Buradasınız: AnasayfaRiyazüs Salihinİyi Kişileri Ziyaret Edip Sohbette Bulunmak

İyi Kişileri Ziyaret Edip Sohbette Bulunmak

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

İYİ KİŞİLERİ ZİYARET EDİP SOHBETTE BULUNMAK

قال الله تعالى : ]وَاِذْ قال مُوسَى لِفَتَاهُ لاَ اَبْرَحُ حَتَّى اَبْلُغَ مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ اَوْ اَمْضِىَ حُقُبًا[اِلَى قَوْلِهِ تَعَالَى: ]قال لَهُ مُوسَى هَلْ اَتَّبِعُكَ عَلَى أن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا.[

 “Bir vakit Musa genç arkadaşına demişti ki “Durup dinlenmiyeceğim ta ki iki denizin birleştiği yere kadar yola devam edeceğim yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.”İki denizin kavuştuğu yere vardıkları zaman balıklarını unutmuşlardı. Balık denize atlamış dalıp bir yol tutmuş gitmişti. Orayı geçtiklerinde, Musa genç arkadaşına “Kuşluk yemeğimizi getir” dedi. Gerçekten de şu yolculuk yordu bizi. Arkadaşı gördün mü? dedi. Kayanın yanında oturduğumuz zaman balığı unutmuştum, onu bana unutturan ve sana söylememe engel olan da ancak şeytandır. tuhaf şey nasıl da yol bulup suya ulaştı. Musa: “Buydu aradığımız işte ya!” dedi ve izleri üzerinde hemen geri döndüler ve orada kullarımızdan bir kul buldular ki biz katımızdan ona rahmet verip özel bilgiyle donatmıştık onu. Musa o’na sana öğretilen hakiki ilimden bana öğretmek üzere senin peşinden gelebilir miyim, dedi.” (18 Kehf 60-66)

قال الله تعالى : ]وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ.[

 “Ve Rabbinin hoşnutluğunu umarak sabah akşam O’na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret...” (18 Kehf 28)

361- عَنْ أنسtقال : قال أَبُو بَكْرٍ t بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ rلِعُمَرَ : انطلق بِنَا إِلَى أُمِّ أَيْمَنَ نَزُورُهَا كَمَا كان رَسُولُ اللَّهِ rيَزُورُهَا, فَلَمَّا أنتهَيْنَا إِلَيْهَا بَكَتْ, فَقالاَ لَهَا : مَا يُبْكِيكِ ؟اَمَا تَعْلَمِينَ أن مَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ لِرَسُولِهِ r. فَقالت : إنى لاَ اَبْكِى أني لا أََعْلَمُ أن مَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ لِرَسُولِهِ rوَلَكِنْ أَبْكِي أن الْوَحْيَ قَدِ انقَطَعَ مِنَ السَّمَاءِ, فَهَيَّجَتْهُمَا عَلَى الْبُكَاءِ, فَجَعَلاَ يَبْكِيَان مَعَهَا.

361: Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in vefatından sonra Ebu Bekir, Ömer (Allah Ondan razı olsun)’ya : Ümmü Eymen (Allah Ondan razı olsun)’ya gidelim, Rasulullah’ın ziyaret ettiği gibi bizde onu ziyaret edelim, dedi. İkisi beraber oraya geldiklerinde Ümmü Eymen ağladı. Onlar da:

-Niçin ağlıyorsun, Allah katındaki nimetin Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) için çok daha hayırlı olduğunu bilmiyor musun? dediler. Ümmü Eymen’de:

-Ben Rasulullah vefat etti diye ağlamıyorum. Allah katındaki nimetlerin Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) hakkında daha hayırlı olduğunu biliyorum. Fakat ben vahyin kesilmiş olmasından dolayı ağlıyorum, deyince Ebu Bekir ve Ömer (Allah Ondan razı olsun)’de duygulandılar ve hep birlikte ağlamaya başladılar. (Müslim, Fezailüs Sahabe 3)

362- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tعَنِ النَّبِيِّ rأن رَجُلاً زَارَ أخا لَهُ فِي قَرْيَةٍ أخرى, فَأَرْصَدَ اللَّهُ لَهُ عَلَى مَدْرَجَتِهِ مَلَكًا, فَلَمَّا أَتَى عَلَيْهِ قال : أَيْنَ تُرِيدُ؟ قال : أُرِيدُ أخا لِي فِي هَذِهِ الْقَرْيَةِ قال : هَلْ لَكَ عَلَيْهِ مِنْ نِعْمَةٍ تَرُبُّهَا عَلَيْهِ؟ قال : لاَ غَيْرَ إني أحببْتُهُ فِي اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ. قال : فَإني رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكَ بِأن اللَّهَ قَدْ أحبكَ كَمَا أحببْتَهُ فِيهِ.

362: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Adamın biri başka bir beldedeki bir din kardeşini ziyarete giderken Allah bu kimseyi gözetlemek için bir meleği görevlendirmişti. O kimse meleğin yanına varınca melek nereye gidiyorsun, diye sorar. Adam da: Şu köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum, cevabını verir. Melek: O kimseden bir menfaatin var da onu devam ettirmeye mi gidiyorsun? der. Adam da: Yok hayır, ben onu sadece Allah rızası için severim, onun için de ziyarete gidiyorum, deyince Melek:

-Sen onu nasıl seviyorsan Allah ta seni öylece seviyor. Ben bu müjdeyi vermek için Allah’ın sana gönderdiği elçisiyim, dedi. (Müslim, Birr 64)

363- عَنْهُ قال : قال رسولُ الله r: مَنْ عَادَ مَرِيضًا, اَوْ زَارَ أخا لَهُ فِى اللهِ نَادَاهُ مُنَادٍ : بِأن طِبْتَ, وَطَابَ مَمْشَاكَ، وَتَبَوَّأْتَ مِنَ الْجَنَّةِ مَنْزِلاً.

363: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse bir hastayı veya Allah rızası için din kardeşini ziyaret edip halini hatırını sorarsa ona bir melek şöyle seslenir. Ne mutlu sana ne güzel yolculuk cennette kendine bir yer hazırladın.” (Tirmizi , Birr 64)

364- عَنْ أبي مُوسَى tعَنِ النَّبِيِّ rقال : إنما مَثَلُ الْجَلِيسِ الصَّالِحِ وَجَلِيسِ السَّوْءِ, كَحَامِلِ الْمِسْكِ, وَنَافِخِ الْكِيرِ, فَحَامِلُ الْمِسْكِ, إِمَّا أن يُحْذِيَكَ, وَإِمَّا أن تَبْتَاعَ مِنْهُ, وَإِمَّا أن تَجِدَ مِنْهُ رِيحًا طَيِّبَةً, وَنَافِخُ الْكِيرِ, إِمَّا أن يُحْرِقَ ثِيَابَكَ, وَإِمَّا أن تَجِدَ رِيحًا خَبِيثَةً .

364: Ebu Musa el Eş’arî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: Beraber olduğun iyi arkadaşla kötü arkadaşın benzeri güzel koku satanla körük çeken demirci gibidir. Güzel koku satan sana güzel kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın veya onunla beraber olduğun sürece güzel kokudan istifade etmiş olursun. Körük çeken demirci ise ya elbiseni yakar ya da kötü koku ve dumandan rahatsız olursun. (Buhari, Rekaik 31, Müslim; Birr 146)

365- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tعَنِ النَّبِيِّ rقالت :تنْكَحُ الْمَرْأَةُ لاَِرْبَعٍ : لِمَالِهَا, وَلِحَسَبِهَا, وَجَمَالِهَا, وَلِدِينِهَا, فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ

365: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kadın dört sebepten dolayı nikahlanır. Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı için. (Ey mümin sen bunlardan) dindâr olaný ele geçirmeye çalış(diğerlerinden geç, şayet dediğimi gibi yapmazsan) yoksulluğa düşersin.”(Buhari,Nikah 15,Müslim,Rada 53)

366- عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : قال النَّبِىُّ rلِجِبْرِيلَ : مَا يَمْنَعُكَ أن تَزُورَنَا اَكْثَرَ مِمَّا تَزُورُنَا؟ فَنَزَلَتْ : (وَمَا نَتَنَزَّلُ إلا بِأمر رَبِّكَ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذلِكَ).

366: Abdullah ibni Abbas (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Cebrail’e: Bizi daha sık ziyaret etmeni engelleyen nedir, diye sordu. Bunun üzerine Cibril: “Biz (elçiler) ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’nundur. Rabbin unutkan değildir. (Buhari, tefsiru sure-i Meryem 2)

367- عَنْ اَبِى سَعِيدٍ الْخُدْرِىِّ tعَنِ النَّبِىِّ rقال : لاَ تُصَاحب إلا مُؤْمِنًا, وَلاَ يَأْكُلْ طَعَامَكَ إلا تَقِىٌّ.

367: Ebu Said el Hudri (Allah Ondan razı olsun)’den Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Mü’minden başkasıyla düşüp kalkma, yemeğini de Allah korkusunu taşıyan kimseler yesin.” (Ebu Davud, Edeb 16, tirmizi, Zühd 56)

368- عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ tأن النَّبِىَّ rقال : اَلرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ، فَلْيَنْظُرْ اَحَدُكُمْ مَنْ يُخَالِلُ.

368: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kişi dostunun dini yani hayat tarzı ve yaşantısı üzeredir. O halde kişi dost edineceği kimseye dikkat etsin.” (Ebu Davud, Edeb 16, tirmizi, Zühd 45)

369- عَنْ اَبِى مُوسَى ألاشْعَرِىِّ tأن النَّبِىَّ rقال : اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أحب.

وَفِى رِوَايَةٍ قال : قِيلَ لِلنَّبِىِّ r: اَلرَّجُلُ يُحِبُّ الْقَوْمَ وَلَمَّا يَلْحَقْ بِهِمْ؟ قال : اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أحب.

369: Ebu Musa el Eş’arî (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhari, Edeb 96, Müslim, Birr 165)

Bir başka rivayette Rasulullah’a bir kişi bir toplumu sever fakat her yönüyle onların seviyesine erişemezse böyle biri hakkında ne buyuruyorsunuz diye soruldu da Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) : “Kişi sevdiğiyle beraberdir”, cevabını verdi.

370- عَنْ أنس tأن اَعْرَابيا قال لِرَسُولِ اللهِ r: مَتَى السَّاعَةُ؟ قال رسولُ الله r: مَا أَعْدَدْتَ لَهَا ؟ قال : حبَّ اللَّهِ وَرَسُولِهِ. قال : أنت مَعَ مَنْ أحببْتَ

وَفِى رِوَايَةٍ لَهُمَا: مَا أَعْدَدْتُ لَهَا مِنْ كَثِيرِ صَوْمٍ , وَلاَ صَلاَةٍ , وَلاَ صَدَقَةٍ , وَلَكِنِّي أحب اللَّهَ وَرَسُولَهُ

370: Enes (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre bir bedevi Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e: Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem):

-Kıyamet için ne hazırladın? Buyurdu. Bedevi de:

-Allah ve Rasulünün sevgisini, dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) :

-O halde sen sevdiğinle berabersin, buyurdu. (Buhari, Edeb 96, Müslim, Birr 163)

* Diğer bir rivayette Bedevînin cevabı: “Ahiret için çok oruç, namaz ve sadaka hazırlayabilmiş değilim, ancak ben Allah’ı ve Peygamberi çok severim”, şeklindedir. (Buhari, Edeb 95, Müslim, Birr 164)

371- عَنِ ابْنُ مَسْعُودٍ tقال : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ rفَقال : يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَقُولُ فِي رَجُلٍ أحب قَوْمًا, وَلَمْ يَلْحَقْ بِهِمْ؟ فَقال رَسُولُ اللَّهِ r:  الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أحب 

371: Abdullah ibni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e bir adam geldi ve: Ey Allah’ın Rasulü bir topluluğu seven fakat onların işlediği amellerle onlara ulaşamayan kişi hakkında ne dersin? dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’de: “Kişi sevdiğiyle beraberdir”, cevabını verdi.

372- عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ tعَنِ النَّبِىِّ rقال : اَلنَّاسُ مَعَادِنُ كَمَعَادِنِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، خِيَارُهُمْ فِى الْجَاهِلِيَّةِ خِيَارُهُمْ فِى الإسلام إذا فَقهُوا, وَالأرْوَاحُ جُنُودٌ مُجَنَّدَةٌ، فَمَا تَعَارَفَ مِنْهَا ائْتَلَفَ، وَمَا تَنَاكَرَ مِنْهَا اخْتَلَفَ.

372: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir. İslam öncesi cahiliyyet dönemde hayırlı olanlar islam döneminde de islamı kavradıkları takdirde hayırlıdırlar. Ruhlar askeri birlikler gibi çeşitlidir. Ruhlar aleminde birbiriyle tanışanlar anlaşıp kaynaşırlar, tanışmayanlar da anlaşıp kaynaşamaz ve ayrı ayrı olurlar.” (Müslim, Birr 159)

373- عَنْ أُسَيْرِ بْنِ عَمْروٍ قال : كان عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ tإذا أَتَى عَلَيْهِ أَمْدَادُ أَهْلِ الْيَمَنِ سَأَلَهُمْ : أَفِيكُمْ أُوَيْسُ بْنُ عَامر؟ حَتَّى أَتَى عَلَى أُوَيْسٍ t, فَقال له: أنت أُوَيْسُ بْنُ عَامر؟ قال : نَعَمْ, قال : مِنْ مُرَادٍ ثُمَّ مِنْ قَرَنٍ؟ قال : نَعَمْ, قال : فَكان بِكَ بَرَصٌ, فَبَرَأْتَ مِنْهُ إلا مَوْضِعَ دِرْهَمٍ؟ قال : نَعَمْ قال : لَكَ وَالِدَةٌ؟ قال : نَعَمْ , قال: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ : يَأْتِي عَلَيْكُمْ أُوَيْسُ بْنُ عَامر مَعَ أَمْدَادِ أَهْلِ الْيَمَنِ مِنْ مُرَاد, ٍ ثُمَّ مِنْ قَرَنٍ كان بِهِ بَرَصٌ, فَبَرَأَ مِنْهُ إلا مَوْضِعَ دِرْهَمٍ, لَهُ وَالِدَةٌ هُوَ بِهَا بَرٌّ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لاََبَرَّه, فَإن اسْتَطَعْتَ أن يَسْتَغْفِرَ لَكَ فَافْعَلْ. فَاسْتَغْفِرْ لِي فَاسْتَغْفَرَ لَهُ, فَقال لَهُ عُمَرُ : أَيْنَ تُرِيدُ؟ قال : الْكُوفَة,َ قال : ألا أَكْتُبُ لَكَ إِلَى عَامِلِهَا؟ قال : أكون فِي غَبْرَاءِ النَّاسِ أحب إِلَيَّ, قال : فَلَمَّا كان مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ حَجَّ رَجُلٌ مِنْ أَشْرَافِهِمْ, فَوَافَى عُمَرَ, فَسَأَلَهُ عَنْ أُوَيْسٍ, فقالت : ترَكْتُهُ رَثَّ الْبَيْتِ, قَلِيلَ الْمَتَاعِ, قال : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ : يَأْتِي عَلَيْكُمْ أُوَيْسُ بْنُ عَامر مَعَ أَمْدَادِ أَهْلِ الْيَمَنِ مِنْ مُرَادٍ, ثُمَّ مِنْ قَرَنٍ , كان بِهِ بَرَصٌ فَبَرَأَ مِنْهُ إلا مَوْضِعَ دِرْهَمٍ, لَهُ وَالِدَةٌ هُوَ بِهَا بَرٌّ, لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لاََبَرَّهُ, فَإن اسْتَطَعْتَ أن يَسْتَغْفِرَ لَكَ, فَافْعَلْ فَأَتَى أُوَيْسًا, فَقال : اسْتَغْفِرْ لِي قال : أنت أَحْدَثُ عَهْدًا بِسَفَرٍ صَالِحٍ, فَاسْتَغْفِرْ لِي. قال: لَقِيتَ عُمَرَ؟ قال : نَعَمْ, فَاسْتَغْفَرَ لَهُ, فَفَطِنَ لَهُ النَّاسُ , فانطلق عَلَى وَجْهِهِ.

     وفي رواية لمسلم أيضا عَنْ أُسَيْرِ بْنِ جَابِر ٍtأَنَّ أَهْلَ الْكُوفَةِ وَفَدُوا إِلَى عُمَرَ t وَفِيهِمْ رَجُلٌ مِمَّنْ كَانَ يَسْخَرُ بِأُوَيْسٍ, فَقَالَ عُمَرُ : هَلْ هَا هُنَا أَحَدٌ مِنَ الْقَرَنِيِّينَ؟ فَجَاءَ ذَلِكَ الرَّجُلُ, فَقَالَ عُمَرُ  : إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ r قَدْ قَالَ: « إِنَّ رَجُلاً يَأْتِيكُمْ مِنَ الْيَمَنِ يُقَالُ لَهُ أُوَيْسٌ لاَ يَدَعُ بِالْيَمَنِ غَيْرَ أُمٍّ لَهُ قَدْ كَانَ بِهِ بَيَاضٌ فَدَعَا اللَّهَ, فَأَذْهَبَهُ عَنْهُ إِلاَّ مَوْضِعَ الدِّينَارِ أَوِ الدِّرْهَمِ, فَمَنْ لَقِيَهُ مِنْكُمْ, فَلْيَسْتَغْفِرْ لَكُمْ ».

وفي رواية له عن عُمَرَ t قَالَ: إِنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّه ِr يَقُولُ « إِنَّ خَيْرَ التَّابِعِينَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ : أُوَيْسٌ وَلَهُ وَالِدَةٌ, وَكَانَ بِهِ بَيَاضٌ, فَمُرُوهُ, فَلْيَسْتَغْفِرْ لَكُمْ ».

373: İbni Cabir diye bilinen Üseyr ibni Amr şöyle demiştir: Yemenden yardımcı askerler cihad için geldikçe Hz. Ömer:

Üveys ibni Amir aranızda var mı? diye sorardı. Nihayet Üveyse gelince onun yanına gitti ve:

-Üveys ibni Amir sen misin? diye sordu. O da evet dedi.

-Murad kabilesi karen kolundan mısın?

-Evet.

-Sende alaca hastalığı vardı, şimdi iyileştin, ondan bir dirhem büyüklüğünde yer kaldı öylemi?

-Evet öyledir.

-Annen var mı?

-Evet.

-Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den bizzat işittim: “Yemen’den destek birlikleri içinde Murad kabilesinin Karen kolundan Üveys ibni Âmir isimli biri gelecektir. Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir. Vücudunda iz olarak sadece bir dirhem miktarı yer kalmıştır. Onun bir annesi var, ona çok iyi bakardı. Eğer o bir şey hususunda yemin etse Allah onun yeminini doğru çıkarır. Eğer becerebilirsen bağışlanman için yalvarıp dua etmesini iste ve yaptır”, buyururken işittim. Bundan dolayı benim bağışlanmam için dua ediver, dedi.

Üveys de Hz. Ömer için bağışlanma talebinde bulunup dua etti. Daha sonra Ömer: Nereye gitmek istiyorsun diye sordu. Üveys: Kufe’ye, dedi. Ömer:

-Senin için Kufe valisine bir mektup yazayım mı? dedi. O da:

-Fakir halk arasında bulunmayı daha çok severim, diye cevap verdi.

Aradan bir yıl geçtikten sonra Kufe ileri gelenlerinden bir kimse hacca gelmişti. Ömer’le karşılaştı. Ömer kendisine Üves’i sordu. O da:

-Ben buraya gelirken o tamtakır denecek yıkık dökük bir evde barınmakta idi, dedi. Ömer (Allah Ondan razı olsun)’da: Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i:

“Üveys ibni Amir size Yemen destek birlikleri içinde gelecektir. Kendisi Murad kabilesi Karen kolundandır. Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir. Sadece bir dirhem miktarı kadar bir yerde hastalığın izi kalmıştır. Onun bir annesi var, ona çok iyi bakardı. Eğer o bir şey hakkında yemin etse Allah onun yeminini yerine getirir, duasını kabul eder. Kendin için dua ve istiğfar ettirebilirsen bunu yap, fırsatı kaçırma”, diye buyururken işittim, dedi.

O Kufeli adam da Kufe’ye dönünce Üveys’e varıp:

-Benim için mağfiret dile! diye ricada bulundu. Üveys:

-Sen mübarek ve güzel bir yolculuktan yeni geldin. Benim için sen dua et, dedi. Adam dua isteğinde ısrar edince:

-Sen Ömer’le mi karşılaştın? dedi. Adam:

-Evet, dedi.

Bunun üzerine Üveys o kişi için af ve bağışlanma talebinde bulundu. Bu olay üzerine insanlar Üveys’in nasıl bir kimse olduğunu anladılar, o da orayı bırakıp gitti. (Müslim, Fezailüs Sahabe 225)

* Müslim’in yine Üseyr ibni Cabir’den rivayetine göre aralarında Üveys ile alay eden  bir kişinin de bulunduğu Kufeli bir grup Ömer’e geldiler. Ömer: Burada Karenilerden kimse var mı? diye sordu. Hemen o alaycı adam Ömer’in yanına geldi. Ömer (Allah Ondan razı olsun) şöyle dedi: Şüphesiz ki Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) :

“Yemenden size Üveys adında biri gelecek. Annesinden başka kimsesi olmayan bu adam anasına hizmet için Yemenden ayrılmıyordu. O alaca hastalığına tutulmuştu. Allah’a dua etti de dinar ve dirhem büyüklüğünde bir yer dışında Allah onu hastalığından kurtardı. Ona hanginiz rastlarsa sizin için bağışlanma talebinde bulunsun.” (Müslim, Birr 223)

* Yine Müslim’in başka bir rivayetinde Hz. Ömer’in şöyle dediği nakledilmiştir. Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğunu işittim. “Hiç şüphesiz tabiilerin en hayırlısı Üveys adındaki bir kimsedir. Onun bir anası vardır. Alaca hastalığı geçirmiştir. Ona uğrayınız sizin için istiğfar etmesini isteyiniz.” (Müslim, Birr 224)

374- عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ tقال : اسْتَأْذَنْتُ النَّبِىَّ rفِى الْعُمْرَةِ فَاَذِنَ لِى, وَقال : لاَ تَنْسَنَا يَا اُخَىَّ مِنْ دُعَائِكَ. فَقال كَلِمَةً مَا يَسُرُّنِى أن لِى بِهَا الدُّنْيَا.

وَفِى رِوَايَةٍ قال : اَشْرِكْنَا يَا اُخَىَّ فِى دُعَائِكَ.

374: Ömer ibn-ül Hattab (Allah Ondan razı olsun)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’den umre yapmak için izin istedim, izin verdi ve: “Kardeşciğim bizi de duadan unutma”, buyurdu.

Onun bu sözüne karşılık bana dünyayı verseler bu kadar sevinmezdim * Başka bir rivayette de: “Kardeşciğim bizi de duana ortak et”, şeklindedir. (Ebu Davud, Vitir 23, tirmizi, Deavat 109)

375- عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : كان النَّبِىُّ rيُزُورُ قُبَاءً رَاكِبًا وَمَاشِيًا, فَيُصَلِّى فِيهِ رَكْعَتَيْنِ.

وَفِى رِوَايَةٍ: كان النَّبِىُّ rيَأْتِى مَسْجِدَ قُبَاءٍ كُلَّ سَبْتٍ رَاكِبًا وَمَاشِيًا. وَكان ابْنُ عُمَرَ يَفْعَلُهُ.

375: Abdullah İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bazen binekle bazen de yaya olarak Kuba mescidini ziyaret eder ve orada iki rekat namaz kılardı. (Buhari, es Salat fi Mescidi Mekke ve Medine 4)

* Başka bir rivayette Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) “Her Cumartesi günü binekle veya yaya olarak Kuba mescidine gelirdi.” İbni Ömer de böyle yapardı. (Buhari, es Salat fi Mescidi Mekke ve Medine 4, Müslim, Hac 521)

Kimler Çevrimiçi

73 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk