Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinGörünüşlere Göre Hüküm Vermek Kalblerdekini Ellah'a Bırakmak

Ellah'ın Güç Ve Azabına Karşı Devamlı Sorumluluk Bilincinde Olmak

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

ELLAH’IN GÜÇ VE AZABINA KARŞI DEVAMLI

SORUMLULUK BİLİNCİNDE OLMAK

قال الله تعالى : ]وَاِيَّاىَ فَارْهَبُونَ[

 “... Ey İsrailoğulları yalnızca benden korkun(bana karşı sorumluluk bilinci taşıyın).” (2 Bakara 40)

قال الله تعالى : ]إن بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ[

 “Şüphesiz Rabbinin yakalaması son derece çetindir.” (85 Büruc 12)

قال الله تعالى : ]وَكَذلِكَ أخذ رَبِّكَ إذا أخذ الْقُرَى وَهِىَ ظَالِمَةٌ إن أخذهُ اَلِيمٌ شَدِيدٌ إن فِى ذلِكَ لآَيَةً لِمَنْ خَافَ عَذَابَ الآخِرةِ ذلِكَ يَوْمٌ مَجْمُوعٌ لَهُ النَّاسُ وَذلِكَ يَوْمٌ مَشْهُودٌ وَمَا نُؤَخِّرُهُ إلا لأجَلٍ مَعْدُودٍ يَوْمَ يَأْتِ لاَ تَكَلَّمُ نَفْسٌ إلا بِاِذْنِهِ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ فَاَمَّا الَّذِينَ شَقُوا فَفِى النَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ.[

 “İşte senin Rabbin  zulm yani haksızlık eden kentlerin toplumlarını böylece kıskıvrak yakalayıverir. Şüphesiz ki onun yakalaması çok şiddetli ve çok zorludur. Gerçek şu ki, bütün bu anlatılanlarda ahiret azabından korkanlar için apaçık bir ders ve uyarı vardır. O gün ki bütün insanlık bir araya gelecektir ve o gün her şey tüm açıklığıyla ortaya konacaktır. O günü ancak bizim bildiğimiz sayılı bir vakte kadar geciktiririz. O gün gelince Allah’ın izni olmaksızın kimse konuşamayacaktır. O gün bir araya getirilenlerden kimileri felakete uğramış üzüntülü ve mutsuz, kimileri de mutlu ve sevinçli olacaklardır. O gün mutsuz olanlar dünyadayken yaptıklarından dolayı ateşte yaşayacaklar ve orada ah çekip inleyeceklerdir.” (11 Hud 102-106)

قال الله تعالى : ]وَيُحَذِّرُكُمُ اللهُ نَفْسَه[ُ

 “Allah ancak kendisine karşı gelmekten dikkatli olmanızı ister.” (3 Al-i İmran 28)

قال الله تعالى : ]يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أخيهِ وَاُمِّهِ وَأبيهِ وَصَاحبتِهِ وَبَنِيهِ لِكُلِّ أمرئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأن يُغْنِيهِ[

 “O gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün her kişinin kendine yetecek bir derdi ve meşguliyeti vardır.” (80 Abese 34-37)

قال الله تعالى : ]يَا أيها النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إن زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَ النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكِنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيد[ٌ

 “Ey İnsanlar Rabbinize karşı sorumluluk bilinci taşıyıp ondan korkun. Çünkü kıyamet vaktinin depremi  sarsıntısı gerçekten korkunç olacak. Onu gördüğünüz gün emziren analar çocuklarını bırakıp unutacaklar ve her gebe kadın da çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi alıklaşmış göreceksin. Çünkü Allah’ın azabı şiddetlidir.” (22 Hacc 1-2)

قال الله تعالى : ]وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَان[

 “Hesap vermek için Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kula iki cennet vardır.” (55 Rahman 46)

قال الله تعالى : ]وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ قالوا إنا كُنَّا قَبْلُ فِى اَهْلِنَا مُشْفِقِينَ فَمَنَّ اللهُ عَلَيْنَا وَوَقَينَا عَذَابَ السَّمُومِ إنا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوهُ إنهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ[

 “Cennetlikler birbirlerine dönüp sorarlar ve derler ki “Bakın dünyada iken çoluk çocuğumuzun arasında yaşarken Allah’ın bizden razı olmayacağını düşünerek sonumuzdan korku içindeydik. Allah bize bol bol lütufta bulundu da ta iliklere işleyen cehennem azabından korudu. Biz bundan önce dünyada da O’na yalvarıp ibadet ederdik. Çünkü o iyiliği bol ve rahmeti geniştir.” (52 Tur 25-28)

397- عَنِ بْنِ مَسْعُودٍ tقال : حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ rوَهُوَ الصَّادِقُ الْمَصْدُوقُ قال :إن أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا نُطْفَةً، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً, مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ, ثُمَّ يُرْسَلُ الْمَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ : بكتب رِزْقِهِ, وَأَجَلِهِ, وَعَمَلِهِ, وَشَقِيٌّ أَوْ سَعِيدٌ, فَوَ الَّذِى لاَ اِلهَ غَيْرُهُ إن اَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ الْجَنَّةِ، حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ النَّارِ، فَيَدْخُلُهَا, وَإن اَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ النَّارِ، حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا.

397: İbni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) demiştir ki: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ki, sözünde, işinde doğru ve vahiyle doğruluğu tasdik olandır. Bize şöyle buyurdu:

-Sizden birinizin yaradılışının başlangıcı olan temel maddeler anasının karnında kırk günde derlenip toplanır. Sonra ikinci kırk günlük zaman içinde kan pıhtısı haline döner. Sonra o kadar müddet zarfında da bir et parça haline gelir. Daha sonra Allah bir melek gönderir de ona ruh üfürür ve şu dört şeyi yazması da emrolunur. O kimsenin rızkını, ecelini, amelini ve iyi bir kimse mi yoksa kötü bir kimse mi olacağı.

Kendisinden başka gerçek ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki sizden biri cennetliklerin yaptığı işi yapar ve kendisiyle cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır. Sonra ana rahminde iken yazılan hüküm öne geçer ve cehennemliklerin yaptıkları amelleri yaparak cehenneme girer.

Yine sizden biri cehennemliklerin yaptıkları işleri yapar ve kendisi ile cehennem arasında bir arşın mesafe kalır. Sonra ana rahmindeki yazılan yazgının hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptığı işleri yapmaya devam eder ve cennete girer. (Buhari, Bed’ül Halk 6, Müslim, Kader 1)

398- وَعَنْهُ قال : قال رسولُ اللَّهِ rيُؤْتَى بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لَهَا سَبْعُونَ أَلْفَ زِمَامٍ, مَعَ كُلِّ زِمَامٍ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ يَجُرُّونَهَا.

398: İbni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Hesap günü cehennem getirilir. Cehennemin yetmiş bin yuları vardır ve her bir yuları çeken de yetmiş bin melek vardır.” (Müslim, Cennet 29)

399- عَنِ النُّعْمَان بْنَ بَشِيرٍ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ : إن أَهْوَنَ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ, لَرَجُلٌ تُوضَعُ فِي أَخْمَصِ قَدَمَيْهِ, جَمْرَتَان يَغْلِي مِنْهُمَا دِمَاغُهُ, مَا يَرَى أن أَحَدًا أَشَدُّ مِنْهُ عَذَابًا, وَإنهُ لأََهْوَنُهُمْ عَذَابًا 

399: Numan ibni Beşir (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim demiştir:

“Kıyamet günü cehennemliklerin azabı en hafif olanı o kimsedir ki ayaklarının altına iki kor ateş konulur da onun etkisiyle beyni kaynar, hiçbir kimsenin kendisi kadar şiddetli azabta olduğunu hatırına getirmez. Halbuki o azap edilenlerin en hafifidir.” (Buhari, Enbiya 1, Müslim, İman 362)

400- عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ tأن النبي rقال : مِنْهُمْ مَنْ تَأخذهُ النَّارُ إِلَى كَعْبَيْهِ, وَمِنْهُمْ مَنْ تَأخذهُ النَّارُ إِلَى رُكْبَتَيْهِ, وَمِنْهُمْ مَنْ تَأخذهُ النَّارُ إِلَى حُجْزَتِهِ, وَمِنْهُمْ مَنْ تَأخذهُ النَّارُ إِلَى تَرْقُوَتِهِ .

400: Semüre ibni Cündüb (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Cehennemliklerin bazıları vardır ki ateş topuklarına bazılarının dizlerine ve bellerine bazılarının da köprücük kemiklerine kadar çıkar.” (Müslim, Cennet 33)

401- عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِيِّ r]يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ    الْعَالَمِينَ[ قال : يَغِيبَ أَحَدُهُمْ فِي رَشْحِهِ إِلَى إنصَافِ أُذُنَيْهِ

401: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar kıyamet günü Rablerine karşı hesap vermek üzere kabirlerinden kalkarlar, (ve öyle çok bekleyecekler ki) Onlardan bir kısmı kulaklarının yarısına kadar ter içinde kalıp kaybolacaklar.” (Buhari, Rikak 47, Müslim, Cennet 60)

402- عَنْ أنس بْنِ مَالِكٍ tقال : خَطَبَنَا رَسُولُ اللهِ rخُطْبَةً مَا سَمِعْتُ مِثْلَهَا قَطُّ، فَقال : لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ, لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً, وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا. فَغَطَّى اَصْحَابُ رَسُولِ الله rوُجُوهَهُمْ وَلَهُمْ خَنِينٌ.

وَفِى رِوَايَةٍ: بَلَغَ رَسُولَ اللَّهِ rعَنْ أَصْحَابِهِ شَيْءٌ فَخَطَبَ, فَقال : عُرِضَتْ عَلَيَّ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ, فَلَمْ أَرَ كَالْيَوْمِ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ, وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ, لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا. قال : فَمَا أَتَى عَلَى أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ r, يَوْمٌ أَشَدُّ مِنْهُ. غَطَّوْا رُؤُوسَهُمْ وَلَهُمْ خَنِينٌ. 

402: Enes (Allah Ondan razı olsun)’den rivayete göre şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) eşini benzerini o güne kadar hiç duymadığım bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu: “Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız.” Bunun üzerine sahabe yüzlerini kapatarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar. (Buhari, tefsiru sure-i Maide 12, Müslim, Fezail 134) (448’de tekrar gelecektir.)

* Müslim’in değişik bir rivayeti şöyledir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e ashabından bir haber ulaşmıştı da bunun üzerine şöyle bir konuşma yapmıştı: “Cennet ve cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer hakkında bugün gördüğümü hiç görmedim. Eğer ahiret ve azap hakkında benim bildiğimi bilseydiniz elbette az gülüp çok ağlardınız”, buyurdu. Rasulullah’ın ashabı bundan daha kederli bir gün geçirmediler ve başlarını öne eğerek hıçkıra hıçkıra ağladılar. (Müslim, Fezail 134)

403- عَنِ الْمِقْدَادُ tقال : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ: تُدْنَى الشَّمْسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنَ الْخَلْقِ, حَتَّى تَكُونَ مِنْهُمْ كَمِقْدَارِ مِيلٍ.قال سُلَيْمُ بْنُ عَامر: فَوَاللَّهِ, مَا أَدْرِي مَا يَعْنِي بِالْمِيلِ, أَمَسَافَةَ الأرض أَمِ الْمِيلَ الَّذِي تُكْتَحَلُ بِهِ الْعَيْنُ؟ فَيَكُونُ النَّاسُ عَلَى قَدْرِ أَعْمَالِهِمْ فِي الْعَرَقِ , فَمِنْهُمْ مَنْ يَكُونُ إِلَى كَعْبَيْهِ, وَمِنْهُمْ مَنْ يَكُونُ إِلَى رُكْبَتَيْه ِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَكُونُ إِلَى حَقْوَيْهِ, وَمِنْهُمْ مَنْ يُلْجِمُهُ الْعَرَقُ إِلْجَامًا. وَأَشَارَ رَسُولُ اللَّهِ rبِيَدِهِ إِلَى فِيهِ .

403: Mikdad (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü güneş insanlara bir mil mesafe kalıncaya kadar yaklaştırılır.” Hadisi Mikdad’dan rivayet eden Süleym ibni Amir: Allah’a yemin ederim ki Rasulullah mil ile yeryüzündeki mesafe ölçüsünü mü yoksa göze sürme çekmek için kullanılan mil mi kasdetti bilmiyorum demiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “İnsanlar işledikleri kötü amelleri kadar tere batarlar. Onlardan bir kısmı topuklarına, bir kısmı dizlerine, bir kısmı bellerinin hizasına kadar bir kısmı da ağızları hizasına kadar ter içinde kalırlar.” Rasulullah bunu söylerken eliyle ağzına işaret etti. (Müslim, Cennet 62)

404- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tأن رَسُولَ اللَّهِ rقال : يَعْرَقُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ, حَتَّى يَذْهَبَ عَرَقُهُمْ فِي الأرض سَبْعِينَ ذِرَاعًا, وَيُلْجِمُهُمْ حَتَّى يَبْلُغَ آذانهُمْ,

404: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kıyametin dehşetinden insanlar öyle bir terlerler ki onların terleri yerin yetmiş arşın derinliğine ulaşır. ter onların ağızlarına ve kulaklarına kadar ulaşır.” (Buhari, Rikak, 47, Müslim, Cennet 61)

405- وَعَنْهُ قال : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ rإِذْ سَمِعَ وَجْبَةً. فَقال النَّبِيُّ r: هل تَدْرُونَ مَا هَذَا؟  قُلْنَا : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قال : هَذَا حَجَرٌ رُمِيَ بِهِ فِي النَّارِ مُنْذُ سَبْعِينَ خَرِيفًا, فَهُوَ يَهْوِي فِي النَّارِ الآن حَتَّى أنتهَى إِلَى قعرها ، فَسَمِعْتُمْ وَجْبَتَهَا.

405: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraberdik o sırada bir gümbürtü duyduk. Bunun üzerine: “Bu gümbürtünün ne olduğunu biliyor musunuz? diye sordu. Biz: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedik. Rasulullah da:

“Bu yetmiş yıl önce cehenneme atılmış bir taş olup şimdiye kadar durmadan yuvarlanıyordu nihayet cehennemin dibine düştü. Şimdi gürültüsünü işitmiş bulunuyorsunuz” buyurdu. (Müslim, Cennet 31)

406- عَنْ عَدِيَّ بْنَ حَاتِمٍ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: مَا مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ إلا سَيُكَلِّمُهُ رَبُّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ تَرْجُمَان ، فَيَنْظُرُ اَيْمَنَ مِنْه,ُ فَلاَ يَرَى إلا مَا قَدَّمَ، وَيَنْظُرُ اَشَْأمَ مِنْهُ, فَلاَ يَرَى إلا مَا قَدَّمَ، وَيَنْظُرُ بَيْنَ يَدَيْهِ, فَلاَ يَرَى إلا النَّارَ تِلْقَاءَ وَجْهِهِ، فَاتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ .

406: Adî ibni Hâtim (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Rabbiniz arada bir tercüman bulunmaksızın mutlaka hepinizle konuşacaktır. O gün kişi sağına bakar önceden gönderdiği hayırlı işleri ve sevabını görür, soluna bakar yine önceden işlediği kötülükleri ve günahları görür. Önüne bakar önünde de sadece cehennemi görür. Öyleyse yarım hurmayla da olsa cehennemden korunmaya çalışınız, hayırlı amellerinizi artırınız.” (Buhari, Zekat 9, Müslim, Zekat 67)

407- عَنْ أبي ذَرٍّ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: إني أَرَى مَا لاَ تَرَوْنَ, أَطَّتِ السَّمَاءُ وَحُقَّ لَهَاأن تَئِطَّ, مَا فِيهَا مَوْضِعُ أَرْبَعِ أصابعَ إلا وَمَلَكٌ وَاضِعٌ جَبْهَتَهُ سَاجِدًا لِلَّهِ, وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ, لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا,وَمَا تَلَذَّذْتُمْ بِالنِّسَاءِ عَلَى الْفُرُشِ, وَلَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ, تَجْأَرُونَ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى.

407: Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben sizin görmediklerinizi görüyor ve bilmediklerinizi biliyorum. Gökyüzü meleklerin çokluğundan dolayı çatırdayıp gıcırdadı bu gıcırdamasında da haklı idi. Çünkü orada meleklerin secde etmediği dört parmaklık bir yer bile yoktu. Vallahi eğer bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. Döşekler üzerinde kadınlarınızdan zevk alamazdınız. Yüksek sesle Allah’a yalvararak yollara ve kırlara çıkardınız.” (Tirmizi , Zühd 9)

408- عَنْ أبي بَرْزَةَ ألاسلميِّ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: لاَ تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ, حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ عُمُرِهِ فِيمَا أَفْنَاه,ُ وَعَنْ عَلمهِ فِيمَ فَعَلَ ,وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ, وَفِيمَ أنفقهُ, وَعَنْ جِسْمِهِ فِيمَ أَبْلاَهُ

408: Ebu Berze Nadle İbni Ubeyd el Eslemî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kul kıyamet gününde şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz.

1-   Ömrünü nerede ve nasıl harcadığından,

2-   İlmi ve bilgisiyle ne gibi işler yaptığından,

3-   Malını nereden kazanıp nereye harcadığından,

4-   Vücudunu nerede yıprattığından,

409- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tقال : قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ r: ] يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أخبارهَا[ قال: أَتَدْرُونَ مَا أخبارهَا؟ قالوا : اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قال : فَإن أخبارهَا, أن تَشْهَدَ عَلَى كُلِّ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ بِمَا عَمِلَ عَلَى ظَهْرِهَا, أن تَقُولَ : عَمِلَت كَذَا وَكَذَا يَوْمَ كَذَا وَكَذَا, فَهَذِهِ أخبارهَا. 

409: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) “O gün (yer), bütün haberlerini anlatır.” (99 Zilzal 4) ayetini okudu ve “Yerin haberlerinin ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sordu. Sahabe: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler. Bunun üzerine peygamberimiz:

“Onun haberleri her erkek ve dişinin yeryüzünde neler yaptığına şahitlik edecek. Sen filan gün şöyle şöyle yapmıştın demesidir. İşte yeryüzünün haberleri budur”, buyurdu. (Tirmizi , Kıyamet 7)

410- عَنْ أبي سَعِيدٍ الْخُدْرِىِّ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r:  كَيْفَ أنعَمُ وَصَاحب الْقَرْنِ قَدِ الْتَقَمَ الْقَرْنَ, وَاسْتَمَعَ الإذن مَتَى يُؤْمَرُ بِالنَّفْخِ فَيَنْفُخُ. فَكأن ذَلِكَ ثَقُلَ عَلَى أَصْحَابِ النَّبِيِّ rفَقال لَهُمْ : قُولُوا : حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ .

410: Ebu Said el Hudrî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Nasıl rahat ve konfor içinde yaşayabilirim. Sur sahibi sura ağzını dayamış üflemek için izin bekliyor.” Bu haber Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in ashabına ağır geldi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Hasbünallahu veni’mel vekil = Allah bize yeter o ne güzel vekildir. Deyiniz”, buyurdu. (Tirmizi , Kıyamet 8)

411- عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ tقال : قال رسولُ الله r: مَنْ خَافَ اَدْلَجَ، وَمَنْ اَدْلَجَ بَلَغَ الْمَنْزِلَ. ألا إن سِلْعَةَ اللهِ غَالِيَةٌ، ألا إن سِلْعَةَ اللهِ الْجَنَّةُ.

411: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet ve dehşetinden korkan kimse geceden yol alır geceleri nafile ibadetlere ağırlık verir. Bu şekilde hareket eden de amacına ulaşır. Dikkat edin Allah’ın vereceği şey pahalı ve yüksektir. İyi biliniz ki Allah’ın vereceği şey cennettir.” (Tirmizi , Kıyamet 18)

412- عَنْ عَائِشَةَ رَضِي اللهُ عَنْهَا قالتْ : سَمِعْتُ رَسُولُ اللهِ rيَقُولُ: يُحْشَرُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ, حُفَاةً عُرَاةً غُرْلاً. قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ جَمِيعًا يَنْظُرُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ؟! قال :يا عائشة الأمر أَشَدُّ مِنْ أن يُهِمَّهُمْ ذَالِكَ.

وَفِى رِوَايَةٍ: الأمر اَهَمُّ مِنْ أن يَنْظُرَ بَعْضُهُمْ اِلَى بَعْضٍ.

412: Aişe (Allah Ondan razı olsun) Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim demiştir. “İnsanlar kıyamet günü yalınayak çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzurunda toplanırlar.” Dedim ki Ey Allah’ın Rasulü, kadınlar ve erkekler hepsi birlikte olunca birbirlerine bakmazlar mı?

-Ya Aişe, iş ve durum bunu hatıra getiremeyecek kadar şiddetlidir”, buyurdular.

* Bir başka rivayette “Durum birbirlerine bakamayacakları kadar şiddetlidir”, buyurdu. (Buhari, Rikak 65, Müslim, Cennet 56)

Kimler Çevrimiçi

19 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk