Buradasınız: AnasayfaRiyazüs SalihinYetim Kimsesiz Ve Zayıfları Koruyup Gözetmek

Yetim Kimsesiz Ve Zayıfları Koruyup Gözetmek

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

YETİM KİMSESİZ VE ZAYIFLARI KORUYUP GÖZETMEK

قال الله تعالى : ]وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ.[

 “... Mü’minlere kol kanat ger, alçak gönüllü ol ve onları koru.” (15 Hıcr 88)

قال الله تعالى : ]وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهعَهُ وَلاَ تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا.[

 “Ve Rabbinin hoşnutluğunu umarak sabah akşam O’na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret. Dünya hayatının cazibesine kapılarak gözlerini onlardan ayırma” (18 Kehf 28)

قال الله تعالى : ]فَاَمَّا الْيَتِيمَ فَلاَ تَقْهَرْ وَاَمَّا السَّائِلَ فَلاَ تَنْهَرْ.[

 “O halde yetime haksızlık yapma ve yüzünü ekşitme, yardım isteyeni de hangi çeşit olursa olsun boş çevirme...” (93 Duha 9-10)

قال الله تعالى : ]اَرَاَيْتَ الَّذِى يُكَذِّبُ بِالدِّينِ فَذَلِكَ الَّذِى يَدُعُّ الْيَتِيمَ وَلاَ يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ[.

 “Gördün mü şu dini veya ahiretteki ceza ve mükafatı yalan sayanı. İşte o tip kimseler yetimi itip kakarlar. Fakir ve muhtaçları doyurmaya çalışmadığı bir yana başkalarına bu iş için ön ayak bile olmazlar.” (107 Maun 1-3)

262- عَنْ سَعْدِ بْنِ اَبِى وَقَّاسٍ tقال : كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ rسِتَّةَ نَفَرٍ فَقال الْمُشْرِكُونَ لِلنَّبِيِّ r: اطْرُدْ هَؤُلاَءِ لاَ يَجْتَرِئُونَ عَلَيْنَا قال : وَكُنْتُ أنا وَابْنُ مَسْعُودٍ وَرَجُلٌ مِنْ هُذَيْلٍ وَبِلاَلٌ وَرَجُلان لَسْتُ أُسَمِّيهِمَا , فَوَقَعَ فِي نَفْسِ رَسُولِ اللَّهِ rمَا شَاءَ اللَّه ُأن يَقَعَ فَحَدَّثَ نَفْسَهُ , فَأنزل اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ : ]وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ[ .

262: Sa’d ibni Ebi Vakkas (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Biz altı kişi Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanında oturuyorduk. Bu durumu gören müşrikler: Şunları yanından kov bize karşı saygısızlık etmeye kalkışmasınlar, dediler. Orada benden başka Abdullah ibni Mes’ud, Hüzeyl kabilesinden biri, Bilal ve şu anda isimlerini veremeyeceğim iki kişi daha vardı. Nihayet Rasulullah’ın kalbine Kureyş büyüklerinin kalblerini islama ısındırmak için bizleri huzurundan uzaklaştırmak geçmişti ki Allah hemen 6 Enam 52 ayetini indiriverdi: (Rabbinin hoşnutluğunu umarak sabah ve akşam ona yalvarıp yakaranları kovma).” (Müslim, Fezailüssahabe 46)

263- عَنْ اَبِى هُبَيْرَةَ عَائِذِ بْنِ عَمْرٍو الْمُزْنِىِّ وَهُوَ مِنْ اَهْلِ بَيْتِ الرِّضْوَان tأن أَبَا سُفْيَان أَتَى عَلَى سَلْمَان , وَصُهَيْبٍ , وَبِلاَلٍ فِي نَفَرٍ. فَقالوا : وَاللَّهِ مَا أخذتْ سُيُوفُ اللَّهِ مِنْ عَدُوِّ اللَّهِ مَأخذهَا. فَقال أَبُو بَكْرٍ t: أَتَقُولُونَ هَذَا لِشَيْخِ قُرَيْشٍ وَسَيِّدِهِمْ؟ فَأَتَى النَّبِيَّ rفَأَخْبَرَهُ فَقال : يَا أَبَا بَكْرٍ لَعَلَّكَ أَغْضَبْتَهُمْ لَئِنْ كُنْتَ أَغْضَبْتَهُمْ؟ لَقَدْ أَغْضَبْتَ رَبَّكَ. فَأَتَاهُمْ  فَقال :يَا إِخْوَتَاهْ آغْضَبْتُكُمْ ؟ قالوا : لاَ , يَغْفِرُ اللَّهُ لَكَ يَا أخي

263: Beyat-ür Rıdvan’a katılan sahabilerden Ebu Hübeyre Aiz ibni Amr el Müzeni (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre bir gün Ebu Süfyan, Selman-ı Farisi, Suheybi Rumi, Bilal-ı Habeşi’nin bulunduğu bir grup müslümanın yanından geçti. Onu gören bu zayıf ve fakir müslümanlar:

-Allah’ın kılıçları Allah düşmanından hakkını alamamıştır, dediler. Bunu duyan Ebubekir (Allah Ondan razı olsun) bu sözü Kureyşin büyüğüne ve efendisine mi söylüyorsunuz, dedi. Sonra da Rasulullah’ın yanına vararak olayı anlattı. O zaman peygamber (sallallahu aleyhi vesellem):

-Ey Ebubekir! Bu sözünle belki de onları gücendirdin. Eğer onları gücendirdiysen Rabbını da gücendirmiş ve gazabını çekmiş oldun”, buyurdu.

Hz. Ebubekir hemen o yoksul müslümanların yanına gelerek: -Kardeşlerim, sizi gücendirip kırdım mı? Diye sordu. Onlar da: Hayır, bizi gücendirmedin, Allah seni bağışlasın ey kardeşimiz, dediler. (Müslim, Fezailüssahabe 170)

264- عَنْ سَهْلٍ بْنِ سَعْدٍ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: أنا وَكَافِلُ الْيَتِيمِ فِي الْجَنَّةِ , هَكَذا, وَأَشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى , وَفَرَّجَ بَيْنَهُمَا .

264: Sehl İbni Sad (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayete göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Ben ve yetimi kollayıp gözetleyen kimse cennette şöyle beraberce bulunacağız”, buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını biraz açarak işaret etti. (Buhari, talak 25)

265- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r:  كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أَوْ لِغَيْرِهِ أنا وَهُوَ كَهَاتَيْنِ فِي الْجَنَّةِ. وَأَشَارَ الراوي وهو مَالِكٌ بن أنس بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى.

265: Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır: “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi gözetip kollayan kimseyle ben cennette şöyle yanyana bulunacağız.” Hadisi bize aktaran Malik bin Enes peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in yaptığı gibi işaret parmağıyle orta parmağını gösterdi. (Müslim, Zühd 42)

266- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tقال : قال رَسُولَ اللَّهِ r: لَيْسَ الْمِسْكِينُ بِالَّذِي تَرُدُّهُ التَّمْرَةُ وَالتَّمْرَتَان , وَلاَ اللُّقْمَةُ وَاللُّقْمَتَان , إنما الْمِسْكِينُ الَّذِى يَتَعَفَّفُ.

وَفِى رِوَايَةٍ فِى الصَّحِيحَيْنِ: لَيْسَ الْمِسْكِينَ الَّذِى يَطُوفُ عَلَى النَّاسِ، تَرُدُّهُ اللُّقْمَةُ وَاللُّقْمَتَان ، وَالتَّمْرَةُ وَالتَّمْرَتَان، وَلكِنَّ الْمِسْكِينَ الَّذِى لاَ يَجِدُ غِنًى يُغْنِيهِ، وَلاَ يُفْطَنُ بِهِ فَيُتَصَدَّقُ عَلَيْهِ، وَلاَ يَقُومُ فَيَسْاَلَ النَّاسَ.

266: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır: “Bir iki lokma ve bir iki hurmayla kapılardan savuşturulan kimse yoksul değildir. Asıl yoksul muhtaç olduğu halde iffetinden dolayı dilenmeyen kimsedir.” (Buhari, tefsiru Sure-i Bakara 48, Müslim, Zekat 102)

Buhari ve Müslim’in diğer bir rivayetlerinde ise şöyledir:

“Kapı kapı dolaşıp birkaç lokma birkaç hurma ile savuşturulan kimse yoksul değildir. Belki hakiki yoksul kendisini geçindirebilecek mala sahip olmayan, muhtaç olduğu bilinip te kendisine sadaka verilmeyen ve kimseden bir şey dilenmeyen kimsedir.” (Buhari, Zekat 53, Müslim, Zekat 101)

267- عَنْ أبي هُرَيْرَةَ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: السَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ , وَأَحْسبُهُ قال : وَكَالْقَائِمِ الَّذِى لاَ يَفْتُرُ , وَكَالصَّائِمِ الَّذِى لاَ يُفْطِرُ .

267: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Dul kadınlarla muhtaç ve yoksulların işlerine yardım eden kimse Allah yolunda cihad eden gibi sevap kazanır.”

Ravi: “O kimse bıkmadan gece ibadet eden iftar etmeden gündüzleri oruç tutan kimse gibidir, buyurduklarını zannediyorum.” Diyor.

268- وَعَنْهُ عَنِ النَّبِيَّ rقال : شَرُّ الطَّعَامِ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ , يُمْنَعُهَا مَنْ يَأْتِيهَا, وَيُدْعَى إِلَيْهَا مَنْ يَأْبَاهَا , وَمَنْ لَمْ يُجِبِ الدَّعْوَةَ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ. وَفِى رَوَايَةٍ فِى الصَّحِيحَيْنِ: عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ مِنْ قَوْلِهِ : بِئْسَ الطَّعَامُ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ، يُدْعَى اِلَيْهَا ألاغْنِيَاءُ وَيُتْرَكُ الْفُقَرَاءُ.

268: Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Yemeklerin (davetlerin) en şerlisi fakirlerden esirgenip zenginlerin çağrıldığı düğün yemekleridir. Mazeretsiz ve canı istemediği için düğün yemeğine gitmeyen kimse Allah ve peygamberine isyan etmiş sayılır.” Müslim, Nikah 110)

Yine Buhari ve Müslim’in değişik bir rivayetinde Ebu Hüreyre’den şöyle bildirilmiştir: “Zenginlerin davet edilip fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeği ne fena bir yemektir.” (Buhari, Nikah 72, Müslim, Nikah 107)

269- عَنْ أنس بْنِ مَالِكٍ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: مَنْ عَالَ جَارِيَتَيْنِ حَتَّى تَبْلُغَا , جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أنا وَهُوَ كَهَاتَيْنِ، وَضَمَّ أصابعَهُ.

269: Enes ibni Malik (Allah Ondan razı olsun)’den aktarıldığına göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Her kim iki kız çocuğuna ergenlik çağına gelinceye kadar islâmî eğitimle eğitir ve yetiştirirse, kıyamet günü ben ve o kimse şöylece yanyana bulunuruz,” buyurmuşlar ve parmaklarını birbirine bitiştirmişlerdir. (Müslim, Birr 149)

270- عَنْ عَائِشَةَ رَضِي الله عَنْهَا قالت : دَخَلَتِ أمرأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَان لَهَا تَسْأَلُ , فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي شَيْئًا غَيْرَ تَمْرَةٍ واحدة فَأَعْطَيْتُهَا إِيَّاهَا , فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا وَلَمْ تَأْكُلْ مِنْهَاثُمَّ قَامَتْ فَخَرَجَتْ , فَدَخَلَ النَّبِيُّ rعَلَيْنَا, فَأَخْبَرْتُهُ فَقال :مَنِ ابْتُلِيَ مِنْ هَذِهِ الْبَنَاتِ بِشَيْءٍ , فَاَحْسَنَ اِلَيْهِنَّ كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنَ النَّارِ .

270: Aişe (Allah Ondan razı olsun)’nın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir gün beraberinde iki kız çocuğu olduğu halde bir kadın gelmiş birşeyler istiyordu. Yanımda da tek hurmadan başka bir şey yoktu. Onu kadına verdim. Kendisi hiç tatmadan çocukları arasında bölüştürüp kalkıp gitti. Bu sırada peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yanımıza geldi. Olup bitenleri haber verince şöyle buyurdu: “Her kime Allah kız çocuklarından verir de o da onlara iyi davranarak islami bir terbiye ile yetiştirirse o kız çocukları o kimse için cehenneme karşı perde olurlar.” (Buhari, Zekat 10, Müslim, Birr 147)

271- عَنْ عَائِشَةَ رضي اللهُ عَنْهَا قالتْ : جَاءَتْنِي مِسْكِينَةٌ , تَحْمِلُ ابْنَتَيْنِ لَهَا , فَأَطْعَمْتُهَا ثَلاَثَ تَمَرَاتٍ , فَأَعْطَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا تَمْرَةً , وَرَفَعَتْ إِلَى فِيهَا تَمْرَةً لِتَأْكُلَهَا, فَاسْتَطْعَمَتْهَا ابْنَتَاهَا, فَشَقَّتِ التَّمْرَةَ الَّتِي كانت تُرِيدُ أن تَأْكُلَهَا بَيْنَهُمَا , فَأَعْجَبَنِي شَأنهَا, فَذَكَرْتُ الَّذِي صَنَعَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ rفَقال :إن اللَّهَ قَدْ أَوْجَبَ لَهَا بِهَا الْجَنَّةَ, أَوْ أَعْتَقَهَا بِهَا مِنَ النَّارِ .

271: Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Sırtına iki çocuğunu yüklemiş bir kadın bir şeyler istemek üzere çıkageldi. Ona üç hurma verdim. O da çocuklarına birer hurma verdi, öteki hurmayı da kendisi yemek üzere ağzına götürmüştü ki çocuklar onu da istediler. Kadın hurmayı ikiye böldü ve onlara verdi. Kadının bu davranışına hayran kaldım ve olup biteni Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e anlattım. O da şöyle buyurdu: “Muhakkak ki Allah bu şefkat ve acıması sebebiyle o kadına cennetini vermiş veya bu sebeple onu cehennemden kurtarmıştır.” (Müslim, Birr 148)

272- عَنْ اَبِى شُرَيْخٍ خُوَيْلِدِ بْنِ عَمْرٍ tقال : قال رسولُ اللَّهِ r: اللَّهُمَّ إني أُحَرِّجُ حَقَّ الضَّعِيفَيْنِ : الْيَتِيمِ وَالْمَرْأَةِ .

272: Ebu Şüreyh Huveylid ibni Amr el Huzai (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Ey Allahım iki zayıfın, kadın ve yetimin haklarının yenmesinden insanları şiddetle sakındırıyorum.” (Nesai, Sünen İşretün nisa 64)

273- عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ بن أبي وقاص رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : رَأَى سَعْدٌ أن لَهُ فَضْلاً عَلَى مَنْ دُونَهُ. فَقال النَّبِيُّ r: هَلْ تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ إلا بِضُعَفَائِكُمْ ؟

273: Sa’d ibni Ebu Vakkas’ın oğlu Mus’ab (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Babam Sa’d şecaat ve başka sebeplerle kendisinin üstün olduğunu düşünürmüş. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuş:

“Allah size yardım edip rızık veriyorsa aranızdaki zayıflar sebebiyle değilmidir.”

274-عَنْ أَبِى الدَّرْدَاءِ عويمر tقال : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ rيَقُولُ : ابْغُونِي الضُّعَفَاءَ , فَإنما تُرْزَقُونَ , وَتُنْصَرُونَ بِضُعَفَائِكُمْ .

274: Ebu’d Derda Uveymir (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken işittim:

“Fakirleri kollayıp gözetiniz. Aranızdaki zayıflar sayesinde Allah’tan yardım görüp rızıklanırsınız.” (Ebu Davut, Cihad 710) 

Kimler Çevrimiçi

19 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk