Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinKanaat, Tok Gözlülük Ve Orta Yolu Seçmek

Kanaat, Tok Gözlülük Ve Orta Yolu Seçmek

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

KANAAT, TOK GÖZLÜLÜK VE ORTA YOLU SEÇMEK

قال الله تعالى : ]وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأرض إلا عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا...[

“Yer yüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” (11 Hud 6)

قال الله تعالى : ]لِلْفُقَرَاء الَّذِينَ أُحصِرُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِلاَ يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الأرض يَحْسَبُهُمُالْجَاهِلُ أَغْنِيَاء مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَاهُمْلاَ يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُواْ مِنْ خَيْرٍفَإن اللّهَبِهِ عَلِيمٌ [

“Sadakalarınızı şu fakirlere verin ki, Allah yolunda savaş için bedenî ve fikrî çabalarıyla kapanıp kalmışlardır. Yer yüzünde rızık aramak için çıkıp dolaşamazlar. Onlar yüz suyu dökmediklerinden; durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları görünce yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek, ısrarla insanlardan istemezler. Onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.” (2 Bakara 273)

قال الله تعالى : ]وَالَّذِينَ إذا أنفقوالَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكان بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا.[

 “Ve onlar ki, harcadıkları zaman, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar bu ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.” (25 Furkan 67)

قال الله تعالى : ] وَمَاخَلَقْتُ الْجِنَّ والإَنس إلا لِيَعْبُدُونِ مَا أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍوَمَا أُرِيدُ أن يُطْعِمُونِ.[

 “ Ve iyi bilin ki, ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ve ben onlardan ne rızık istiyorum, ne de beni doyurmalarını.” (51 Zariyat 56-57)

522- عن أبي هُرَيْرَةَ tعن النبيِّ rقال : لَيسَ الغِنَى عَن كَثرَةِ العَرَضِ، وَلكِنَّ الغنَى غِنَى النَفْسِ . 

522: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Gerçek zenginlik malın fazla olması değil, kalb zenginliği gönül tokluğudur.” (Buhari, Rikak 15, Müslim, Zekat 130)

523- وعن عبد الله بن عمروٍ أن رسول الله rقال : قَدْ أَفْلَحَ مَنْ أسلم، وَرُزِقَ كَفَافا وَقَنَّعَهُ الله بما آتاهُ . 

523: Abdullah ibni Amr (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Müslüman olup yetecek kadar malı da olan ve verilene kanaat etmesini bilen gerçekten kurtulmuştur.” (Müslim, Zekat 125)

524- وعن حَكيم بن حِزَام tقال : سَأَلْتُ رسولَ الله rفَأَعطَإني، ثمَ سَأَلْتُهُ فَأَعطَإني، ثمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَإني، ثمَّ قال : يا حَكِيمُ، أن هذَا المَالَ خَضِرٌ حُلوٌ، فَمن أخذهُ بِسَخَاوَةِ نَفسٍ بُورِكَ لَهُ فِيه، وَمَن أخذهُ بإشرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فيهِ، وَكان كَالَّذِيَ يَأكُلُ وَلا يَشْبَعُ، واليَدُ العليَا خَيْرٌ مِنَ اليَدِ السُّفلَى. قالحَكِيمٌ : فقلتُ: يا رسولَ الله، والَّذي بَعَثَكَ بالحَق لا أَرزَأُ أَحَداً بَعدَكَ شَيئاً حَتَى أفارِقَ الدُنيَا. فَكان أَبُو بكرٍ يَدْعُو حَكِيماً لِيُعطيَهُ العَطَاءَ، فَيَأْبَى أن يَقبَلَ مِنهُ شَيْئاً. ثُمَّ عُمَرَ tدَعَاهُ لِيُعطيَهُ، فَأَبى أن يَقْبَلَهُ. فقال : يا مَعْشَرَ المُسْلِمينَ، أُشْهِدكم عَلى حَكيمٍ إني أَعْرِضُ عَلَيه حَقَّهُ الَّذي قَسَمَهُ الله لَهُ في هذا الفيءِ فيأْبى أن يأخذهُ. فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيم أَحَداً مِنَ النَّاسِ بَعْدَ النَّبِيِّ rحَتَّى تُوُفِّيَ. 

524: Hakîm ibni Hizam (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den mal istedim verdi, bir daha istedim yine verdi, tekrar istedim yine verdi ve sonra şöyle buyurdu: “Ey Hakîm şu dünya malı gerçekten çekici ve tatlıdır. Kim onu hırslanmaksızın gönül hoşluğuyla tok gözlülükle alırsa onun hesabına bereketli olur. Kim de ona göz dikerek aç gözlülükle alırsa o malın bereketi olmaz. Böylesi kişi yediği halde doymayan kimse gibidir. Veren el alan elden daha üstün ve hayırlıdır.” Hakîm diyor ki: Bunun üzerine ben:

-Ya Rasulallah, yaşadığım sürece senden başka kimseden bir şey almıyacağım, dedim. Gün geçti Ebubekir halife oldu. Hakîm’i kendisine ganimet malından hisse vermek için çağırdı. Fakat Hakîm onu almadı. Sonra Hz. Ömer halifeliği döneminde kendisine bir şeyler vermek istedi. Ondan da hiçbir şey almayınca Hz. Ömer:

-Ey müslümanlar, Hakîm hakkında şahid olunuz bu ganimetten Allah’ın ona ayırdığı hissesini veriyorum da o almak istemiyor, dedi.

İşte bu şekilde Hakîm Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in vefatından sonra ölünceye kadar kimseden bir şey kabul etmedi. (Buhari, Vesaya 9, Müslim, Zekat 96)

525- وعن أبي بُرْدَةَ عن أبي موسى الأشعري tقال : خَرَجْنا مَعَ رَسُولِ الله rفي غَزَاةٍ، ونحْن سِتَّةُ نَفَرٍ بَيْنَنا بَعِيرٌ نَعْتَقِبُهُ، فَنَقِبَتْ أَقْدامنا ونَقَبَتْ قَدَمِي، وسقَطَتْ أَظْفاري، فَكُنَّا نَلُفّ عَلى أَرْجُلِنا الخِرَقَ، فَسُمِّيَتْ غَزْوَةَ ذَاتِ الرِّقاع لما كُنَّا نَعْصبُ على أَرْجُلِنَا مِنَ الخِرَقِ . قال : أَبُو بُردَةَ : فَحَدَّثَ أبو مُوسَى بهذا الحديثِ، ثُمَّ كَرِهَ ذلك، وقال : ما كنتُ أَصْنَعُ بأن أذكُرَهُ!، قال : كأنهُ كَرِهَ أن يكونَ شيئاً مِنْ عَمَلِهِ أَفشَاهُ. 

525: Ebu Bürde (Allah Ondan razı olsun)’den rivayete göre Ebu Musa el Eş’ari (Allah Ondan razı olsun) şöyle anlatıyor. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le birlikte bir savaşa çıkmıştık. Altı kişi biz nöbetleşe bir deveye biniyorduk. Ayaklarımız aşınıp delinmişti. Benim de ayaklarım aşınıp tırnaklarım düşmüştü. Ayaklarımıza bez parçaları sarıyorduk. Bundan dolayı bu gazveye Zat-ür Rika (çaput sarılıp dolanan gazve) adı verildi.

Ebu Bürde şöyle devam etti: Ebu Musa bunları söyledi sonra da yaptığından hoşlanmadı ve bunları söylemekle hiç de iyi etmedim diye pişmanlığını dile getirdi.

Ebu Bürde Ebu Musa’nın bu tavrını “Herhalde o yaptığı yiğitliğin ve iyiliğin açıklanmış olmasını hoş görmedi” diye yorumladı. (Buhari Megazi 31 Müslim Cihad 149)

526- وعن عمرو بن تَغْلِبَ tأن رَسُول الله rأُتِيَ بمَالٍ أَوْ سَبيٍ فَقَسَّمَهُ، فَأَعْطَى رِجالا وتَرَكَ رِجالا, فَبَلَغَهُ أن الَّذِينَ تَرَكَ عَتَبُوا. فَحَمِد الله، ثُمَّ أَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قال : أَمَّا بَعد؟ فَوَالله إني لأعطِي الرَّجُل، وَأَدَعُ الرَّجُل، والَّذِي أَدَع أحب إليَّ مِنَ الَّذِي أعْطِي، وَلكِنِّي إنما أُعْطِي أَقْوَاماً لِما أرى في قُلُوبِهِمْ مِنَ الجَزَع والهلع، وَأكِلُ أَقْواماً إلى ما جَعَلَ الله في قُلُوبِهِمْ مِنَ الغِنَى والخَيْرِ، مِنهُمْ عَمْرُو بنُ تَغْلِبَ. قالعَمرو بنُ تَغْلِبَ : فَوالله مَا أحب أن لِي بِكَلِمَةِ رَسُولِ الله rحُمرَ النَّعَمِ. 

526: Amr İbni tağlib (Allah Ondan razı olsun) şöyle dedi.Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e ganimet malları veya esirler getirildi. Bunları kimine verdi kimine vermedi dağıtıp bitirdi. Mal vermediği kimselerin ileri geri söylendikleri kendisine ulaşınca Allaha hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu.

“Allah’a yemin olsun ki ben kimilerine veriyor kimilerine vermiyorum. Aslında mal vermediğim kimseler verdiklerimden daha sevgilidir. Ben bazı kimselerin kalplerinde (mala karşı) sabırsızlık, aşırı tamah gördüğüm için veririm. Bazı kimseleri de Allah’ın kalplerinde bıraktığı kanaate ve hayra havale ediyorum. Amr ibni Tağlib de bunlardan biridir.”

Amr İbni Tağlib der ki: Vallahi Peygamberimin hakkımda söylediği bu söz benim için bütün dünyaya bedeldir. (Buhari Cuma 29)

527- وعنْ حَكِيمِ بنِ حزَامٍ tأن النبي rقال : اليَدُ العُلْيَا خَيْرٌ مِنَ اليَدِ السُّفْلَى، وابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ، وخَيْرُ الصَّدَقَةِ عَنْ ظهْرِ غِنىً، وَمَنْ يَسْتَعْفِفْ يُعِفهُ الله، ومَنْ يَسْتَغْنِ يُغْنِهِ الله . 

527: Hakim İbni Hizam (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Üstteki(veren) el alttaki(alan) elden daha hayırlıdır. Harcamada önce geçimini üstlendiğin kimselerden başla. Sadakanın iyisi ihtiyaç fazlası maldan verilendir veya fakiri bolluğa kavuşturacak olandır. Halktan bir şey istemekten sakınan kimseyi Allah iffetli kılar, kimseye muhtaç etmez. Kim de kendini halka karşı tok gözlü davranarak başkasına muhtaç görmezse Allah da onu muhtaç olmaktan korur.” (Buhari zekat 18 Müslim zekat 95)

528- وعن أبي سُفْيَان صَخْر بن حَرْبٍ tقال : قال رسولُ الله r: لا تُلْحِفُوا في المسْأَلَةِ، فوَالله لا يَسْأَلُني أَحَدٌ مِنْكُمْ شَيْئا فَتُخرِجَ لَهُ مَسأَلَتهُ مِنِّي شَيْئاً وَأنا لَهُ كَارِهٌ، فَيُبَارَكَ لهُ فيما أَعْطَيْتُهُ . 

528: Ebu Abdurrahman Muaviye ibni Ebu Süfyan Sahr ibni Harb (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bir şey isterken ısrarlı davranmayınız. Allah’a yemin ederim ki sizden biri benden bir şey ister de benim gönülsüzlüğüme rağmen benden bir şey koparırsa verdiğim malın bereketini görmez.” (Müslim, Zekat 99)

529- وعن أبي عبدِ الرحمنِ عَوف بن مالك الأشْجَعِيِّ tقال : كُنَّا عِنْدَ رسُولِ الله rتِسْعَةً أَوْ ثَمإنيَةً أَوْ سَبْعَةً، فَقال : ألا تُبَايِعُونَ رَسُولَ الله r؟. وكُنَّا حَديثي عَهْدٍ بِبَيْعَةٍ، فَقُلنَا : قَدْ بَايَعنَاكَ يَا رَسُولَ الله. ثم قال : ألا تُبَايِعُونَ رَسُولَ الله؟. فَبَسَطْنا أَيْدِينا وَقُلْنا: قَدْ بايَعْنَاكَ يا رَسُولَ الله، فَعَلاَمَ نُبَايِعكَ؟ قال : على أن تَعْبُدُوا الله ولا تُشْرِكُوا بِه شَيْئا, والصَّلَوَاتِ الخَمْسِ, وَتُطِيعوا. وَأَسَرَّ كَلِمَة خَفِيَّة ً: وَلا تَسْأَلُوا النَّاسَ شَيْئاً, فَلَقَدْ رَأَيْتُ بَعْضَ أُولئِكَ النَّفَرِ يَسْقُطُ سَوْطُ أَحَدِهِمْ فَمَا يَسْأَلُ أَحَداً يُنَاوِلُهُ إيّاه. 

529: Ebu Abdurrahman Avf ibni Malik el-Eşca’î (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. Biz dokuz veya sekiz veya yedi kişi olarak Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanında oturuyorduk. Bize: “Allah’ın elçisine biat etmez misiniz?” buyurdu. Oysa biz yeni biat etmiştik. Bu sebeple: -Ey Allah’ın elçisi, biz sana biat ettik ya, dedik. Sonra tekrar: “Allah’ın elçisine biat etmeyecek misiniz ?” buyurdu. Bu defa biat için ellerimizi uzattık ve: -Ey Allah’ın elçisi biz sana biat etmiştik, şimdi ne üzerine biat edeceğiz, dedik. “Allah’a kulluk edip ona hiçbir şeyi ortak koşmamak, beş vakit namazı kılmak, Allah’a itaat etmek –ve sesini alçaltarak- kimseden bir şey istememek üzere biat edeceksiniz”, buyurdu. Avf ibni Malik diyor ki: Bu gruptan bazılarını görürdüm, kamçıları yere düşerdi de kimseden onu alıvermesini istemezlerdi. (Müslim, Zekat 108)

530- وعن ابنِ عمر أن النبي rقال : لا تَزَالُ المَسْألَةُ بِأَحَدِكُم حَتَّى يَلْقَى الله تعالَى وَلَيْسَ في وَجْهِه مُزْعَةُ لَحْمٍ . 

530: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Nebi (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu “Bir şeyler istemek herhangi birinizi o hale getirir ki kıyamet gününde yüzünde bir parça et bile kalmamış vaziyette Allah’ın huzuruna çıkarılır.” (Buhari, Zekat 52, Müslim, Zekat 103)

531- وعنه أن رسولَ الله rقال : وهو على المِنْبَرِ، وَذَكَرَ الصَّدَقَةَ والتَّعَفّفَ عَنِ المَسَأَلَةِ : اليَد العُليَا خَيرٌ مِنَ اليَدِ السُفْلى. وَاليَد العُليَا هِيَ المُنْفِقَة، وَالسُّفْلَى هِيَ السَّائِلَة . 

531: Yine İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) minber üzerinde iken sadaka vermekten, dilenmeyip iffetli yaşamaktan bahsetmiş ve şöyle buyurmuştur: “Üstteki el alttaki elden daha hayırlıdır. Üstteki el veren eldir. Alttaki el ise dilenip alan eldir.” (Buhari, Zekat 18, Müslim, Zekat 94)

532- وعن أبي هُريرة tقال : قال رسولُ الله r: مَنْ سَأَلَ النَاسَ تكثُّرا فَإنما يَسْأَلُ جَمْراً, فَلْيَسْتَقِلَّ أوْ لِيَسْتكْثِرْ . 

532: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Mal biriktirmek için halktan isteyenler gerçekte ateş koru istiyorlar demektir. İster az istesin ister çok istesin.” (Müslim, Zekat 105)

533- وعن سَمُرَةَ بنِ جُنْدبٍ tقال : قال رسولُ الله r: أن المَسأَلَةَ كَدّ، يَكُدُّ بها الرَّجلُ وَجْهَهُ، إلا أن يَسأَلَ الرَّجُلُ سُلْطاناً أوْ في أمر لا بُدَّ مِنْهُ .

533: Semure ibni Cündeb (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Halktan bir şeyler istemek kişinin kendi yüzüne açtığı bir yaradır. Kişi böylece kendi yüzünü berelemiş olur. Kişinin devlet başkanından hakkını istemesi ya da çok zaruri durumlardan dolayı istemek böyle değildir.” (Tirmizi, Zekat 38)

534- وعن ابنِ مسعودٍ tقال : قال رسولُ الله r: مَنْ أصابتْهُ فَاقَةٌ فَأنزلهَا بِالنَّاسِ لَمْ تُسَدَّ فَاقَتُهُ، وَمَنْ أنزلها باللّه، فَيُوشِكُ الله لَهُ بِرِزْق عاجِلٍ أَوْ آجِلٍ . 

534: İbni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kim sıkıntıya düşer de halini insanlara açarsa sıkıntıdan kurtulamaz. Fakat her kim düştüğü sıkıntıdan dolayı ihtiyacını Allah’a arzedip havale ederse Allah’ın er veya geç bir rızık vereceği umulur.” (Ebu Davud, Zekat 28)

535- وعَنْ ثَوْبان tقال : قال رسولُ الله r: مَنْ تكفلَ لِي أن لاَ يَسْأَلَ النَّاسَ شَيْئا وأَتكَفَّلُ له بالجَنَةِ؟ فقلتُ: أنا. فَكان لا يَسْأَلُ أَحَداً شَيْئاً . 

535: Sevban (Allah Ondan razı olsun)’den şöyle demiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) : “Kim bana hiçbir kimseden bir şey istemeyeceğine dair söz verirse ben de onun cennete girmesine kefil olurum”, buyurdu. Bunun üzerine ben: Söz veriyorum dedim ve hiçbir kimseden hiçbir şey istemedim. (Ebu Davut, Zekat 27)

536- وعن أبي بِشْرٍ قَبِيصَةَ بنِ المُخَارِقِ rقالت :حَمَّلْتُ حَمَالَةً فَأَتَيْتُ رسُولَ الله rأَسْأَلُهُ فيها فقال : أَقِمْ حَتى تَأْتِيَنَا الصَّدَقَة فَنَأمر لكَ بها ثُمَّ قال : يَا قَبِيصَةُ أن المَسألَةَ لاَ تَحِلُّ إلا لأَحَدِ ثَلاثَة : رَجُل تَحَمَلَ حَمَالَةً، وَحَلَّتْ لَهُ المَسْأَلَةُ حَتَّى يُصِيبَها ثُمَّ يُمْسِكُ. وَرَجُلٌ أصابتْهُ جَائِحَةٌ اجْتَاحَتْ مالَهُ، فَحَلَّتْ لَهُ المَسأَلَةُ حَتَّى يُصيبَ قِوَاماً مِنْ عَيشً، أَوْ قال : سِداداً مِنْ عَيْش. وَرَجُلٌ أصابتهُ فاقَةٌ، حَتَّى يَقُولَ ثَلاثَةٌ مِنْ ذَوِي الحِجَى مِنْ قَوْمِهِ : لَقَدْ أصابتْ فُلانا فَاقَةٌ، فَحَلَّتْ لَهُ المَسأَلَةُ حَتَى يُصِيبَ قِواماً مِنْ عَيْشٍ، أَوْ قال : سِداداً مِنْ عَيْشٍ .فَمَا سِواهُنَّ مِنَ المَسْأَلَةِ يَا قَبِيصَةُ سُحْتٌ، يأْكُلُهَا صَاحبهَا سُحْتاً . 

536: Ebu Bişr Kabisa ibn-il Muharik (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir takım büyük işler yüklendim de ağır borç altına girdim ve bu yüzden Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e müracaat ettim. O da bana: “ Biraz bekle sadaka malı gelsin de ondan sana verilmesini emrederiz,” dedi ve şöyle devam etti:

-Ey Kabisa; dilenmek, istemek yalnızca üç kimse için helaldir.

1- Kan davası için diyet borcu altına giren kimse veya büyük bir meblağ için kefil olup da borç altına giren kimsenin o borcu ödeyinceye kadar istemesi helaldir, sonra dilenmekten vazgeçer.

2- Bütün mal varlığını yok eden (İflas, deprem, yangın vs.) bir felakete uğramış kimse geçimini yoluna koyacak kadar istemesi helaldir, sonra dilenmeyi bırakır.

3- Son derece fakirliğe düşüp de kendisini tanıyanlardan en az aklı başında üç kişinin “Çok fakir düştü” denecek hale gelen kimsenin de geçimini temin edecek kadar isteyip dilenmesi helaldir.

Ey Kabisa bu hallerin dışında dilenmek haramdır. Dilenen haram yemiş olur.” (Müslim, Zekat 109)

537- وعن أبي هريرة tأن رسولَ الله rقال : لَيْسَ المِسْكِينُ الَّذِي يَطُوفُ عَلى النّاسِ تَرُدُّهُ اللُقْمَة واللُقْمَتَان، وَالتَّمْرةُ وَالتَّمْرَتان، وَلكِنَّ المِسْكِينَ الَّذِي لاَ يَجِدُ غِنىً يُغْنِيهِ، وَلاَ يُفْطَنُ لَهُ، فَيُتَصَدَّقَ عَلَيْهِ، وَلاَ يَقُومُ فَيَسْأَلَ النَّاسَ . 

537: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Miskin ve yoksul bir iki lokma bir iki hurma diye kapı kapı dolaşan kimse değildir. Gerçek yoksul ihtiyaç sahibi miskin ihtiyacını karşılayacak bir şeyi bulunmadığı halde mali durumu bilinmediği için kendisine sadaka verilmeyen ve kendisi de kalkıp insanlardan bir şey istemeyen kimsedir.” (Buhari, Zekat 25, Müslim, Zekat 101) 

Kimler Çevrimiçi

90 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk