Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinPeygamber Sünnetini ve Edeblerini Korumak

Peygamber Sünnetini ve Edeblerini Korumak

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

PEYGAMBER SÜNNETİNİ VE EDEBLERİNİ KORUMAK

قال الله تعالى : ]وَمَا أتاكم الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَمْهُ فانتهوا[

 “... Bu sebeple peygamber size ne verirse ve ne getirirse onu alın ve sizi neden sakındırırsa ondan da elinizi çekin.” (59 Haşr 7)

قال الله تعالى : ]وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى إن هُوَ إلا وَحْىٌ يُوحَى[

 “Ve o peygamber kendi arzu ve hevesine göre de konuşmamaktadır. Onun size aktardığı sözler kendisine indirilen ilahi haberden başkası değildir. “ (53 Necm 3-4)

قال الله تعالى : ]قُلْ إن كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ[

 “Ey peygamber de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah’ta sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın.” (3 Al-i İmran 31)

قال الله تعالى : ]لَقَدْ كان لَكُمْ فِى رَسُولِ اللهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كان يَرْجُو اللهَ وَالْيَوْمَ الاخِرَ [

 “Gerçek şu ki Allah’ı ve ahiret gününü umanlar  ve Allah’ın peygamberinde sizler için güzel örnekler vardır.” (33 Ahzap 21)

قال الله تعالى : ]فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِى أنفسهم حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِمًا[

 “Hayır, hayır, Rabbine andolsun ki onlar anlaşmazlığa düştükleri her konuda sen peygamberi hakem yapmadıkça ve sonra senin kararına kalplerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça gerçekten inanmış olmazlar.” (4 Nisa 65)

قال الله تعالى : ]فَإن تَنَازَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللهِ وَالرَّسُول[ِ

 “... Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve peygambere götürün...” (4 Nisa 59)

قال الله تعالى : ]مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللهُ[     

 “Kim o peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş demektir.” (4 Nisa 80)

قال الله تعالى : ]وَإنكَ لَتَهْدِى اِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ [

“... Ey peygamber şüphesiz ki sen insanları Allah’ın dosdoğru yoluna ulaştıracaksın.” (42 Şura 52)

قال الله تعالى : ]فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أمرهِ أن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ [

 “... O peygamberin buyruğuna karşı gelmek isteyenler başlarına bu dünyada bir belanın, bir güçlüğün ya da öte dünyada can yakıcı biz azabın gelmesinden korkup sakınsınlar.” (24 Nur 63)

قال الله تعالى : ]وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَى فِى بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللهِ وَالْحِكْمَةِ[

 “Evlerinizde okunmakta olan Kur’an ayetlerini ve elçisinin sünnetini devamlı hatırlayın, gündeminizden eksik etmeyin. “ (33 Ahzab 34)

157- عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ tعَنِ النَّبِىِّ rقال: دَعُونِى مَا تَرَكْتُكُمْ إنما اَهْلَكَ مَنْ كان قَبْلَكُمْ كَثْرَةُ سُؤَالِهِمْ وَاخْتِلاَفُهُمْ عَلَى أنبِيَائِهِمْ! فَإذا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَاجْتَنِبُوهُ، وَإذا أمرتُكُمْ بِأمر, فَأْتُوا مِنْهُ مَااسْتَطَعْتُمْ.

157: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ben size herhangi bir şeyi emredip yasaklamadığım sürece beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok soru sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşa etmeleri helak etmiştir. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle kaçınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu gücünüz yettiğince yerine getiriniz.” (Buhari,İtisam 2, Müslim Hac 412)

158- عَنْ اَبِى نَجِيحِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ tقال : وَعَظَنَا رَسُولُ الله rمَوْعِظَةً بَلِيغَة,ً ذَرَفَتْ مِنْهَا الْعُيُونُ, وَوَجِلَتْ مِنْهَا الْقُلُوبُ, فَقُلْنَا : يَا رَسُولَ اللَّهِ كان مَوْعِظَةُ مُوَدِّعٍ فَاَوْصِنَا. فَقال : أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ, وَإن تَأمر عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ, فَإنهُ مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْدِي, فَسَيَرَى اخْتِلاَفًا كَثِيرًا, فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي, وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ, وَعَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ, وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الأمُور, فَإن كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ, وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ.

158: Ebu Necih İrbâz İbn-i Sariye (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) gözleri yaşartan, kalpleri ürperten çok tesirli bir konuşma yaptı.

  -Ey Allah’ın Rasulü! Bu nasihat sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bizlere tavsiyede bulununuz, dedik. Bunun üzerine:

  -Allahtan korkmanızı, başınıza Habeşli simsiyah bir köle bile olsa onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra içinizde hayatta kalanlar pek çok ihtilaflar göreceklerdir. O zaman sizin yapacağınız benim sünnetim ve doğru yolda olan Hulefa-i Raşidin’in sünnetine sarılmaktır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bidatlerden şiddetle sakınınız. Çünkü her bidat bir sapıklıktır. (Ebu Davud, Sünnet 5, tirmizi İlim 16)

159- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tأن رَسُولَ اللَّهِ rقال : كُلُّ أُمَّتِي يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ إلا مَنْ أَبَى. قالوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنْ يَأْبَى؟ قال : مَنْ أَطَاعَنِي دَخَلَ الْجَنَّةَ, وَمَنْ عَصَاني فَقَدْ أَبَى .

 159: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) ”Yüz çevirenler dışında ümmetimin hepsi cennete girerler”, buyurdu. Bunun üzerine, Ey Allah’ın elçisi cennete girmeyi kim istemez ki? Denildi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’de : “Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler de cenneti istememiş demektir”, buyurdu.(Buhari,İ’tisam 2)

160- عَنْ اَبِى إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ ألاكْوَعِ tأن رَجُلاً أَكَلَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ rبِشِمَالِه.ِ فَقال : كُلْ بِيَمِينِكَ. قال : لاَ أَسْتَطِيعُ. قال : لاَ اسْتَطَعْتَ! مَا مَنَعَهُ إلا الْكِبْرُ قال : فَمَا رَفَعَهَا إِلَى فِيهِ.

160: Ebu Müslim veya Ebu İyas Seleme İbn-i Amr İbn-i Ekva (Allah Ondan razı olsun)’ın naklettiğine göre bir adam Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanında sol eliyle yemek yedi. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz adama: “Sağ elinle ye”, buyurdu. Adamın yapamıyorum demesi üzerine peygamberimiz: “Yapamaz ol” diye beddua etti. Çünkü adamın Rasulullah’ı dinlememesi kibrinden dolayı idi. Bu beddua üzerine elini ağzına götüremez oldu. (Müslim Eşribe 107)

161- عَنْ اَبِى عَبْدِ اللهِ النُّعمان بْنَ بَشِيرٍ رضي الله عنهما قال : سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ rيَقُولُ : لَتُسَوُّنَّ صُفُوفَكُمْ, أَوْ لَيُخَالِفَنَّ اللَّهُ بَيْنَ وُجُوهِكُمْ .

وَفِى رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ : كان رَسُولُ اللَّهِ rيُسَوِّي صُفُوفَنَا حَتَّى كانما يُسَوِّي بِهَا الْقِدَاح,َ حَتَّى رَأَى أنا قَدْ عَقَلْنَا عَنْهُ ثُمَّ خَرَجَ يَوْمًا فَقَامَ حَتَّى كَادَ يُكَبِّرُ ,فَرَأَى رَجُلاً بَادِيًا صَدْرُهُ مِنَ الصَّفِّ, فَقال : عِبَادَ اللَّهِ لَتُسَوُّنَّ صُفُوفَكُمْ, أَوْ لَيُخَالِفَنَّ اللَّهُ بَيْنَ وُجُوهِكُمْ .

161: Ebu Abdullah Numan İbn-i Beşir (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allâhu Teâlâ'nýn yüzlerinizi ayrıý ayrıý taraflara (Allah aranıza düşmanlık buğuz ve kalplerinize ihtilaf koyar ve birbirinizden yüz çevirirsiniz) çevireceğini muhakkak bilesiniz." Müslimin bir rivayettinde ise : peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) saflarımızı düzeltmede çok itina gösteriyordu ki bizde saflarımızı düzeltmeyi bilmeye önem gösterelim. Bir gün namaz kılmak için geldi kamet yapmak özereyken, safta bir adamın göğsü dışarıda olduğunu görünce, şöyle buyurdu: Ey Allahın kulları; Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allâhu Teâlâ'nýn yüzlerinizi ayrıý ayrıý taraflara (Allah aranıza düşmanlık buğuz ve kalplerinize ihtilaf koyar ve birbirinizden yüz çevirirsiniz) çevireceğini muhakkak bilesiniz." (Buhari Ezan 71,Müslim Salat 127)

162- عَنْ اَبِى مُوسَى tقال : احْتَرَقَتْ بَيْتُ بِالْمَدِينَةِ عَلَى اَهْلِهِ مِنَ اللَّيْلِ ، فَلَمَّا حُدِّثَ رَسُولُ الله rبِشَأنهِمْ قال : "إن هذِهِ النَّارَ عَدُوٌّ لَكُمْ ، فَإذا نِمْتُمْ فَاَطْفِؤُهَا عَنْكُمْ.

162: Ebu Musa (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Medine’de bir ev geceleyin ev halkı ile birlikte yanmıştı. Durum peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e anlatılınca:

  -Ateş sizin düşmanınızdır. Uyuyacağınızda onu söndürünüz, buyurdular. (Buhari, İstisan 49, Müslim Eşribe 101)

163- وَعنْهُ قال: قال رَسُولُ الله r:إن مَثَلَ مَا بَعَثَنِي اللَّهُ بِهِ مِنَ الْهُدَى وَالْعِلْم,ِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أصاب أَرْضًا, فَكانت مِنْهَا طَيِّبَةً قَبِلَتِ الْمَاءَ, فَانبَتَتِ الْكَلأَ وَالْعُشْبَ الْكَثِيرَ, وَكانت مِنْهَا أَجَادِبُ أَمْسَكَتِ الْمَاءَ, فَنَفَعَ اللَّهُ بِهَا النَّاسَ فَشَرِبُوا وَسَقَوْا وَزَرَعُوا, وَأصابتْ مِنْهَا طَائِفَةً أخرى إنما هِيَ قِيعَان, لاَ تُمْسِكُ مَاءً وَلاَ تُنْبِتُ كَلاََ, فَذَلِكَ مَثَلُ مَنْ فَقُهَ فِي دِينِ اللَّهِ, وَنَفَعَهُ مَا بَعَثَنِي اللَّهُ بِهِ, فَعَلِمَ وَعَلَّمَ, وَمَثَلُ مَنْ لَمْ يَرْفَعْ بِذَلِكَ رَأْسًا وَلَمْ يَقْبَلْ هُدَى اللَّهِ الَّذِي أُرْسِلْتُ بِهِ .

163: Yine Ebu Musa el-Eş’ari (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

  “Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır. Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyen katı bir yer olup suyu biriktirir ve muhafaza eder de Allah, o su ile insanları faydalandırır. İnsanlar ve hayvanlar o sudan içerler ve ondan ekip biçerler.

  Yine o yağmur öyle bir yere yağar ki orası düz ve kaypaktır, ne su tutar ne de ot bitirir. İşte bu üç türlü toprak Allah’ın gönderdiği hak din hakkında anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim kendisine fayda veren onu hem öğrenen hem de öğreten kimse ile buna başını kaldırıp kulak asmayan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidayeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir. (Buhari, ilim 20, Müslim, Fezail 15)

164- عَنْ جَابِرٍ tقال : قال رَسُولُ اللَّهِ r : مَثَلِي وَمَثَلُكُمْ كَمَثَلِ رَجُلٍ أَوْقَدَ نَارًا فَجَعَلَ الْجَنَادِبُ وَالْفَرَاشُ يَقَعْنَ فِيهَا, وَهُوَ يَذُبُّهُنَّ عَنْهَا وَأنا أخذ بِحُجَزِكُمْ عَنِ النَّارِ, وَأنتمْ تَفَلَّتُونَ مِنْ يَدِي .

164: Cabir (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Benim ve sizin durumunuz; ateş yakıp ta ateşine kelebekler ve çekirgeler düşmeye başlayınca onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için eteklerinizden tutuyorum, siz ise elimden kurtulup ateşe girmeye çalışıyorsunuz.” (Müslim, Fezail 19)

165-وَعَنْهُ أن النَّبِيَّ r أمر بِلَعْقِ الأصابعِ وَالصَّحْفَةِ, وَقال : إنكُمْ لاَ تَدْرُونَ فِي أَيِّهِ الْبَرَكَةُ .

وَفِى رِوَايَةٍ لَهُ: إذا وَقَعَتْ لُقْمَةُ أَحَدِكُمْ فَلْيَأخذهَا فَلْيُمِطْ مَا كان بِهَا مِنْ أَذًى, وَلْيَأْكُلْهَا وَلاَ يَدَعْهَا للشيطان, وَلاَ يَمْسَحْ يَدَهُ بِالْمِنْدِيلِ حَتَّى يَلْعَقَ أصابعَهُ, فَإنهُ لاَ يَدْرِي فِي أَيِّ طَعَامِهِ الْبَرَكَةُ .

وَفِى رِوَايَةٍ لَهُ: إن الشَّيْطَان يَحْضُرُ أَحَدَكُمْ عِنْدَ كُلِّ شَيْءٍ مِنْ شَأنهِ حَتَّى يَحْضُرَهُ عِنْدَ طَعَامِهِ, فَإذا سَقَطَتْ مِنْ أَحَدِكُمُ اللُّقْمَةُ,, فَلْيُمِطْ مَا كان بِهَا مِنْ أَذًى, ثُمَّ لِيَأْكُلْهَا وَلاَ يَدَعْهَا للشيطان .

165: Cabir (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) parmakları yalamayı ve yemek kaplarını tertemiz yaparak silmeyi emretti ve: “Sizler gerçekten bereketin, yemeğin hangi parçasında olduğunu bilemezsiniz”, buyurdu. (Müslim, Eşribe 133)

* Müslim’in değişik bir rivayeti şöyledir: “Sizden birinizin lokması yere düştüğünde hemen onu alsın ve üzerine yapışanları silip temizledikten sonra o gıdayı şeytana bırakmasın, parmaklarını yalamadıkça elini mendile silmesin veya yıkamasın çünkü yemeğin bereketinin hangi parçasında olduğunu bilemez.” (Müslim, Eşribe 135)

* Yine Müslim’den başka bir rivayet de şöyledir: “Şüphesiz şeytan sizin her birinizin her işinde hazır olur. Hatta yemeği esnasında bile yanında bulunur. Sizin birinizin lokması yere düşerse onun üzerine yapışanları temizleyip yesin, lokmasını şeytana bırakmasın.” (Müslim, Eşribe 134)

166- عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِي الله عَنْهُمَا قال : قَامَ فِينَا رَسُولُ الله rبِمَوْعِظَةٍ فَقال : يَا أيها النَّاسُ، إنكُمْ مَحْشُورُونَ حُفَاةً, عُرَاةً, غُرْلاً, ثُمَّ قَرَأَ : ]كَمَا بَدَأنا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ وَعْدًا عَلَيْنَا أنا كُنَّا فَاعِلِينَ [ ألا وَإن اَوَّلُ الْخَلاَئِقِ يُكْسَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِبْرَاهِيمُ uألا وَإنهُ سَيُجَاءُ بِرِجَالٍ مِنْ اُمَّتِى فَيُؤْخَذُ بِهِمْ ذَاتَ الشِّمَالِ, فَأَقُولُ : يَا رَبِّ أَصْحَابي فَيُقال: إنكَ لاَ تَدْرِى مَا اَحْدَثُوا بَعْدَكَ, فَأَقُولُ كَمَا قال الْعَبْدُ الصَّالِحُ : ]وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي [ إِلَى قَوْلِهِ : ]الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ [  فَيُقال لِى : "إنهُمْ لَمْ يَزَالُوا مُرْتَدِّينَ عَلَى اَعْقَابِهِمْ مُنْذُ فَارَقْتَهُمْ."

166: İbn-i Abbas (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz vaaz etmek üzere doğrulup aramızda ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Sizler yalınayak, çırılçıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzuruna toplanacaksınız. (İlk defa yoktan varettiğimiz gibi yeniden yaratacağız. Bu bizim vadimizdir. Biz gerçekten bunu yapmaya muktediriz.) (21 Enbiya 104) Dikkat edin kıyamet günü ilk giydirilecek olan İbrahim (aleyhi sselam)’dır. Dikkat edin ümmetimden bir takım kimseler getirilip sol tarafa cehennem tarafına doğru yöneltilirler. Ben ey Rabbim, bunlar benim ashabımdır, derim. Bunun üzerine: Sen bunların senden sonra ne bidatler ortaya çıkarıp kötülükler yaptıklarını bilmezsin, denir. Bunun üzerine ben Salih kul İsa (aleyhi sselam)’ın dediği gibi derim: Ben onlara söylememi emrettiğin şeyden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim ve onların arasında yaşadığım sürece onların üzerinde kontrolcu idim. Beni aralarından tutup aldığında üzerlerinde denetleyici sadece sen kaldın. Sen zaten her şeye yeterince şahitsin. Eğer onları azaba çarptırırsan onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın)ve eğer onları bağışlarsan doğrusu sen, çok güçlü ve üstün olansın ve yaptığın her şeyi yerli yerince yapansın. (5 Maide 117-118)

  Bunun üzerine bana şöyle denilir: Gerçekten sen onlardan ayrıldığın andan itibaren onlar tabanları üzere geri dönerek İslamdan çıkıp dinsizliğe yapıştılar.” (Buhari, Enbiya 8, Müslim, Cennet 58)

167- عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ الْمُزَنِيِّ tقال : نَهَى النَّبِيُّ rعَنِ الْخَذْفِ وَقال : إنهُ لاَ يَقْتُلُ الصَّيْدَ, وَلاَ يَنْكَأُ الْعَدُوَّ, وَإنهُ يَفْقَأُ الْعَيْن,َ وَيَكْسِرُ السِّنَّ.

وَفِى رِوَايَةٍ: أن قَرِيبًا لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ خَذَفَ فَنَهَاهُ, وَقال: إن رَسُولَ اللَّهِ rنَهَى عَنِ الْخَذْفِ. وَقال : إنهَا لاَ تَصِيدُ صَيْدًا ثُمَّ عَادَ. فَقال : أُحَدِّثُكَ أن رَسُولَ اللَّهِ rنَهَى عَنْهُ ثُمَّ عُدْتَ تَخْذِفُ! لاَ أُكَلِّمُكَ أَبَدًا. 

167: Ebu Said Abdullah İbn-i Muğaffel (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sapanla taş atmayı yasakladı ve: “Sapan taşı avı öldürmez, düşmanı yaralamaz fakat göz çıkarır ve diş kırar.” (Buhari Edeb 126, Müslim, Sayd 54)

* Müslimin bir başka rivayeti şöyledir: İbn-i Muğaffelin yakınlarından biri sapanla taş atmıştı. İbn-i Muğaffel o kimseyi sapanla taş atmaktan yasakladı ve kendisine şunları söyledi: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) sapanla taş atmayı yasakladı ve “Bununla av avlanılmaz” buyurdu. Bu adam bu işi tekrarlayınca İbn-i Muğaffel şöyle söyledi: Ben sana Allah Rasülü (sallallahu aleyhi vesellem)’in bunu yasakladığını haber veriyorum, sen ise aynı şeye devam ediyorsun. Eğer bunu yapmakta devam edersen seninle asla konuşmayacağım. (Müslim Sayd 56)

 168- عَنْ عَابِسِ بْنِ رَبِيعَةَ قال : رَاَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ tيُقَبِّلُ الْحَجَرَ، يَعْنِى الأسْوَدَ، وَيَقُولُ: أَعْلَمُ أنكَ حَجَرٌ مَا تَنْفَعُ وَلاَ تَضُرُّ، وَلَوْ لاَ أني رَأَيْتُ رَسُولُ الله rيُقَبِّلُكَ مَا قَبَّلْتُكَ .

168: Âbis İbn-i Rabia (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Ömer İbn-i Hattab’ın Hacer’ül Esved’i öptüğünü gördüm. O esnada diyordu ki: “Bilirim ki sen bir taşsın ne fayda verirsin ne de zarar. Eğer Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ın seni öptüğünü görmeseydim ben de öpmezdim. (Buhari Hac 50, Müslim Hac 251)

Kimler Çevrimiçi

90 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk