Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinÖlümü Devamlı Hatırlamak ve Nefsin Arzularını Dizginlemek

Ölümü Devamlı Hatırlamak ve Nefsin Arzularını Dizginlemek

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

ÖLÜMÜ DEVAMLI HATIRLAMAK VE NEFSİN ARZULARINI DİZGİNLEMEK

قال الله تعالى : ]كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِوَإنما تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَعَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إلا مَتَاعُ الْغُرُورِ [

 “Her canlı ölümü tadacaktır. Böylece kıyamet günü yapıp ettiklerinizin karşılığı size tam olarak ödenecektir. Orada ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulacak olanlar, gerçek kurtuluşa ermişlerdir. Zira bu dünya hayatına düşkünlük, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” (3 Al-i İmran 185)

قال الله تعالى : ] وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ ماذا تَكْسِبُ غَدًاوَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ  [

 “... Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez yine hiçbir kimse hangi toprak parçasında ve nasıl öleceğini de asla bilemez.” (31 Lokman 34)

قال الله تعالى : ]  فَإذا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَسَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ [

 “... O insanların dünyadaki yaşama süreleri dolduğu zaman bu sonlarını bir an olsun ne geciktirebilirler ve ne de öne alabilirler.” (16 Nahl 61)

قال الله تعالى : ]يَا أيها الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُلْهِكُمْأَمْوَالُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَمَن يَفْعَلْذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ  وَانفِقُوا مِن مَّا رَزَقْنَاكُممِّن قَبْلِ أن يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا أَخَّرْتَنِيإِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ الصَّالِحِينَ  وَلَنيُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إذا جَاء أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ [

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan meşgul edip alıkoymasın. Kim böyle yaparsa yani dünya ve şeytan kimi Allah’a ibadet ve itaatten alıkorsa ziyana uğrayanlar onlardır.

Birinize ölüm gelip de “Rabbim ne olur beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!” Demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan hemen şimdi O’nun yolunda harcayın. Ama ölüm vakti geldiği zaman hiçbir kimseye kesinlikle mühlet tanımaz ecelini ertelemez. Allah tüm yaptıklarınızı tam olarak bilir.” (63 Münafikûn 9-11)

قال الله تعالى : ]حَتَّى إذا جَآء أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قالرَبّارْجِعُونِ لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ, كَلآّ إنهَا كَلِمَةٌهُوَ قَائِلُهَا وَمِن وَرَائِهِم بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ.فَإذا نُفِخَفِي الصُّورِ فَلا أنسابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلا يَتَسَاءلُونَ. فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ وَمَنْخَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا انفُسَهُمْ فِي جَهَنَّمَخَالِدُونَ تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَالِحُونَ أَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ [

 “Ölümden sonraki hayata inanmamakta diretip, kendi kendilerini aldatanlardan herhangi birisine, ölüm gelip çatınca: “Ey Rabbim beni hayata geri döndür ki, terkettiğim dünyada belki yararlı bir iş yaparım.” Hayır, bu onun söylediği boş ve anlamsız bir sözden ibarettir. Çünkü dünyayı terketmiş olanların ardında, yeniden diriltilecekleri güne kadar aşılması imkansız bir engel vardır. Ve kıyamet günü sûra üfürüldüğü zaman, ne aralarındaki kan bağları yani akrabalık bağları işe yarayacaktır, ne de birbirlerine olup biten hakkında soru sorabileceklerdir. Ve o gün iyi eylem ve davranışları tartıda ağır gelen kimseler, işte kurtuluşa erişecek olanlar bunlardır. Ve kimin de iyilikleri hafif gelirse, işte cehennemde ebedi kalmak üzere, kendi kendilerine yazık edenler de bunlardır. Ateş onların yüzlerini yalayarak yakar da, ateşin içinde yüz etleri sıyrılmış olarak çirkin ve gülünç halde sırıtan dişleriyle kalıverirler. Ve Allah onlara: siz değil miydiniz size ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar...” (23 Mü’minûn 99-105)

قال الله تعالى : ]قال كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الأرض عَدَدَ سِنِينَ قالوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَيَوْمٍ فَاسْأَلْ الْعَادِّينَ قال إن لَّبِثْتُمْ إلا قَلِيلًا لَّوْ أنكُمْكُنتُمْ تَعْلَمُونَ أَفَحَسِبْتُمْ أنما خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأنكُمْإِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ [

 “Allah inkarcılara, yeryüzünde kaç yıl kaldınız ? diye sorar. Onlar da orada bir gün veya bir günden daha az. Bunu zamanı sayanlara ve bilenlere sor diyecekler. Bunun üzerine Allah: orada sadece az bir süre kaldınız. Keşke bunu bir bilseydiniz, dünyaya sarılıp kalmazdınız. Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemeyeceğinizi mi sandınız?” (23 Mü’minûn 112-115)

قال الله تعالى : ] أَلَمْ يَأن لِلَّذِينَ آمَنُوا أن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِوَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِن قَبْلُفَطَالَ عَلَيْهِمُ الأمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَاسِقُونَ [

İnananlar için hala vakit gelmedi mi ki, kalbleri Allah’ın zikrine ve Ondan inen Kur’an’a karşı kalpleri örpersin, ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalpleri katılaşmış çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar.” (57 Hadid 16)

574- وعن ابن عمر قال : أخذ رسولُ الله rبِمَنكِبَيَّ فَقال : كُنْ في الدُنْيَا كانكَ غَرِيبٌ أَو عَابِرُ سَبِيلٍ .

وَكان ابْنُ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُمَا يقول: إذا أَمسَيتَ، فَلا تَنْتَظِرِ الصَّبَاحَ، وَإذا أَصْبَحْتَ، فَلا تَنْتَظِرِ المَسَاءَ، وَخُذ مِن صِحَّتِكَ لِمَرَضِك، ومِن حَياتِكَ لمَوتِكَ. 

574: İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) omuzumdan tutarak şöyle buyurdu: “Dünyada bir garib gibi hatta bir yolcu gibi yaşa.” İbni Ömer şöyle derdi: Akşama ulaştığında sabahı bekleme, sabaha çıktığında da akşamı bekleme. Sağlıklı günlerinde hastalanacağın vakit için hayatın boyunca da öleceğin zaman için tedbir al. (Buhari, Rikak 3)

575- وعنه،أن رسولَ الله rقال : ما حَقُ امرئٍ مُسلِمٍ، لَهُ شَيْءٌ يُوصِي فِيهِ، يَبِيتُ لَيْلَتَيْنِ إلا وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ . وفي رواية لمسلمِ يَبِيتُ ثَلاثَ ليالٍ.

قالابن عمر: مَا مَرَّتْ عَلَيَّ لَيْلَةٌ مُنذُ سَمِعتُ رسولَ الله rقال : ذلِكَ إلا وَعِنْدِي وَصيَّتِي.

575: Yine İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Vasiyet etmeğe değer bir malı bulunan kimsenin vasiyeti yanında yazılı olmadan iki gece geçirmesi doğru değildir.” (Buhari, Vesaya 1, Müslim, Vasiyet 4)

* Müslim’in diğer bir rivayetinde üç gece geçirmesi şeklindedir.

İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) der ki: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den bu sözü duyduğumdan beri yanımda vasiyetim olmadan bir gece bile geçirmedim. (Müslim, Vasiyet 4)

576- وعن أنس tقال : خَطَّ النَبيُّ rخُطُوط، فقال : هَذَا الإنسان، وَهذَا أَجَلُهُ، فَبَينَمَا هُوَ كَذلِكَ إِذ جَاءَ الخَطُّ ألاقْرَبُ .    

576: Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yere bir takım çizgiler çizdi. Sonra da çizgileri göstererek şöyle buyurdu:

“Bunlar insanın istek ve arzuları, şu da onun ecelidir. Bu vaziyette yaşayıp giderken bir de bakar ki en yakın çizgi olan ölüm karşısına çıkıvermiş.” (Buhari, Rikak 4)

577- وعنِ ابنِ مسعُودٍ قال : خَطَّ النَّبيُ rخَطًّا مُرَبَّعا, وَخَطَّ خَطًا في الْوَسَطِ خَارجاً مِنْهُ، وَخَطَّ خُطَطاً صِغَاراً إلى هذَا الَّذي في الوَسَطِ مِنْ جَإنبِهِ الَّذِي في الوَسَطِ، فَقال : هذَا الإنسان، وَهذَا أَجَلُهُ محُيطٌ بِهِ - أَو قَد أَحَاطَ بِه - وهذَا الَّذي هُوَ خَارِجٌ أَمَلُهُ، وَهذِهِ الخُطَطُ الصَغَارُ الأعْرَاضُ، فَإن أَخْطَأَهُ هذَا نَهَشَهُ هذَا وإن أَخْطَأَهُ هذَا نَهَشَهُ هذَا 

577: İbni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yere bir dörtgen çizdi. Dörtgenin ortasına onu bir kenarından keserek dışarı çıkan bir çizgi çekti. Ortadaki bu çizginin iki tarafına da bir takım küçük çizgiler çizdi ve çizgileri göstererek şöyle buyurdu:

“Şu kalın siyah çizgi insandır. Şu çift çizgiler ise onu her yandan kuşatmış olan eceli ölümüdür. Dörtgeni keserek dışarı çıkan siyah çizgi ise insanın arzu ve hevesleridir. Ortadaki küçük çizgiler ise dert ve ızdıraplardır. İnsan bu dertlerin birinden kurtulsa öteki gelip çarpar. Birinden kurtulsa bir diğeri gelip yakalar. Bunlardan hiç biri insanı rahatsız etmezse ecel mutlaka gelip yakalar.”

578- وعن أبي هريرة tأن رسُولَ الله rقال : بادِرُوا بِألاعْمَالِ سَبْعا هَل تَنْتَظِرُونَ إلا فَقْرا مُنْسِيا أَو غِنىً مُطغِيا أَوْ مَرَضا مُفْسِدا أَو هَرَماً مُفَنِّدا أَو مَوتاً مُجْهِزا أَوِ الدَّجَّالَ، فَشَرُّ غائِبٍ يُنْتَظَرُ، أَوِ السَّاعَةَ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وأمر ؟!. 

578: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

“Yedi şey gelip çatmadan hayırlı ameller yapmaya bakın yoksa siz iyi ameller işlemek için: Her şeyi unutturan fakirliği mi, azdıran zenginliği mi, insanın aklını ve bedenini bozan hastalığı mı, bunaklaştıran ihtiyarlığı mı? ansızın ve süratli gelen ölümü mü? Yoksa beklenen şeylerin en kötüsü Deccali mi yoksa bunların hepsinden çok daha zor ve acı olan kıyameti mi? bekliyorsunuz da hala hayırlı ameller yapmıyorsunuz.” (Tirmizi , Zühd 3)

579- وعنه قال : قال رسولُ الله r: أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَذَاتِ. يَعني المَوْتَ.

579: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “ Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.” (Tirmizi  , Zühd 4) (İbn-i Mace, Zühd 31)

580- وعن أبي بنِ كعب : كان رسولُ الله rإذا ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ، قام فَقال : يا أيها النَّاسُ اذْكُرُوا الله، جاءتِ الرَّاجفَةُ، تَتْبَعُها الرَّادِفَةُ، جاءَ المَوْتُ بما فِيهِ، جاءَ المَوْتُ بما فِيهِ. قلتُ : يا رَسُولَ الله إني أُكْثِرُ الصَّلاةَ عَلَيْكَ، فَكَمْ أَجْعَلُ لكَ مِن صَلاتِي؟ قال : مَا شِئْتَ. قُلْتُ: الربع ؟ قال :ما شِئْتَ، فَإن زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لكَ. قُلْتُ: فَالنِّصْفَ ؟ قال : مَا شِئْتَ، فإن زِدْتَ فهو خَيرٌ لكَ قُلْتُ: فالثلثَينِ؟ قال : ما شِئْتَ فَإن زِدْتَ فَهُوَ خَيْرٌ لكَ قُلْتُ: أَجْعَلُ لكَ صلاتي كُلَّها ؟ قال : إذا تكفى هَمَّكَ، ويُغْفَرَ لكَ ذَنْبُكَ . 

580: Übey İbn-i Ka’b (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) gecenin üçte biri geçince kalktı ve şöyle buyurdu:

“Ey insanlar Allah’ı hatırınızdan çıkarmayın, çok anın. Birinci sur’a üfleme zamanı hemen hemen geldi çattı. Arkasından ikincisi gelecek.” Bunun üzerine ben:

-Ey Allah’ın Rasulü, ben sana çok salevat getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmalıyım, diye sordum.

-Dilediğin kadar, buyurdu.

-Dualarımın dörtte birini salevata ayırsam uygun mudur? Diye sordum.

-Dilediğin kadarını ayır ama fazla zaman ayırırsan senin için hayırlı olur, buyurdu.

-Öyleyse duamın yarısını salevatı şerifeye ayırayım, dedim.

-Dilediğin kadar yap ama fazlalaştırırsan senin için hayırlı olur,buyurdu. Ben yine:

-Yaptığım duaların üçte ikisini sana salevat getirsem yeter mi? diye sordum.

-Dilediğin kadar yap ama artırırsan senin için hayırlı olur, buyurdu.

-Öyleyse ben de duamın hepsini senin için yaparım, deyince;

-O zaman Allah senin bütün sıkıntılarını giderir, dünya ve ahiret işlerinde sana kafidir ve bütün günahlarını da bağışlar. (Tirmizi , Kıyamet 23)

Kimler Çevrimiçi

16 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk