟ قال : مَا أرَاهُ إلا قَدْ بَطَلَ أجرهُ. فَسَمعَ بِذلك آخَرُ فَقال : مَا أَرَى بِذلكَ بَأْسا, فَتَنَازَعَا حَتى سَمعَ رسول الله rفقال : سُبْحَان الله! لا بَأْسَ أن يُؤْجَرَ ويُحْمَد.َ فَرَأيْتُ أَبَا الدَّرْدَاءِ سُرَّ بِذلكَ، وَجَعَلَ يَرْفَعُ رَأْسَه إِليْهِ وَيَقُولُ : أنت سَمِعْتَ ذلكَ مِنْ رسول الله r ؟ فيقول : نَعَمْ، فما زَالَ يعِيدُ عَلَيْهِ حَتَّى إني لأقولُ لَيَبرُكَنَّ عَلى ركبَتَيْهِ. قال : فَمَرَّ بِنَا يَوْماَ آخَرَ، فقالله أبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةً تَنْفَعُنَا وَلا تَضُرُّكَ، قال : قال لنا رسول الله r: المُنْفِقُ عَلى الخَيْلِ كالبَاسِطِ يَده بالصَّدَقة لا يَقْبِضُها. ثم مَرَّ بِنَا يَوماَ آخَرَ، فقالله أبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةً تَنْفَعُنَا وَلاَ تَضُرُّكَ، قال : قالرسول الله r: نِعْمَ الرَّجُلُ خَرَيْمٌ الأسَدِيُّ! لَولا طُولُ جُمَّتِهِ وَإِسْبَالُ إزَارِهِ !. فَبَلَغَ خُرَيما, فَعَجَّلَ، فَأخذ شَفرَةً فَقَطَعَ بها جُمَتَهُ إِلى أُذَنيْهِ، وَرَفَعَ إزَارَهُ إلى إنصَافِ سَاقَيْهِ. ثُمَّ مَرَّ بِنَا يَوْماً آخَرَ فَقال لَهُ أَبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةً تَنْفَعُنَا وَلاَ تَضُرُّكَ، قال : سَمِعْتُ رَسُولَ الله rيَقُولُ: إنكُمْ قَادِمُونَ عَلَى إِخْوَانكُمْ، فَأَصْلِحُوا رِحَالَكُمْ، وَأَصْلِحُوا لِبَاسَكُمْ حتَّى تكُونُوا كأنكُمْ شَامَةٌ فِي النَّاسِ , فَإن الله لاَ يُحِبُّ الفُحْشَ وَلاَ التَّفَحُّشَ .

798: Kays ibni Bişr et-Tağlibi (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bana Ebu’d Derda’nın yakın dostu olan babam şöyle şöyle anlattı:

“Dımışkta Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabından ibn-ül Hanzaliyye denilen bir kimse vardı. Bu adam yalnız başına yaşar ve insanlar arasına pek çıkmazdı. Hep namaz kılar, namazdan ayrılıp çoluk çocuğunun yanına giderken de tekbir ve tesbihlerle meşgul olurdu. Biz Ebu’d Derda’nın yanında otururken bu adam yanımıza uğradı. Ebu’d Derda ona:

- Bize fayda sağlayacak sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. İbn-ül Hanzaliyye şunları söyledi:

- Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir seriyye göndermiş, bu seriyye vazifesini yaparak geri dönmüştü. Onlardan bir asker gelip Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in oturduğu yere oturdu ve yanındaki adama şöyle dedi:

- Düşmanla karşılaştığımız zaman bizi bir görseydiniz. Falan kimse düşmana saldırıp mızrağını sapladı ve “Al sana ben Gıfarlı bir delikanlıyım” dedi. Delikanlının bu sözünü nasıl buluyorsun, diye sordu. Öbür adam: “Bana kalırsa o kimsenin bütün sevabı yok oldu” cevabını verdi. Bu sözü işiten bir başkası: “Bu sözde bir sakınca görmüyorum” dedi. Bunun üzerine ikisi münakaşa ettiler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunu duydu ve: “Sübhanallah bu kişinin sevap kazanmasında ve övülmesinde bir sakınca yoktur” buyurdu.

Ben Ebu’d Derda’nın buna sevindiğini ve başını kaldırıp adama: - Sen bunu Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den bizzat kendin işittin mi? diye sorduğunu gördüm.

Adam: Evet bizzat işittim, dedi. Ebu’d Derda adama aynı soruyu tekrar edip duruyordu. Hatta ben kendi kendime: Adam dizleri üzerine çöküp kalacak diyordum. Babam sözlerine şöyle devam etti. İbn-ül Hanzaliyye başka bir gün yine yanımıza uğramıştı. Ebu’d Derda bu defa ona:

- Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. O da şunu söyledi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize şöyle buyurdu:

“Cihad için hazır tuttuğu atı yedirip içiren ve ona güzelce bakan kimse durmadan sadaka veren ve elini hiç kapatmayan kimse gibidir.”

Bu zat başka bir gün bize yine uğramıştı. Ebu’d Derda yine ona:

- Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. Bunun üzerine İbn-ül Hanzaliyye şunları söyledi:

Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Hüreym el Üseydi ne iyi adamdır. Keşke zülüfleri (favorileri) ile elbisesinin eteklerini uzatmasaydı.” Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in bu sözü Hüreym’e ulaşınca hemen eline bir ustura alıp zülüflerini kulak memesi hizasına kadar kesti, elbisesinin eteğini de baldırlarını örtecek kadar kısalttı.

İbn-ül Hanzaliyye bir gün yine bize uğramıştı. Ebu’d Derda’da kendisine: - Bize fayda sağlayacak, sana da zararı olmayacak biraz bir şeyler söyleyin, dedi. O da şu cevabı verdi: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim:

“Sizler müslüman olmayan kardeşlerinizin yanına gidiyorsunuz. Binit hayvanlarınızı düzene koyun, elbiselerinize de çeki düzen veriniz ki insanlar arasında yüzdeki güzellik timsali ben gibi parmakla gösterilen kimseler olunuz ki farkedilesiniz. Çünkü Allah çirkin görüntüyü ve kötü sözü sevmez.” (Ebu Davud, Libas 25)

799- وعن أبي سعيد الخدْرِيِّ tقال : قال رسولُ الله r: إزْرَةُ المُسْلِمِ إلى نِصْفِ السَّاقِ، وَلاَ حَرَجَ –أَوْ لا جُنَاحَ – فيما بَيْنَهُ وَبَيْنَ الكَعْبَيْنِ، فَما كان أَسْفَلَ مِنَ الكَعْبَينِ فَهُوَ في النَّارِ، ومَنْ جَرَّ إزارَهُ بَطَراً لَمْ يَنْظُرِ الله إلَيْهِ . 

799: Ebu Said el Hudri (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir müslümanın en güzel giyinmesi elbisesini inciğinin yarısına kadar uzatmasıdır. Topuklarına kadar uzatmasında bir günah yoktur. Topukları aştığı zaman cehennemliktir. Allah kibrinden dolayı elbisesini yerlerde sürüyen kimsenin yüzüne rahmetle bakmaz.” (Ebu Davud, Libas 26)

800- وعن ابنِ عمر رضي اللهُ عَنْهُما قال : مَرَرْتُ عَلَى رَسُولِ الله rوفِي إزَاري اسْتِرْخَاءٌ، فَقال : يَا عَبْدَ الله، ارْفَعْ إزَارَكَ. فَرَفَعْتُهُ ثُمَّ قال : زِدْ ، فَزِدْتُ، فَمَا زِلْتُ أَتَحَرَّاهَا بَعْد. فَقالبَعْضُ القَوْمِ: إِلى أَيْنَ ؟ فَقال : إِلى إنصَافِ السَّاقَيْنِ . 

800: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Elbisemin etekleri topuklarımdan aşağı sarkmış bir vaziyette Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzuruna varmıştım. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Abdullah elbisenin eteklerini yukarı kaldır” buyurdular. Ben de hemen kaldırdım. Sonra: “Biraz daha kaldır” buyurdu.” Ben biraz daha kaldırdım. Ondan sonra elbisemin uzunluğuna dikkat etmeye başladım. Topluluktan biri nereye kadar kaldırmıştın diye sordu. İbni Ömer: “İnciklerimin yarısına kadar kaldırmıştım” diye cevap verdi. (Müslim, Libas 47)

801- وعنه قال : قال رسولُ الله r: مَنْ جَرّىَ ثَوْبَهُ خيلاءَ لَمْ يَنْظُرِ الله إِلَيْهِ يَوْمَ القِيَامَةِ فَقالت : أُمُّ سَلَمَةَ : فَكَيْفَ تَصْنَعُ النِّسَاءُ بِذُيُولِهِنَّ، قال : يُرْخِينَ شِبْراً . قالتْ : إذا تَنكَشِفُ أَقْدَامُهُنَّ. قال : فَيُرْخِينَهُ ذِرَاعاً لاَ يَزِدْنَ .

801: Yine İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse kibirlenip kendini beğenerek elbisesini yerlerde sürürse Allah kıyamet gününde onun yüzüne bakmaz.” Bunun üzerine Ümmü Seleme (Allah Ondan razı olsun):

-                     Ya Rasulallah kadınlar eteklerini nasıl yapacaklar? diye sordu. Rasûlullah da: “Onlar bir karış daha uzatırlar” buyurdu. Ümmü Seleme (Allah Ondan razı olsun) “O durumda ayakları açılır” dedi. bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): “Öyleyse bir arşın uzatırlar, daha fazla uzatmazlar” buyurdular. (Ebu Davud, Libas 36, Tirmizi, Libas 9)

Kimler Çevrimiçi

15 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk