Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinHayır ve İyiliklere Öncülük Etme ve Doğru Veya Sapıklığa Çağırma

Hayır ve İyiliklere Öncülük Etme ve Doğru Veya Sapıklığa Çağırma

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

HAYIR VE İYİLİKLERE ÖNCÜLÜK ETME ve DOĞRU VEYA SAPIKLIĞA ÇAĞIRMA

قال الله تعالى : ]وَادْعُ اِلَى رَبِّكَ[

 “... Rabbinin yoluna çağırmaya devam et...” (28 Kasas 87)

قال الله تعالى : ]اُدْعُ اِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَة[ِ

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır...” (16 Nahl 125)

قال الله تعالى : ]وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى [

“... İyi ve güzel olan şeylerde ve yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmada yardımlaşın...” (5 Maide 2)

قال الله تعالى : ]وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ [

“İçinizde iyi ve yararlı olana davet eden doğru olanı emreden bir topluluk çıksın...” (3 Al-i İmran 104)

175- عَنْ اَبِى مَسْعُودٍ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍ الأنصارىِّ tقال : قال رَسُولُ الله r : مَنْ دَلَّ عَلَى خَيْرٍ فَلَهُ مِثْلُ أجر فَاعِلِهِ.

175: Bedire katılan ve ensardan olan Ebu Mesud Ukbe İbn-i Amr (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kim bir hayra ve iyiliğe klavuzluk ederse ona hayrı işleyenin sevabı kadar sevap vardır.” (Müslim, İmare 133)

176- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tأن رَسُولَ اللَّهِ rقال : مَنْ دَعَا إِلَى هُدًى كان لَهُ مِنَ الأجر مِثْلُ أُجُورِ مَنْ تَبِعَهُ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْئًا , وَمَنْ دَعَا إِلَى ضَلاَلَةٍ كان عَلَيْهِ مِنَ الإثْمِ مِثْلُ آثَامِ مَنْ تَبِعَهُ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ آثَامِهِمْ شَيْئًا.

176: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İnsanları doğru yola çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevablarından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de kendisine uyanların günahı gibi günah yazılır, ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.” (Müslim, İlim 16)

177- عَنْ اَبِى الْعَبَّاسِ سَهْلِ بْنُ سَعْدٍ tأن رَسُولَ اللَّهِ rقال يَوْمَ خَيْبَرَ : لاَُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ غَدًا رَجُلاً, يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ, يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ, وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ. قال: فَبَاتَ النَّاسُ يَدُوكُونَ لَيْلَتَهُمْ أَيُّهُمْ يُعْطَاهَا. قال : فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّاسُ, غَدَوْا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ rكُلُّهُمْ يَرْجُون َأن يُعْطَاهَا. فَقال : أَيْنَ عَلِيُّ بْنُ أبي طَالِبٍ. فَقالوا : هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ, يَشْتَكِي عَيْنَيْهِ. قال : فَأَرْسِلُوا إِلَيْهِ, فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ رَسُولُ اللَّهِ rفِي عَيْنَيْهِ, وَدَعَا لَهُ فَبَرَأَ حَتَّى كان لَمْ يَكُنْ بِهِ وَجَعٌ فَأَعْطَاهُ الرَّايَةَ. فَقال عَلِيٌّ :  يَا رَسُولَ اللَّهِ, أُقَاتِلُهُمْ حَتَّى يَكُونُوا مِثْلَنَا؟ فَقال : إنفُذْ عَلَى رِسْلِكَ حَتَّى تَنْزِلَ بِسَاحَتِهِمْ, ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإسلام, وَأَخْبِرْهُمْ بِمَا يَجِبُ عَلَيْهِمْ مِنْ حَقِّ اللَّهِ فِيهِ, فَوَاللَّهِ لأن يَهْدِيَ اللَّهُ بِكَ رَجُلاً وَاحِدًا, خَيْرٌ لَكَ مِنْ أن يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ .

177: Ebul Abbas Sehl İbn-i Sa’d es-Saidî (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Hayber gazvesi gününde Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bu sancağı yarın öyle bir kimseye vereceğim ki Allah, onun eliyle Hayberi fetheder. Hem o kimse Allah’ı ve Rasulünü sever, Allah ve peygamberi de onu sever.” Bunun üzerine insanlar sancak kime verilecek diye geceyi konuşarak geçirdiler. Sabah olunca sancağın kendisine verileceği ümidi ile bütün sahabiler Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzuruna koştular. Peygamber efendimiz: “Ali İbn-i Ebu Talib nerede? Diye sordu. Sahabiler: -Ey Allah’ın Rasulü, o gözlerinden rahatsız, dediler. Bunun üzerine peygamberimiz: “Ona haber gönderecek birini gönderiniz, buyurdular. Ali derhal getirildi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onun gözlerini tükrüğüyle tedavi edip kendisine dua etti, hastalığın yeri iyileşti sanki hiç ağrı görmemiş gibi oldu. Peygamber sancağı ona verdi. Ali:

-Ya Rasulallah! Onlar da bizim gibi mü’min oluncaya kadar mı savaşacağım? dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem):

“Yavaş ve sakin olarak onların yanına var, onları İslam’a çağır. Uymaları gereken Allah’tan olan yükümlülükleri kendilerine bildir. Allah’a yemin ederim ki senin vasıtanla Allah’ın bir kimseye hidayet vermesi senin için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlıdır”, buyurdu. (Buhari, Fezailüs-Sahabe 9, Müslim, Fezailüs-Sahabe 34)

178- عَنْ أنس tأن فَتًى مِنْ أسلم قال : يَا رَسُولَ اللَّهِ, إني أُرِيدُ الْغَزْوَ وَلَيْسَ مَعِي مَا أَتَجَهَّزُ بِهِ. قال : ائْتِ فُلانا, فَإنهُ قَدْ كان تَجَهَّزَ فَمَرِض. َ فَأَتَاهُ, فَقال :أن رَسُولَ اللَّهِ rيُقْرِئُكَ السَّلاَمَ وَيَقُولُ : أَعْطِنِي الَّذِي تَجَهَّزْتَ بِهِ فقال : يَا فُلانةُ أَعْطِيهِ الَّذِي تَجَهَّزْتُ بِهِ وَلاَ تَحْبِسِي مِنْهُ شَيْئًا , فَوَاللَّهِ لاَ تَحْبِسِينَ مِنْهُ شَيْئًا فَيُبَارَكَ لَنَا فِيهِ

178: Enes (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Eslem kabilesinden bir delikanlı şöyle dedi:

-Ey Allah’ın Rasulü, ben savaşa katılmak istiyorum. Fakat harb için gereken techizatım yok. Bunun üzerine peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem):

-Falan kişiye git. O harbe gitmek üzere hazırlanmıştı, fakat hastalandı, buyurdu. Delikanlı o kişiye gitti ve:

- Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sana selam ediyor. Harb için hazırladıklarınızı bana vermenizi emretti, dedi. Bunun üzerine adam hanımına:

- Hanım, hazırladığım harb malzemelerinin hepsini bu gence ver ve onlardan hiçbir şey bırakma, Allah hakkı için onlardan hiçbir şey bırakma ki hakkımızda hayır ve bereketlere nâil olabilelim. (Müslim, İmara 134) 

Kimler Çevrimiçi

55 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk