Buradasınız: AnasayfaSüneni İbni MaceFitneler Hadisleri

Fitneler Hadisleri

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

FİTNELER KİTABI 53

1- "Lâ İlahe İllallah" Diyen Kimseye Dokunmamak (Yânî Öldürmemek) Babı 53

2- Mü'minin Kanı ve Malının Haramlığı Babı 55

3- Başkasına Âit Bir Malı Zorla ve Alenen Almanın Yaşarlığı Babı 56

4- Müslümanı Sövüp Saymak Fasıklıktır ve Onunla Çarpışmak Küfürdür, Babı 58

5-Benden Sonra Biribirinizin Boyunlarını Vurarak Kafirler (Gibi)  Olmayınız, Babı 58

6-Müslümanlar (ın Hakları) Allah (Azze ve Celle) 'Nin Güvencesindedir, Babı 59

7-Kisinin Kendi Kavmini Kavmiyetcilik Duygusuyla Kürü Körüne Savunup Onlar İçin Öfkelenmesi Babı 60

8- İslamın Büyük Toplulugu(Ndan Ayrılmama)  Babı 61

9- Olacak Fitneler Babi 61

Hadiste Geçen Bazı Kelimeleri Açıklayalım: 65

10- Fitne (Dönemin)De Sabır ve Teenniyle Hareket Etmek Babı 66

11- İki Müslüman Kılıçlarıyla Biribiriyle Çarpıştıkları Zaman, Babı 69

12- Fitne (Dönemin)De Dili Tutmak Babi 70

13- Uzlet (Toplumdan Uzak Durmak, İnzivaya Çekilmek) Babı 73

14- Helal mı Haram mı Oldugu Şüpheli Şeylerle Karşılaşdlğlnda Durmak (Sakınmak) Babı 75

15- İslam Garib Olarak Başladı, Babi 77

16- Fitnelerden Selamette Olmasi Umulanlar Babi 78

17- Ümmetlerin Firkalara Bölünmeleri Babı 79

18- Mal Fitnesi Babı 80

19- Kadınlar Fitnesi Babı 82

Hadisten Çikan Hükümler 84

20- Ma'ruf'u (Yani Dinen İyi Olarak Tanınan Şeyleri) Emretmek Ve Münker'i (Yani Dinen Fena Sayilan Şeyleri) Menetmek Babi 85

21- Allah Teala'nın "Ey Iman Edenler! Siz Kendinize Dii^Ene Bakiniz." (Maide 105) Buyrugu, Babi 88

22- (Günahların Çeşittli)  Cezaları Babı 90

23- Bela (Musibet ve Sıkıntılara) Karşı Sabretmek Babı 92

Allah Sevgisi İki Kısımda Mutalaa Olunur 98

24- Zamanın (Fitne ve Belalar Dolayısıyla) Cetinliği Babı 99

25- Kıyamet Alametleri Babı 100

26- Kur'an Ve (Dini) İlmin Gidip Yok Olmasi Babi 104

27- Emanetin  (Kalblerden Silinip)  Gitmesi Babi 106

28- Kıyametin Büyük Alametleri Babı 108

29-Husuf (Yere Batmak) Babi 110

30- Beyda Ordusu Babi 111

31- Dabbetü'l-Ard Babi 112

32- Güneşin Battiıi Yerden Doğması Babı 113

33- Deccal'ın Fitnesi, Meryem Oğlu İsa Aleyhisselam'ın (İnip) Meydana Çıkması ve Ye'cüc İle Me'cücun Çıkması Babı 114

34- Mehdinin Çıkması Babı 124

35- Melâhım (Şiddetli Savaşlar ve Çatışmalar) Babı 126

36- Türk (Lerle Savaşmak) Babı 130

FİTNELER KİTABI

Fiten t Fitne'nin çoğuludur. Fitne; meşakkat, güçlük, azap, eziyet ve sıkıntı mânâsına geldiği gibi buna yol açan, sebep olan küfür isyan ve diğer benzeri suçlan işlemeye de denir. Ayrıca; perişanlık, musi­bet ve utanç verici durumlara düşme mânâsına da kullanılır.

Tuhfe yazarının beyânma göre bu kelimenin asıl mânâsı, altım ayarını belirlemek için ateşe sokmaktır. Ancak, inşam; ateşe atmak, azab etmek, azab esnasında duyulan acı, imtihan etmek ve denenmek üzere sıkıntıya veya bolluğa sürüklemek, belâya duçar etmek veya buna mâruz kalmak ve bunlara benzeyen olumsuz durumlar mânâ­larında da kullanılır. Fitne Allah tarafından geldiğinde bir hikmet ve sınav içindir. Kulun, Allah'ın rızâsına aykırı olarak işlediği fitneler ise kötüdür ve yerilmiştir.[2][2]

İzahı

Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'in hadîsi Kütüb-i Sitte'-nin hepsinde rivayet edilmiştir. Câbir (Radıyallâhü anh)'in ha­dîsi ise Müslim ve Nesâî tarafından da rivayet olunmuş­tur.

Tuhfe yazarının da belirttiği gibi ilk hadîste B u h â r î ve Müslim'in   bir rivayetlerinde;

= «Allah'tan başka hak ilah olmadığına şehâdet edip' bana ve getirdiğim (din) e imân edinceye kadar...» ifâdesi vardır. Keza Müslim ve Buhâ-r î' nin îbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ) 'dan rivayet et-'tiği bir hadîste;

«Allah'tan başka hak ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet edip namazı ifa ederek zekâtı ödeyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum» buyurulmuştur.

Bir kısmını yukarıya aldığım hadîslerin tümü göz önünde bulun­durulunca; yalnız Tevhîd kelimesini söylemek değil, yüce İslâm dini­ni kabul ettiğini söylemekle insanların can ve mallarının İslâm dev­letinden korunması mümkün olur. Aksi takdirde, yâni insanların sâ­dece "Lâ ilahe illallah" demeleri onlarla savaşmayı haram Tnlnnga; Çünkü hıristiyanlar ve yahûdîler de bu kelimeyi söylerler. Fakat "Muhammedün Resûlullah = Muhammed, Allah'ın Resulüdür*' de­mezler ve Hz. Muhammed (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in getirmiş olduğu Kur'ân-ı Kerîm'e inanmazlar. İnansaydılar müslü-man olurlardı ve hükmü yürürlükten kaldırılmış olan İncil ve Tev­rat'ı bırakırlardı.

Nevevî, Müslim'in- şerhinde Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'in buradaki hadîsinin misli olan metnin izahı bö­lümünde Hattâbî ve Kadı I y â z' dan naklen geniş bil­gi vermektedir. Ben bunun bir bölümünü özetle aktarmayı uygun bul­dum.

Merhum Hattâbî: Malumdur ki bundan, yâni Tevhîd keli­mesini söyleyenlerin can ve mallarının korunmuş olup onlarla sava-Silnuyacağına dâir hadîsten maksad putlara tapan insanlardır. E h 1 - i K i t â b olan hristiyan ve yahûdîler değildir. Çünkü Ehl-i Ki-t â b "Lâ ilahe illallah" derler. Bununla beraber onlarla savaşılır ve kılıçlar onların tepesinden eksik edilmez. Yâni onlar Tevhîd kelime­sini müslümanhğı kabullenmek üzere getirmezler. Putlara tapanlar ise Allah'a bir takım ortaklar koşarlar ve bunların hepsinin ilâh oldu­ğunu söylerler. Bu itibarla putlara tapan müşrikler Tevhîd kelime­sini getirmekle müslümanhğı kabul ettiklerini itiraf etmiş olurlar. Ha­disten çıkan hüküm şudur: Müslümanhğı kabul ettiğini söyleyen ve Tevhîd kelimesini getiren bir kimsenin bu konuda şftmîmî olup olma­dığına bakılmaksızın dış görünüşüne göre müslümanhğı kabul edilir.

İslâmiyet'e kalben inanmıyor ise bunun hesabını Allah'a verecektir, demiştir,

Kâd. Iyâz da: Mal ve can emniyetinin Tevhîd kelimesini söyleyenlere tahsisi îslâm dinini kabul etmek anlamında kullanılmış­tır. Maksad budur ve Arap müşrikleri ile putperestler kasdedilmiş-tir. Çünkü müslüman olmaya ilk davet edilenler ve bunun için ilk savaşılan guruplar bunlardı. Allah'ın birliğini kabul eden, fakat bu­na rağmen müslümanlığı kabul etmeyenlere gelince, bunların sadece Tevhid kelimesini getirmeleri ile mal ve canlan korunmuş sayılmaz. Çünkü bunlar küfür hâlinde de Tevhîd kelimesini söylerler. Bundan dolayıdır ki diğer hadîste insanların can ve mallarının korunmuş sa-yılabilmesi için namaz kılmaları ve zekât vermeleri şart koşulmuştur. Yâni müslüman olmaları gerekli kılınmıştır. Aksi takdirde bunlarla da savaşılır, demiştir.

N e v e v î bu nakilleri yaptıktan sonra: Ben derim ki Kâdı'-nın dediği şartlar yanında Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in getirdiği bütün hükümlere de imân etmek şarttır. Nitekim bu husus Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'm M ü s 1 i m' de mevcut diğer bir rivayetinde belirtilmiştir. Allah en iyi bilendir, der.

Hadîslerde müstesna kılınan Tevhid hakkı olan cezalar ise, İslâm hukukundaki cezalardır. Meselâ kasden ve öldürücü bir âletle bir müslümanı öldüren veya evlendikten sonra bir kadınla zina eden ki­şi müslüman olsa bile kısas veya had cezası olarak öldürülür. Böyle bir suçlunun canının korunması sözkonusu değildir. Keza malî bir cezaya çaktırılan kişinin malının korunması sözkonusu değildir. Ge­rekli mâlî ceza kişiye müslüman da olsa ödettirilir. Diyet cezası bu­nun bir örneğidir. Başkasının malını telef eden şahıstan bunun kar­şılığının tahsil edilmesi diğer bir örnektir.

3929) "... Evs (bin Ebî Evs Huzeyfe es-Sakafî) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Biz (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanın­da oturuyorduk. O, bize olup biteni anlatarak vaaz ediyordu. O sıra­larda O'na bir adam gelerek O'nunla gizli konuştu. Sonra Peygamber

(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

«Bu adamı götürüp öldürünüz», buyurdu. Adam geri gidince Re-sûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona seslenerek t

«Sen Allah'tan başka ilâh olmadığına şehâdet eder misin?» diye sordu. Adam (da) :

Evet, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bunun üzerine) :

«Gidiniz ve adamı serbest bırakınız. Çünkü "La ilahe illallah" de­yinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar bunu İş­leyince (yâni Tevhid kelimesini getirince) kanları ve mallan bana ha­ram olur,» buyurdu."

Not:   Zevâid'de; Bunun senedi sahihtir, râvileri de güvenilir zâtlardır, denil­miştir. Lâkin bu hadis Nesâî'de de mevcuttur ve Zevâid yazarı buna Kısmen rette bulunmuştur. (Yâni Zevâid nevinden sayılmayabilir.)

3930) "... Imıân bin Husayn (Radtyaîlâhü anhydtn; Şöyle demî§tir:

Nâfi bin el-Ezrak (ki haricîlerin Ezrakîler kolunun başıdır) ve arkadaşları gelerek:

Sen helak oldun (dinden çıktın) Yâ tmrân, dediler, tmrân: Ben helak olmadım (küfre gitmedim), diye cevab verdi. Onlar i Bilâkis (müslümanlıktan çıktın), dediler. îmrân: Beni helak eden (dinden çıkaran) şey nedir? diye sordu. Onlar t

Allah; = «Bir fitne (yâni Allah'a ortak koşmak) kalmayıp din tamamen Allah'ın (dini olan İslâmiyet) olana kadar onlarla (yâni müşriklerle) savaşınız»[4][4]

İzahı

Hadisin ilk râvisi îmrân bin Husayn (Radıyallâhü anh) namındaki mübarek sahâbîyi küfür ve müşriklikle itham eden Nâfi bin el-Ezrak, Hâriciler ismi ile tanman sapık bir gurubun Ezârik, başka bir deyimle Ezrâkiler kolunun başıdır. Bun­lar kendi saflarında yer almayan bütün müslümanları müşriklikle, yâni kâfirlikle itham ederler. Kendilerinden olmayan bütün müslü-manların, hattâ kadınlarının ve çocuklarının öldürülmesinin helâl ol­duğuna hükmederler. Ezârik denilen güruh Ebû Râşid Nâ­fi bin el-Ezrâk nâmmdaki sapığa E m i r ü'l-M ü' -minin, yâni tüm müslümanların devlet başkanı unvanını vere­rek yirmi bin kişilik bir kuvvetle Basra1 dan çıkıp e 1 - E h -v â z ile K e r m â n ve diğer î r â n şehirlerini istila ettiler ve o beldelerde Abdullah bin Zübeyr (Radıyallâhü anh) tarafından atanmış valileri ve diğer idarecileri öldürdüler. Ge­rek bunları îslâm dinine aykırı görüşleri ve gerekse yaptıkları zu­lüm hakkında geniş bilgi almak isteyenler "El-Milel ve'n-Nihal adlı kitabın birinci cildinin 114-138 sahifelerine bakabilirler.

Nâfi bin el-Ezrâk ve arkadaşlarının mübarek sahâ-bilerden İmrân bin Husayn (Radıyallâhü anh) ile yap­tıkları görüşme esnasında küfre gittiğine mesned olarak gösterdik­leri E n f â 1 sûresinin 39. âyeti Mekke müşrikleri hakkında inmiştir. Bu âyette geçen "Fitne" kelimesi tefsir âlimleri tarafından da belirtildiği gibi şirk, yeni Allah'a ortak koşmak manasınadır.

îmrân (Radıyallâhü anh) bu sapık kişilere bu durumu belir­terek Tevhîd kelimesini, silâhlı saldınygfmâruz kalırken bile getiren bir müşriki öldürmenin vebali ile ilgili olarak şâhid olduğu ve Pey­gamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in döneminde cereyan eden ola­yı ayrıntılı olarak bildirmiştir. Ama ne fayda bu sapık insanlara bir fayda sağlayamamıştır. Hâricîler'in İslâm alemindeki tah­ribatı pek büyük olmuştur.[6][6]

İzahı

Notlardan da anlaşılacağı üzere bu babın hadisleri Zevâid nevin-dendir. Yalnız Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'ın hadîsi; Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizi tarafından da ri­vayet edilmiştir. Birinci hadisin benzeri de Hac bölümünde geçti.

Hadîsler mü'min bir kimsenin; kanının, malının ve ırzının say­gınlığına, mukaddesliğine ve her türlü tecâvüzden korunmuş oldu­ğuna delâlet eder.

Irz: insanın kendi nefsinde veya yakınlarından her hangi bir kimsede bulunan ve övülmeye, ya da kötülemeye değer bir yönüdür, îbn-i Kuteybe'ye göre Irz: Kişinin kendi nefsi ve bedenidir. Başka bir kavle göre ise insanın ve yakınlarının şeref ve haysiyetidir.

Son hadîsle ilgili şu noktayı belirteyim: Bilindiği gibi Asr-ı Saâ-det'te Mekke fethinden önce Medine-i Münevvere'-ye hicret eden müslümanlarm üstün sevab ve faziletleri Kur'ân-ı Ke­rîm ve hadislerle sabittir. Mekke fethedildikten sonra ise artık hicret etmek söz konusu değildir. Bu itibarla o târihten sonra Me­dine-i Münevvere1 ye göç edenler din ıstılahında Muha­cir =r Göçmen sayılmazlar. Bu nedenle o târihten sonra Muhacir; Medîne-i Münevvere'ye hicret edenler değil, hatâ ve günahları terkeden kimsedir. Böyle bir kimse Allah katında büyük sevablar kazanır.[8][8]

İzahı

C a b i r (Radiyallahu anh) 'in hadisini Ebti D&vtid da rivayet etmi§tir. ikinci hadis Buhari ve Miislim tarafin-dan da rivayet edilmi§tir. 1 m r a n (Radiyallahu anh)'in hadisi-nin ba§kaca kirn tarafindan rivayet edildigine bakilmalidir. Bu ha-disin meali birinci hadisinkine benzer. Zevaid nevinden olan son ha-disin benzerini Ebu Davud, Cihfid kitabimn 138. babinda Ebu Ltibeyd (Radiyallahii anh) 'den ve diger bir benzer ha-disi de ismi verilmeyen Ensar'dan bir adamdan rivayet etmi§tir.

Hadislerin manasi:

Birinci hadisteki Me§hure kelimesi aciklayici bir sifattir. Cunkii yukarda Nehbe ve Nuhbe'yi tarif ederken bunun herkesin gozii onun-de ve aleni olarak zorla almak oldugunu belirtmigtim. Me§hure ke-limesinden kasdedilen mana da apagik ve herkesin gozii onunde de-mektir.

Birinci ve iicuncu hadislerde bu sucu i§leyen,ki§i hakkinda: «O bizden degildir- buyurulmustur. Bu ifadenin zahirine gore bu sugu i§leyen kimse miislumanlardan sayilmaz. Amlan cumle boyle mSna-landinhrsa bundan maksad tevhid ve bu sugun agirhgini ifade etmektir. Ciimle §6yle de yorumlanabilir: Bu sucu isjeyen ki§i bizim yolumuzda ve izimizde degildir.

Buhari ve Miislim'in de rivayet ettiklerini yukarda belirttigim ikinci hadisin zahirine gore bir musliiman zina i§lerken veya i?ki icerken yahut hirsizlik yaparken ya da aleni olarak zorla bir mail ahrken mu'min olarak yapmaz. Yam amlan suclardan biri-sini igledigi zaman imansiz hale gelir. Fakat Kelime-i §ehadet geti-ren ve buna kalben de inanan bir kimse kufurden ba§ka gunahlan islese bile kafir sayilmayacagina dair sahih hadisler vardir. Ayetler de buna delalet eder. Bu itibarla babimizin hadisi diger deliller mu-vacehesinde gesitli §ekillerde yorumlanmistir. Nevevi, Mus­lim ' in   §erhinde bu hususla ilgili olarak ozetle §6yle der:

Alimler bu hadisin manasi hususunda ihtilaf etmiglerdir: Mu-hakkik alimlerin soyledikleri saghkli mana §udur: Miisluman ki§i tarn ve kamil bir mu'min oldugu halde bu suclan i§lemez. Yani bu suglan i§leyen kisinin imam tarn ve mukemmel degildir. Bu nevi ifa-delere cok rastlamr. Mesela "Ahiret mutlulugundan baska mutluluk yoktur" denilir. Keza "Yararli ilimden ba§ka Him yoktur" sdylenir v© Araplar "Deveden ba§ka mal yoktur" derler. Bundan maksad ise mu­kemmel mutlulugun ahiret mutlulugu oldugunu, keza segkin ilmin yararli olani ve en degerli malm deve oldugunu soylemektir. Hadisi boyle yorumlamamizin sebebi Ebu  Z e r   (Radiyallahu anh) ve ba§kasimn rivayet ettikleri;

-Kim "La ilahe illallah" derse zina da etse ve hirsizlik da i$lese (sonug itibariyle) cennete girer» hadisi ve Ubadebin es-Sa-m i t (Radiyallahu anh)'in buna benzer sahih ve me§hur hadisidir. (Nevevi bu arada Ubade1 nin hadisini de nakleder.) Keza Allah (Azze ve Celle) 'nin;                                              ,        ,   ,    ,

•Allah, §uphesiz Zatina ortak ko§ulmasi (sugunu) bagi§lamaz ve bundan ba?ka giinahi diledigi kimseler igin bagi§lar» ayeti de bu ha­disi boyle yorumlamamn delilidir. Diger taraftan Hak ehlinin icmai-na gore zina, hirsizlik, katil ve benzeri buyiik gtinahlan igleyen bir kimse Allah'a ortak kogmadikga bu gunahlar ile kafir olmaz. Bu gibi giinahlan is.leyen kimselerin imanlan noksandir. Eger giinah 15-lemekten usuliine gore tevbe ederlerse cezalardan kurtulurlar. §a-yet giinahlara devam ederek blurlerse Allah'in dilemesine gore muameleye tabi tutulurlar. Allah dilerse onlan bafislayip cennete dahil eder. Dilerse onlan cezalandinr. Cezalan bitince cennete dahil eder. iste bu ve benzeri deliller amlan hadisi bu §ekilde yorumlamaya bizi zorlar.

Bazi ilim ehline gore bu hadis; soz konusu gunahlari, haramhgi-ni kabul etmeyerek ve helal oldugunu savunarak i§leyen kimseler hakkindadir. Yani hadis boyle yorumlanmahdir. Bu giinahlann ha-ramligmin dinen sabit oldugunu bile bile aksini iddia eden kimse di-ni inkar etmis. sayihr.

Ibn-i Abbas (Radiyallahii anhiima) 'a gore ise bu hadi-sin manasi goyledir: Bu gunahlari isleyen kimse bu giinahla me§gul oldugu sirada iman nuru ondan aynhr.

Z ii h r i de: Bu ve benzeri hadislere iman edilip ge^ilir ve ma-nalarina dahnmaz. Biz bunlann manalanni bilmeyiz. Sizden onceki alimler bunlann iizerinde durmadan gegtikleri gibi siz de geginiz de-mi§tir.

Son hadisin manasina gelince, sava§ta du§mana ait mal yagma-landiginda her askere istihkaki kadar verilmesi gerektigi igin taksi-mat yapilmadan yenmesi yasaktir. Qiinku bundan yiyenlerin kendi istihkaklanndan fazla bir sey yemesi muhtemeldir. Bu itibarla du§-mana ait bir mal yagmalanma yoluyla olsun baska yolla olsun gani-met mail sayilir ve usuliine gore taksim edilir.[10][10]

İzahı

Bu babin ilk hadisi; Buhari, Muslim, Nesal ve Ahmed tarafindan da rivayet edilmi§tir. Diger hadisler Zevaid nevindendir.

Seb ve Sibab: Sovmek, aleyhte konus.mak, bir kimsenin s.eref ve

haysiyeti ile oynamaktir. Fisk ve Fusuk da: Allah'a itaatsizkk etmek-tir. §u halde gikan hiikum §udur: Bir muslumam soviip saymak, onun §eref ve haysiyeti ile oynamak haramdir. Bu hususta icma var-dir.

Kital: Savagmak ve garpigmaktir. Kufur ise Kafir olmak, bir geyi inkar etmek, nankorluk etmek ve bir geyi gizlemek gibi manalara ge-lir. Bir muslumanla garpis.mak biiyuk gunah olmakla beraber E h 1 - i Sunne t mezhebine gore kiifur sayilmaz. Yani bu giinahla ki§i dinden gikmis, olmaz. Bu itibarla hadisin bu cumlesi muteaddid §e-killerde yorumlanmi§tir: Bir yoruma gore bu hadis muslumanla gar-pismanin helal oldugu inancinda olanlar hakkindadir. Yani bir kim-se musliimanla garpismayi helal sayarak onunla garpi§irsa dinden gikar. Diger bir yoruma gore maksad §udur: Muslumanla garpi§mak, karde§lik hakkim gormemezliktir, nankorliiktiir. ttgiincu bir kavle gore maksad §udur: Muslumanla garpi§mak; ugursuz bir is. olup sa-hibini kufre yonlendirebilir. Dorduncii yorum §oyledir: Muslumanla garpigmak kafirlerin fiillerine benzer. Yani muslumamn §anma ya-kigir bir §ey degildir.[12][12]

İzahı

Bu babin ilk iki hadisi Buhari ve Muslim tarafmdan da rivayet edilmi§tir. Ikinci hadis Ebu Davud ve Nesai tarafmdan da rivayet edilmi§tir. Son hadis ise Zevaid nevindendir.

Ilk iki hadisin manasi 8 -10 gekilde agiklanmi§tir. N e v e v 1 ve Kadi I y a z tarafindan tercih edilen mana goyledir: "Ben-den sonra biribirinizin boyunlanni vurarak kafirier gibi olmayiniz."

Diger bir yorum soyledir: Benden sonra dinden cikip kiifre git-meyiniz ki biribirinizin boyunlanni da vurmayasnuz.

Bir baska yoruma gore "Kafir" sozciigu "Silah kusanmis" de-mektir. Bu takdirde mana soyle olur: "Benden sonra silah kusanip biribirinizi oldurmeyiniz."

Bir kavle gore "Kafir" kelimesi nankor demektir. Yani "Nimet ve Islamiyet hakki hususunda nankorluk edip carpigmayunz."

Diger yorum sekillerini ogrenmek isteyenler B u h a r I ve Musi i m' in   gerhlerine bas. vurabilirler.

Zevaid nevinden olan son hadisin ravilerine gelince; Kays adh zat Ibn-i Ebi Hazim' dir. Ismail de Ibn-i E b I H a 1 i d' dir. Sahabi olan ravi S u n a b i h (Radiyallahu anhl'in siinenimizde bundan bagka hadisi yoktur. Ktttub-i Sitte'nin kalanlannda nig hadisi yoktur. Bu zatm adinin tesbiti hususunda ih-tilaf vardir: S u n a b i h oldugunu soyleyenler oldugu gibi S u -n a b i h i' dir diyenler de vardir. B u h a r i ve baska alimler ilk g6rii§e taraftar olmugtur. Bu hadis Ahmed tarafmdan da rivayet edilmigtir.[14][14]

İzahı

Zevaid nevinden olan bu iki hadiste gecen Zimmet: Ahid, temi-nat, giivence ve kefalet manalanna gelir. Bu manalar biribirine ya-kui §eyler oldugu igin guvence manasina terceme ettim. Muslim de Cundeb bin Abdillah (Radiyallahu anhVden buna benzer bir hadis rivayet etmis.tir. Bu hadislerden maksad namaz kil-mamn, ozellikle sabah namazinin iistiin faziletini belirtmek ve xmis-lumanhguu namaz gibi aleni bir ibadetle agiklayan bir kimsenin her ttirlu haklanrun Allah'in guvencesi ve teminati altmda oldugunu bil-dirmektir. Ilk hadiste belirtildigi gibi' boyle bir musliimam §er'i bir hiikum olmaksizin Sldiiren bir kimse Allah'in verdigi guvence ve te­minati ihlal etmis, emanete hiyanet etmis olur. Dolayisiyla Allah, ka-tili sorguya cekip nihayet cehenneme atacaktir. Yani o kimse cehenneme girmeye mustahak sayihr. Eger musliimani oldurmenin haram-hgini inkar ederse kafir sayihr ve ebedi olarak cehennemliktir. §a-yet inkar etmeden bu sucu islerse cezalandinlmasi veya bagi§Ianraa-si Allah'm dilemesine kahr. Ehl-i Sunnet'in mezhebi budur, Bu ve benzeri hadislerde beyan edilen guvence sadece can emniye-tine ait degil, umumidir. Yani musliimamn biitiin hak ve hukuku Allah'in teminati altindadir. Sabah namazim kilan muslumanin hak-lanna tecavuz etmek, ona eziyet etmek karsiliksiz birakilmaz. Bu hadisler boylece umumi bir sekilde yorumlanmakla "La ilahe illallah" diyerek miisluman oldugunu soyleyenlerin oldiirulmemesine dair 3930 nolu hadisin farkh yonu anlasilir,

Birinci hadiste gecen "Tuhfiru" fiili "Ihfftr" mastanndan ahnma-dir. Ihfar; Ahdi bozmak, emanete hiyanet etmek ve giivenceyi ihlal etmek, demektir.

3947) "... Ebu Hureyre (Radtyolldkii anh)'den rivayet edildigine gore;

Resulullah (Sattallaku Aleyhi ve Sellem) §6yle buyirdu, demi§tir  :

•Mu'min ki§i Allah (Azze ve Celle) kaiinda baa meleklerinden iistundur.»"

Not: Zevaid'de ?6yle denilmi?tir. RAvi Yezid bin Stifyan Ebtil-Mtihezzim sayif oldugu Igin bu sened zayif tir.[16][16]

7-Kisinin Kendi Kavmini Kavmiyetcilik Duygusuyla Kürü Körüne Savunup Onlar İçin Öfkelenmesi Babı

Bu babin hadislerinin tercemesine gegmeden once babin ba§ligin-da gegen Asabiyyet kelimesi ile ilgili birkag soz etmeyi uygun bul-dum.

Asabe i Ki§inin baba tarafindan yakinlarina denilir. Asabl keli­mesi de yakmlan igin sinirlenerek sirf akrabalik duygusuyla onlan savunan kisi igin kullamhr. Asabiyyet ve Taassub ise kisinin sixf ak­rabalik duygusuyla yakinlan igin ofkelenmesi ve onlan savunmasi demektir. Cahiliyet devrinde taassup yaygin idi. Kabileler arasmda asiretgilik ve kavmiyetgilik duygusuyla anlamsiz surtusmeler, hatta gati§malar ve garpi§malar siiregelirdi. tslamiyet gelince bu gibi duy-gular yerini Islam kardegligine birakti. Artik asiretgilik, kavmiyet­gilik ve kabilecilik degil, Islamcilik zihniyeti yerlesti. Batiin miisluman-lar kardes kilindi. Qarpigmalar ve savaslar ancak Islam dininin yucel-mesi ve hakkin, hakkaniyetin savunmasi igin mesru kabul edildi. Zu-liim ve haksizlikta kimseye yardimci olmak diye bir sey kalmadi. Hi? kimseye zuliim ve haksizhk yolunda hig kimseye yardim etme sela-hiyeti tamnmadi. Yuce dinimiz boylece cahiliyet devrinin taassubunu kok iinden kazidi.

3948) "... Ebu Hureyre (Radtyallahii anhydtn rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, deraijtir:

-Her kim bir soy sop davasina (halki) te§vik ederek veya bir soy sop davasi igin ofkelenerek hak veya batil oldugu bilinmez bir gaye ile k8ru korune agilan bayrak altinda (yani toplanan bir topluluk igin-de) savasirsa, o kimsenin olduruliisu bir cahiliyet 61duruliisudur.»"

3949) «... Fuseyle'nin babasi (Vasile bin el-Eska') (Radtyalldhu anhii-mtfj'dan; §oyle demigtir:

Ben, Ya Resulallah! Adanun kendi kavmini sevmesi taassubtan (bir gesit sajrclir) nu? diye Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'e sordum. O:

•Hayir. Ve Zakin adamin kendi kavmine zulumde yardim etmesi taassubtan (bir nevi)dir», buyurdu."

Not: Zevaid'de ?oyle denilmi^tir: Ebu Davud bu hadisin bir pargasmi ri-v&yet etmi?tir. O parga ?6yledir : «Ben Ya Resulallah! Asabiyyet (taassup) nedir? diye sordum. O buyurdu ki: ctAdamin kavmine zulumde yardim etmesidirs[18][18]

Hadislerden Çikan Hüküm:

1. tslamda taassup yoktur. Yani ki§i koru korune ve guursuzca kabilesine, akrabasina ve kavmine yardima kogamaz, ulu orta on-lar igin ba^kasina kizamaz. Ba§ka bir deyimle musluman, hak mi batil mi oldugunu bilmedigi bir dava pe§inde kosamaz. Haksizlik eden ki§i babasi da olsa ondan yana gikamaz.

2. Hak veya batil oldugu mechul bir gaye etrafinda toplanan bir guruba katilip halki soy sop davasina gagiran veya soyu sopu igin ofkelenerek garpi§an ve dolayisiyle oldiirulen bir kimsenin olumu §ekil bakimindan cahiliyet devri olumiine benzer. Yani cahiliyet dev-ri insanlan nasil bagsiz ve diizensiz bigimde bir taassup ile garpisip dlduruluyor idi ise bu da ona benzer. Bu ifadeden maksad boyle bir garpigmada olen muslumanm kafir olarak oldugunu bildirmek degil-dir.

3. Ki§inin kendi kavmini, kabilesini sevmesi me§rudur.

Son hadisin ravisi Vasile bin el-Eska (Radiyallahu anh)'in hal tercemesi 530. hadis boliimunde gegti.

5u noktayi belirtmeyi uygun buldum: Bu babta rivayet edilen hadisler bir kimsenin kendi akrabasina zulumde, haksiz konularda yardimci olmasini ve soy sop davasini- guderek onlar igin ofkelenme-sini yasaklar. Ki§iye en yakin olan akrabasi igin boyle yapmasi ya-saklandigma gdre aglreti, kabilesi, kavmi veya u-kda§lan igin boyle bir yola girmesi gayet tabii yasak olur. Bu itibarla bu hadislerin huk-mu bu gibi cereyanlara da §umulludur denilebilir. Islamda ki§inin ukina, kafatasina, deri rengine ve diline degil onun. imanina, ibadetine, Allah'a kulluk gorevini yapmasi derecesine bakilir. Allah katinda en degerli ve iistiin miisluman, O'na takvaca en yakm olanidir. Arabin Arap olmayana ve K u r e y § soyundan olanm bagka soydan ola-na higbir ustunlugu yoktur. Ustunluk ancak takva iledir. Bu konuda ayetler ve hadisler mevcuttur.[20][20]

9- Olacak Fitneler Babi

3951) "... Muaz bin Cebel (Radtyallahii anh)'dtn\ §6yle demi§tir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) bir gun bir namaz kildi da namazi uzatti. Sonra namazi bitirince: Ya Resulallah! Bugun na-mazi uzattni, dedik (veya dediler). Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

-Ben bir iimit ve bir korku namazuu kildim. Ben (namazda) Al­lah (Azze ve Celle) 'den ummetim igin ug §ey istedim. Allah iki geyi verdi ve bir tanesini bana reddetti (onu vermedi). Ben ummetime ba§kalanndan (yani kafirlerden) bir du§mam musallat etmemesini (yani ummetin mahvedilmemesini) istedim. Allah bunu bana verdi. Ummetimi suda bogmak suretiyle helak etmemesini istedim. Bunu da bana verdi. Ummetimin sava^imn kendi aralannda kilmamasuu da istedim. Fakat Allah bu istegimi reddetti.*"

Not: Zevaid'de ?0yle denilmi^tir: Bunun senedi sahih olup r&vlleri guve-nillr zatlardir.[22][22]

İzahı

Bu hadisi Ebu Davud da Kitabii'l-Fiten'de rivayet etmi§-tir. Muslim ise bunun bag kismuu fitneler bolumunde, iimmetin bir zumresinin ilahi emir gelinceye kadar hak iizerinde devam ede-cegine dair son boliimu de Cihad bolumunde rivayet etmigtir.   T i rmizi   de bu hadisi pargalar halinde Fitneler boliimunun degi§ik bablannda rivayet etmistir.

Bu hadiste apagik mucizeler mevcuttur. Gelecege ait verilen ha-berler hamdolsun aynen gergeklesmistir.

Hadisin bag kisminda yer kuresinin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-sa-latii ve's-selam) igin diiruliip sarkin ve garbin kendisine gosterildigi, durulup gosterilen alanlann muslumanlann tasarruf ve mulkiyetle-rine gegecegi ve onlara altin ile gumus hazinelerinin verilecegi birer mucize olarak haber verilmektedir.

N e v e v i: Bu hadiste Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-se­lam)'e yer kuresinin dogu ve bati taraflarmm gosterildigi ifadesi, Is­lam iimmetinin genislemesinin daha 50k dogu ve batiya uzanacagina isarettir. Nitekim de boyle oldu. Islam iilkelerinin giiney ve kuzeye dogru gelismesi dogu ve bati taraflarma olan gelisxneye oranla azdir. Hadiste gegen altm ve gumus hazinelerinden maksad ise Irak ve S u r i y e kirallan Kisra ve Kayser'in hazineleridir, de-mistir.

Et-Turbusti de: Kirmxzi ve beyaz hazinelerden maksad Kisra.ve Kayser'in hazineleridir. Kisra devletinin nakit parasimn gogunlugunu altin, K a -y s e r' inkinin ekseriye-tini gumus teskil ettigi igin boyle buyurulmustur, der.

Hadisin yukarda sozii edilen paragrafindan sonra gelen;

y^ m cJl*- Ji)j  ciimlesi iki sekilde manalandinlabilir:

"Ve ben, Allah (Azze ve Celle) 'den fig sey istedim" veya "Ve ben (su seyleri) Allah (Azze ve Celle)'den 115 defa istedim."

Bu cumleden sonra beyan edilen istekler ikidir:

1. Cmmetin tumunu kaplayip onlan helak eden bir kithfin ve-rilmemesidir.

2. Ommetin firka firka edilip biribirleri ile savasmamalandir. Muslim,   Tirmizi   ve   Ebu   Davud'un   rivayet-

lerinde de bu iki istek vardir.XJguncu bir istege dair bir kayda rast-lamadim. Bu itibarla amlan ciimle ya ikinci sekilde yorumlamr. Ya da uguncu istek beyan buyurulmamis veya rivayet edilmemi§tir.

Hadisin bundan sonraki kisminda Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'in ilk isteginin kabul buyuruldugu, yani Islam aleminin tamamuu kaplayici bir aguk ve kitlik tehlikesiyle muslumanlanmn tamammm mahvedilmeyecegi bildirilmektedir. §u halde Islam ulke-lerinin bazilannda kitlik olsa bile diger ulkelerde veya memleket-lerde olmayacaktir. Allah'a hamd olsun ki bu mucize de gergekleg-mistir. Hadisin bu bolumiinde musliimanlar arasinda ig savaslann gikmamasi, biribiriyle garpismamasi yolundaki dua ve dilegin kabul edilmedigi ve ilahi takdirin bunun aksine oldugu belirtilmistir. Om-metin igine kilig konulduktan, yani savas patlak verdikten sonra ki-yamete kadar sonu gelmiyecegi bildirilmigtir. Bu mucize de aynen ta-hakkuk etmistir. Sahabiler devrinde baslayan garpisma ve ig savas-lar siiregelmistir. Islam aleminin bir bolgesinde bir Uuzur ve siiku-net saglamnca bir baska bolgede huzursuzluk ve gatisma gdruluyor. §u yirminci asirda da Islam aleminin hali budur.

Hadisin bundan sonraki boliimunde musluman kabllelerden ba-zilanmn miisriklere, yani kafirlere iltihak edecegi, dinden cikaca&i haber veriliyor, Bunun bir ge§idi Hz. Ebti Bekir (R»diy«l-lahu anh)'in hilafeti doneminde meydana geldi. Hatti Hz. Eb'ti Bekir (Radiyallahu anh) bu mixrtedlere savas acti. Bu muciz* de gergeklesti.                                                                                

Hadiste daha sonra kiyamete yakin zamanlarda otuza yakm gok yalanci deccallarm tiireyecegi bildirilmistir. El-H4fiz, B u h A -r i' nin serhinde tiiremig olan bazi deccallarm adlanni ve haUwini anlatmi§tir. Beklenen biiyuk DeccaV bunlann disindadir.

Musllimanlardan bir zumrcnin kiyamete dek hak uzerinde bulu-nacagina dair paragrafm benzeri sunenimizin 6, 7, 9 ve 10. numara-smda gegti. Buna ait bilgi orada verilmistir.

3953) "... (Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve SeUem)*in zevcelerinden) Zeyneb bint-i Cah§ (Radtyallahu anhd)'dan rivayet edildigine gore:

Bit defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusundan uyanarak (telastan) ytizu kizarmi§ vaziyette:

«La ilahe illallah, vuku bulmasi yaklasan bir §er (fitne)den do-layi vay Araplann haline. Bu gun Ye'cuc ve Me'cuc'un seddinden §oy-le bir delik acildi, buyurdu ve sehadet parmagmin ucunu bas panna-ginin ortasindaki mafsal ile birlestirerek (acilan deligin buyuklugunu gostermek uzere) halka yapti.»

Zeyneb (Radiyallahu anha) demigtir ki: Ben Ya Resulallah! ici-mizde salih (yani Allah'a itaatkar, iyi ve temiz mu'min)Ier bulundu-gu halde biz helak olur muyuz? diye sordum. Resul-i Ekrem (Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem) : (Evet.) fuhus, giinah ve fasikhk cogaldigi zaman (helak olursu-nuz)» diye cevab verdi."[24][24]

İzahı

Bu hadisi; Buhari, Miisllm ve Tirmizi de riva­yet etmi§lerdir.

Hadisin bag kisminda aile, evlad ve komgu yuziinden iglenen ha-talara; namaz, orug, sadaka ve iyilikleri emredip kotiiluklerle mucadelenin keffaret oldugu bildirilir. Yam* anilan insanlarla ilgili olarak iglenen kuguk giinahlar bu ibadetlerle Allah'in yardimiyla bagigla-nir. Bilindigi gibi sayilan ibadetlerin disinda kalan hayirh hizmet ve ibadetler de kuc.uk giinahlara keffaret olur. Ancak sayilan ibadetler daha onemli oldugu igin onlann amlmasiyla yetinilmigtir.

Hz. O m e r (Radiyallahu anh)'in sordugu fitne ise Hz. O s m a n (Radiyallahu anh) 'in gehid edilmesiyle baglayan ve so-nu gelmeyen fitnelerdir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) *in sirdasi olan Huzeyfe (Radiyallahu anh) 'in O m e r (Radi­yallahu anh) 'a: Senin ile o fitne arasinda kilitli bir kapi vardir, so-zunden maksadi gudur: O fitne senin doneminde olmayacaktir. Se­nin bedenin fitneye kargi bir seddir.

NevevI: Huzeyfe (Radiyallahii anh) 'in Omer (Ra-diyalahu anh) 'in §ehid edilecegini bildigi muhtemeldir. Ancak bunu acikga soylememis.. Qunku Omer (Radiyallahii anh) kendi bede-ninin kapi mahiyetinde oldugunu bilirdi. Bu itibarla Huzeyfe (Radiyallahii anh) onun oldurulmesi olayim agiklamadan buna i§a-ret etmigtir, der. Huzeyfe (Radiyallahii anh) fitneyi bir binaya benzetmis, Omer (Radiyallahii anh) 'in hayatim da o binanin ki­litli kapisina benzetmi? ve oldiirulmesini de kapinin kinlmasma ben-zetmi§tir. Bu itibarla Hz. Omer (Radiyallahu anh) 'in dldurul-mesiyle fitne kapisi agilmig olur.

B u h a r !' nin rivayetinde Huzeyfe (Radiyallahu anh), kapinin kinlacagmi soyleyince Omer (Radiyallahu anh) : "Kapi lonlinca kjyamete kadar kilitlenemeyecek", demi§tir.

El-Hafiz: Omer (Radiyallahu anh), miislumanlar ara-sinda fitne gikacagmi ve kiyamete kadar devam edecegini eUnde bu-lunan apagik nass mahiyetindeki hadislerle bilirdi. Nitekim e 1-B e z z a r' in   rivayet ettigi bir hadlste:

OsmAn bin Maz'un (Radiyallahii anh) bir gun Omer (Radiyalla­hii anh)'a i

Ey fitnenin kilitli kapisi, dlye hitab etmi§. Bunun uzerine Omer (Radiyallahu anh) bunun hikmetini sorunca Osman {Radiyallahu anh) sdyle cevab vermi§tir: "Biz bir gun Peygamber (Sallallahu Aley-hi ve Sellem) 'in yanmda oturuyarduk. Sen oradan ge^tin. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sdyle buyurdu i

«Bu, fitnenin kilitli kapisidir, hayatta oldugu sOrece sizler ile fit* ne arasinda iyi kilitli sa&lam bir kapi bulunur.

§6yle bir soru hatira gelebilir: Omer (Radiyallahu anh) ken­di vucudunun fitne kar§isinda saglam bir sed, kapi oldugunu bildigine gore nigin bu hususta §iipheye du§mu§ ve nihayet soru5turmu§tur?

Buna §6yle cevab verilir: Insan bir §eyden cok endi§eli oldugu za-man boyle sorugturma yapar. §6yle de soylenebilir: Omer (Ra­diyallahii anh); bildigi hususlan unutmus. olabilir ihtimaUne kar§i, gergegi baska sahabiden dinlemek ve iyice hatirlamak istemig olabi­lir. Fitnenin biiyukliigunu bildigi igin bu konuda bildiklerini pekistir-mek istemig demek de mumkundiir.

3956) "... Abdurrahman bin Abd-i Rabbi'l-Ka'be (Radtyallahu ank)'den; §6yle demi§tir:

Bir gun Abdullah bin Amr bin el-As (Radiyallahu anhuma) KaT-be'nin golgesinde oturmus, basinda da halk toplannus iken ben onun yanina vardun. Abdullah'dan (bu esnada) §unu i§ittim: Biz bir yol-culukta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde idik. O, bir ara bir konakta konakladi. Bunun uzerine kimimiz kendi ga-dinni kuruyor, kimimiz ok atisi yapiyor ve kimimiz otlanan hayvam ile mesgul oluyordu. Bu sirada Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in cagincisi "Haydin namaza" diye gag rid a bulundu. Biz de hemen toplandik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayaga kal-karak bize su hitabede bulundu:

•Benden onceki her peygamber uzerine kendi ummeti igin hayir bildigi §eyleri onlara gostermesi ve §er bildigi §eylere karsi uyanp korkutmasi §uphesiz bir hak, gorev oldu. Sizin bu iimmetinizin afi-yeti (yani dine zarar veren geylerden selamette bulunmasi) evvelinde kihndi. Bu iimmetinizin son kismimn basina bela ve hoslanmayaca-gimz bir takun isler muhakkak gelecektir. Sonra oyle fitneler gelecek ki bazisi diger bazisim hafifletecek (yani sonra gelen fitne bir once­ki fitneden daha siddetli olacagmdan oncekini hafif birakacaktir). Artik mu'min kul, tbir fitne geldiginde) : iste beni helak eden fitne budur, der. Bir sure sonra o fitne gecer. Bunun arkasmda baska bir fit­ne gelir ve mu'min kul: iste beni helak edici fitne budur, der. Sonra o fitne de agilip gider. Artik kim cehennem ate§inden uzaklastinlmasi ve cennete girdirilmesi kendisini sevindiriyorsa Allah'a ve ahiret gii-niine iman eder halde iken oltimu gelsin ve insanlara, kendisine yap-malanni arzuladigi §eyleri yapsm. Kim bir devlet bas.kamna bey'at edip ona elini vermis. (yani segmis.) ve samimiyetle baglanmi§ ise ar­tik olanca giicuyle ona itaat etsin. §ayet bundan sonra baska bir dev­let baskani gikip gelir de birincisi ile nizaa kalki^irsa (yani isyan ci-karmak isterse)  sonradan gelenin boynunu vurunuz.*

Abdurrahman bin Abd-i Rabbi'l-Ka'be demistir ki: Bunun uzeri­ne ben ba§imi toplulugun arasindan ileri sokarak (yani Abdullah (Ra-diyallahii anh) 'm yakuuna sokularak) : Allah a§kina sana soruyorum, bu hadisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen kendin isittin (mi)? dedim. Abdurrahman demistir ki: Bunun uzerine Abdul­lah (Radiyallahu anh), eliyle kulaklanna igaret ederek: Bunu kulak-larun isitti* kalblm de belledi, iyice ezberledi, dedi."[26][26]

Hadiste Geçen Bazı Kelimeleri Açıklayalım:

Hiba: Yiin veya deve tiiyunden mamul gadir demektir . tntidal: Yan§mak maksadiyla ok atisidir.

Ce§ert Gece giindiiz disarda otlatilan ve ne giindiiz ne de gece ko-ye-kente getirilmeyen buyiikbas. ve kugiikba^ hayvan suriisiine denilir.

Terkik: Hafifletmek, siislemek ve te§vik etmek gibi degigik ma-nalara gelir. Tercemede hafifletmek manasi ahndi. Diger iki sekilde yorumlamak da mumkiindur. Yani gelecek fitnelerin bazisi diger ba-zisim giizel gosterir veya bir kismi diger bir kisma tesvik eder, tah-rik eder.

Safkatu'l-Yemin: Ah§ veriste veya baska bir akidde taraflardan birinin elini digerinin elinin uzerine koyup igin kesinlegmesini ifade etmeleridir.

Hadis, Resul-i Ekrem (Aleyhi 's-salatii ve*s-selam)'in vefatuidan bir sure sonra muslumanlann bagma bir takim belalann, ho§lanma-diklan seylerin ve bundan sonra da fitnelerin gelecegini bir mucize mahiyetinde haber verir. Bilindigi gibi bu mucize aynen gerceklesti.

Fitne ve fesadin gogaldigi donemde musliiman bir kimsenin dik-kat edecegi onemli noktalar goyle siralanmi§tir:

1. Allah'a ve ahirete imam muhafaza ederek imanh olmeye ca-h§mak, yuce dinimizin helal kildigi bir §eyin haramligim idc"ia etmek veya bunun aksine haram olan bir §eyi helal itikad etmek gibi teh-likelere kar§i uyanik durmaktir. Mesela bir miislumanin haksiz yere dlduriibnesinin helal oldugunu itikad etmek gibi.

2. Musliiman bir kimse kendi nefsi igin arzuladigi ve ho§landigi iyi geyleri biitiin musliimanlar igin arzulamahdir. Keza kendi nefsi icin arzulamadigi bir seyi bagkasi igin de arzulamamalidir.

3. Bir halifeye bey'at edip samimiyetle ona baglandiktan sonra ona itaat etmek gerekir. Segilmis. olan halifeye isyan ederek onu ce-bir yoluyla devirmeye caligan bir kimse gikarsa as! durumundakinin pegine gitmemek gerekir. Hadis asi durumundaki ki§inin boynunun vurulmasnu emreder.   N e v e v i   bu cumlenin izahi bolumunde goyle der:

Yani ikinci sahis halifeye kar§i as! sayildigi igin defedilmesi ge-rekir. §ayet gatigmasiz ve savagsiz bir bigimde defedilmesi miimkun olmazsa asi kimseyle sava§ihr. Savagma esnasmda asi kimseyi oldur-mekten baska bir gare bulunmazsa gerektiginde oldurulur.

Cumhura gore iki ayn halife ile ardarda bey'at edilirse birinci halife ile yapilan bey'at sahihtir. Buna sadakat gerekir. Ikincisi ile yapilan bey'at gegersiz sayihr ve boyle bir bey'atte bulunan kimse-lerin bu bey'atin geregini yapmalan haramdir. ikinci gahsin halife-lik iddiasinda bulunmasi, bunu istemesi de haramdir. Ikinci halife ile bey'at eden kimselerin birinci halife ile yapilan bey'atten haber-dar olmalan veya olmamalan farketmez. Keza iki haltfenin aym bel-dede veya ayn iki beldede olmalan da hukmu degi§tirmez.[28][28]

İzahı

Abdullah (Radiyallahu anh) 'in hadisini Ebu Davud ve   N e s a I   da^vayet etmislerdir. Bu hadiste gegen "Husale" kelimesinin asil manasi; her geyin adisi ve kalitesiz olamdir. Burada in­sanlann adisi ve rezilleri manasi kasdedilmistir. Yani oyle bir zaman gelecek ki iyi insanlar kalmayacak ve soziinde durmayan, giivenil-meyen adi insanlar kalacak, karmakan^ik bir giiruh meydana gele­cek ki, artik iyi ve giivenilir insani tanimak mumkiin olmayacaktur. Hadis; kotii insanlann cogaldigi ve iyi insanlann azmhkta kahp za-yifladigi donemde, iyi ve dogru yolu emretme ve kotiiliikle miicadele etmek gorevinin birakilmasinm caizligine delalet eder.

Ebu Zer (Radiyallahu anh) 'in hadisini Ebu Davud ve   Hakim   de rivayet etmiglerdir.

Bu hadiste gegen "Vasif kole demektir. Beyt'ten maksad da ka-birdir. Bu iki kelimenin bulundugu "Kabrin kole kadar pahalanaca-gi..." mealindeki ciimle miiteaddid gekillerde yorumlanmis.tir:

Hattabi: Yani olum vukuati o kadar gogalacak ki bir kabir kazma iicreti bir kole fiatma yiikselecektir. Bir kavle gdre mana goy-ledir: Olum vukuatimn goklugu sebebiyle oliileri defnedecek yor bul-makta giigliik gekilecek ve bu yiizden bir kabir yeri ancak bir kdle-nin degeri kadar para veya bir koleyi vermek suretiyle satm almabi-lecektir, demistir.

Avnii'l-Mabud yazan yukardaki nakli yaptiktan sonra §u yoru-mu da beyan eder: Yani oliim vukuatmin goklugu dolayisiyla nufus sayisinda biiyiik bir azalma olacak ve evlerde oturanlann sayisi az olacak. Bu sebeble evlerin kiymeti oyle ucuzlayacak ki bir ev bir ko­le kargiligmda satm alinabilecektir.

Hadisin bundan sonraki boltimunde §iddetli bir kithgin baggds-terecegi haberi veriliyor ve Ebu Zer (Radiyallahii anh)'a if­fetli olmaya devam etmesi tavsiye ediliyor. Tabii bu emirde muha-tab bu sahabi ise de hiikmu umumidir. Yani boyle bir aghk ve kit-lik felaketi oldugu zaman, mii'min ki§i iffetini korumalidir. Iffet sozciigunden maksad halka el avug agip dilencilik etmemek veya ag-lik tehlikesiyle helal olmayan yollardan nzik te'minine yonelmemek-tir.

Hadis; vuku bulacak bir ig savasin Hicaretu*z-Zeyt denilen yeri kan altmda birakacagim haber verir.. Bu yer Medine-i Mii-n e v v e r e yakimndadir. Avnii'l-Mabud yazan Ahcaru'z-Zeyt, diger adi muellif imizin rivayetinde bulunan Ahcaru'z-Zeyt'in Medine-i Munevvere'de bir mahalle veya bir semt oldugunu sdyledik-ten sonra soyle der:

Turbegti: Bu yer, Y e z I d doneminde vuku bulan sa-vagin cereyan ettigi H a r r e' den bir pargadir. Halife Yezid doneminde, Muslim bin Ukbe' nin kumandan oldugu bir askeri kuvvet Allah'in Resuliinun H a r e m - i § e r i f' i olan Medine-i Miine vver e'ye saldirarak birgok muslumam katletmigti. Bu saldirgan herif Medine-i Miinevvere' nin batisinda kalan H a r r e denilen yere askerleriyle beraber konak-lamig ve Harem-i § e r i f' in dokunulmazhgini hige sayarak bu mukaddes beldenin erkeklerini katletmigti. Og veya beg gun bu me-zalimini surdiirdiikten sonra tuzun suda eridigi gibi zalim kuman­dan Mekke ile Medine arasinda eriyip olmiigtu. igte bu savagta Ahcaru'z-Zeyt denilen yer muslumanlann kam altmda kal-migti, demigtir,

Hadisin Lu boliimunde Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-se-lam) bu gibi felaketin vuku buldugu donemde Ebu Z e r (Radi-yallahu anh)'a kabilesine iltihak etmesini veya bey'at ettigi halife-nin emrinden gikmamasini, evine kapanmasim ve saldu*ganlar gayet eve baskin yapsalar, onlarla savagmayip oldiirulmeyi kabullenmesini tavsiye buyurmugtur.

Ibnu'l-Melik, hadisin bu bolumii ile ilgili olarak: Saldir-gana kar§i nefsi miidafaa etmek, saldinya kargi koymak gerekir. An-cak Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) miislumanlari kan akit-maktan giddetle menetmek igin: "Eger sen kihcini alip da boyle ya-panlan vurursan onlara ortak olursun" buyurmugtur. Aslinda ki$inin kendi nefsini savunmasi ve saldinyi defetmesi vacibtir, demigtir .

£ 1 - K a r i de: Dugman kafir oldugu zaman saldinyi defetme-ye gali§mak ve bu konuda mumkun olan gayreti gostermek vacibtir. Dugman musluman ise saldinsim defetmeye gahgmak caizdir. An-cak saldinsim defetmeye gahgmak daha buyuk felaketlere, fitne ve fe-sada yol agacaksa vebali saldirgana birakmak ve kan dokmemek uy-gun olur, demigtir.

3959) "... Ebu Musa (el-E§'ari) (Radtyalldhu anh)'dtn; goyle demigtir;

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize i •Kiyamete yakin donemde §iiphesiz bir here olur,» buyurdu. EbO Musa demlstir ki: Ben Ya Resulallah! Here nedir? diye sordum. O t

«Katildir,» buyurdu. Bunun uzerine bazi mflslumanlar:

Ya Resulallah! Biz su anda tek bir yilda mugriklerden §u kada-ruu olduriiruz, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu soze cevabem

•Here, mu§rikleri (yani Allah'a ortak koganlan) SIdurmek degll-dir. Lakin bazmiz bazuiizi oldiirecek, hatta adam komgusunu, amca-smin oglunu ve akrabasuu 61diirecektir,» buyurdu. Sonra orada bulu-nanlann bazisi:

O gun akillanmiz beraberimizde (yani bagimizda) oldugu halde mi (biribirimizi oldurecegiz)? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aley­hi ve Sellem) :

•Hayir. O zaman (daki halk)in gogunun akillan almacak ve akil-siz bir takim adi insanlar o donemin adamlan olacaktir,» buyurdu.

Sonra el-Es'ari (Radiyallahu anh) dedi ki: Allah'a yemin ederim ben o vaziyetin bana ve sizlere yeti§ecegini (yani o gunleri gorecegi-inizi) cidden kuvvetle samrim. Allah'a and olsun ki o vaziyet bize ula-s^rsa Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bize tavsiyesi-ne g6re ona girdigimiz gibi (sug iglemeden) gikmamizdan basjea hic-bir cikar yol ne benim icin ne de sizler igin vardir."

Not:   Bu hadli Znflld nevindendir.                                             .

3960) "... Udeyse bint-i Uhban (bin Sayfi el-Gifari) (Radtyallahu anhu-tnd)'dan; §6yle demi§tir:

AU bin Ebi Talib (Radiyallahii anh) buraya, Basra'ya gelince ba-bamin yamna girdi ve (babama) :

Ya Eba Muslim! §u kavim aleyhinde bana yardim etmez misin (yani bana tarafdar olarak savaga katilmaz misin) ? diye sordu. Ba-bam:

Yardunci olurum, dedi. Ravi demistir ki: Sonra Udeyse'nin baba-si bir cariyesini cagirarak: Ya cariye kihcinu gikart, dedi. Ravi de­mistir ki: Cariye de gidip kihci cikanp getirdi. Udeyse'nin babasi ki-IiCtan bir kans mikdanni kimndan cekti. Bir de bakildi ki kih$ aga?-tandir. Sonra Udeyse'nin babasi (Ali bin Ebi Talib'e) :

Benim dostum ve senin amcan oglu (Muhammed) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) muslumanlar arasmda fitne olacagi zamana dair bana tavsiyede bulundu. Onun igin ben aga^tan bir kihg edinmekte-yim. Eger dilersen ben seninle beraber (sava§a bu kihgla) ?ikanm, dedi. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu anh) :

Sana ve senin kihcina ihtiyacun yoktur, dedi."

3961) "... Ebu Miisa el-E§'ari (Radtyallaku anh)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

-Kiyamete yakin donemde karanhk gecenin (zifri) karanhk bd-liimleri gibi (karanhk) muthis fitneler olacaktir. O fitnelerde adam mii'min olarak sabahlayip kafir olarak aksamlayacak ve mu'min ola­rak aksamlayip kafir olarak sabahlayacaktir. O fitneler (donemin)de (bir seye kansmayip) oturan ki§i, ayakta durandan hayirhdir. Fitne­lerde ayakta duran da yiiruyenden hayirhdir ve fitnelerde yuruyen kisi de hizli gidenden hayirhdir. Bu itibarla (o doneme yeti§irseniz) ok yaylannizi kirmiz, yay kirisjerinizi parampar^a ediniz ve kili$la-nmzi tasa vurunuz (ki kinlsin veya korelsin). Eger biriniz(in bulun-dugu yer)e girilir (ve oldiirulmek istenir) ise o, Adem (Aleyhisse-lam) 'in (Habil ve Kabil isimli) iki oglunun hayirlisi (olan Habil) gi­bi olsun (yani katil degil de maktul olmayi tercih etsin).»"

3962) "... Muhammed bin Meslemft (Radtyallahu anh)'den rivayet edil-digine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Muhakkak fitne, gruplasma ve ihtilaf olacaktir. Boyle oldugu za-man sen kihcini Uhud d agin a gotur ve pargalanincaya kadar (ta§la-ra) vur. Sonra haksiz yere oldurtilunceye veya normal olunceye ka­dar evinde otur,» buyurmustur.

(Muhammed bin Mesleme demigtir ki:) Sonra bu vaziyet oldu ve ben Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'in buyurdugu §eyi yaptim."

Not: Zevaid'de §6yle denilmi$tir : Eger Hammed bin Seleme'nin Sabit el-Ben-nant'den hadis i?itmesi subut bulursa sened sahihtir.[30][30]

11- İki Müslüman Kılıçlarıyla Biribiriyle Çarpıştıkları Zaman, Babı

3963) "... Enes bin Malik (Radtyalldku anh)'den rivayet edildigine go­re; Peygamber (Sattallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmustur:

«Kihclanyla kargila^ip ^arpi§an iki musluman yoktur ki katili de maktulu de cehennemlik olmasin.-"

Not:   Zevaid'de ?oyle denilmi^tir: Bunun senedlnde Mubarek bin SUhaym bulunur. ibn-i Abdi'1-Ber demi§ ki: Alimler        onun zayifligi ve hadlslnin ruklugu userinde ittifak etmi^Ierdlr.

3964) "... Ebu Musa (el-E§'ari) (Radtyalldhii anh)'den rivayet edildigi-ne gore; Resulullah (Sallallahu Alcyhi ve Sellem) :

«lki miisluman kihclanyla karsilasip carpi$tiklan zaman olduren de dldiiriilen de cehennemdedir,» buyurdu. Sahabiler:

Ya Resulallah! §u katildir (anladik), ama maktulun gunahi ne-dir? diye sordular. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

*O da (carpi§tigi) arkadagini oldiirmek istedi,* buyurdu."

Not: Zev&id'de §6yle denilmi§tir : Bunun senedi sahih olup ravileri giivenilir zitlardir.

3965) "... Ebu Bekre (Radiyallahu anh)'den rivayet edildigine gore; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmu§tur:

•iki miisluman silahla biribirine hucum ettigi zaman ikisi de ce-hennemiu kenanndadir. Bunlardan birisi arkadaguii oldiiriince ikisi de cehenneme girerler.»"

3966) "... Ebu t)mame (Radtyalldku anh)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur:

•Allah katmda kiyamet giinii yeri kotii olan insanlardan birisi baskasrain diinyasuu almakla kendi ahiret (saadet)ini gideren kul-dur.-"

Not: Zevaid'de ?6yle denilmi^tir: Bu sened hasen'dir. Qiinka rftvi Siiveyd bin Sald'in gUvenUirligi ihttlftflidar Sindl: Ben derim ki r&vi Sehr bin Havseb de Wyledir, demi$tir.[32][32]

12- Fitne (Dönemin)De Dili Tutmak Babi

3967) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radtyalldhu anhiim&ydan ri­vayet edildigine gore; Resulullah (Sallollaku Aleyhi ve Sellem) goyle buyurdu, demigtir:

•Araplan kaplayan bir fitne olacaktir. Oldurulenleri cehennem-dedir. O fitnede dil, kihg darbesinden daha §iddetlidir.»"

3968) "... tbn-i Omer (Radtyalldhu anhiimdydzn rivayet edildigine gore;

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

•Fitnelerden uzak durun. Qiinku §uphesiz, fitnelerde dil (tesir ba-kimmdan) kihg darbesi mislidir.»"

Not:   Zevaid'de §6yle denilmi?tir : Bunun senedinde Muhairaned t)in rahman bulunur. Bu ravi zayiftir. Babasi da tbn-i Omer (R.A.)'den hadls i$itme-mi^tir.[34][34]

İzahı

Bu hadisi Tirmizi, "Zuhd" boliimunun uAz konugma" ba-binda rivayet etmi§tir. Tuhfe yazannin beyanuia gore aynca N e-sai, Malik. Ahmed, tbni Hibban ve Hakim de rivayet etmiglerdir.

Tuhfe yazannin beyanuia gore ibn-i Uyeyne: Bu hadis-te beyan edilen iyi soz ve fena sozden maksad; padis.ah yamnda s6y-lenen sozlerdir. Allah'in nzasina uygun soz, padi§ahi zuliim etmek-ten alakoymak igin yapilan konugmadir. Allah'in gazabina sebeb olan soz de padi§ahi zuliim ve haksizlik etmeye sevkeden konugmadu*, de-

S u y u t i' nin naklen beyanuia gore ibn-i Abdilber de; bu hadisin bu §ekilde yorumlanmasma muhalefet eden kimseyi bilmiyorum, demigtir.

Guniimuzdeki devlet sistemine gore, padigah yerine devlet adam-lan ve yetkili makamlar bulunur.

Allah'in iyi konugmaciya kiyamete kadar nzasini yazmasmi T i y -b 1 §6yle yorumlami§tn*: Allah boyle kimseyi hayirh is.lere ko§maya ve ibadetleri ifa etmeye muvaffak kilar ve boylece adam hayati bo-yunca ilahi rizaya uygun yagantisim siirdurur. Oldugu zaman da kabir azabindan korunur, kabri geni§ler ve kendisine: Yani evlenen kimse gibi tatli uykuya dal. Seni ancak gok sevdigin sevgilinden ba§-kasi uyandirmayacak, denilir. Kiyamet gunii de mutlu olarak hagre-dilir, Allah tarafxndan hazirlanmi§ ozel golgede golgelenir. Sonra iis-tiin ikramlara ve nimetlere mazhar kihmr ve nihayet biitun nimetleri geride birakan Allah'in cemali ve Zat-i Bari'yi g6rmek gerefine ka-vu§turulur. Fena konugan kigi de bunun aksine dunya ve ahirette Al­lah'in kahrina, gazabma ve azabina maruz kalir.

3970) "... Ebu Hiireyre (Radtyallahii anh)'dtn rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyht ve Selletn) goyle buyurdu, demi§tir:

Siiphesiz adam Allah'in gazabma sebeb olan sozJerden bir keli-me konusur. O sozde bir beis, sakinca gormez. Sonra ondan dolayi ce-hennem atesinin yetmis senelik mesafeli dibine duser.»"

Not: Zevaid'de soyle denilmistir: Bunun senedinde Muhammed bin ishafc bulunur ve bu ravi tedlisgidir.

Iki Hal Tercemesi:

Alkama bin Vakkas el-Leysi el-Medeni (R.A.), ravilerin iklnci tabakasindan gttvenilir bir zattir. Sahabi oldugunu so'yleyen yanilmi^tir. Bu zatin Resul-i Ekrem (S^..V.) hayatta iken dogdugu ve halife Abdiilmelik devrinde vefat ettigi soylen-mi^tir. Bu zat; Omer, Ai?e, Amr bin el-As ve Bilal bin el-Haris (B.A.)'den riva-yette bulunmu$tur. R&vileri ise Abdullah ve Amr isimli iki oglu ile Muhammed bin Ibrahim et-Teymi'dir. Nesai onun guvenilir oldugunu s6ylemi$tir. KUtub-i Sit-te sahibleri onun hadislerini rivayet etmislerdir. Buhari ve MQsltm onun iki ha-dlsini riv&yet etini^lerdir.

Bilal bin el-Haris el-MOzeni Ebu Abdirrahman (R.A.), hicretin 5. yili Receb ayinda Resfll-i Ekrem (S.A.V.)'! ziyaret etmistir. Mekke'nin fethinde kendi kabi-, lesinin bayraktarligini yapnustir. 8 aded hadisi vardir. Ravileri Alkama bin Vakkas ve Amr bin Avf (fcr. Hicretin 60. yih 80 yasinda vefat etmistir. Sttnen sahibleri onun hadislerini rivftyet etmiflerdir. (Hulasa, 53 ve 271, Tuhfe. C. 3. sah. 261)

3971) "... Ebu Hiireyre (Radtyalldhu anhyden rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn) §oyle buyurdu, demistir:

«Kim Allah'a ve ahiret gunune inaniyorsa hayir soylesin veya sussun (faydasiz veya zararli soz soylemesin).»"

3972) "... Sufyan bin Abdillah es-Sakafi (Radtyallahii anh)'dtn; §oyle demigtir:

Ben; Ya Resulallah! Sikica sanlacagim bir §eyi bana anlat (tav-siye buyur), dedim. O:

«Rabbim Allah'tir, de ve istikametli ol (yani lslamiyetin dosdog-ru yolundan sapma),» buyurdu. Ben:

Ya Resulallah! Benim hakkunda en cok korktugun §ey nedir? di-ye sordum. Bunun uzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi (mubarek) dilinl tuttu. Sonra;.

«Bu», buyurdu. (Yani senin hakkmda en Qok korktugum gey se-nin dilindir)."

3973) "... Muaz bin Cebel (Radtyalldku anhyden; §6yle demigtir:

Ben bir yolculukta Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in beraberinde idim. Bir gun yolda seyir halinde iken ben O'nun yaki-ninda bulundum ve:

Ya Resulallah! Beni cennete dahil edecek ve cehennemden uzak-lastiracak bir amel (hayirli is)i bana bildir, diye ricada bulundum. O:

•Sen cidden buyuk bir sey istedin ve suphesiz o sey, Allah'in mu-vaffak kildigi kimseye kuskusuz kolaydir: Allah'a kulluk ederek O'na hi( bir seyi ortak kosmazsin, namazi dosdogru eda edersin, zekati Sdersin, Ramazan orucunu tutarsin ve Ka'be'yi hac (tavaf) edersin,* buyurdu. Sonra:

Dikkat et, sana hayir kapilanni gosteriyorum: Orug (gunahlara -azaba karsi) bir kalkandir. Sadaka da suyun atesi sondiirdugu gibi gunahCin alevin)i sbnduriir ve adamin gece ortasinda namazi (salih

mu'minlerin semboludur).» buyurdu. Sonrat ^-UlII   Jc-ayetini ve devammi;    l>_A~Jv !y^ ^ ^yr a vanncaya kadar okudu.

Meali §6yledir: "Onlar (geceleyin namaz kilmak igin) yataklanndan kalkarlar, korkarak ve umitvar olarak Rablanna yalvanrlar ve ken-dilerine verdigimiz nzaktan hayir y oil anna harcarlar. Artik i§ledik-leri salih amellere kar$ilik onlar igin goz aydinhgi olarak saklanam hie kimse bilemez." (Secde: 16, 17)

Dana sonra ResuM Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

«Bilmi§ ol ki sana i§in ba§ini, diregini ve zirvesini haber veriyo-rum: (O da) cihaddir,* buyurdu. Bundan sonra:

•§u anlattigimm hepsine sahib olmanin doniim noktasim sana haber vermeyeyim mi?» buyurdu. Ben:

Haber ver, dedim, Bunun iizerine O, (miibarek) dUini eliyle tuttu ve sonra:

•§unu (yani dilini) aleyhinde (bulunmaktan) menedeceksin,* buyurdu. Ben:

Ya Nebiyyallah! Biz konu§tugumuz ;eylerden dolayi gergekten sorumlu tutulur (mu)yuz? dedim. O:

«Bu isten gafletine §a§anm Ya Muaz. Dillerinin bi^tikleri (fayda-siz sdzleri) nden baska bir §ey insanlan banian asagi cehenneme du-surur mfl?* buyurdu."[36][36]

İzahı

Ommu Habibe (Radiyallahii anha) 'nin hadisini; Tir­mizi, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmi§lerdir. Bu ha-diste Maruf; yani yuce dinimizin iyi saydigi §eyleri ba§kalanna emir ve tavsiyede bulunmak, Munker; yani dinimizin yasakladigi §eylere kar§i halki uyarmak, kotiiliiklerle miicadele etmek ve zikirlerle yu­ce Allah'i anmak ugrunda soylenen sozler ve yapilan konu§malar, sahibinin Iehinde olan §eylerdir. Bunun di§inda kalan konu§malar sahibinin aleyhinde sayilir. Tuhfe yazannin beyanma gore el-Ka-r i bu hadisin izahi bolumtinde: Bu hadisin zahirine gore insanlar igin miibah, yani ne sevab ne de gunah sayilan bir konu§ma ge§idi yoktur. Ancak hadis bogbogazligi ve yersiz konu§mayi giddetle men etmek manasma yorumlanabilir. §6yle de soylenebilir: Hadisteki «Le-hinde degildir* ifadesi *aleyhindedir» ifadesinin agiklamasi mahiye-tindedir. Bu takdirde hadisten maksad §u olur: Amlan ug ge§it ko-nugma di§mda kalan sozler sahibinin Iehinde degil, yani kendisi igin sevab sayilmaz. Ku^kusuz, mubah sayilan konu§malar sahibi igin ahi-rette bir sevab sayilmaz.

3975 nolu 1 b n-i O m e r (Radiyallahii anhiima)'nin hadisi notta belirtildigi gibi Zevaid nevindendir. Bunu takip eden hadisi Tirmizi   vo   Beyhaki   de rivayet etmiglerdir.

Bu hadisin; +~*t  *\* *$j ifadesini insanm dini ve dunyasi bakimondan ihtiyag duymadigi geyleri terketmesi. diye terceme ettim. Tuhfe yazannm beyamna gore el-Kari: Yani musliimana ya-kismayan soz, fiil, goriis ve du§unceyi birakmasi demektir. "Ma la yani"nin asil manasi musliimanin din ve dunya agisindan muhtag ol-madigi ve AUah'm rizasi bakimmdan yararh olmayan §ey demektir. Bu itibarla luzumsuz konugmalar ve gereksiz turn fiil ve hareketler bunun kapsami igindedir, demi§tir.

G a z a 1 i de: Soyledigin takdirde bir gunaha girmen ve her-hangi bir zarara ugraman sozkonusu olmayan turn konusmalar "Ma la yanfnin igerigine dahildir. Mesela bir cemaat, bir topluluk igin-de oturdugun zaman yaptigm geziyi, bu gezide gordiigun daglan, nehirleri, giydigin elbiseleri, yedigin yemekleri, g6rii§tugun iyi insan-larin yaptigi i§leri anlatman tamamen gergek bigimde oldugu takdir­de normal bir konugmadir. Bu konugmayi yapmaman seni gunaha sokmaz ye zarara ugratmaz. O halde boyle konugma gereksizdir. Ma­la yani turunden bir sozdur. Senin zamamni bo§una ahr, demigtir.

Hulasa; haram, mekruh ve faydasiz miibah §eyler soz olsun ve-ya fiil ve hareket olsun hepsi Ma la yani olan geylerdir. Musliimanin zamamni bu gibi §eylerle gegirmemesi onun olgun iman ve miislu-manliginm gtizelliklerinden sayilir.[38][38]

İzahı

Bu hadisi Muslim ve tbn-i Hibban da rivayet etmi§lerdir.

Hadiste gegen bazi kelimeleri agiklayahm:

Inan: Yular demektir. Metn: Atm sirti manasma kullamlmi§tir.

Meayi§: Mai§et'in goguludur, ya§antilar demektir.

Hey'a: Du§mamn korku verici sesidir.

Fez'a: Du^mana saldirmak demektir.

Guneyme: Kiigiik koyun - kegi surusudiir.

5aafa: Dagin tepesidir.

§iaf: §aafa'nin goguludur.

Evdiye: Vadinin goguludur, dereler demektir.

Yakin: Oliim demektir.

Hadis; cihadin, cihad igin at beslemenin, sehidlik ve gazilik dii§-kunluguniin ve fitneler doneminde insanlardan uzak durup kulluk gdrevini ifa edip insanlara iyilikten ba§ka bir §ey dugiinmemenin fa-ziletine delalet eder.

Cihad edenin ve fitneler doneminde insanlardan uzak duranin yasantisimn en hayirh ya§anti olduguna delalet eden bu hadisin huk-mii, N e v e v i' nin de belirttigi ^ibi umumi degildir. Cunkii dlni ilimlerle mes.gul olan alimlerin ve siddiklann bunlardan daha fazilet-li oldugu ba§ka hadislerle sabittir. tnsanlardan uzak durmanin, inzivaya gekilmenin mi, halkin ara-sina girip de eziyetlere sabretmenin mi daha hayirh olduguna dair goriisleri bundan sonra gelen hadisin izahi bolumiinde sunacagim.

3978) "... Ebil Said-i Hudrt (Radtyalla.hu ankyden rivayet edildigine gore:

(Bir giin) : bir adam Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yanina gelerek:

insanlarm hangisi daha faziletlidir? diye sordu.   Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

•Cam ve mail ile Allah yolunda sava§an (mu'min) adam,» bu-yurdu. Soru sahibi:

Ondan sonra kim? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Sonra derelerden bir derede (yani halktan uzak bir yere gekil-mi§ durumda) olan insandir ki Allah (Azze ve Celle) 'ye ibadet eder ve insanlan serrinden rahat birakir (yani kimseye zarar vermez), buyurdu."[40][40]

İzahı

Bu hadisi;   Buhari,   Muslim   ve   Ebu   Davud   da rivayet etmi§lerdir.

Qikacak gurubun cehennem kapilan iizerinde olmasi ifadesi on-larin cehennemlik olmalarim belirtir.

Hadisin;  UjjJU- '^ ^ ^ ciimlesinin izahi bolumiinde   e 1 - H a f i z: Yani o gurup bizim kavmimizden, milletimizden olup bizim di-limizle konusurlar. Bu cumle o gurubun Arap olduguna isaret eder. D a v u d i demis ki bundan maksad o gurubun Adem ogulla­nndan, yani insanlardan bir ziimre olmasidir. El-Kabisi de sdyle demi§tir: Yani o gurup dis gorunuste bizim milletimizden ol-makla beraber ashnda bize muhalif olan bir guruptur.

Bir agacin kokunu lsirmak ifadesi zorluklara katlanmak, me§ak-katlara sabretmek ve fitne doneminde butiin guruplardan uzak dur-maiun sikuitisina tahammiil etmektir.

El-Beyzavi demi§ ki: Yani toplumu idare edecek devlet bagkam olmadigi donemde butiin guruplardan uzak durmah ve dev-rin giddetli sikintilanna sabretmelisin, rnesakkatlere gogiis germeli-sin, diye bilgi verir.

S i n d 1 de: Yani muslumanlann cemaati olmadigi ve devlet ba§kanimn bulunmadigi donemde butiin guruplardan uzaklas., sikin-tilara sabret, tenha yerlere gekil ve agaglann koklerini kemirmekle de olsa gecimini; dag baglarmda, gollerde, kimsenin bulunmadigi yer-lerde temine cali§ ve bu durumla yetinmeye bak, demi§tir.

Muslumanlann cemaatindan maksadin ne oldugu yolunda da de-gi§ik goru§lerin bulundugunu soyleyen el-Hafiz §6yle der: Bir kavle gore cemaattan maksad muslumanlann gogunlugudur. Bir kavle gore maksad sahabiler gurubudur. Ba§ka bir kavle gore bun-dan maksad din alimleri gurubudur. T a b e r i demis ki: En sih-hatli gorus sudur: Musliimanlann ittifakiyla segilen devlet ba§kam-nin etrafinda bulunan cemaattan aynlmamak ve o baskana itaat et-mektir. Miislumanlarm bbyle bir devlet ba§kani olmayip da firkalar turediginde en uygun olan davram§ biitiin guruplardan uzakla§mak ve inzivaya gekilmektir.

3980) "... Ebu Said-i Hudri (Radtyalldhu a»A,)'den rivayet edildigine go-re; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmu§tur:

«Musliimamn en hayirli malinin — kendi dinini fitnelerden koru-mak uzere — dag ba§lannda ve yagi§ olan sahalarda guttugu davar-lardan ibaret olacagi zaman yakuidir.*"

3981) "... Huzeyfe bin el-Yeman (Radtyalldhu awA/den rivayet edildi­gine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

Bir takim fitneler olacak. O fitnelerin kapilan basinda cehennem ate§ine gagmci kimseler olacaktir. Bir agacin kokunu lSinr halde 61-men onlardan birisine tabi olmandan senin igin daha iyidir."

3982) "... EbO Hiireyre (Radtyallaku anA/den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmugtur:

• (Akilh, zeki) Mu'min bir yilan deliginden iki defa sokulmaz.'*

3983) "... ibn-i Omer (Radiyalldhii ankumd)'dan rivayet edildigine g3-re; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) goyle buyurmugtur:

(Akilli ve zeki olan) Mu'min bir yilan deliginden iki defa sokul-[42][42]

14- Helal mı Haram mı Oldugu Şüpheli Şeylerle Karşılaşdlğlnda Durmak (Sakınmak) Babı

3984) "... Numan bin Be§ir (Radtyalldhii anhuma) minber iizerinde iki parmagiyla iki kulagma i§aret ederek (yani bizzat kulaklanyla duydugunu be-lirterek) :

Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'den su buyrugu isittim, dedi:

Helal olan (seyler) bellidlr. Haram olan (seyler) de bellidir. He­lal ile haram arasinda da (helal mi, haram mi oldugunu) gok kim-senin bilmedigi bir takun siipheli seyler vardir. Bu itibarla kim gup-heli seylerden sakinnsa dinini (noksanhktan) ve lrzim (yani §eref ve haysiyetini) — halkin dilinden — kurtarmis olur. §upheli seylere dalan kimse de (igine girmek yasak olan beylik) koru etrafinda (da-varlanni) otlatip koru iginde otlatmasi an meselesi olan coban gibi harama diiser. Bilmis olunuz ki her htikumdann ozel bir korusu var-dir, Dikkat ediniz, Allah'in (yer yuzundeki) korusu da haram ettigi seylerdir. Haberiniz olsun, insanm viicudunda bir Iokmacik et par-gasi vardir ki iyi oldugu zaman biitun cesed iyi olur, bozuldugu za-man da butun cesed bozulur. Bilmis olunuz ki o et pargasi kalbtir."[44][44]

İzahı

Bu hadisi; Muslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmisterdir. Hadiste gegen "Here" fitne ve kans.ikkklar donemi §eklin-de yorumlanmi§tir. Bu donemde meydana gelen oldiirme olayina da Here denilir. Fitne ve kan§ikliklar doneminde ibadet faziletinin ustun-liigunun sebebi §udur: Boyle donemlerde halk genellikle ibadetten gaflet eder, ba§ka §eylerle mesgul olur. Ancak az ki§iler ibadete yone-lir.[46][46]

İzahı

Ebu Hureyre (Radiyallahu anh) 'in liadisini Muslim de rivayet etmi^tir. Enes (Radiyallahii anh) in hadisi Zevaid ne-vindendir. Ibn-i Mes'ud (Radiyallahii anhuma)'mn hadisini T i r m i z i de rivayet etmistir. Ancak T i r m i z i' nin iman bolumiin-de rivayet ettigi metinde gariblerin kimler olduguna dair soru ve cevab bolumii yoktur. Bu soru ve cevabin sahiblerinin kimler oldu­guna dair agik bir kayit bulamadim. Fakat Nevevi, Miisli m'in gerhinde buna benzer ibn-i O m e r (Radiyallahu anh) 'in ha­disini izah ederken gariblerin kimler oldugu hadiste agiklanrmstir, diyerek buradaki cevabi aynen nakletmi§tir. Nevevi1 nin bu ifadesi verilen cevabin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'e ait olduguna delalet ettigi igin, buna gore terceme ettim. in§aallah hata etmedim. Nevevi, gariblerin kabilelerinden (islamiyet igin) aynlip uzaklaganlar olduguna dair agiklamayi naklettikten son-ra: El-Herevi demigtir ki: Kabilelerinden aynhp uzakla§an-lardan maksad vatanlanni birakip Allah ugrunda hicret edenlerdir, diye bilgi vermi§tir.

Islamiyet'in garib adam gibi veya garib olarak bas.lamasimn ma-nasi §udur: Yiice Islamiyet ilk zamanlarda gok az kimse tarafindan kabul edildi. O donemde muslumanlann sayisi az oldugu igin Islam dini kimsesiz ve yabanci bir adam gibi idi. Sonra muslumanlann sa-yisi gogaldi, Islamiyet'i uygulayanlar ve emirlerini yerine getirenler, yasaklarmdan sakmanlar her tarafa yayildilar. Boylece ilk zaman­larda gorulen yabancuik ve gariblik kalmadi. Son zamanlarda fitne-lerin gogalmasi, insanlarm bozulmasi, dini vecibeleri yerine .getiren-lerin sayisimn azalmasi sonucunda Islamiyet ilk zamanlardaki hale

Hadislerde Islamiyet'in gariblesecegi haberi verildikten sonra; - -J*i iji^» = *Te tuba li'1-Gureba" buyurulmustur.

Gureba kelimesi garib'in goguludur, garibler demektir. Son ha­diste garibler, kabilelerinden, vatanlanndan aynlip Allah yolunda hicret eden muhacirler diye agiklanmi§tu*.

Tirmizi1 nin Amr bin Avf (Radiyallahii anh) 'den rivayet ettigi bir hadiste tslamiyet'in garib olarak bagladigi ve tekrar (guniin birinde) garib hale ddniisecegi buyurulduktan sonra;

«Ne mutlu o garib (mii'min)lere ki halkin benden sonra bozduklan siinnetimi (yolumu) islah ederler* buyurulur. Bu rivayette garibler, Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in siinnetini, yolunu izle-yen, onunla amel eden ve olanca giigleriyle agiklamaya, ihya etmeye gah§an mu'minler diye agiklanmis., denilebilir. Bu rivayeti dikkate alan bazi alimler garibleri buna gdre tefsir etmis.lerdir.

Tuba kelimesi, giizellik ve temizlik manasini ifade eden lib k6-kunden ahnmadir. Bu kelime; ferah, gb'z aydinhgi, seving, gibta, ik-ram, cennet ve cennette bir agag gibi manalara yorumlannugtir. Bun-lann hepsi mutluluk ve saadet manasina yalon oldugu igin mutluluk anlamina terceme ettim.[48][48]

İzahı

Bu iki hadis Zevaid nevindendir. Birinci hadiste gegen bazi ke-limeleri agiklayalun:

Riya: Bir ibadeti, hayir sayilan bir igi Allah rizasi diginda bir maksadla veya Allah nzasi yaninda ba§ka bir gaye ile, gosteri§ igin i§lemektir. Riyakarbgin ve go3teri§in azi bile §irk, yani Allah'a ortak kosmaktir. Cunkii her tiirlu ibadet ve hayrat ancak Allah rizasi igin yapilmahdir. Allah nzasi yaninda baska bir yaratigin nzasi giidul-diigii zaman, o yaratik Allah'a ortak edilmis sayilir. Bu nedenle de kiifur olur.

Veli: Allah'in has kulu demektir.

Ebrar: Berr'in goguludur.

Berr: Allah'a itaatkar kul demektir.

Etkiya: Takiyy'in goguludur.

Takiyy: Allah'tan hakiki manada korkan, emirlerini yerine geti-ren, giinahlardan ve azabtan sakinan ve ilahi kanuna samimiyetle saygi duyan kimse demektir.

Ahfiya: Hafi'nin goguludur.

Hail: Toplumdan uzak duran ve nerede oldugu halk tarafindan pek bilinmeyen, demektir.

Hadiste riyakarhgin azimn bile sirk oldugu bildirildikten sonra Allah'in sevgili kullannin hasletleri siralamyor.

Jkinci hadisin benzerini Buhari, Rikak kitabimn Uzlet ba-bmda rivayet etmi§tir. Bu hadiste gegen Rahile -. Binit devesidir. Bu-rada necib, binmek ve yiik tasimak bakimindan kullamsk deve ma-nasma yorumlandigi gibi, binmeye elverisli necib deve manasina da yorumlanmi§tir.

S i n d i bu hadisi §6yle yorumlamistir: Yani yuz develik bir suru iginde tasimacihkta ve uzun yolculukta kullanilmaya elveri§li, guglii ve segkin deve nasil az ise toplumda segkin mu'minler de az bu-lunur.

El-Fetih yazan Buhari' deki metni izah ederken H a 11 a -b i' den   naklen §6yle der:

Alimler bu hadisi iki sekilde yorumlamislardir: Birisi §udur ki: Insanlar dini hukumler kar§isinda esittir. Diinyaca ustiin olanm ast olana, yuksek mevkide bulunamn ondan asagi mevkide bulunana us-tunlugii yoktur. Yani btitiin imisliimanlar hukuk bakimindan esittir. Nasil ki; iglerinde binit olmaya elveri§Ii bir tane bulunmayan yiiz deve ayni durumdadir. Ikinci yorum da §6yledir: Insanlann gogunun kusurlan ve eksikleri bulunur. Fazilet ehlinin sayisi ise cidden pek azdir. Nasil ki(> yiik hayvani olan bir deve suriisti iginde binek olma­ya elveris.li bir deve zor bulunabilir.

EI-Ezheri de: Hadisin manasi §6yledir: Diinyadan yflz gevirip ahiret isleriije yonelen kamil ve olgun insan, deve siirusu iginde binit devesi gibi azdir, demistir. Nevevi bu yorumun gu-zel oldugunu sdyledikten sonra: Bundan da guzel yorum §udur: Du-rumlan memnuniyet verici ve ustiin vasifli, kamil, olgun insan az bu­lunur, demi§tir.

E 1-H a f i z, yukardaki nakilleri yaptiktan sonra lbn-i B a 11 a 1' m §6yle dedigini s6yler: Hadisteki insanlardan maksad, sahabiler, tabiiler ve bunlan takip eden kusaktan sonra gelenlerdir. Cunkii bu uc ku§aktan sonra gelenler arasinda hiyanet etme hasta-hgi yayilnwg, kimseye giivenilmez olmustur.[50][50]

İzahı

Bu babin ilk hadisi diger sunen sahibleri ve Hakim tarafin-dan da rivayet edilmi§tir. Kalan hadisler 2tevaid nevindendir. B u -h a r i, bu babin son hadisinin benzerini el-itisam kitabimn bir ba-binda Ebu Said-i Hudri (Radiyallahu anh) 'den rivayet etmistir.

Bu babin ilk iic. hadisinde; Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-se-lam)'in iimmetinin yetmis kusur firkaya aynlacagi ve biri harig di-gerlerinin cehennemlik olacagi haber veriliyor. Bu fu*kalardan mak-sad Ehl-i Sunnet mezhebine ters diisen itikad konulanna iliskin batd mezheblerdir. Hanefi, §afii, Maliki ve Hanbeli gibi amel ve fikih konulanna ait mezhebler kasdedil-xnemi§tir.

Tuhfe yazan T i r m i z i * nin rivayet ettigi Ebu Hurey-r e   (Radiyallahu anh) 'w hadisini izah ederken, bu hadisin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in birmucizesi olup aynen gergek-Ie§tigini belirttikten sonra; imam Ebu Mansiir et-Te-mimi1 nin bu hadisin izahi konusunda bir kitab yazdigini ve ki-tabta §6yle dedigini nakleder:

Yetkili ilim ehli bilir ki Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-se­lam) , yerilen 'firkalar ile; helal ve haram konularinda, fikih mes'ele-lerinde ihtilafa dii§en degigik goriig beyan eden amel mezheblerini kasdetmemigtir. O'nun kasdettigi firkalar, Tevhid akidesinin temel mes'elelerinde, hayir ve gerrin takdiri, yani kader konusunda, nebi-Iik ve resulluk gartlannda ve buna benzer konularda hak ehline, ya­ni   Ehl-i   Siinnet   ve'1-Cemaata   muhalefet eden mez-heblere mensup guruplardir. Cuoku bu guruplarin bazisi diger bazi guruplann kafirligine hiikmedecek kadar aralannda ihtilafi ileri go-turmiiglerdir. Fikih ve amel konulanna dair mezheb mensuplan ara-sinda ise boyle bir durum soz konusu degildir. Bunlar cegitli mes'e-lelerde ihtilaf ettikleri, degigik goriigler beyan ettikleri halde, kendi-lerine muhalefet edenleri ne kufurle ne de fasiklikla itham etmemis.-lerdir. Bu itibarla bu hadis itikad konulanna dair batil mezhebler manasina yorumlamr.    Sahabiler doneminin sonlannda Kaderiyye mezhebinin tiiredigi ve   Ma'bed   el-Cuheni   ile kendisine uyanlann bu muhalefet bayragini gektikleri gdriildii. Sonra peyder-pey batil mezhebler gogaldi ve nihayet bunlan sayisi yetmi§ iki fir-kayi buldu. Yetmi§ uguncii firka ise   Ehl-i   Siinnet   ve'l-Cemaat   firkasidir. Hak mezheb de budur.

Tuhfe yazan daha sonra §6yle der:

Bid'at ehli olan mezheblerin sayisi el-Mevakif ta belirtildigi gibi esas itibanyla sekizdir.- Birisi   Mutezile   mezhebidir. Bu mez­heb mensuplannm ba§lica batil goru§leri §unlardir: Kullar amelleri-nin yaraticisidir. Mu'minler ahirette Allah'm cemalini gfiremezler. lyi bir amel i§leyenin mukafatlandinlmasi ve giinah i§leyenin ceza-landinlmasi vacibtir.   Mutezile   mezhebi yirmi firkaya aynhr. Ikincisi   Hz.   A 1 i    (Radiyalldhii anhJ'i sevmekte a§in giden   § i i mezhebidir. Bunlar da yirmi iki firkadir. Ogiincu ifrata kagan   H a -riciye   mezhebidir. Bunlar   Hz.   AM    (Radiyallahu anh) 'in kafir olduguna hiikmederler ve: Bir miisluman biiyuk bir giinah i§-ledigi zaman kufre gider, derler.   Hariciler   de yirmi kola ay-nlir. Dorduncusii   Murci e   mezhebidir. Bunlara g6re imanh bir kimsenin gunah i§lemesinin hig bir sakmcasi ve zaran yoktur. Bun­lar da be§ guruba aynlir. Begincisi   Neccariye   mezhebidir, fig guruba aynlir. Altinasi   Cebriye   mezhebidir. Bunlara g6re kul-lann elinde higbir irade yoktur. Bunlar tek gurubtur, Yedincisi   M u § e b b i h e mezhebidir. Bunlar Allah (Azze ve Celle) 'nin yaratik-lar gibi bir cisim oldugu iddiasmdadir. Bunlar da tek gurubtur. Boy-lece batil mezheb sayisi yetmi§ ikiyi bulur. Yetmis. ugiincii firka ise Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in ve sahabilerinin yolunu tutan Ehl-i Siinnet ve'1-Cemaat mezhebidir. Hak yolda olan budur. Diger mezhebler batildir, mensuplan sapik sayihr. Bu bilgi el-Mirkat'tan naklen verilmigtir.

tkinci ve uguncii hadiste gegen "Cemaat" kelimesi ile Resul-i Ek­rem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in ve sahabilerinin yolunda olup bid'at ve yanhg itikaddan uzak duran gurup kasdedilmi§tir ki bu gu­ruba   Ehl-i   Siinnet   ve'1-Cemaat   deriz.

Bu hadislerde ummetin yetmi? bir veya yetmis iki firkasimn ce-hennemlik olup bir firkamn cennetlik oldugu belirtilir. §oyle bir soru hatira gelebilir: Kible ehli olan, yani zerre mikdan imam olan her miisluman netice itibariyle cennetliktir. Yani Islam dininden oldugu kesinlikle bilinen tiim hukiimlere inanan kimseler bir takun bid'at-leri benimsemlg olsa bile imamn alti §artina inandiktan sonra mu'-min sayihr ve bu hal uzerinde olurse, gunahlanmn cezasim cektik-ten sonra veya gekmeden ilahi bir magfiretle cennetlik olabilir. Diger taraftan Ehl-i Siinnet mezhebine mensup bir kimse i§ledigi herhangi bir gunahtan dolayi cehennemde ta'zib edilebilir ve azabim gektikten sonra cennetlik olur. Halbuki bu hadisler bir firkamn cen­netlik, digerlerinin cehennemlik olduguna delalet eder. Bu nasil izah edilir?

Bu soruya degi§ik §ekillerde cevab verilmigtir. Bir yorum §Qy: ledir:

Bir firka tagidigi itikad nedeniyle azaba mustahak olmayip bu bakimdan cennetliktir. Diger firkalar ta§idiklan batil itikaddan do-layi cehennem azabina miistahaktir. Diger bir yoruma gore hadisler-deki hukiim cogunluk itibariyledir. Yani Ehl-i Siinnet mez­hebi mensuplannm buyuk gogunlugu hak yolda olmakla cennete li-yakat kazann*. Diger firkalara mensup insanlarm gogunlugu yanhg yolda olmakla cehenneme mustahak olur.

Son hadis ise muslumanlann yahudilere ve hiristiyanlara uyma-ya ozen gdstereceklerini, bu iki milletin ahlak ve yagantilanna adeta imrenircesine egileceklerini ve bir takim bid'at ve nefsi arzulara esir gibi baglanacaklanm haber veriyor. Bu da mucize olarak gergekleg-mi§tir. Bugun Islam toplumunda tamamen Islam dinine ve Asr-i Saa-detin guzel ya§antisina ters dugen kotuluklere, bid'atlere, sefahet ve ahlaki cdkuntuye dogru hizla gittigi veya suruklendigi buyuk uzun-tu ile mus&hede edilmektedir.[52][52]

İzahı

Bu hadlsi   Buhdri   de Rikak kitabimn 6. babinda rivayet et-mi§tir.

Hadiste gegen bazt kelimeleri agiklayahm:

Zehre: Ziynet, giizellik ve gigek gibi manalara gelir. Burada es-ya, elbise, ziraat gibi dunya mall ve serveti manasi kasdedilmigtir.

Hadiste gegen "Hayir" kelimesi de mal manasinadir. Kur'an-i Ke-rim'in muteaddid ayetlerinde bu manada kullanilmi§tir.

Hadir i Yes.il ot, gayir ve hayvanm beslenmesi igin gok yararh btr nevi bitki maijalanna gelir.

Habat: Karnin §i§mesidir.

Rebi: Bahar mevsimine denildigi gibi kuguk innaga da denilir. Ibn-i   Hacer   ikinci manayi tercih etmiijtir.

Hasira: Bugurdiir. ictirar: Gevi§ getirmektir.

Dunya mah asil itibariyle bir nimet oldugu igin soru sahibi ma-hn gerre nasil sebebiyet verdigini ogrenmek igin Resul-i Ekrem (Aley-hi's-salatu ve's-selam) 'e "Hayir §er getirir mi" sorusunu sormustur.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) buyurdugu cevabta her bakundan hayir olan bir geyin daima hayir getirdigini, fakat dun­ya malinin her bakimdan hayir sayilamayacaguii belirtmi§tir. Evet, diinya mah ve nzik ne kadar bol olsa bile mesru yolla kazanildigi, zekat gibi haklanna riayet edildigi ve cimrilik lie israf tan kagmildigi zaman hayu-hdu*. Fakat amlan cimrilik ve israf gibi nedenlerle mal hayirli olmaktan gikip gerre ddnugebilir. Keza mal gayri me^ru yolla kazanildigi veya boyle yollara harcandigi zaman nimet ve hayir ol­maktan gikip §er ve nikmet olur.

Hadiste iki ornek bulunur: Birincisi dunya malini toplamakta a§in giden, ifrata kagan, helal haram demeden servet biriktiren ve iyi yolda harcamayan kimse igindir. Boyle bir kimse yagmur veya itmak suyunun bitirdigi otlan tikabasa yiyen, hazmi igin; gevis getir-mek, guneslenmek gezip tozmak gibi carelere basvurmayan ve kar-mn sismesi ile derhal olen veya olume yakla§an hayvan gibidir. Mai o kimseyi helak eder. Ikincisi diinya malini makul dlguler iginde ve me§ru yolla kazanan ve kazancindan yararlanmasim bilen, bir kis-znuu iyi yollarda, hayir islerinde harcayan kimse igindir. Bdyle bir kimse igin iyi bir besin maddesi olan gayirla karnmi doyuran, bunu hazmetmek uzere giine§leyip gevig getiren ve nihayet kolayca ters-Ieyip i§eyen, sonra ayni §ekilde otlanan hayvan misali verilmigtir.

Hadisin daha geni§ izahim ogrenmek igin   B u h a r i' nin   §erh-lerine miiracaat edilebilir.

3996) "... Abdullah bin Amr bin el-As (Radtyalldhu ankiim&ydan riva-yet edildigine gore; Resfllullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellent) bir gun  :

Farfs (Iran) ve Rum hazineleri size fethedilecegi zanum «izler na-sil bir kavim olacaksuuz? diye sordu. Abdurrahman bin Avf (Radi-

yallahii anh) :

Allah'in bize emrettigi gibi sdyleriz (yani hamd, §iikur ederek ni-metlerin artmasim dileriz), dedi. ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

•Veya ba§ka $eyler (soylersiniz - yaparsimz yahut haliniz ba§ka turlu olur). Biribirinize (maddiyat igin) rekabet edersiniz, sonra ha-sedlesirsiniz (gekememezlik edersiniz), sonra biribirinize sut ^evirip aynhrsmiz, sonra biribirinize kin tutarsuuz. Yahut buna benzer hale dflsersiniz. Dana sonra muhacirlerln zayiflanna giderek bazdanni bazdarnun boyunlan Qzerine kumandanlar e4ersiniz>, buyurdu.

3997) "... Amr bin Avf —ki Amir bin Lliey ogullannin dostu olup Be-d!r savajma Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemyin maiyyetinde katilmi§-ti— (Radtyalldhu ff«A)'den; §oyle demigtir:

ResOluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Bahreyn (ahalisinin gayri muslimlerinin) cizyesini getirmek uzere Ebu Ubeyde bin el-Cer-rah (Radiyallahii anh) i oraya gonderdi. Peygamber (Sallallahu Aley­hi ve Sellem) savas etmeksizin Bahreyn ahalisiyle bans akdederek baslarma el-Ala bin el-Hadrami (Radiyallahii anh) 'i vali tayin etmis-ti. Sonra Ebu Ubeyde Bahreyn'den bir mikdar cizye maUni (Medine-i Munevvere'ye) getirdi. Ensar Ebu Ubeyde'nin geldigini isittiler de Re-sulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde sabah nama-aani kumaya birden geliverdiler. ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazi bitirince aynldi. Ensar da (o esnada) Ebu Ubeyde've kar§i ciktilar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) onlan gorfin-ce guliimsedi. Sonra:

-Ebu Ubeyde'nin Bahreynden bir hayli mal getirdigini i§ittigini-zi saniyorum?» buyurdu. Ensar:

Evet, Ya Resulallah, dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

«§ad olunuz ve sizi sevindirecek nimetleri (bundan boyle de her zaman) umunuz. Vallahi (bundan sonra) size fakirlik halinin gele-ceginden hip korkmam ve Iakin sizler icin korktugum §ey, sizden on-ceki iimmetlerin oniine diinya (nimetleri) nin yayildigi gibi sizin 6nu-nuze de yayilmasi ve onlann biribirierini cekemeyip diinyahgi ele ge-cirmek icin yan§tiklan gibi sizlerin de aym $ekilde biribirinize dus> meniz ve nihayet dunyabgm onlan helak ettigi gibi sizleri de helak et-mesidir.»"[54][54]

19- Kadınlar Fitnesi Babı

3998) "... Uslme bin Zeyd (Radiyallahu anhiimd)'dan riv&yet edildigine gore; Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demi§tir:

«Benden sonra erkeklere kadmlardan daha zararli bir fitne (se-bebi) biraknuyorum.***

3999) "... Ebu Said (Radtyattdhu anh)'den rivayet edildigine gore; Re-sulullah (Sail alia hii Aleyki ve Sellem) §6yle buyurdu, demigtir:

Her sabah iki melek i Erkeklere kadinlardan dolayi yaziklar ol-sun ve kadinlara erkeklerden dolayi yaziklar olsun, diye baginr."

Not:   Zevald'de §5yle denilmiftir: Bunun senedinde H&rice bin Mus'ab bu-lunur. Bu ravl zayiftir.

4000) "... Ebu Said(-i Hudri) (Radtyallahu ank)'den rivayet edildigine gore:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayaga kalkarak (halka) bir hitabede bulundu. Hutbcsinde buyurdugu sozlerden biride su idi t

Siiphesiz, diinya (mah ve nimetleri) ye§il ve tath (meyve gibi ga-bukga guriimeye, gitmeye mahkum veya gtizelligiyle cazib)dir. Ve Allah sizleri dunyada cskl ummetlere gOphesiz halife kildi da nasil amel edece^inize bakar. Dikkat ediniz de dunya (ya dalmakJdan sa-kininir ve kadmlar (in fitnesin)den korununuz."[56][56]

İzahı

Bu hadisi   E b u   Davud   da Libas bolumunde rivayet etmi§tir.

Cebbar: Allah'in isimlerindendir, buyrugunu her §eye gegiren, kahredici, kudreti sonsuz ve her §eye hakim manalanni igerir. E b u Hureyre (Radiyallahii anh) kadmi korkutmak igin Allah'in bu ismini anarak "Ey Cebbar'm cariyesi* seklinde hitab etmistir. Hadi-sin zahirine gore giizel koku suriiniip camiye giden bir kadmm, vu-cudundaki kokuyu tamamen giderecek tarzda boy abdesti almasi ge-rekir. Yani kokuyu ister viicudunun tamamina ister bir kismina sii-runmu§ olsun hukiim budur. Fakat Avnu'I-Mabud yazannm naklen beyanma gore e 1 - K a r i: Yani kadin viicudunun her tarafina giizel koku siirunmiis. ise biitun viicudunu yikamasi gerekir. §ayet viicudunun belirli bir yerine siirunmu§ ise orayi yikamasi gerekir* demistir. Avnu'I-Mabud yazan, e 1 - K a r i' nin g6ru$iine katslma-yip hadisin zahiri manasmi tercih etmigtir.                                   /

Hadis, kaduun giizel koku siiriinup de bu haliyle camiye gitme-sinin haram olduguna delalet eder. Camiye gitmesi yasak iken, bu se-kilde siislenip; parfiim gibi guzel kokulan siirunen ve bu vaziyette gar$iya, gezmeye giden gafil kadinlann hali nasil olur?

4003) "... Abdullah bin Omer (Radiyallahu anhumdydan rivayet edildi-gine gore: Resulullah (SqUailahu Alcyfii vc Sclletn)  (kadm cemaatine) :

Ey kadinlar toplulugu! Sadaka veriniz ve cok istigfar ediniz (ya­ni giinahlanmzi bagisjanmasim gok isteyiniz). CCinkii ben sizlerin ce-hennem halkimn gogunlugunu te§kil ettiginizi gordiim, buyurdu. Bu-nun uzerine kadm cemaatinden akh ba$inda biri t

Ne giinahuwz var ki cehennemliklerin cogunlugu biz kadinlanz Ya Resulallah? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) :

Siz (§una buna) cok lanet eder ve kocaniza karsj nankdrluk (ya-ni nimetlerini inkar) edersiniz. Akil ve dini noksan olanlardan hie birinin akilu bir kimseye sizin kadar galebe caldigim gdnnedim, bu­yurdu. Kadin :

Ya Resulallah! Akil ve din noksanligi nedir? diye sordu. Resul-1 Ekrem (Sallallahii'Aleyhi ve Sellem) :

Akil noksan ligin a gelince: Iki kadinm §ahidligi bir erkegin §ahid-ligine denktir. iste bu (denklik hiikmu), aklm noksanhgindandlr. Ka-din (hayiz nedeniyle) gunlerce namaz kilmaz ve Ramazan ayinda (hayiz suresince) orug tutmaz. iste bu da dinin noksanhgind»ndir (yani noksanhgidir.)"[58][58]

Hadisten Çikan Hükümler

N e v e v I   bu hususta ozetle §6yle der:

1. Hadiste kadinlar sadaka vermeye, bol bol istigfar ve tevbe et-meye te§vik edilmi§tir.

2. ibadet ve hayrat gunahlara keffaret olur. Cunku cehennem­liklerin gogunlugunun kadinlardan olu§masi, onlann sadaka ve gok istigfar etmelerine gerekge gosterilmi§tir.

3. Kadinm kocasina kargi nankbrltik etmesi, iyiliklerini inkar et-mesi biiyuk gunahlardandir. Cunkii cehennemle tehdid, giinahin bii-yukliiguniin belirtisidir.

4. Bir kimseyi la'netlemek gok girkin giinahlardandir. Fakat bii-yiik gunahlardan sayildigina dair bir kayit bu hadiste yoktur. Qun-kii Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam), kadmlann la'netleme-yi gok kuHandiklarim beyan buyurmu§tur. Kugiik bir gunah, devam-h iglenince biiyiik giinah sayilir. ilim adamlan la'netlemenin haram-hgi hususunda ittifak etmiglerdir. Cunkii la'net, kiginin AUah'in Tah-metinden uzaklagtinlmasim dilemektir. Bu itibarla kufiir uzerine1 mi, iman uzerine mi oldugu kesinlikle bilinmeyen bir kimse hakkinda, bbyle bir dilekte bulunmak caiz degildir. Bunun igindir ki ilim adam­lan : Belirli bir musliimam veyd bir kafiri, bir hayvam la'netlemek caiz degildir. Ancak kiifur uzerine oldugu kesinlikle bilinen veya ka-fir olarak blecegi agik, segik §er'i bir delil ile bilinen §eytan ve   E b u C e h i 1   gibi ki§ilere la'net edilir, demi§lerdir. isim vermeden kotii-liikler i§leyenlere la'net etmek ise caizdir. Mesela: Zalimlere, fasik-lara, yalancilara, kafirlere, faiz yiyenlere la'net olsun denilebilir.

5. Din, noksanhk ve fazlalik kabul eder.

6. Devlet ba§kam, devlet adamlan, biiyuk insanlar, emirleri al-tindaki insanlara, kendilerine bagh kimselere nasihat eder,    onlan uyanr ve ibadete tes.vik eder.

7. Akh ba§inda olan kadin bilmedigini bgrenmek iizere Resul-i Ekrem  (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'e sorular sordugu gibi, maiyyet durumundakiler amirlerine, ogrenci - ogretmene, bilmeyenler bilen-lere sorular sorup bilmediklerini ogrenmeye gah§malidir.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) kadinlann hayiz sure­since namaz kilmamalan ve Ramazan orucunu tutmalan gerekgesiyle onlann dinlerinin noksan oldugunu bildirmi§tir. Bunun anlami aciktir. Qunkii ibadetlere ve Allah'a itaat etmeye de din denilir. Du­rum bu olunca ibadetleri ve taati cok olan bir muslumanin dini, iba-det ve taati az olan muslumanin dininden fazladir, denilebilir. Ba§-ka bir deyimle ibadeti gok olan muslumanin dini fazlalasur. Ibadeti az olan muslumanin dini noksan olur.

Dinin noksanhgi, bazen giinah sayilan isler ve hareketler nede-niyle olur. Mesela mazereti olmayan bir kimsenin Ramazan orucunu tutmamasi, Cuma namazim kilmamasi gibi. Bazen de gunah sayila-cak bir durum olmaksizm din noksanligi olu§ur. Mesela yolculuk ha-linde veya hastalik nedeniyle Ramazan orucunu tutmayan veya Cu­ma namazina gitmeyen bir kimsenin ibadetinde bir noksanlik mey-dana gelir.

Hayiz halindeki kadin; §er'i mazeret dolayisiyla bu surece namaz kilamaz, oruc tutamaz. Bu fiilinden dolayi bir giinaha girmesi s6z ko-nusu olmamakla beraber, bu ibadetleri yapmigcasina sevab almasi da dugunulemez. Bdylece dininde, ibadetinde bir noksanlik vardir. Ama bundan dolayi sorumlu degildir. Namazim birakmasi vacib olan ve bu sebeble namazim birakan bir kadin, namaz kilmasi vacib olan ve bu vacibi ifa eden bir kimse gibi degildir. Gayet tabii vacib, farz olan ibadeti ifa eden kimsenin sevabi daha cok olur.[60][60]

İzahı

A i § e (Radiyallahii anha) "nin hadisini ibn-i Hibban da rivayet etmi§tir. Kutub-i Sitte'den ba§kaca hangisine rivayet edil-

digine dair bir kayda rastlamadim. Bu hadisteki;   \je-X   fiilinin dua

veya davet anlaminda kullamlmi§ olmasi muhtemel oldugundan ter-cemede bu duruma i§aret ettim. Bu iki ihtimale gore hadisin manasi da farkh olur. §ayet anilan fiil davet manasina olursa; isticabe de halkin davete icabet etmesi anlamini ifade eder. Yani islamiyet'in iyi saydigi geyleri emretmeyi ve kotu saydigi §eyleri menetmeyi ge-ciktirmeden zamaninda yapiniz. Eger gerekli tedbiri ba§tan almayip bu i§te gecikirseniz, bir takim kotiilukler isjenirken ve iyilikler ihmal edilirken seyirci kahrsaniz; bundan sonra yapacagimz telkin ve uya-nlar, gayret ve gabalarmiza kimse kulak vermez, davetlerinize icabet edilmez, sdzunii gegiremezsiniz.

Hadisteki "Ted'u" fiili dua manasinda olursa Isticabe de Allah'in duayi kabul etmesi anJaimm ifade eder ve bu takdirde mana §6yle olur:

lyi §eyleri emretmeyi ve fena §eyleri menetmeyi zamaninda ya-pimz, bunu ihmal etmeyiniz. Bu gorevi ihmal ederseniz, suglu duru-muna dii§ersiniz, dualanmz da kabul olunmaz olur. I§te boyle bir duruma diigmeden once iyiligi emri ve kotulugu yasaklama gorevi-nizi yapmiz.

Ebu Bekir (Radiyallahu anh) 'in hadisini; Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve tbn-i Hibban da rivayet etmi§tir. Bu hadiste gecen Maide suresinin 105. ayetinin zahiri-ne bakan bazi kimseler zannetmigler ki mu'minler kendi nefislerinden sorumludur ve hidayet yolunu izleyince dalalete giden onlara zarar vermez. Bunun icin Ebu Bekir (Radiyallahu anh) ayetin yanlis yorumlanmamasi gerektigini belirterek kasdedilen manayi agiklayia hadisi rivayet etmi^tir. Yani bu ayet; iyi §eyleri emretme ve fena §ey-leri menetmenin vacibligi hukmtine muhalif degildir.

N e v e v i: Bu ayet, iyi geyleri emretme ve fena §eyleri men etmenin vacibligi hukmune muhalif degildir. Cunku muhakkik alim-lere g6re ayetin manasi §6yledir: Ey insanlar! Siz miikellef oldugu-nuz gorevleri tarn yaptigimz zaman disinizdakilerin kusurlan size za­rar vermez. Insanlann mukellef olduklan gdrevlerden birisi de iyi §eyleri emretmek ve fena §eyleri menetmektir. Mukellef bu gorevini yaptigma ragmen muhatabi itaat etmezse, mukellef olan zat Allah tarafindan kinanmaz. Qiinku gorevini yapmig durumdadir, der.

Tuhfe yazan Nevevi'nin bu sozunii naklederken Ebfl Ubeyd'in   de §6yle soyledigini nakleder:

Ebu Bekr-i Siddik (Radiyallahu anh), halkin bu aye-ti yanli§ yorumlamasmdan ve dolayisiyle iyi §eyleri emretme ve fe­na §eyleri menetme gorevini birakmalanndan korkarak durumu ve saglikh yorumu onlara bildirmi^tir. Yani musliimanlann seyirci ka-lacaklan kotiiluk; kendileriyle muahede yapilmi§ olan gayri muslim-lerin ta§idigi yanli§ inang ve ayinleridir. Muslumanligi kabullenmi^ olan toplum icinde i§lenecek gunahlar ve suclar ile kotuliikler ise, bu hukmun dismda kalir. Muslumanlardan herhangi bir kimsenin k5-tuluk i§lemesine seyirci kalinma diye bir §ey yoktur.

Muellifimiz bu ayet igin 21. babi tahsis etmistir. Orada tekrar bu konu iizerinde konu^ulacaktir.

4006) "... Ebft UJ>eyde (bin Abdniab bin Mes'ftd) (RadtydWtU

md)'dan rivSyet edildigine gore; Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Settem) §oyle demigtir:

Israil ogullan igine (din bakimmdan) eksiklik girince adam (din) karde$ini gunah Qzerinde goriir ve onu o gunahtan menederdi. Son-ra ertesi gfin olunca (giinahkar), karde$inin (bir giin once) isjedigi-ni gordugu gunah; adanu, o (giinahkar) kardesjyle beraber yemek yemesine, beraber i^mesine ve onunla siki fiki olmasina mani olmazdi. Bunun sonucunda Allah onlann bazilanmn kalblerini diger bazUan-mn kalblerine kan§tirdi (yani gunah igleyenleri ile onlara arkadas.-lik edenlerin tumuniin kalblerini karartti) ve onlar hakkinda Kur'an (ayetleri) indi.   Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) (onlar hakkinda inen §u ayetleri okuyarak) buyurdu kit

"tsrail ogullanndan kafir olanlar Davud'un ve Meryem oglu UX-nin diliyle lanetlendiler. Bu, giinah i§lemeleri ve a§in gitmelerinden-dir." (78)                                                                                       

"Onlar yaptiklan fenaliklardan birbirlerini abkoymazlardi. Yap-makta olduklan cidden ne kotu §ey idi." (79)

"Sen onlann cogunun (Mekke'deki) kafirleri (putperestleri) dost edindiklerini gorursiin. Nefislerinin kendileri i^in Snlerine surdii-gu §eyler en kotudiir. Allah onlara gazab etti ve onlar azab iglnde de-vamh kalicilardir." (80)

"Eger onlar Allah'a, Peygamber'e ve O'na indirilen Kur'an'a inan-nu$ olsalardi, kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onlann pogu imandan Cikmi5 kimselerdir." (Maide 78 - 81)

Ravi Ebu Ubeyde demi§tir ki: Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) (bunu buyururken) bir tarafa yaslannu§ durumda idi. Son­ra dogrulup oturdu ve i

(Siz muslumanlar) zalimin kollanndan tutup onu (batildan) hak-ka egdirmedikge hayir (azabtan kurtulamaz veya mazur sayilamaz-siniz), buyurdu.

Bu hadisin mislini ... senediyle Abdullah (bin Mes'ud) (Radiyal-lahii anh) vasitasiyla da Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) '-den rivayetle de bize Muhammed bin Bes^Ar tahdia ettL"[62][62]

İzahı

Bu hadisin ba§kaca kim tarafindan rivayet edildigine bakilmah-dir. Incahii'l-Hace yazan bu hadisin izahi bolumiinde soyle der:

Heybet, yani korku bazen can veya mal guvenliginin tehlikeye diismesi §eklinde olur. Eger duyulan korku boyle bir korku ise hadis-teki emir vaciblik igin degil, azimet igindir. Ciinkii boyle bir tehlike anmda iyi §eyleri emretmek ve kotiilugii menetmek yukiimlulugunun kalkmasi konusunda icma vardir. §ayet korkulan §ey; kinanmak, ayiplamak gibi bir §ey ise 6nemi yoktur, goze alinmahdir. Qunku "Hakki aci da olsa soyle ve Allah yolunda hig bir ayiplayicuun ayip-lamasindan korkma" mealinde hadis vardir.

4008) "... Ebu Said (Radtyall&ku anh)'den; §6yle demigtir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Herhangi biriniz kendi nefsini ka^Omsemesin, buyurdu. Sah&-biler:

Birimizin kendi nefsini kflgflmsemesi nasil olur? dfye sordular. Resul-i Ekrem (SallaUahu Aleyhi ve Sellem):

Biriniz 6yle bir §ey gorur ki onunla ilgrili s5z sdylemesi Allah'in onun uzerinde bir hakkidir. Fakat o konuda bir §ey soylemez (yani insanlardan korkarak susmakla nefsini kugumsemig olur). Sonra ki-yamet gunii Allah (Azze ve Celle) ona: §6yle ve boyle olan §ey hak-kinda s6z soylemekten seni meneden ne idi? diye soracaktu-. O da i insanlar korkusu, diye cevab verecek ve Allah: Sen (insanlardan de­gil) oncelikle benden korkmahydui, buyuracaktir."

Not: Zevaid'de 5oyle denilmi$tir : Bunun senedi sahih olup r&vileri gUve> nilir zfttlardir. Ravi Ebu'l-Bahterl'nin adi Said bin PeyrOz etTai'dir.

4009) "... Cerir (bin Abdillah el-Beceli) (Radtyalteku a»A>'den riviyet edildigine gore; Resftlullah (SallaUahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, de-

His bir kavim yoktur ki i^lerinde gQnah i^lenir, onlar gunah is-leyenlerden daha gugltt, (fenahktan) caydina fistflnluge sahip oldu-gu halde (gunahlan) engellemez de AUah onlann tumflnu cezalan-dirmaz (yani Allah suglulan ve onlara mani olmayanlann tumiinu cezalandinr)."

4010) "... Cabir (Radtyalldhu cuA/den rivayet edildigine gore:

Deniz muhacirleri (yani Habe§istan'a hicret edenler) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaruna dbndiikleri zaman ResOl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (onlara) :

Habe§istan znemleketinde g6rdug0nOz acayip geyleri bana anlat-maz nusimz? buyurdu. Muhacirlerden bir gurup gene *

Peki Ya Resulallah! (Bir gun) biz oturuyorduk. O esnada onlann rahibelerinin ya^hlanndan biri ba$inda buyiik bir su testisini ta?xya-rak yammizdan gegti. Biraz sonra onlann gen^lerinden birisinin ya-nindan gegti. Gen^ de ellerinden birisini kadinin iki omuzu arasina koyup onu itti. Kadm da dizleri iistiine du§tO ve testisi kinldi. Son­ra kadm kalkinca gence donup bakti ve: Ya zalim! Allah'in kursQya koyup onceki ve sonrakileri (yani butiin insanlan) topladigi ve eller lie ayaklann sahiblerinin i§lemi§ oldukian §eyleri anlattiklan zaman (Yani kiyamet giinu biiyuk mahkeme kuruldugunda) sen (ne sug i§~ ledigini) bileceksfn, yann Allah'in huzflrunda benim durumum lie se-nin durumunun nasil olacaguu bileceksin, dedi.

Cablr demi^tir ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (o si-rada) 9&yle buyurur(du):

Kadin dogru sdylemi?, kadin dogru s6ylemi§tir. Allah, zayifuun hakki guflusunden ahnmayan bir ummeti nasil takdis eder (pislik-lerden ve gunahlardan anndinr) ?"

Not: Zevaid'de ?ftyle denilmiftir: Bunun senedl hasen'dlr, Bftvl Said Un SUveyd hakkinda ihtilaf vardir.

4011) '... Ebfi Said-i Hudr! (Radiyalldhu anh)'den rivayet edildigine go­re; Resulullah (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demijtir:

Cihadin en faziletlisi zalim bir devlet ba§kani yaninda (iyiligi em-red ici veya kotuliigii menedici) hak bir soz soylemektir."

4012) "... Ebfl t)mame (Radtyalldhu anhyden rivayet edildigine gore:

(Mina'da) birinci cemre yaninda bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e kar$i ^kiverdi ve t

Y& ResulaUah! Hangi cihad (turu) daha faziletlidir? dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sorusunu cevablamadi. Son­ra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci cemreye ta$ atmca adam O'na (aym §eyi) sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (gene) susup cevablamadi. Daha sonra Resul-i Ekrem (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) Akabe cemresinin ta^lanni atuica (biniti-ne) binmek igin ayaftuu ftzengiye koydu. (Bu arada) :

Soru soran nerde^ir? buyurdu. Adam:

Benim. Ya Resulallah, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

(En faziletli cihad) zalim bir hukumdar yamnda (iyiligi emredici veya kotuliigii menedici) hak bir soz soylemektir, buyurdu."

Not: Zevaid'de ?oyle denilmi?tir : Bunun senedinde Ebu G&lib bulunur. Bu ravinin gUvenilirligi hususunda ihtilaf vardir. tbn-i Sa'd, Ebu Hatim ve Nesai onun zayif oldugunu sb"ylemi$Ierdir. D&rekutni ise onun guvenilir oldugunu sd*ylemi$tir. tbn-i Adi de onun zararsiz oldugunu soylemi?tu*. Ravi Ra$id bin Said hakkinda da Ebu Hatim: O 90k dogru sozlildilr, demi?tir. Senedln kalan ravileri gUvenilir zatlardir.[64][64]

İzahı

Bu hadis gok az bir farklihkla 1275 numarada gegti. Gerekli bilgi orada verildigi igin burada bir agiklama veya ilaveye gerek gormiiyo-rum. Oraya iriiiracaat edilmelidir.[66][66]

İzahı

Buhadisi; Tirmizi, Ebii DavOd, Hakim ve Bey-hakl de rivayet etmislerdir.

£bu Oraeyys e § - § a' b a n i, anilan aye tin manasmi Ebti Sa'lebe el-Hu§eni (Radiyallahii anh) 'a sormu§tur. Cunku ayetin zahirine gore her musliiman kendi nefsini islah etmek-le mukelleftir ve ba§kasma iyi §eyleri emretmek ve fenahklan men etmek sorumlulugu yoktur. Halbuki birgok hadis, toplumu iyi yola ydneltmek ve kotuliiklerle mucadele etmek gorevinin ifa edilmesini amirdir. Aynca aym gorev ba§ka ayetlerden de anlasiliyor.

Ebu Sa'lebe (Radiyallahu anh), verdigi cevabta bu aye-tin manasi hakkmda saghkh bilgisinin bulundugunu, gunku aym so-ruyu Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e sordugunu belirte-rek, ayetin iyiligi emretme ve kotulugu menetme sorumlulugunu kal-dirmadigini, bilakis bu sorumlulugun devam ettigini rivayet ettigi ha-disle a^iklamistir. Bu ayetin manasi ile ilgili gerekli bilgi 4005 nolu Ebu Bekir (Radiyallahii anh) 'in hadisinin izahi bdlumunde ve-rUdi.

Bu hadisten Qikan hukiim ve sonug sudur ki, iyiligi emretmek ve kotulugu menetmek gorev ve sorumlulugu devam eder. Ancak in­sanlann gogunun siddetli cimrilige yakalandigi, nefsi arzulara pes-kes oldugu, Kitab, Sunnet, tcma ve Kiyas denilen ser'i deliller ve sa-habiler ile tabiilerin yolu birakilarak herkesin kendi goriisunu be-genme hastaligina tutuldugu ve hak yolda yuriiyen musliimanm gix-cu dismda kalan bir takim dine aykin durumlar goruldugii zaman musliiman kendi nefsine diisene bakacak ve islam yolunda yiirudu-gu( haktan aynlmadigi zaman sapitan kimse ona zarar veremeye-cektir.

Hadisin son kismmda sabir giinlerinin geleceginden haber verili-yor. Fitne ve fesadin gok oldugu, giinah isleme cesaretinin guglendigi ve ilahi emirlerin uygulanmadigi giinlere sabir gunleri denmesinin sebebi o ortamda §uurlu mu'minlerin sabirdan baska garelerinin kal-mamasidir veya nefsi kotuluklerden ahkoymamn zorlugu sebebiyle kdtulflklere karsi dir^nip sabretmenin faziletinin ustiinlugudur. O dSnemde sabretmek bir ates pargasuu avugta tutmak kadar zor olur. O gunlerde iyi seyler yapan, AUah'a kulluk gdrevini ifa eden bir kimsenin sevabi ba§ka bir donemde aym gorev ve hizmetleri if& eden elli ki^inin tumunun elde edecegi sevab kadar buyuk ve gok olur.

4015) "... Enes bin Malik- (Radtyallahu anh)'fcn; §oyle demigtir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e»

Ya Resulallah! iyi §eyleri em ret me ve fena seyleri menetme g5-revini ne zaman birakinz? denildi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

Sizden onceki ummetlerde ortaya cikan §ey fciirizde de ortaya $ik-tigi zaman, buyurdu. Biz i

lid Hal Tercemesi

Ebu Sa'lebe el-Hu?eni (R.A.)'in adi ve babasmin adi hakkmda ihtllaf vardir. Sahabi olan bu zatin 40 aded hadlsi vardir. Buharl ve Muslim onun Uc. hadisinl beraber rivayet etmi?lerdir. Aynca yalmz Muslim 9nun bir hadlsini rivayet et-mi$tir. Ravilerl Cubeyr bin NUfeyr, tbnu'l-MUseyyeb ve Mekhfll'dur. Huneyn sa-va?ma katilmi§tir. Secdede iken vefat etmi$tir. tbn-i Sa'd'in beyamna g6re hicre-tin 75. yilmda vefat etmi$tir. Bir kavle gore Muaviye (R^.)^!! hilafeti doneminde vefat etmi?tir. (HiUasa. 446)

Bu zatm ravisl ve soru sahibi Ebu Omeyye e$-9a'banl'nin adi Yuhmid,. Yab-mid veya Muhammed'dir. Buna dair degi?ik rivayetler vardir. Ba$ka rivayetler de vardtr. Bu zat. bu hadlsi Ebu Saiebe'den rivayet etmi?tir. Ba$ka hadlsi Ktitub-i Sitte'de ypktur. Ravisi Amr bin Cariye'dir. tbn-i Hibban onun ffOvenilir oldugunu soylemistir. (Hulasa, 443)

Ya Resulallah! Bizden onceki ummetlerde ortaya c.ikan §ey ne-dir? diye sorduk. O (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) .-

Hiikiimdarlik (ya§ga) kugiik (ve tecrubesiz) olanlanmzda olur. Zina-fuhu§ (yayginla§arak) buyuk ya§ta olanlanmzda (bile) olur ve ilim riizaletiniz (karektersiz, a§agihk olanlanniz)da olur, buyurdu.

Ravi Zeyd demi§tir ki: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem) "ve ilim ruzaletinizde olur" buyrugunun manasinin aciklamasi, "ilmin fasik olan kimselerde oldugu zaman" §eklindedir."

Not: Zevaid'de soyle denilmistir: Bunun senedi sahih olup ravileri gttve-nilir zatlardir.

4016) "... Huzeyfe (Radtyallahu anh)Jden rivayet edildigine gore; Resu­lullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Mu'min ki§iye nefsini kugiik du§tirmesi uygun (caiz) degildir, bu­yurdu. Sahabiler:

Nefsini kuQiik du§urmesi nasil olur? diye sordular. Resul i Ekrem

(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Gucunun yetmedigi bir belamn pesine dii§er, buyurdu."[68][68]

22- (Günahların Çeşittli)  Cezaları Babı

4018) "... Ebu Musa (el-E§'ari) (Radiyallahu anh)'den rivayet edildigi­ne gore; Resulullah (Sallallahu Alcyhi ve Scllcm) :

Muhakkak Allah zalime bir sure mehil verir (derhal cezalandir-maz). Sonra onu yakalayinca artik bir daha salivermez, buyurdu ve bunun arkasinda:   life = "Veleketlerin halki zuliim ederken senin Rabbin onlan yakalayinca ya-kalamasi i§te boyle (elemli, cok acikh) olur." (Hud 102) ayetini okudu."[70][70]

İzahı

Bu hadisin bag kismim Ebu Davud da rivayet etmi^tir. Calgi galmak ve garkici kadinlann §arki - turku soylemesi ile ilgili cumlelerden sonuna kadar olan kisim ise Ebu D a v u d' un riva-yetinde yoktur.

Eglenceli igki igip, igkiye ba§ka isim takanlann yere batmasi ve maymunlar ile domuzlar §ekline donu§mesi ile ilgili cumleler bir bed-dua olabildigi gibi ilerde vuku bulacak felaketlerden haber vermek mahiyetinde de olabilir. Tercemede buna i§aret edildi. Bunlarm maymunlar ve domuzlar haline donu§mesi durumuna gelince bundan maksad bu sugu i§leyenlerin ahlaken bozulmalan veya ilahi bir azap olmak uzere gergekten mesholmalan, §ekillerinin degi§mesi olabilir. Gegmi§ ummetlerde bu durum gergekten olmustur. Kiyamete yakin ddnemde sapitmi§ bazi insanlann bas.ma da bu felaket gelebilir. Al­lah turn mu'minleri korusun.

4021) "... BerS. bin Azib (Radiyallahii anJt)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (SaHallahii Aleyhi ve Sellem);               ,

•Onlara Allah lanet eder ve lanetgiler lanet eder» buyurarak: (Lanetgiler) yerde yuriiyen hayvanlardir, diye

Not: Zevaid'de ?dyle denilmi$tir : Bunun senedinde el-Leys bin Selim bu-lunur. Bu ravi zayiftir.[72][72]

İzahı

Sevban (Radiyallahu anht'in hadisi 90. numarada gegmi§-tir. Gerekli bilgi orada verildigi igin burada tekrarlamaya gerek yok-tur.[74][74]

İzahı

Bu hadisi; Tirmizi, Ahmed, Darimi, Ibn-i Hibban   ve   Hakim   de rivayet etmi§lerdir.

En btiyiik bela, musibet ve sikintilann peygamberler (Aleyhimu's-selam) 'in ba§lanna gelmesinin sebebi s.udur: Ba§ka insanlar nimet-lerden zevk duyduklan gibi onlar bela ve musibetlerden zevk ahr-lar. Ikincisi; onlar mucizeler gdsteren buyuk ve iistiin insanlar oldu-gundari dolayi ba§lanna bela ve musibetler gelmezse bazi insanlar onlann be§er iistii varhklar oldugunu, hatta ilahla§tiklanm sanabi-lirler. Ogunciisu; peygamberlerin ba§ma en biiyiik belalann geldigi-ni bilen ummet, belalara kar§i sabu* ve tahammiil gdsterir ve ugra-digi belalan peygamberlerin ba§ina gelmi§ belalarla mukayese etmek stiretiyle gordugii belamn hafifligini kolayca anlar. Dordunciisu; en getin belaya ugrayan insan, Allah'a en gok iltica edip sigman, O'na en gok yakangta bulunan insan olur.

Peygamberlerden sonra en §iddetli belaya ugrayan insan da ge­ne peygamberlerden sonra Allah'a en yakm, O'nun katmda riitbe ve makami en yiiksek olan mu'mindir. Bu durum sirayla diger mu'min-lere sirayet eder. Hadis; mu'minin ba§ina gelen bela ve musibetlerin agirlik derecesinin onun dindarlik derecesiyle-dogru orantili oldugu­nu beyan eder.

Hadisten gikan diger bir hukiim de; bela ve musibetlerin mu'­minin gunahlannin bagis.lanmasina vesiyle olmasi ve kulun turn gu­nahlarmdan temizlenip anmncaya kadar bir takim bela ve musibet-lere ugramasmm onun yaranna olmasidir. Ancak §u noktaya dikkat etmek gerekir: Kulun amlan ecir ve sevabi kazanabilmesi igin ug-radigi bela ve musibetlere sabretmesi gerekir. Aksi takdirde bunca sevablan yitinnesi kuwetle muhtemeldir. Bu babta rivayet edilen di­ger hadisler ve belalara kar§i sabretmenin faziletine dair ayetler bu hukmu if ade ederler.

4024) "... Ebu Said-i Hudri (Radtyalldhii anh)'den; goyle demi§tir:

Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) humma hastahgindan yatakta iken yamna girdim. Sonra elimi O'nun uzerlne koyunca ha-raretini Srtuntin ustiinde ellerimde hissettim ve:

Ya Resulallah! Atesjnin §iddetine hayret ederim, dedim. O: •Biz (peygamberler) boyleyiz. Bizim igin bela kat kat fazla olur ve sevabi da bizim igin (bu oranda) kat kat fazla olur», buyurdu. Ben:

— Ya Resulallah! Hangi insanlar en giddetli belaya ugrarlar? diye sordum. O:

•Peygamberler*, buyurdu. Ben:

(Onlardan) sonra kimler? dedim. O:

•Sonra salih (yani^dini emirleri yerine getirip gunahlardan uzak duran takva sahibi) insanlar. Onlardan herhangi biri fakirlige cid-den 6yle mubtela olur ki biiriindugu abadan ba§ka higbir s^ey bula-maz ve biriniz mutlulukla sevindigi gibi onlardan herhangi birisi be­laya ugramakla cidden sevinir.»"

Not: Zevaid'de §fiyle denilmi?tlr: Bunun senedl sahih olup r&vileri gUveni-lir z&tlardir.

4025) "... Abdullah (bin Mes'ud) (RadtyaUahu an/i)'6en; §oyle demi§tir: Ben, ResuluIIah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'e, peygamberler-den birisinin halini (gecmiste bize) anlatirken sanki §u and a bakiyor gibiyim. O peygamberi kendi kavmi db'gmu§ (de kan iginde birakmis.). Fakat o (peygamber), yiiziinden hem kam siliyor, hem de: «Ya Rab­bi! Kavmi mi magfiret eyle! Cunkii onlar bilmiyorlar» diyordu."[76][76]

İzahı

Bu hadisi;   Buhari   ve   Muslim   de rivayet etmiglerdir.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-saldtii ve's-selam) bu hadiste iig olaya i§aret buyurmu§tur.

Birincisi: Ibrahim (Aleyhisselam)'m, olulerin nasil diril-tilecegine dair bir ornegin kendisine gosterilmesi istegiyle ilgilidir. Bu olay B a k a r a suresinin 260. ayetinde beyan buyurulmu§tur. Meali §6yledir:

"Hani Ibrahim t Ey Rabbim! Oluleri nasil diriltecegini bana goa-ter, diye talebte bulununca Allah: Yoksa sen (buna) inanmiyor mu-sun? buyurdu.

ibrahim: Hayir, inamyorum ve lakin kalbim tatmin olsun - iyice yatissin, dedi. Allah buyurdu ki, o halde kusjardan dort cins tut ve iyice gozden gegirdikten sonra kendi elinle parcala ve her dag basi-na onlardan birer parga koy sonra onlan cagir, kosarak sana gele-ceklerdir. Bil ki Allah, her §eye galibtir, hikmet sahibidir."

EI-Fetih ve en-Nihaye'de beyan edildigine gore bu ayet inince ba­zi sahabiler: Ibrahim (Aleyhisselam) oliilerin diriltilmesi hu­susunda §iipheye diisjmus, fakat bizim peygamberimiz (Aleyhi's-salatu ve's-selam) boyle bir siipheye dii§medi, deyince Resul-i Ekrem (Aley­hi's-salatu ve's-selam) tistun tevazuu ve Ibrahim (Aleyhisse­lam) 'i kendi nefsine tercih ederek: "Biz siiphe etmeye ibrahim'den daha layikiz" buyurdu, diye bir rivayet vardir. Buyrugun yorumu da §6yle yapilmi§tir: Yani peygamberlere §uphe gelseydi oncelikle ba-na gelirdi. Bana gelnifedigi sizce bilinmektedir. O halde ibrahim'e de gelmedigini biliniz.

Hadisin "Biz (oliilerin nasil diriltilecegi hususunda) siiphe etme­ye tbrahim'den daha layikiz" cumlesinde gegen "§ek = $uphe" keli-mesinin yorumu hakkmda degi§ik goriigler vardir. El-Hafiz, el-Fetih'te bunlan etraflica izah etmektedir. Bir kismimn dzetini bu-raya aktarmakla yetinmeyi uygun buldum:

Bdzi selef alimleri bunu zahir manasnida tutarak: Ibrahim (Aleyhi's-salatti ve's-selam) 'da beliren §uphe, peygamberlik donemin-den onceki zamanma aittir, demi§ler.

T a b e r i de bunu agik manasinda tutarak: Bu siiphe ^eytan'm bir vesvesesi halinde gegici olarak onun kalbine gelip gegmis ve kok-lii imamni zedelememi§, demistir. tbn-i Abbas (Radiyallahu anh iima) : Bu §iiphe, §eytanm vesvesesi halinde kalbe gelen anzi bir geydir, demi§tir.

Diger bazi ilim adamlan ise bu §iiphe kelimesini zahiri manasin­da tutmayip yorum yapmiglardir :

Bazi rivayetlere gore Azrail (Aleyhisselam), bir ara Ib­rahim (Aleyhisselam) '1 ziyaret ederek mu'minin ve kafirin ruh-lanni alma geklini ona anlatmca o, kalkip Allah'a dua ederek: Ey Rabbim! Oluleri nasil diriltecegini bana goster ki senin dostun oldu-gumu bileyim, demi§tir. Diger bazi rivayetlere gore: "... bana gdster ki bentm dualanmi kabul buyurdugunu bileyim*' demistir.

Cguncu bir yoruma gore Ibrahim (Aleyhisselam) kendi-sine dliileri diriltnie mucizesinin verilmesini istemis, fakat teedduben 6yle demeyip orneginin gosterilmesini istemigtir.

Yukardaki cumlenin Peygamberimizle ilgili: "Biz suphe etmeye daha layikiz*' ifadesinin manasina dair yorumlardan birisini yukanda acikladnn. Diger bir yorum §ekli §6yledir: Biz oliilerin diriltilme­si olayim gormeye   Ibrahim' den   daha fazla i§tiyakliyiz.

A r a p edebiyatinin bazi uzmanlan da bu ciimleden maksadin §6yle oldugunu sdylemi§Ierdir: "Ef*al-i tafzil" kalibi bazen eylemin iki §eyde de bulunmadigini ifadeetmek igin kullamur. Mesela: §ey-tan falan ki§iden daha hayirhdir, denilir. Maksad ikisinde de nig bir

haynn olmadigmi ifade etmektir.  ^ pp ^ ji*- ,>*!  ="Onlar mi ha-

yirlidir, yoksa Tubba kavmi hayirhdir" ayeti de boyledir. Yani iki gurubta da big bir hayn* yoktur. Bu ciimleden maksad da: Oliilerin diriltilmesi hususunda ne bende ne de I b r a h i m' de higbir §ek ve guphe yoktur.

Ibn-i Atiyye de: Hadisten maksad suphenin sdz konusu olmadigmi ifade etmektir. Buradaki §ek'ten maksad kalbe gegici ola­rak gelen vesvesedir. §ekk'in istilahi manasi olan tereddud durumu kesinlikle Ibrahim (Aleyhisselam)'da meydana gelmemi§tir. Cunku kalbinde iman kokle^mis olan bir insanda boyle bir tereddu-dun bulunmasi du§unulemez. Peygamberlik mertebesine eri§mi§ bir sahsiyette nasil bulunur? Zaten soru bigimi de bunu gosterir. §6yle ki tbr&him (Aleyhisselam) oliilerin diriltilip diriltilmeyecegini sor-mami§, diriltilme keyfiyetini ve §eklini ogrenmek istemi§tir, demi§tir.

lbnii'1-Ce vzi de; Resul-i Ekrem (Aleyhi's-saiatii ve's-se­lam) 'm siiphe etmeye daha liyakatli olmasi ile ilgili ifadeyi §6yle agik-lami§tir: Cunku M e k k e mu§rikleri Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'i §iddetle reddederek O'nu daima yalanlama yolunu tut-mu§lardi ve oldiikten sonra dirilme isini hayretle kar§ilardi. Bunun igin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) §unu demek istemi§-tir: Benim ile inkarci kavmimi arasinda gegen olaylarm deh§etli olu-§u ve Allah'm beni diger peygamberlere ustun kih§i nedeniyle Ib­rahim (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in gormek istedigi 61iiniden sonra dirihne olayunn ornegini istemeye ben daha gok hak s^hibiyim. Ama bu konuda bir istegim olmayacaktir, diye bilgi vermis.tir.

Ikincisii Lut (Aleyhisselam)'in misafirlerini kendi kavminin kotu emellerinden korumak igin Allah'a siginmasi olayidir. §dyle ki:

Lut kavmi geng delikanhlarla cinsel iligkide bulunma fenahgi-m ah$kanhk haline getirmi§lerdi. Hz. Lut (Aleyhisselam) 'in imana davet ve bu pis ali§kanhgi birakmak ugrunda yaptigi tebligat ve gosterdigi gayrej, kavmi iizerinde olumlu higbir etki yapmadi. Ni-hayet Cenab-i Hak, bu kavmi helak etmeyi irade edince C e b r a 11, Mlkail ve tsrafll (Aleyhimu's-selam) i yaki§ikh delikanli-largeklinde Lut (Aleyhisselam)'amisafirolarakgonderdi. Lut'un kavmi yakisikh delikanhlarin   L 0 t    (Ateyhisselam)'a misafir gel-dikleri  haberini ahnca  misafirlerin lrzina gegmek niyetiyle ko§up L u t    (Aleyhisselam)'in evine vardilar.   Lut    (Aleyhisselam)  bu azginlann geldigini goriince kapiyi kapadi ve defetmeye gah$ti. Fa-kat gozu donmiis. lrz diismanlan bir tiirlii vazgecmek istemiyorlar. Bu esnada   Lut,   kavmine hitaben : "Ah size karsi bir kuvvetim ol-sa yahut muhkem bir siginaga siginsam" dedi ve misafirlerini nasil koruyacagi tela§i iginde derin iiziintuye daldi. Bunun iizerine melek-ler kendilerini   Lut'a   tamtarak kapiyi ag. Onlar sana dokunama-yacaklar, dediler. Bunun iizerine   Lut   kapiyi agti ve kavmi igeriye daldilar. Bunun iizerine   Cebrail    (Aleyhisselam), Allah'tan al-digi izinle kanadim bunlara carparak gozlerini gormez hale soktu. Miitecavizler neye ugradiklanna §a§arak kagip gittiler.   Meleklerin talimati uzerine   L U t   ile kendisine inananlar geceleyin    bolgeyi terkettiler ve Allah o kavmi yerle bir etti. Bu olay   Hud   suresinin 77 - 83. ayetlerinde anlatilmaktadir Konu ile ilgili oldugu icin bu ayet-lerin mealini buraya almayi uygun gordiim. Meal soyledir:

"El?i meleklerimiz Lut'a vannca (kavmi bu yakis.ikh delikanlila-ra fenahk edecekler diye) onlann gelmesi Lut'a fena geldi ve son de-rece canini sikti. Bu, gok zor bir gun, dedi. (77)

Kavmi de ona (misafirlerine sarkintihk etmek niyetiyle) ko$a ko-5a geldiler. Lut'un kavmi bundan once de o firkin fuhu$lan isliyor-lardi. (Misafirlerine bir fenahk yapmasmlar diye) Lut, kavmine: Ey kavmim! iste sunlar kizlanm (onlarla evlenin de misafirlerime do-kunmayin). Sizin igin onlar daha temizdir. Artik Allah'tan korkun ve beni misafirim i^inde rusvay etmeyin. iginizde (size dogru yolu gosterecek) akh basinda bir adam yok mu? (78)

Lut'un kavmi dedi ki: Senin kizlannda hi( bir hakkimizin olma-digmi cok iyi bilmi$sin. Sen bizim ne istedigimizi pek ala bilirsin. (79)

Lut: Keske size karsi bir kuvvetim olsa yahut muhkem bir sigi-naga siginsam, dedi. (80)

Elciler soyle dediler: Ey Lut! Biz Allah'in elgileriyiz. Onlar sana bir zarar dokunduramiyacaklar. Sen hemen gecenin bir kisminda ev halkuila beraber gik git ve i^inizden hig bin geri kalmasm. Yalniz ka-nn kalsin. Qunkii kavmine isabet edecek azab ona da dokunacaktir. Onlann helak am sabah vaktidir. Sabah vakti yakin degil mi? (81)

Onlan tazib emrimiz gelince o memleketin iistunii altma getirdik. Uzerlerine de ateste pisjrilmis pamurdan mamul taslan arka arkaya yagdirdik. (82)

Kl onlar senin Rabbin katinda (hukmiinde) azab igin damgalan-misjardi. O (nevi) ta§lar senin iimmetinin zalimlerinden de uzak de-gildir (onlarm da ba§ina yagabilir)." (83)

Yukandaki bilgiyi verdikten sonra bu olayla ilgili hadisteki "Al­lah, Lut'a rahmet eylesin. Hakikatte o, (misafirlerini kavminin kotii emelinden korumak igin) pek muhkem bir siginaga (Allah'a) sigmi-yordu." ciimlesine donelim. Bu ciimlede gegen Rukn-i §edid ifadesin-den maksad Allah (Azze ve Celle)'dir. Ciinkii en giiglii, en gok koru-yucu siginak §iiphesiz Allah'tir. Diger bir kavle gore bundan maksad L u t' un a§ireti ve kabilesidir. Yani Lut; Ke§ke a§iretim olsay-di ki misafirlerimi korumak igin onlardan yardim dileyeydim, demi§-tir.   N e v e v i   bu hususta §oyle der:

Hadisin manasi Allahu a'lem §6yledir: L u t (Aleyhisselam) misafirleri igin korkuya kapildi ve onlan zalimlerden koruyacak bir a§ireti de olmayuica cidden siki§ti ve misafirleri i$in derin uzuntiiye diigtii. Bu kotii durumun etkisi altmda kalarak o anda: Ah ke§ke be-nim bir kuvvetim olsa veya koruyacak bir a^iretim olsaydi ben siz mutecavizleri defederdim, demi§tir. L u t'un bu sozden maksadi; misafirlerine kar§i mazeret beyan etmek, tecaviizii defetmek icin olan-ca giicuyle gayretke§ oldugunu gostermek ve onlan savunmak iste-mektir. L u t' un bu sozii, Allah'a sigmmayi ihmal etmek anlamuu tagimaz. Bu sozii sirf misafirlerinin goniillerini ho§ etmek igin soyle-migtir. L u t' un bir taraftan kalben Allah'a iltica ettigi, di§ta da bu sozii sarfetmekle elem ve kederini agikladigi ihtimali de vardir.

ttguncusu : Yusuf (Aleyhisselam) 'in me§hur kissasmm bir boliimiidur. §6yle ki Yusuf (Aleyhisselam) Misir veziri-nin kansina sarkintihk ettigi iftirasiyla hapse atilmis. ve yedi yil yat-tiktan sonra bir rii'ya yorumu dolayisiyla Misir krali onun zeka ve iistun kabiliyetini anlayarak tahliye edilmesini ve kendisine geti-rilmesini istemis.ti. Bu i§le gorevlendirilen memur ceza evine giderek Yusuf (Aleyhisselam)'a tahliye mujdesini ve kralin kendisini sa-raya davet ettigini bildirince O:

"Sen git de krala sor bakahm. Ellerini dogruyan kadinlann hall ne imi§?" diyerek haksiz yere zindana atildigim isbatlamak istedi. Yiis u f (Aleyhisselam), masum oldugunun ve kendisine bir ifti-ranm yakis.tinldigimn yapilacak bir soru^turma neticesinde anla§il-masindan sonra zindandan gikmak istedi. Soru§turma yapilmadan gikmaya acele etmeyip gok sabirh davrandi. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam), Y'Usuf un bu iistun sabruii sitayi§le dile ge-tirmek uzere:

•Eger ben zindanda YusuTun kaldigi sure kadar uzun bir sure kalsaydim (zindandan gikarmaya gelen) davetgiye (hemen) icabet ederdim.* buyurmustur. Y u s u f (Aleyhisselam)'in me§hur kis-sasi Yusuf suresinde beyan buyurulmustur. Hadiste igaret bu-yurulan bolum de aym surenin 50 - 52. ayetlerinde gegmektedir. Ora-ya da bakilabilir.

ResuM Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) bu hadiste ilg peygam-ber (Aleyhimii's-selam) 'i ovmiis., takdir etmigtir. Aym zamanda teva-zu gostermis.tir. Ciinkii bilindigi gibi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) butun peygamberlerden her bakundan iistiindur. Bu du­rum icma ile sabittir. O'nun imam, Allah'a tevekkulu ve sabn biitiin peygamberlerinkinden ustundiir. O, turn yaratiklann en s.ereflisidir, en biiyiik insandir. Allah bizi onun sefaatina kavu§tursun ve izinde yurumeye muvaffak eylesin.

4027) "... Enes bin M£lik (Radtyalldhu anh)'den; §6yle demi§tir:

Uhud giinii (sava§) olunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) 'in rebaiye di§i kinldi, basi yanldi, kan (miibarek) yuzunun flze-rinden akmaya ba§ladi. Sonra O: Bir peygamber, kavmini Allah (yo-lun)a gaginrken yuzunii kana boyayan o kavim nasil iflah olur (azab-tan kurtulur)? diyerek yuziinden kani silmeye ba§ladi. Sonra Allah (Azze ve Celle) : "(Onlan cezalandirmak veya afiv etmek hususun-da) senin elinde bir §ey yoktur. — Al-i imran 128 — mealindeki aye-tini indirdi."

Not: Zevilld'de ?dyle denilnil$tir : Bunun senedl sahih olup rftvileri gaveni-lir zatlardir.[78][78]

İzahı

Bu hadisi Muslim de rivayet etmi§tir. Buharl ve Ne-sai   de bunun birer benzerini rivayet etmiglerdir.   Buhari1 deki metin;  =  "Musluman oldugunu sdyleyenleri bana yaziniz..." ciimlesiyle ba§lar.

Bu konugmanin ve talimatm Hendek kazihrken veya Uhud sava?ina gikilacagi zaman, yahut Hudeybiye seferinde cere-yan ettigine dair degisik gorii§ler vardir.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) musliimanlarin sayi-sini tesbit etme emrini verdigi zaman sahabiler gokluklarmi ileri sii-rerek bu kalabahk kitle igin korkma hikmetini bilememigler. Resiil-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam), verdigi cevab ile ba^lanna bir be-lanin gelmesinin beklendigini bir mu'cize mahiyetinde haber vermig-tir.

Sahabilerin ba$ina bela geldigine ve o esnada bazi sahabilerin namazlanm bile gizli kildiklanna dair Huzeyfe (Radiyallahu anh) 'in s6zii ile ilgili olarak   N e v e v I:   Bu durum Peygamber

 (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'in vefatindan sonra cereyan eden fitne-ler donemindeki hal olabilir. Cunkii o donemde bazi sahabiler fitne-lere bulu§mamak igin inzivaya gekilerek tenha yere saklanir, nerede oldugunun halk tarafindan bilinmesini istemez ve namazlanni bile gizli kilarlardi, demigtir.

B u h a r i' deki rivayete gore verilen talimat uzerine 1500 mus-lumanin ismi yazilnugtir. B u h a r i' deki bir ba§ka rivayete g6-re muslumanlann 500 ki§i oldugu tesbit edilmigtir.

Bu rivayetler arasinda gorulen farkli durumun bertaraf edilme-si konusunda   N e v e v i   §6yle soylenebilir, der:

1500 ki§iye dair rivayet Medine ve gevresindeki musluman­lann tumunden olu§an asker listesidir. 600 ila 700 arasindaki sayiya ait rivayet ise sirf   Medine' deki   musliiman asker sayisidir.

4030) "... tibey bin Ka'b (Radtyalldhii anh)'den rivayet edildigine gore kendisi Resulullah (SaUallahii Aleyki ve Sellem)'den rivayetle §oyle demigtir:

Resul-i Ekrem (SaUallahii Aleyhi ve Sellem), geceleyin (mi'raca) goturiildugunde giizel bir koku duyarak i

Ya Cebrail! Bu guzel koku nedir? diye sormug. Cebr&U (Aleyhis-Iselam) dei

Bu, ma§rta (kadinlann sagim iyi tarayia kadin), iki ofelu ve ko-casimn kabrinin kokusudur. Bunun ba$langici (ve sebebi) gflyle oWu i Hizir (Aleyhisselam) lsrail ogrullannin esrafindan idi ve yol guzerga-hinda manastuinda oturan bir rahib yardi. Hizir (oradan ge^tikge) rahib online ^ikip ona tslamiyet'i Ogretirdi. Sonra Hizir ergtnlik ca^i-na vannca babasi onu bir kadinla evlendirdi. Hizir da kadina (Isla-miyet'i) dgretti ve kimseye duyurmamasi igin kadindan s6z aldi. Hi-zu* kadinlara yakla^mazdi. Hizir bir sure sonra kadim bosadi. Aradan bir zaman ge^tikten sonra Hizir'i babasi baska bir kadinla evlendirdi. Hiar bu kadina da (tslamiyet'i) ogreterek (durumu) kimseye naber vermemesi igin ondan sdz aldi. Sonra bu iki kadindan biri sir sakla-di. Fakat digeri Hizirdn muslumanhgi ve bu konudaki propagandas!} aleyhinde ifsaatta bulundu (boylece verdigi ahdi de bozmu? oldu). Bunun uzerine Hizu* oradan kagip nihayet denizdeki bir adaya varcb. (Adada) odun toplayan iki adam karsidan gelerek Hizir'i gdrdOIer. Bunlardan birisi onu gordugiinu kimseye sdylemedi. Fakat diger adam bunu if§a ederek: Ben Hizar'i gordum, dedi. Seninle beraber onu klm gdrdu? diye soru sorulunca adam: Falan kisi (benimle beraber onu gordu), dedi. Bunun uzerine o kisiye de soruldu. Fakat o kisi Hizir'i gdrduguna gizledi (yani gdrmedim dedi). Onlann diniiide yalan s6y-leyeni dldurme hukmu de vardi. Bilahare sir saklayan adam, sir sak-layan kadinla evlendi. Sonra bu kadin Fir'avn'in bir kizinin sagmi tararken tarak aniden dii§uverdi. Kadin da t Flr'avn, helak olsun, di­ye beddua ettt Kiz da gidip babasma haber verdi. Kadinm iki oglu ve kocasi vardi. (Bu ailenin musluman oldugunu sezen) Fir'avn on-lara haber gondererek dinlerinden (Fir'avn'in dinine) donmeleri i$in kan ile kocasina israrou siirdurdQ. Fakat onlar (dinlerini birakmak-tan) imtina ettiler. Nihayet Fir'avn kan kocaya: Ben ikinizi mutla-ka oldurecegim, dedi. Kadin ile kocasi (Fir'avn'a) : Bizi oldiirursen se-nin bize bir iyiligin olmak iizere ikimizi Mr kabre defnetmeni istiyo-ruz, dediler. Fir'avn da (onlan dlduriip ikisini ayni kabre gomme isi-ni) yapti, dedi. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gecele-yin (mi'raca) gdturuliince guzel bir koku duydu ve (ne oldugunu) Cibril'e sordu. Cibril de (bunu) O'na bildirdi."

Not: Zevaid'de §6yle denilmi$tir : Bunun senedinde Said bin Be?ir var. Buhari bu ravi ile ilgili olarak: Bunun hifz-i belleme dunimu hakkinda konu^ur-lar, demi§tir. Ebu Hatem de: Bunun dogruluk durumunda oldugunu babamdan ve Ebu Zur'a'dan i$ittim ve : Rivayeti huccet-delil olur mu? diye sordum. Babam lie Ebu Zur'a: Hayir, dediler, diye bllgi vermi^tir. Ba$kalan ise bunun zayif ol-dugunu soylemiijtir.[80][80]

İzahı

Bu iki hadisi Tiripizi de rivayet etmi§tir. Bunlar da sabir ve tahammulun sevabuun cokluguna delalet eder. Nevevi: Fit-nelerden eznin olmak kaydiyla halk ile temasi surdiirup onlarla otu-rup kalkmanin halktan uzakla§rp bir kenara gekilmeden daha fazi-letli oldugu hususunda alimlerin cumhuru ittifak etmi§tir, der. Bu son hadis de aym hukmu ifade eder. Hadisten de anla§ilacagi uzere halk arasina kan§an mu'min §ayet onlardan gelen eziyetlere sabir ve tahatnmul gdstermezse uzak durmasi daha iyidir.

4033) "... Enes bin M£lik (Radtyalldhu ank)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (SdllaUahu Aleyhi ve Sellem) gdyle buyurdu, demi§tir:

09 $ey vardir Id, kimde bulunursa o kirns© imamn tadim (ravl Bindar demigtir ki: 1man halavetini) bulur i

Herhangl bir adanu sirf Allah f(in seven kimse, Allah ve Restl-lu kendisine her §eyden 50k sevimH olan kimse ve Allah kendifinl  kflfflrden kurtardiktan sonra (dunyada canh iken) ate$e atilmasi kuf-re gitmesinden kendisine daha sevimli olan (yani ate$e diri olarak atilmayi kufre gitmeye tercih eden) kimse.**

4034) "... Ebu'd-Derda (Radiyallahu anhy&zn rivayet edildigine gore; gdyle demi§tir: Dostum Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana §u tav-siyede bulundu:

Param parga edilsen ve (ate§te) yakilsan bile Allah'a hi^bir §e-

yi ortak etme (yani can tehlikesini atlatmak igin bile kufur belirtisini §eklen de olsa gdsterme) ve hi? bir farz namazi bile bile birakma. Cflnkfl kim bir farz namazi kasith olarak (yani unutmak gibi §er'i mazeret olmaksizin) birakirsa zimmet (yani ilahi teminat) kendisin-den uzaklasnu? olur. l$ki de igme, ?anku i^ki her gerrin anahtandn*."

Not: Zev&id'de $dyle denilznlstir: Bimun senedi hasen'dir. R&vi $ehr hak-kmda flitUftf olmu^tur.[82][82]

Allah Sevgisi İki Kısımda Mutalaa Olunur

Farz olan sevgi, ilahi emirleri yerine getirmeye ve giinahlardan sakinmaya, kaderde olan §eylere nza gostermeye vesile olan muhab-bettir. §u halde haram bir §ey isleyen veya farz olan bir §eyi ihmal eden bir kimse nefsinin arzusuna uyarak nefsini tatmin etmeyi ilahi nzaya tercih ettigi igin Allah'i sevmekte kusurlu sayilir. Hatta mii-bah olan §eylere olgusuz dalmak bile gaflete yol agacagindan dolayi Allah sevgisine golge du^Urebilir.

Mendub olan sevgi; kulun ndfile ibadetlere yonelmesi, bu tiir iba-detlere du§kunliigu ve §upheli §eylerden kaginmasidir. Boyle olan mu'minlerin sayisi pek azdir.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'i sevmek de boyledir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'i sevmek; O'nun sunneti-ni, yolunu prensiplerini sevmek, emirlerini yerine getirmek ve hos.lan-madigi §eylerden uzak durmakla gercekles.ir.

Ucunciisu: Diri diri ate§e atilmayi kufre gitmeye tercih etmek­tir. Yani bir mii'mine: Sen ya kiifre gideceksin, musliimanliktan ci-kacaksm veya diri diri ate§e atilacaksin, diye baski, tehdid ve is.ken-ce yapilmasi kar§ismda bile; kufre gitmektense ate§te yakilmayi ter­cih etmesi, ate§te yakilmamn kufre gitmekten fazla sevimli olmasi durumudur.

Hadiste, bu tig vasfi ta§iyan mu'min in iman tadini, halavetini bul-dugu belirtilmektedir.

Halaveti Tathhk, demektir. Bu itibarla bundan maksad, bu se-viyeye gelen mu'minin ibadetlerin zevkine, lezzetine eri§mesi, Allah nzasi ugrunda me^akkat ve sikintilara sabir ve tahammul etmesi ve bu hali, dunyahk olan §eylere tercih etmesidir.

Nevevi, iman halavetini ve tadim bu §ekilde agikladiktan sonra: Kulun Rabbini sevmesi; O'na itaatkar olmasi ve muhalefet et-memesi ile gergekle^ir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'i sevmek de boyledir.

Ebti'd-Derda (Radiyallahu anh) 'in hadisi Zevaid nevin-dendir. Bu hadiste de dini hususlar igin sabir ve tahammul etmenin gerekliligi, namazi ihmal etmenin vebalinin buyiiklugu ve igkinin her kotuliigun ba§i oldugu belirtilmektedir.

Bu hadiste bir farz namazi taammuden birakan bir kimsenin zim-met, yani ilahi teminattan uzaklastigi beyan buyurulmugtur. Zimmet ve ilahi teminattan maksad; Kelime-i §ehadet getirip namazlanm usulune uygun olarak eda eden ve zekatim veren insanlann can ve maHannm teminat altinda olduguna dair hadisle sabit ilahi garanti-dir. Cunku bu hadiste insanlar amlan duruma gelinceye kadar onlar-la sava§manm emredildigi bildirilmektedir, 71 ve 72 nolu hadisler bu konuya dair gelen hadislerdendir. Bu itibarla unutmak, bayilmak gi­bi §er'i bir mazeret yok iken, bile bile bir farz namazi terkeden bir kimse, amlan hadislerle verilmig olan Zimmeti, yani ilahi guvence ve teminati yitirmi§ sayilir. Sorguya cekilerek cezalandinlmasi gerekir.[84][84]

İzahı

Bu babta rivayet edilen hadisler Zevaid nevindendir. Yalniz 4037 nolu EbCt Hiireyre (Radiyallahii anh) 'm hadisi Muslim tarafindan da rivayet edilmi§tir.

4036. hadiste gegen "Riiveybida" kelimesinin anlamiyla ilgili soru ve verilen cevabin kimlere ait olduguna dair bir kayda rastlayama-dim. Bu sebeble parantez igine ahnan bu bolumii terceme ederken soru sahibi ve cevab veren ile ilgili bir agiklayici bilgi veremedim.

4038. hadiste iyi insanlann kalmadig* veya azinlikta kaldigi ve kbtii insanlann kaldigi veya gogunluk te§kil ettigi donemdeki durum-la ilgili olarak buyurulan : "Guciiniiz yetecekse oliinuz" ciimlesinden maksad, o doneme yeti§ecek insanlann kotii ortamda bulunduklanm dikkate alarak fena insanlardan sayilmamalan igin ilahi emirlere ve Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)in siinnetine simsiki sa-nlmalan yolunda uyandu bulunmakur.

Son hadiste gec.en; ciimlesinin zahir olan manasi "ve Mehdi, isa bin Meryem'den baskasi degildir*' §ek-lindedir.

Kiyamete yakin donemde gelmesi beklenen Mehdi hakkinda miiteaddid hadisleri mevcuttur. Siinenimizin 4082 - 4088 nolu hadisler bunlardan bazilandir. Bu konuya ingaallah orada de|;inilecektir. §u-nu soylemekle yentinecegim: Hz. Mehdi diye bir kimsenin gikmayacagim ve cikacagina dair hadislerin zayif oldugunu sdyleyen-ler bu hadisi kendileri igin delil saymiglardir. Fakat bu hadisin se-nedini Beyhaki ve Hakim zayif saymislardir. Seneddeki ravi Eban bin Salih'in hadisleri terkedilmistir. AvnCk'I-Mabud yazan bu durumu Siinen-i Ebu Davud'un "EI-MehdiM kitabinin bag kisminda belirtmektedir.

S i n d i de bu hadisin izahi boliimunde bu hususta ozetle §6y-le der:

Bu ciimledeki Mehdi kelimesi lakab, yani ozel isim anlammda de-gil, sifat, yani her bakimdan hidayet iizere anlaminda kullamlmi^tir. Ciimlenin manasi da soyledir: "Peygamber'imizden sonra her bakim­dan hie ayet iizere bulunan zat Meryem oglu isa'dir." Yoksa zan edil-digi gibi maksad, Mehdi lakabimn Isa' dan ba§ka kimse ye veril-medigi degildir, Bu cumle boyle yorumlaninca bu hadis sabit oldugu takdirde   Hz.   Mehdi   hakkinda gelen hadisiere muhalif olmaz.[86][86]

İzahı

Buhari, Muslim, Tirmizi ve Ahmed bunun mislini E n e s (Radiyallahu anh) araaligiyla merfti olarak rivayet etmi§Ierdir. Sehl bin Sa'd (Radiyallahu anh) 'den de bu­nun bir benzeri rivayet edilmi§tir. Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in bu hadisi buyururken §ehadet parmagi ve orta parmagiyla i§aret buyurdugu, diger rivayetlerde belirtilmi§tir.

Kadi Iyaz: Bu hadis, Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-se-lam) ile kiyamet gunti arasindaki zamanin azhgina i§aret eder. Bu mesafe §ehadet parmagi ile orta parmak arasindaki uzunluk farki gibidir, demi§tir.

Bir kavle gore hadisten maksad Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) ile kiyamet giinu arasmda ba§ka bir peygamber'in olmaya-caguu ifade etmektir.

4041) "... Huzeyfe bin Esid (Radtyalldhu ankyden; §oyle demigtir:

(Bir gun) biz (sahabiler) kiyamet giinu konusu hakkinda (kendi aramizda) muzakere ederken Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem) yukanmizdaki bir odadan inip uzerimize geldi ve i

On alamet vuku buluncaya kadar kiyamet kopmayacaktir i Dec-cal, duman ve gunegin batidan dogmasi."[88][88]

İzahı

Bu hadlsi B u h a r i "Fardi'l-Humus" kitabinin "Dusjnanin sulh sdzlesmesini bozmasindan sakmma" babinda rivayet etmistir.

Avf (Radiyallahu anh)'in gadira viiciidunun tiimuyle girmesine dair sorusu ya gadinn ufakligindan dolayidir veya bir latife mahiye-tindedir.

Peygamber (Aleyhi's-salatu vs's-selam)'in bu hadiste gelecege dair kiyametin kopmasi alametlerinden verdigi haberler hakkinda serhlerde ozetle su bilgi varclir:

Bu haberlerden Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in vefati ve K u d u s' un fethi olaylan malumdur. Ogiincu alamet olan sal-gin hastalik, Islam tarihinde A m v a s taunu diye anlatilan afet-tir. Hicretin 17. yilmda meydana gelen bu hastalik; S u r i y e, Irak ve Misir'da yayilarak aylarca devam etmis, binlerce muslumamn olumiine sebep olmu§tur. Hatta Stiriye ve Irak1-taki ordu zayiatinm yirmi be§ bini bulduf u nakledilmistir. E b ti Ubeyde ve Muaz bin Cebel gibi kumandanlar ve bir cok meghur, mucahid bu afetle sehld olmu§lardir. Allah ciimlesinden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) Tebuk savasinda deri-den (mamul) bir cadirda iken yanina gittim ve gadinn kapismin onun-de oturdum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

tQadvra) gir Ya Avf, buyurdu. Ben:

Vucudumun tiimuyle mi (gireyim)? Ya Resulallah, dedim. O:

Vucudunun tttmuyle (gir), buyurdu. Sonra:

Ya Avf, kiyametin kopmasi yaklastigi siralarda (onun alametle-ri olmak uzere su) aralikh meydana gelecek alti seyi belle: Birisi be-nim dlumum, buyurdu. Avf demistir ki j O, boyle soyleyince ben sid-detli uzuntiimden perisan oldum. Sonra O:

De ki: Bu, bir. Sonra (ikincisi) Kudus'un fethi. Sonra (ugiinciisu) icinizde meydana gelecek ve Allah'in onunla sizin goluk gocuklannizi ve nefislerinizi §ehid edip amellerinizi temizleyecegi bir hastahktir. Sonra (dordunciisu) icinizde (gokga) mallar olur. Hatta bir adama (karsuiksiz) yuz dinar (altm) verilir de o (bunu az goriip) ofkelen-meye bashyacaktir. (Bes_incisi) aranizda meydana gelecek oyle bir fit-ne ki icine girmedigi bir miisluman evi kalmayacaktir. (Altmcisi) son­ra sizinle Beni Asfer (denilen Hum) arasmda bir sulh olacak. Bilaha-re onlar bans andlasmasmi bozarak size hiyanet edecek ve her bay-ragin altinda on iki bin kisilik kuwet olmak iizere seksen ku man dan bayraklan altinda fizerinize'yuruyeceklerdir, buyurdu.[90][90]

İzahı

Bu hadisi TirmizI Fitne bdlumuniin "Ma'rufu emretmek ve »*nkerl m«netmek" babmda rivayet etmigtir.

Bu hadfste haber verilen olaylardan devlet baskanuu oldurmek olayi Hz. O s m a n (Radiyallahu anh) 'in s.ehid edilmesi vak'a-si olabilir. Ig sava§ da sahabiler doneminde meydana gelen C e m e I ve   S i f f i n   olayi gibi miiessif vak'alar olabilir.

§er insanlann muslumanlann diinyasma mirasgi olmasi ciimle-sinden xnaksad zalimlerin haksiz olarak musliimanlara hiikumdar ol-masi, idareyi gayri mesru bigimde ele almalan ve musliimanlann mallanna haksiz olarak el koymalandir.

4044) "... Ebu Hureyre (Radtyallaku enh)'den; §oyle demi§tir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gun halkdn yarar-lanmasi) igin acik bir yere ciktiydi. O esnada bir adam O'nun yanina gelerek i

Ya Resulallah! Kiyamet ne zaman kopacakhr, diye sordu. Bunun uzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Bu hususta kendisine soru sorulan zat, soru sorandan daha bil-gili degildir. Velakin ben sana kiyametin alametlerinden haber vere-cegim: Cariye kendi sahibesini dogurunca i§te bu (hal) kiyametin alametlerindendir. Yaiin ayak, ciplak takimi insanlara ba$ olunca, i§te bu (durum) da kiyametin alametlerindendir. Koyun cobanlan yuksek bina yapmakta birbirleriyle yan§inca bu da kiyametin ala­metlerindendir. Kiyametin kopma zamam Allah'tan ba$ka kfmsenln bilmedigi be? §eye dahildir, buyurdu. ResOIulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bundan sonrat Lukman suresinin 34. ayetini okudu."[92][92]

İzahı

Bu hadisi; Buhari, Muslim, TirmizI, Nesai ve Ahmed   de rivayet etmisjerdir.

Enes   (Radiyallahu anh)'in; "Ben o hadisl O'ndan (bizzat) isittim" sdzu ilk soziinun te'yid ve takviyesi mahiyetindedir. M ii s 1 i m' in   rivayetinde bu cumle yerine;=  *o hadisi O'ndan i§iten bir kimse" cumlesi bulunur. Bu takdirde cumleden kas-dedilen mana soyle olur: Benden sonra o hadisi O'ndan i§itmi§ olan hie bir kimse size rivayet etmeyecektir. Bu kaydin dikkate alinmasi gerekli oldugu icin parantez ici ifade ile buna i§aret ettim.

EI-Hafiz, Enes (Radiyallahii anh) 'in boyle soylemesinin sebebi hakkinda $u bilgiyi verir:

Enes (Radiyaliahu anh) bu hadisi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'den i§ltmi§ sahabilerden hig bir kimsenin hayatta kalmadigim bildiginden dolayi boyle demi§tir. Qiinku Enes (Ra­diyaliahu anh) B a s r a' da vefat eden son sahabidir. Bu konu§-mayi Basra halkina hitaben yapnu§ olmasi kuwetle muhtemel-dir. Konu§manm sirf Basra halkina olmayip umumi olmasi ih-timali de mevcuttur. Bu takdirde herhalde bu konu§mayi omrunun sonlannda yapnu§tir. Cunku o donemde hayatta kalan ve Resul-i Ek­rem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'den bizzat hadis i§itmi§ durumdaki sahabi sayisi pek azdi ve iglerinde bu hadisi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'den i§itmi§ bir kimse yoktu. Bu durum da muhte-meldir.

Kiyametin alametlerinden sayilan erkeklerin azalmasi ve kadin-lann gogalmasi durumu ile ilgili cumlenin izahi bolumunde Tuhfe ya-zan §u bilgiyi verir:

Erkeklerin sayisinm azalmasi ve kadin sayisirun gogunlukta ol­masi sebebi hakkmda §6yle denihnigtir: Fitnelerin gogalmasi sebebiy-le meydana gelecek sava§lar yuziinden erkeklerin bir kismi 61duru-lecek ve boylece sayisi azalacakbr.

Ebu Abdilmelik: Bu ciimle fetihlerin gogalacagina bir i§arettir. Fetihler dolayisiyla gok sayida cariye edinilecektir. Cumle, bir erkegin cok sayida cariye sahibi olacatma i§aret eder, demi§tir. El-Hafiz, Ebu Abdilmelik'hi g6rii§unu ve yorumunu kabul etmeyerek: Hadisin bazi rivayetlerinde erkeklerin sayisinm azalacagi ve kadmlann sayisinm gogalacagi ifade edilmektedir. Bu itibarla cumlenin acik manasi kadin ve erkek sayismda gdrfilecek bu farkin bir sebebe dayah olmaksizin kiyamet alametlerinden sayilma-sidir. Bu farklihk bir ilahi takdirle olur. Kiyamete yakin zamanlarda dogan cogunluklann gogunlugu kiz gocuklanndan olu§ur ve do­gan erkek gocugu az mikdarda olur, demi§tir.

Hadiste sayilan geylerin kiyamet alametleri olmasinin hikmeti ve sebebi ile ilgili olarak Tuhf e yazan §6yle der:

Gerek dunya hayatimn dtizenli olmasi ve gerekse ahiret hayati-mn kazanilmasi, ba§ka bir deyimle dunya ve ahiret mutluluguna eris-mek §u beg §eyin korunmasina baghdir: Din, akil, neseb-soy, nefis ve mal. Dini ilimlerin kaldinlmasi ve din bilginlerinin yoklugu dini ihlal eder. Igki akh ihlal eder. Zina, nesebi ve soyu bozar. Fitnelerin gogalmasi can ve mal emniyetini giderir. Bu be§ §eyin bozulmasi dun-yamn sonunun geldiginin belirtisidir.

4046) "... Ebu Hiireyre (Radtydtl&hu ank)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyki ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

Firat nehri altindan blr dagi ortaya gikarmadik^a kiyamet kop-mayacaktir. insanlar o altin iizerine (gati§ip) olduriilecek ve on in-sandan dokuzu oldiirulecektir."

Not: Zev^id'de ?5yle denilmi?tir : Bunun senedi sahih olup rftvileri gOveoi-lir z&tlardir. Ebfi D&vOd*un rivayet ettigi me tin;

Firat'in altin hazinesini ortaya fikarmasi zamani yakla?iyor. Her Um 0 orada bulnnursa ondan bir ?ey almasin* ?efelindedir.[94][94]

26- Kur'an Ve (Dini) İlmin Gidip Yok Olmasi Babi

4048) "... Ziy^d bin Lebfd (Radtyalldhu onh)'den; §byle demigtir:

Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir §ey anlatarak: Bu, ilmin gitmesi (yok olmasi) zamaninda olur, buyurdu. Ben: Ya Resulallah! Kur'an'i okudugumuz, evladimiza onu okuttugu-muz ve evladimiz da kiyamete kadar kendi evladina onu okutacagi halde Him nasil gider (yok olur)? dedim. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

Anan seni kaybedesiye (ydni Hayret sana) Ziyad! Ben muhakkak sen! Medine'de fikhi en iyi bilen ad am lard an gdrurdum. §u yahudi-ler ve hiristiyanlar Tevrat ve incil'i okuyup da bu iki kitabta bulu-nan hukumlerden hi? bir seyle amel etmez degiller mi? buyurdu.**

Not: Zevaid'de $0yle denilmi^tir: Bunun senedi sahlh olup ravilerl gtive-nlllr Kfttlardir. Fakat sened munkatidir (yanl rAviler zinciri kopuktur). QimkQ Buhart, et-Tarihu's-Sftglr'de : Ravi Salhn bin Ebil-Ca'd, Ziyad bin Lebld'den ha-dls Isitmemi?, demi?tir. Zebebl de eI-Ka?ifte bu hususta Buharl'ye uyarak: tbn-1 M&ceh yaninda bu hadlsinden baska Ziyad'm baska hadlsi yoktur. Kalan Ktttub-I Sitte'de Ziyad'm hie Wr hadlsi yoktur, demisUr.[96][96]

İzahı

Abdullah ve Ebu Musa (Radiyallahu anhiima) 'nin adlsleri ayni mealdedir. Buhari ve Tirmizi, miiellifimiz tbi Fitneler bolumiinde, Muslim de ilim bolumiinde rivayet miglerdir. Baa rivayetlerde bir tek senedle E b 0 Musa ile bn-i   Mes'ud' dan   mu§terek nakil yapilmigtir.

Bu iki hadiste gegen -ilmin kaldmlmasi ve cehaletin inmesi* ile ?ili ciimlelerin izahi bolumiinde el-H&fiz: Bu iki cumlenin anasi goyledir: Ilim, alimlerin olmesiyle kalkar. Her alimin 61u-uyle ilimde bir noksanhk meydana gelir. Qunku 61en alimin yeri )§ kalir ve onun bilip de diger alimlerin bilmedigi bilgiler acismdan r cehalet meydana gelir, demi§tir.

Ebu Hiireyre (Radiyallahu anh) 'in hadisini Buhari, Edeb bolumunde ve aynca Fitneler bSliimunde  rivayet  etmigtir.

M ii s 1 i m de Kader bolumunde rivayet etmi^tir. Ebu Davud ise miiellifimiz gibi Fitneler bolumiinde rivayet etmi§tir.

Bu hadisin *Zaman yakla^ir* mealindeki ciimlesi degi§ik §ekiller-de yorumlannu§tir. Avnu'l-Mabud yazan bu yorumlan §6yle sirala-maktadir:

1. Bundan maksad kiyametin yakla§masi olabilir.

2. Zamanin insanlarinin §er ve fitne bakimindan birbirine yakin karekterde olmasi, yani biribirine benzemesidir.

3. Zamanin insanlarinin omiirlerinin kisalmasidir.

4. Giindiizlerin ve gecelerin sxirelerinin birbirine yakin olmasidir. H a 11 a b i:   Bunun manasi Smiirlerin kisa ve bereketsiz olmasidir. Bir kavle gore manasi, kiyametin kopma zamanimn yaklagma-sidir. Diger bir kavle gore manasi zamanin gargabuk gecmesi, yihn ay gibi, aym hafta gibi ve haftanm giin gibi hizh gecip gitmesidir, d«r.

Beyzavi: Bunun maksad devletlerin omiirlerinin kisa sOr-mesi, ku§aklann gabuk tiikenmesi olabilir, demi§tir.

tbn-i Battal da: Bunun manasi §6yle olabilir: Dinin za-yifligi bakimindan zamanin insanlarinin durum ve hallerinin birbiri­ne yakin olmasidir. Halkin gogunun fasik ve gunahkar olmasi sebe-biyle iglerinde iyi §eyleri emreden ve kdtiiliiklerle miicadele eden kim-se bulunmaz, demigtir,

Hadiste haber verilen ilmin noksanligi, seckin din alimlerinin 61-mesiyle meydana gelir.

Hadiste gecen "§uhh" haklan odemede cimrilik gostermek ve hak-siz kazang igin ihtirash olmak demektir. Bu hastaligin kalblere girip iyice yer etmesi ge§itli meslek sahiblerinde kendini gfisterir. Ilim adamlan ilimlerini ve bilgilerini saklamakla cimrilik eder, san'atkar bildigi san'at dahnda cimrilik eder ve varhkh kimseler de mal .baV 1 mindan cimrilik eder. Biitiin bunlar a§in ihtiras ve cimrilige kap;l*t-rak yukumliiluklerinin geregini yapmazlar.[98][98]

İzahı

Bu hadisi; B u h a r 1, Rikak kitabi ile Fiten kitabinda, Mus­lim, Iman kitabinda ve Tirmizi, Fiten kitabinda rivayet et-miglerdir.

Hadiste gegen bazi kelimeleri aciklayahm i

Cezr ve Cizr: Bir §eyin ash ve koku demektir. Burada kalbin ici, derinli^i manasi kasdedilmigtir. Hadiste gegtigi gibi Tanafisi bu kelimeyi kalbin igi diye aciklami§tir,

Vcktej Bir §eyde gorulen iz ve eser demektir. Mesela bir cis-min renginden degigik bir renkte o cisimde gorulen bir nokta, cizgi veya lekeye Vekte denilir. Bazilan Vekte'yi rengin siyahlasnttaa manasiyla aciklami§lardir. Vekte*nin gogulu Vekt'dir.

Mecl i Kazma, balta sallamak gibi agir bir igte gahgmaktan dola-yi avueun iginde meydana gelen kabarciktir. Cemr: Kor demektir.

Miintebir: Vucudda meydana gelen gig demektir. Sai: Hakim ve vali gibi halkin hak ve hukukunu kollayan, ada-leti yerine getiren yetkili devlet adami demektir.

Hadiste konu edilen Emanet kelimesiyle kasdedilen mana husu-sunda degigik goriigler vardir. Hiyanetin kargiti olan giivenilirlik, iman, Allah'a itaat, kullann Allah'a kargi yiikumluliikleri, AUah'in kullanndan aldigi ahid gibi manalara yorumlanmigtir.

El-Hafiz bu hadisin izahi boliimtinde Emanet kelimesiyle kasdedilen mana ile ilgili olarak ozetle goyle der:

Ibnu't-Tin: Emanet, Allah'tan bagka hig kimsenin bileme-digi kulun gizli yonudur, demigtir.

tbn-i Abbas (Radiyallahii anhuma) 'dan yapilan rivayete gore kendisi: Emanet, Allah tarafmdan kullara verilen emir ve ya-saklann tiimudur, demigtir. Yani kullann yapmakla miikellef olduk-lari farzlarm tamami ve sakmmakla yukumlli bulunduklan haram-lann tamammdan sakmmalandir. Bir kavle g6re emanet, Allah'a itaat ve kulluk etmektir. Diger bir kavle gore kulun yukumlulukleri-nin tiimudur. Bagka bir kavle gore Allah'in kullardan aldigi ahid ve sdzdur.

Bu degigik gorugler; Biz, emaneti goklere, yere ve daglara teklif ettik..." (Ahzab, 72) aye-tinde bulunan Emanet kelimesinin agiklamasi hususunda da vuku bulmu§tur.

Tahrir sahibi: Bu hadiste mezkur Emanet, amlan ayette bulunan Emanet in aymsidir. Emdnet kelimesi her iki yerde de iman manasi-nadir. Bu manada emanet kalbe iyice yerlesince, emirlere itaat edilir ve yasaklardan kagmilu*, demigtir,

Ibnu'l-Arabi de: Bu hadisteki emanetten maksad iman-du*. Bunun kalblerden kaldinlmasi, yani imanm kalbten gikip gitmesi olayi §6yle cereyan eder: Kotii i§ler daima imam zaafa ugratir. Imaa zayuTigi son hadde varinca imanm yalmz eseri ve izi kahr. O da dil ile muslumamm demek ve kalbin dis. kismindaki zayif itikaddu*. I§te Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) imanin bu izini, vucudun di§mda gorulen bir ize benzetmi§ ve imanm zayiflil^ni kinaye yoluy-la uyku ile ifade etmi§tir. Aynca imanm kalbten gidi§ini, aynligmi da gakil ta§lanmn ayak iizerinde yuvarlana yuvarlana yere du§u§une benzeterek taglann yuvarlamgim ona ornek gostermigtir. der.

Hadisin "Halbuki adanun kalbinde bir hardal tanesi kadar imai yoktur" ciimlesi emanetin iman manasmda kullanildigma alamettir

Hadisin ali§ veri§ etmek, kimsenin emaneti eda etmeye yana§ mamasi, gilvenle ali§ veri§ edilebilecek kigilerin sayismm azligi ile il­gili ciimleleri ise emanetin guvenilirlik anlaminda kullanildi|^nui be-lirtisidir. Bu takdirde "Hardal tanesi kadar iman yoktur" cumlesin-deki iman kelimesi emanet kelimesi yerine ve emanetin onemini be-

lirtmek igin kullamlmis olur. Nitekim bir hadiste; If ifllf v * I "Emanete riayeti olmayanin dini de yoktur" buyurulmugtur.

H u z e y f e (Radiyallahii anh) 'in Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'den bir gok hadis rivayetinde bulundugu malumdur. Bu-rada: "Resulullah (Sallallahix Aleyhi ve Sellem) bize iki hadis bu-yurdu" soziinden maksadi emanet hakkmdaki hadislerdir. Bu iki ha-disten birincisi emanetin erkeklerin kalblerinin derinli^ine indlftine dair hadistir. ikinci hadis ise emanetin kalblerden kaldinlmasi ve so-kuliip alinmasi ile ilgili hadistir.

Hadisin bag kismmda emanetin erkeklerin kalblerine indi^i bil-dirilmektedir. S i n d i' nin beyanma gore bundan maksad sirf er-kekler degil erkek kadin butiin insanlardir. Emanetin esas itibariyle kadinlarda azhgi nedeniyle maksadin sirf erkekler olmasi ihtimali de mevcuttur.

H u z e y f e (Radiyallahii anh), emanetin erkeklerin kalbleri­nin derinligine indigine dair hadisi rivayet ettikten sonra "Ve Kur'an indi. Biz Kur'an'dan bilgi aldik ve siinnet'ten bilgi aldik" der. Yani emanet kalblere indikten sonra biz Kur'an-i Kerim ve Hadis-i §erif ile emanet'e baglihgimizi pekigtirdik, iyice §uurlandik ve digimizi da igimizi de giizellegtirdik.

Buradaki Siinnet'ten maksad Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'den aldiklan ve ogrendikleri hadislerdir.

Emanetin kaldinlmasina dair hadiste bu manevi ve kutsal dege-rin insanlann kalblerinden tedricen alinacagi ve halkin gogunun bu-nu yitirecegi ebedi bir usul ile ve orneklendirilerek beyan buyurul-mugtur.

Huzeyfe (Radiyallahtt anh) bu iki hadisi rivayet ettikten sonra emanetin yaygin ve hukumran oldugu donemi de, emanetin kadar azaldigi donemi de yasadiguu ifade etmekle    Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in bir mu'cizesine igaret etmektedir.

Bu muazzam hadisin izahi konusunda daha genis. bilgi almak is-teyenler buna dair serh kitablanna ba§vurabilirler. Biz bu kadarla yetinelim.

4054) "... lbn-i dmer (Radtyalldhu onhum&)'dan rivayet edildigine gore; Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn) §oyle buyurdu, demi§tir:

Allah (Azze ve Celle) bir kulu helak etmeyi diledigi zaman on-dan hayayi sokup ahr. Sonra ondan hayayi sokup ahnca sen o kula (herkesge) ancak ^ok menfur olarak rastlarsin. Sonra sen ona ancak, Cok menfur oldugu halde rastlayinca on(un kalbin)den emanet soku-lup ahnnus olur. O herif (in kalbin)den emanet ^ekilip (lkanhnca da sen ona ancak hiyanetci olarak ve herkesin nazannda hiyanetle me§-hur oldugu halde rastlarsm. Sen ona ancak hiyanetkar ve hainlikle me§hur olarak rastlayinca onun kalbinden rahmet cekilip ?ikanbr. Onun kalbinden rahmet sokiilup alininca da sen ona ancak kovuhnus, lanetlenmis olarak rastlarsm. Sonra sen ona ancak kovulmus, lanet- olarak rastlayinca ondan Islamiyet bagi goziiliip gikanlir."

Not:   Zev&ld'de ?tiyle dentlmi?tfr: Bunun senedinde Said bin Sinan bulnnur. Bu rftvl zayiftir ve adinm ne olduiu hiwQiunda JhtH&t vardir.[100][100]

İzahı

Bu hadisi Muslim, Tirmizi ve Ebu Davud da Fitneler bSliimfinde rivayet etmiglerdir. Tuhfe yazaruun bey&nina g6-re   N e s a i   de rivayet etmigtir.

Muellifimizin 4041. hadisi bunun kisa bir rivayeti mahiyetindedir.

Bu   hadiste   haber   verilen   kiyametin   buyuk   alametlerindent s a    CAleyhisselam)'in    inmesi,   D e c c a Tin   ve   Yecuc ile Me'cuc'un cikmasi olaylan 33. babta rivayet edilen hadis-lerde geleceginden gerekli bilgi orada verilecektir. Qiinkii Muellifi-zniz o babi bu uc konuya tahsis etmigtir.

Hadiste haber verilen yer gokunttileri meselesi 29. babta, Dabbe meselesi 31. babta ve giinegin bati tarafindan dogmasi meselesi 32. babta geleceginden, ayni gerekge ile bunlarla ilgili bilgiyi oraya bi-rakiyorum. Geriye kalan iki alamete gelince:

Birisi, Duhan'dir. Duhan'in liigat manasi duman demektir. Kiya-metin alameti sayilan Duhandan kasdedilen mana hususunda iki go-rug ve rivayet vardir. Bunlari Avnii'l-Mabud yazan bu hadisin izahi bolumunde goyle anlatmaktadir:

1. Merhum   T 1 y b i:   Bu duhan, Allah Teala'mn;

J& plku. .iplJI j)3 j£ «o halde (Ey Nebi!) Sema'nin aleni bir du­man getirecegi gunil gozle" (Duhan, 10) buyrugunda gecen duman-dir. Bu duman olayi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) done-minde vuku buldu, denugtir.

2. Nevevi,   Muslim'in   §erhinde bu hadisi izah eder-ken: Bu hadis; Duhan'in kafirlerin nefeslerini tikayacak ve mu'min-lere de ancak bir nezle gibi rahatsizlik verecek ve henuz vuku bul-mayip kiyametin kopmasina yakin bir zamanda meydana gelecek bir duman oldugunu soyleyenlerin sozunii teyid eder, demigtir.

Nevevi daha sonra birinci goruse deginerek : t b n - i M e s' H d; Duhan, K u r e y 5' in, yard M e k k e mu§rikle-rinin basina gelen kitlik felaketidir ki o felaket onlann baslanna gel-diginde a?lik ve gidasizhktan gozleri iyice zayiflanugti ve bundan do-layi havayi hep dumanli gonirlerdi, demigtir. Alimlerden bir cemaat da Ibn-i Mes'ud (Radiyallahu anhiima) 'nin g6ru§une katil-nu§tir. Huzeyfe, Ibn-i Omer ve el-Hasan (Radi-yallahu anhum) da birinci gdruste olanlardandu-. Huzeyfe (Ra-diyallahu anh) Duhan'in kiyamete yakin zamanlarda gorulecek du­man olduguna dan- Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'den bir hadis rivayet etmi§tir. O hadiste dumamn 40 gun yer yuzunde kala-ca|a da ifade buyurulmugtur. Rivayetleri birle§tirmek bakimindan; iki ayn dumamn vuku bulmasimn kasdedilmig ihtimali de vardir, de-migtir.

Kurtubl deTezkire'de: Ibn-i Dahiyye demi§tirki: En saghkli g6ru§ bunu iki olaya yorumlamaknr. Birisi (Asr-i Saadet'-te) vuku bulmus, digeri ise ilerde vuku bulacaktir.   Mekke   mugriklerinin gordiigu duman hakiki duman degildir. Onlara dyle geli-yordu. Kiyametin alameti sayilan duman ise hakiki dumandir. Kur-t u b i daha sonra sozlerine devamla: "ibn-i Mes'ud (Radiyallahu anh)'den yapilan rivayete gore kendisi: Dumanlar ikidir, demistir. Mucahid de demi? ki: ibn-i Mes'ud (Badiyallahu anh) : Dumanlar iki­dir. Birisi ge^irildi. Kalan duman ise, yer ile semanin arasini doldu-racaktir, demi§tir, diye bilgi vermigtir.

Diger alamet: Aden memleketinin en uzak yerinden Qikip insan-Ian mahser yerine sevkedecek ategtir. Aden, Yemen'de bulu-nan meghur bir gehirdir. Ategin insanlan sevkedecegi Mahger yeri-nin § a m arazisi oldugu soylenmigtir. Qiinkii sahih bir hadisle sa-bit oldugu iizere Mahger yeri 5am arazisi uzerinde olacaktir. E 1 -Karl'nin dedigi gibi § am arazisi yaMahger yerinin baglangig bolgesi olacak veya Allah Teala bu araziyi butun Mahger halkim ala-bilecek derecede genigletecektir. Bu alamet henuz meydana gelme-migtir. Allah en iyi bilendir.

4056) "... Enes bin Milik (Radtyattaku anhyden rivayet edildigine gS-re; Resfllullah (SaUallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demigtir:

(§u) alb §ey gelmeden once (ibadet sayilan iyi) amelleri isleme-ye acele ediniz; Giinesin bati tarafindan dogmasi, Duhan, Dabbetul-Arz, Deccal, her biriniz© mahsus olan (oliim) ve (size verilecek) kamu hizmeti."

Not:   Zev&W'de ^Qyle denilml5tlr: Bunun senedl hasendir. Bftvi Sinfla ttn

Sa'd'm giivenilirligi adi hakkmda ihtilaf vardir.

4057) "... Ebfi Katade (Radtyalt&hu an A)'den rivayet edildigine gore; Resuluilah (SaUallahu Aleyki ve Sellem) §5yle buyurdu, demigtir:

•Kiyamet alametleri iki yiizden sonradir.»"

Not: Zevfiid'da $6yle denHmi?tir: Bunun senedlnde Avn bin Omfire el-Abdl bulunur. Bu rftvi zayif tir.[102][102]

29-Husuf (Yere Batmak) Babi

4059) "... Abdullah (bin Mes'fld) (RadtyaU&kii onAJ'den rivayet edildi-Jine gore; Peygamber (SallaUahu Aleyki ve Sellem) soyle buyurmuftur:

Kiyamete yakin zamanda  (bazi gunahkar insanlarda)     mesih (hayvan sfiretine gevirilme), yere batma ve ta§lanma (azabi) olur."

Not: Zevaid'de soyle denilmistir: Abdullah (bin Mes'ild) (R.A.)'m hadisine ait seneddeki raviler gtivenilir zatlardir. Fakat sened munkatidir. Yanl kopuktur. Cunktt Imam Ahmed'in dedigi gibi ravi Seyyar Ebti'l-Hakem. Tank bin Sihab'dan hadls rirayet etmemistir. Ancak tbn-i Hibban'in kendi Sahlhlnde rivayet ettigi Ebu Hureyre (R.A.)'in hadlsi bu hadisin sahidi durumundadir. Yani aym metin ora-da bulunur ve boylece hadls te'yid edilmis olur.

4060) "... SehlbinSa'd (es-Saidi) (Radtyallahuanhumd)'danrivfyetedii-digine gore kendisi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellemyden §6yle buyur-dugunu isitmi§tir:

Benim iimmetimln sonunda yere batraak, mesih (hayvan stlreti-ne) tevrilmek ve ta§Ianmak (azabi) olur."

Not: Zevaid'de soyle denilmistir : Ravi Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem'in snyuligi sebebiyle bunun senedi zayiftir.

4061) "... Nafi (RadtyaUahu ankyden rivayet edildigine gore bir adam (bir gun) tbn-i Omer (Radtyalldhu anhiim&ynm yanma gelerek :

Falan adam size selam eder, diyerek birisinin selamini teblig etti. (Fakat) Ibn-i Omer (buna cevaben) :

O adamm dinden olmayan bir seyi dine soktugu haberi bana ulasb. Eger o adam hakikaten (bir bid'at) lead etti ise sen benden ona selam gdturme. Cunku ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) 'den su buyrugu isittim

Benim ummetimde (veya bu ummette) mesih (hayvan suretine cevirilme), yere batma ve taslanma (azabi) olur. Bu (ceza) kaderi In-kar edenler hakkindadir."

4062) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radiyalldhii anhum&)>dan riv4-yet edUdigine gore; Resulullah (SaUottohu Aleyhi ve Sellem) soyle buyurdu, de-migtir:

migtir:

Benlm Ommetimde yere batmak, mesih (hayvan suretine peviril-me) ve ta§Ianma (azabi) olur."

Not: Zev&id'de ?dyle denilmi^tir: Bunun senedindeki rAvUer gUveallir z&t-tordir. Pakat sened munkaUdir, kopuktur. Qunku Muhammed bin Mtislim bin Ted-rlis isimU Ebti'z-ZQbeyr, AbduUah bin Amr (R.A.)'den hadls i?itmemistir. Bu du-ramu Von-l Muln sfiylemi^tir. Eba Hatem de : Bu ravi Abdullah bin Amr (RA) He bulu?mami$, demi^tir. [104][104]

30- Beyda Ordusu Babi

4063) "... Abdullah bin Safv&n (bin Cmeyye bin Halef) (Radtyatt&hii anhumd)'dan; §oyle demijtir:

(Mu'minlerin anasi) Hafsa (Radiyallahu anha), bana ResflluUah (Sallallahii Aleyhi ve SellemJ'den §u hadisi igittigini haber verdii

"(Son zamanlarda) Muhakkak bJr ordu su Ka'be'yi yikmayikas-dedecektir. Nihayet o gtiruh Beyda denilen yere geldikleri zaman on-lann orta tabakasi yere batinhr ve 6nde gidenleri arkadakilerine haykin§ta bulunur. Sonra onlar da yere batixilir. Artik ka^p da ken-dilerinden haber verecek olandan baska onlardan hig kimse kalmaz.*

(Abdullah bin Safvan) demistir ki: Sonra ttaccac (bin Yusuf un) ordusu gelince biz o guruhun bu ordu oldugunu sandik. Sonra (bu or-dunun yere batinlmamasi sebebiyle o giiruh olmadigi anla§ilmca) bir adam (bana) : Ben senin Hafsa (Radiyallahii anha) adina yalan sdy-lemedigine ve Hafsa (Radiyallahu anha)'nin da Peygamber (Sallal-lahu Aleyhi ve Sellem) adina yalan sdylemedigine sahidlik ederim, dedi.M

4064) "... (Mu'minlerin anasi) Safiyye (Radtyalldkii a«Ad)'dan rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Settem) :

<insanlar $u Ka'be'yi yikmak igjn sava$ etmekten vazgegmeye-cekler. Nihayet bir ordu (bu maksadla) sava§maya gidip Beyda deni-len mevkie (veya hig bir bitki olmayan dumduz bir araziye) vannca onlann 6nde gidenleri ve arkada olanlan yere batinlir ve ortada olan* lar da kurtulamaz (yani hepsi yere batinlir), buyurdu.

(Safiyye demigtir ki:) Ben: Eger onlann iginde zorla goturulen olursa (onun durumu ne olacak) ? diye sordum. O buyurdu ki >

•Allah (kiyamet giinu) onlan niyetlerine gore diriltir.*"

4065) "... (Mu'minlerin anasi)   Ommii Seleme  (Radtyallahu

nvayet edildigine gore:

Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yere batinlacak ordu-

dan bahsetti. Bunun Ozerine ttmmfi Seleme (RadiyaUahu anha) : Ya Hesulallah! O ordunun icinde (kendilerine katilmaya) zorlan- kimse olabiUr (onun hali ne olacak)? diye sordu. Oi Onlar (kiyamet gunu) niyetlerine g6re dlriltUirler buyurdu."[106][106]

31- Dabbetü'l-Ard Babi

4066) "... Ebu Hureyre (Radtyalldhu anhy&tn rivayet edildigine gore: Resulullah (Sallattaku Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demigtir :

Dabbe, Su ley man bin Davud'un muhru ve Musa bin imran'in asa-si (Aleyhimesselam) beraberinde olarak gikar, asa ile mu'minin yu-zunu parlatir ve muhiiru kafirin burnuna vurup damgalar. (Mii'mirv ile kafiri bu §ekilde ayirdedecek) oyle ki oba halki toplanacak da bu: Ya mtt'min! diyecek, §u da: Ya kafir! diyecektir.

Ebii'I-Hasan el-Kattan ...senediyle Hammad bin Seleme'den bu hadisin mislini rivayet etti ve bir defasinda (son cumleyi) $dyle nak-letti:

(Oba halki toplanacak da) bu: Ya Mu'min! ve §u: Ya Kafir! di­yecek."

4067) "... Abdullah bin Btireyde'nin babasi (Bureyde bin e (Radtyalldhu anhum&)'dan; §6yle demigtir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gun) benl ye yakm Badiye'de bir yere gOturdii. Baktim ki etrafinda ki nan kupkuru bir yerdir. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyh lem) :

•Dabbe, bu yerden gikacaktir», buyurdu. tv&ret buyumJ eni ve boyu birer kan§ti.

ibn-1 Bureyde demi§tir ki: Bundan birkac yil tonra haci Babam (o sahamn eni ve boyu uzunlu&unda) bir asasmi Mi di. Baktim ki o asa benim bu asam ile $u ve bu kadardir.**

Not: Zev&id'de fdyle denllmi?tir: Bunun nnedl ssyiftir. Ctlalcft Ubeyd nakkinda Bubftrl: Onun hadlsi ttaartoda dftfflnmwfc genldr. 4» Hibbftn ve Hftkim de: O, bir Ukirn mevxO faadWcrl Bnes (RJU'O [108][108]

32- Güneşin Battiıi Yerden Doğması Babı

4068) "... Ebfi Hiireyre (Radtyalldhu ankyden; §6yle demigtir:

Ben, ResOIuUah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den 9a buyururken i§ittim:                                                                    

•Giines battigi yerden dogmadikca kiyamet kopmayacaktir.   O (battagi yerden)   dogup da insanlar onu gSrunce yer yuzunde olan (turn) insanlar Iman edecektir. iste o zaman, daha Once Iman etmlf olmayan nig bir kimseye (o gunku) imaninin fayda vermeyecejrf s»-mandir.*'*

4069) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (RadtyalldhU anhufii&ydaa ri­vayet edUdigine gore; Resfflullah (Sallallahu Aleyhi ve SeUtm) goyle buyurdu, demigtir:

Kiyamet alametlerinden ilk meydana gelecek olam gunesin batti­gi yerden dogmas ve Dabbe'nin kusluk vaktlnde insanlara (yerden) cikmasidir.

(Ebu Zur'a demistir ki:) Abdullah (bin Amr bin el-As) : Arbk bu iki alametten hangisi dlgerinden Once cikarsa digeri ona yakindir, dedi.

(Ebu Zur'a demistir ki:) Abdullah (bin Amr bin el-As) : Ben (bu iki alametten) ilk cikacak olan alametin ancak gunesin battigi yerden Cikmasi oldugunu saninm, dedi."

4070) "... Safv&n bin Assal (Radtyalldhii o«A)'den rivSyet edildigine go­re; Resulullah (Saliallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

§uphesiz, gunesin battigi yer tarafinda yetmi$ yilhk mesafe genis.-liginde acumi$ (durumda) bir kapi vardir. Giines o kapi tarafindan doguncaya kadar o kapi tevbe (nin kabulii) icin daima acik olacaktir. Gunes o kapi tarafindan dogunca, daha dnce iman etmis olmayan ve­ya imaninda bir hayir kazanmi§ olmayan hie bir kimseye (o gunkii) imam fayda vermeyecektir."[110][110]

33- Deccal'ın Fitnesi, Meryem Oğlu İsa Aleyhisselam'ın (İnip) Meydana Çıkması ve Ye'cüc İle Me'cücun Çıkması Babı

4071) "... Huzeyfe  (bin el-Yeman)   (Radtyallahii anhiim&)'dan riy edildigine gore; ResQluIlah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) §5yle buyurdu, de-mi§tir:

Deccal, sol gdzu sakattir, sagi ?oktur. Beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardir. Onun cehenneml bir cennet, cennett de bir ce-hennemdir."[112][112]

İzahı

Bu hadisi;   Tirmizi,   Ahmed   ve   Hakim   de rivayet etmiglerdir.

Mecann i Micenn'in coguludur, kalkanlar demektir. Mutarraka ve Mutraka: Dis yuzii deri ile kaplanmis kalkan de­mektir.

Tirakt Kalkanin buyiiklugune gdre kesilip dis yiizune yapistin-lan deri demektir.

H u r a s a n' dan cikacak D e c c a 1' a uyup ona iltihak ede-cek kavimlerin yuzleri bu nevi kalkanlara benzetilmistir. Tuhfe ya-zan bu benzetmenin izahi bolumunde: Yani o kavimlerin yuzleri ge-nis ve elmaciklan yuksektir. Maveraiinnehir halkimn yiiz-leri genellikle boyledir, demistir.

4073) "... El-Mugire bin §ulbe (Radtyalldhu a*A)'den; §oyle demigtir:

Hie bir kimse Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'e Deccal hakkinda benden daha fazla soru sormadi. (Ravi Ibn-i Niimeyr ken-di rivayetinde "daha fazla soru" ifadesi yerine: "Benim sorularun-dan daha getin soru" dedi). Bunun uzerine Resul-i Ekrem (Sallalla­hii Aleyhi ve Sellem) bana:

-Deccal hakkinda ne soracaksin?* buyurdu. Ben:

Onlar (yani halk veya Ehl-i Kitab) diyorlar ki t §uphesiz yiyecek

ve icecek (maddeleri) yalniz Deccal'ui beraberinde bulunur, dedim.

O, buyurdu Id:

•Deccal, Allah nezdinde su (anlattigi)ndan ehvendir.-"[114][114]

İzahı

Bu hadlsi; Muslim, Tirmizi ve Ebu D a v u d da rivayet etmislerdir. Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet ettikleri metinler nisbeten kisadir. M u s 1 i m' in rivayetinde so-zii edilen adamin Deccal oldugu Resul-i Ekrem (Aleyhi's-sala­tu ve's-selam) tarafindan belirtilmistir. Yani Temim-i Dari1-nin anlattigi haber ile bu konuda daha once Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) tarafindan beyan buyurulan haber arasinda tarn bir mutabakat oldugu, O'nun tarafindan ifade buyurulmustur.

Tirmizi1 nin rivayetinde adam Deccal oldugunu bil-dirmis, Ebu Davud'un rivayetinde de Mesih oldugunu belirt-mistir.

Muslim ve Ebu Davud'un rivayetlerinde F a 11 -ma bint-i Kays (Radiyallahu anha) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in Deccal'm dogu tarafindan cikacagini bil-dirdigine dair bolum de mevcuttur.

Bu hadiste gecen bazi kelimeleri aciklayalim:

Kaylule i Ogle uykusu veya istirahatidir.

Kavarib: Kaarib'in goguludur. Kaarib; kayik - sandal demektir. Vapurla denize acilanlar, beraberlerinde kayik - sandal lar bulundu-rurlar ki ihtiyac halinde onlardan istifade etsinler.

Ehdeb: Kirpikleri giir ve cok olan veya kirpikleri uzun olan kim-se demektir.

Cessase: Casusluk eden disi demektir. Adada gorulen hayvana bu ismin verilmesi sebebi bir kavle gore Deccal icin haber top-lamaya cahsmasidir. M u s 1 i m' in rivayetinde adaya gidenlere "Cok kilh bir dabbe— hay-van —rastladi. Onlar bunun kihiun (oklu-gundan onunii ardindan ayiramadilar" denilmektedir. Bu rivayete gore Cessase, bir hayvandir. Nevevi: Abdullah bin A m r bin el-As (Radiyallahu anhiim) 'den rivayet edildigine gore Cessase Kur'an-i Kerim'de sozu edilen Dabbetu'l-Ard'dir, demis-tir. DabbettU'1-Ard ile ilgili gerekli bilgi bu kitabin 31. babinda gecti.

Deyrt Kilise ve manastir manasinadir. Fakat Avnii'l-Mabud ya-zannin beyanina gore burada bina ve mesken manasi kasdedilmistir.

ZGgar:   § a m' in   kible tarafinda bir sehrin ismidir. Ayn-i Zfl-gar da orada bulunan bir pinardir.

Beysan i   S u r i y e ' de   bir sehrin ismidir. Taybe i   Medlne-i   Miinevvere1 nin   adidir. Diger bir adi da Tabe'dir.

Deccal, Zugar pinan. Amman ile Beysan ara-sindaki hurma bahceleri ve Taberiyye golimun durumlanni sormugtur. Bu sorulara verilen cevab karsisinda Deccal'm s6y-ledigi sozler muellifimizin rivayetinde yoktur. M ii s 1 i m' in ri-vayetine gore bu cevablar verilince Deccal, Beysan hurma-hginin meyve vermemesi ve Taberiyye golunun suyunun ta-mamen gekilme ve tukenme zamammn yaklastigmi soylemigtir.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) "in Deccal ile il­gili bu habere sevinmesinin sebebi hadiste belirtildigi gibi; Medi-ne-i Miinevvere1 nin Deccal'm serrinden korunmasi-nin Deccal tarafindan da itiraf edilmesidir. Yoksa zaten bu mu-barek belde'nin kiyamete dek Allah tarafindan korunacagim Pey-gamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) biliyordu ve bu durumu sahA-bilere bildirmi§ti. Temim-i Dari ve yakmlannin anlattifti haber de O'nu sevindirmi^tir.                                                              f.^

Nevevi:   Bu hadis,   Temim-i   Dari' nin   faziletine delalet eder. Aynca; ustun asttan, tabi olunan zatin kendisine olan kimseden rivayette bulunmasinin mesruluguna da delalet eder, demi§tir.

Temim-i Dari (Radiyallahu anh) 'in hal tercemesi 760. ha-disin izahi bolumiinde gecti.

Su noktayi da belirteyim:

Muellifimizin rivayetine g6re Deccal ile ilgili haberi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e arz eden zat Temim-i Da-r I' dir. Ancak buna ait cumleleri takip eden bir cumlede T e -mlm-i Dari' nin bir amcasi oglu bu haberi arz ettigi ifade edil-mektedir. Muhtemelen Temim-i Dari ile amcasi oglu bu ha­beri birlikte arz etmislerdir. $6yle de olabilir: Temim-i Dari (Radiyallahu anh) bu haberi amcasi oglundan naklen bildirmistir.

M ii s 1 i m' in bir rivayetine gore bu haberi Peygamber (Aley­hi's-salatu ve's-selam) 'e arz eden Temim-i Dari (Radiyalla­hu anh) 'dir ve o bizzat bu yolculukta bulunmugtur. M ii s 1 i m ' in diger bir rivayetinde ise "Temim-i Dari' nin amcasi ogulla-n deniz seyahatinda bulunmuslar..." ifadesi kullamlmi§tir. M u s -1 i m' in   bir baska rivayetinde   "Temim-i   Dari,   kendi kavminden bir gurubun deniz seyahatinde bulunduklanm Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e arz ederek bu olayi anlattigi" bigimin-dedir.

Bu rivayetler olayin Temim-i Dari (Radiyallahii anh) tarafindan Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'e arz edildigine delalet eder.

Fatima bint-i Kays (Radiyallahii anha) 'nin hal ter-cemesi 1789. hadisin izahi boliimunde gegti.

4075) "... Nevvas bin Sem'an el-Kilabi (RadtyaUdhu anhyden; §oyle de-mi§tir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir sabah Deccal'dan soz etti de onun hakkinda algaltma ve yiikseltme yapti, hatta biz onu (Medine-i Munevvere'nin) hurma bahgelerinin kenannda sandik. Sonra ak§amleyin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yani-na vardigimiz zaman bizde meydana gelen o tela§i anladi ve:

Haliniz nedir, (tela^hsiniz)? diye sordu. Biz de:

Ya Resulallahl Sabahleyin Deccal'den sfiz ettin ve onun hakkinda oyle alcaltma ve yiikseltme yaptm ki biz onu hurma bahcesinin kenannda sandik, dedik. Bunun uzerine O:

Deccal'dan baskasi sizin icin beni daha 90k endiselendiricidir: CCiinku) ben iginizde iken c.ikarsa sizin oniinuzde onu ben yenerim, defederim ve §ayet ben icinizde degil iken cikarsa herkes kendi nef-sini savunarak onu yenmeye cahsir. Allah da her miisluman hakkm-da benim halifemdir (koruyucu ve yardimcidir). Deccal cok kivircik sach bir genctir. Gozu yerinde duruyor (fakat sakattir). Ben onu Ab-du'1-Uzza bin Katan'a benzetir gibiyim. Sizden kim onu gorurse, aley-hinde Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun (ki fitnesinden emin ol-sun). O, §am ile Irak arasinda bir yoldan cikacak ve sagda solda hiz-la fesad, bozgunculuk cikaracaktir. Ey AHah'in kullart (dinde) sebat ediniz, buyurdu. Biz:

Ya Resulallah! Onun yeryiizunde kalma surest ne kadardir? di-ye sorduk. O:

Kirk gundiir. Bir giin bir yil gibi. Bir gun bir ay gibi. Bir gun bir Cuma (yani bir hafta) gibi- Diger gunleri sizin giinleriniz gibidir, bu­yurdu. BiZ:

Ya Resulallah! Peki bir yil gibi olan giinde bize bir guniin nama-zi kafi gelecek (mi)? dedik. O:

(Hayir!) Her giinduk namazlar) icin normal bir giin mi kt a run hesaplayiniz, buyurdu. Nevvas demistir ki: Biz:

Deccal'in yeryiizunde siir'ati ne kadardir? dedik. O: Arkasindan riizgar esen bulut gibidir, buyurdu ve (buyruguna devamla) Deccal bir kavmin yanina vararak onlan (kendisini ilah olarak kabul etmeye) davet edecek. Onlar da davetine icabet ederek ona inanacaklar. Bunun uzerine Deccal buluta yagmur yagdirmasnu emredecek ve bulut da yagmur yagdiracaktir. Yere bjtki vermesini em-redecek. Yer de bitki bitirecek ve o kavmin deve siirusu (ile diger sa-gim hayvanlan) aksamleyin horgiicleri alabildigine uzamig (yani c,ok semiz), memeleri (siitun bollugundan) son derece gelisip sarkmis ve bogiirleri tamamen dolup ^ismis olarak (mer'adan) yanlanna done-cektir. Deccal daha sonra baska bir kavmin yanina vararak onlan da davet edecek. Fakat o kavim onun soziinii redd edecek. O da on-lann yanindan ayrihp gidecek. Fakat o kavmin basin a kitlik felake-ti gelecek ve ellerinde (mal olarak) hie bir §ey kalmayacaktir. Sonra Deccal bir harabeye ugrayacak ve ona: Definelerini cikar, diye ses-lenip oradan aynlacak. Harabenin defineleri de bal anlannin an beyini izledikleri gibi hemen arkasina d use cektir. Sonra Deccal, gayet gene bir adanu (kendisine inanmaya) davet edecek de (geng daveti-ni reddedince Deccal ofkesinden) onu kihcla vurup ikiye bolecek, her parcayi bir okun ula§abilecegi hedef mesafesine firlatacak (yani iki parga arasmdaki mesafe bir okun atildigi yer ile varabilecegi hedef mesafesi kadar olacak). Sonra o genci cagiracak. Gene dirilip parlak yuzlii ve gulerek ona yonelecek {yani onunla alay ederek: Senin sa-pikligm hakkinda su anda daha bilincliyim, demek isteyecektir ve Deccal bir daha o gence dokunamayacaktir). Deccal ile halk bu hal-de iken aniden Allah isa (Aleyhisselam)'1 gonderecektir. isa (Aley-hisselam), Dimesk'in dogusundaki beyaz minare yanina boyali bir ta-kim elbise icinde, ellerini iki melegin kanatlan uzerine koymus. ola­rak inecektir. Basmi tonline) egdigi zaman basi (ter) damlatir ve ba-sinx havaya kaldirdigi zaman iri inciler gibi (yapilan) goimus tanecik-leritne benzeyen berrak ter tanecikleri) ba$indan asagiya dogru yu-varlanacaktir. Onun nefesinin kokusunu duyan hie bir kafirin dime-mesi miimkun degildir. Onun nefesi de goziiniin gorebildigi mesafe^ ye ulasacaktir. isa (Aleyhisselam) gidip Deccal'a nihayet LOd kapul yanmda yetisecek ve onu oldiirecektir. Sonra Allah'm peygamberl isa (Aleyhisselam), Allah'm (Deccal'den) korumus oldugu bir kav­min yanina varacak ve yuzlerini meshedecek (yani elini teberruken yiizlerine siirecek veya onlan korku ve sikintidan kurtaracak) ve on-lara cennetteki derecelerini anlatacaktir. Onlar bu halde iken aniden Allah, Isa'ya:

Ya isa! Ben oyle bir takim kullanmi cikardim ki onlarla sava?-maya hig bir kimsenin gucu yetmez. Sen de kullanmi Tur'a gdturup orada toplu halde onlan koru, diye vahiy indirecek ve Allah, Ye'cuc ve Me'cuc'u gonderecektir. Bunlar Allah'in buyurdugu gibi her tepe-den hizla sizacaklardir. Bu suretli onculeri Taberiyye goltine ugraya­cak ve icindeki suyu icecekler (suyu tiiketecekler). Sonra geride olan-lan (O gole) ugrayacaklar ve: Bu golde muhakkak bir kere su vanb, diyecekler. Allah'm peygamberl isa ve arkadaslan da (Tur daginda) mahsur kalacaklar. Hatta onlardan birine bir 6kuz kellesi sizden bi-rinize bugiinku yuz altindan daha makbul olacaktir. Sonra Allah'm peygamberi isa (Aleyhisselam) ve arkadaslan Allah'a niyaz edecek-Ier. Allah da Ye'cuc ve Me'cuc uzerine boyunlanna musallat olacak deve kurdu gdnderecek. Ve boylece Ye'cuc ve Me'cuc bir kisinin 91-mesi gibi bir arada blniiis olacak lar. Allah'm nebisi isa ve arkada?-lan da (Tur dagindan) inecekler de yeryuzunde onlann la§e^ pifr ka* kusu ve kanlan ile dolmadik bir kanslik yer bulamayacaklar. But nun uzerine isa (Aleyhisselam) ve arkadaslsn (yer yuziinun bunlardan temizlenmesi icin) Allah Subhanehu'ya niyaz edecekler. Allah da boyunlan buht (cinsi) develerinin boyunlanna benzeyen bir ta-kun kuslan Iaseler iizerine gonderecek ve kuslar la§eleri tasiyarak Allah'in diledigi yere atacaklar. Sonra Allah onlara oyle bir yagmur gonderecek ki ne bir kerpic bina ne de bir cadir (hicbir seyi) o yag-murdan sakhyamiyacak (koruyamiyacak), yagmur boylece her ta-rafi yikayip ayna gibi parlatacaktu*. Sonra yere: Oriinunu bitir, be-reketini de geri getir, denilecektir. i§te o gun cemaat nardan yiye-cekler. O nar (tanesi) onlan doyuracak ve onlar onun kabugu altui-da golgeleneceklerdir. Allah siite de oyle bereket verecek ki yeni do-gum yapnus. deve kalabahk cemaate yetecek, yeni dogum yapmis inek bir kabileye yetecek ve yeni dogurmus koyun - keci akrabalardan olusan cemaate yetecektir. Sonra onlar bu halde iken Allah onlara giizel bir riizgar gonderecek, o riizgar onlan koltuk altlanndan ya-kalayarak, musluman olan herkesin ruhunu alacaktir. Diger insan-lar e§eklerin alenen ciftlestigi gibi herkesin gozu oniinde cinsel ili§-kilerde bulunup duracaklar. iste kiyamet bunlann ba$ina kopacaktir, buyurdu."[116][116]

İzahı

Ebu Davud, Nevvas bin Sem'an (Radiyallfthu anh) 'in (4075 nolu) hadisini rivayet ettikten sonra Ebu O m A ffl« (Radiyallahu anh)'in bu hadisini kisaca rivayet ederek bunun da Nevvas (Radiyallahu anh) 'in hadisinin misli oldugunu sOylemefc le yetinmi§tir. Avnu'l-Ma'bud yazan Ebu Davild'^n buhfti disine ait senedin sahih oldugunu, fakat ibn-i Mflceh'ln bu hadise ait senedinde bulunan ravi Ismail bin Bafiin za-yif oldugunu soylemi§tir.

Bu hadiste gegen bazi kelimeleri agikhyayim:

Zahraneykiim: Aramzda, demektir.

Hacic: Huccet ve delil ile hasmini yenen, demektir.

Halle: Yol demektir.

AVer: Gozii sakat olan demektir.

Mins.ar: Testere, bigki demektir.

Zurayb: Kiiguk dag demektir.

Sebaha: Qorakh, gakilh ve bitek olmayan tuzlu arazi demektir.

Kir: Demirci koriigii demektir.

Niikus ve Kahkara: Geri geri yuriimektir.

Sac: Yesil renkli sal demektir.

Ludd: § a m veya F i 1 i s t i n dolaylannda bir koy veya bir semtin ismidir.

Garkada: Dikenli bir agag gesitidir.

Salib i Hagtir.

Cizyet Islam memleketinde oturan   Ehl-i   Kitab'm   ver-

Hume: Zehirdir.

Silm x Bans, demektir.

Kitif t Salkim demektir.

Fasurt Sofra demektir.

Zilf: Gevis getiren hayvan tirnagidir.[118][118]

İzahı

Buhari, Muslim, Tirmizi ve Ahmed'in de rivayet ettikleri bu hadisin bir benzeri bundan onceki uzun hadis iginde gegti ve gerekli bilgi biraz once yukarda verildi. Artik burada Have edecegim bir §ey gormuyorum.

4079) "... EL" **Kfd-i Hudri (Radtyjlahii ank)'den rivayet edildigine go­re ; Resulullah (Sallallahu A ltyhi ve Sellem) §oyle buyurmugtur:

Ye'cuc ve Me'cuc fseddi) acilacak ve Allah Teala'nin;

= "vfc onlar her tepeden hizla inecekler" ayetinde buyurdugu gibi onlar cikip yeryuziinu istila edecekler. Muslu-manlar da onlar (in saldinsm) dan dolayi yerlerini birakip gerl c.ekl-lecekler. Hatta kalan miisliimanlar §ehirlerine ve karalanna (sigin-mi§) olacak ve mevagi (devet sigir, koyun ve kegi) siirulerini yanlan-na banndiracaklar (yani mer'aya gonderemiyecekler). Ye'cflc ve Me'­cuc (onciileri) nehire ugrayip yatagmda hig bir §ey kalmayacak §e-kilde suyunu igip tiiketecekler. Olanlann arkasinda gelen geridekiler oraya ugrayacaklar ve sozculeri: S^phesiz bu yerde bir kere su vardi, diyecek. Onlar yeryuzune hakim olacaklar. Sonra sozculeri: Su insanlar yeryiizii halkidir, i§lerini bitirdik. And olsun ki §imdi gok halki sava§acagiz, diyecek. Hatta onlardan bin harbesini (kisa miz-rakiru) goge dogru firlatacak ve harbesi kana bulannu? olarak done-cektir. Bunun uzerine onlar: Biz gok halkim da §iiphesiz dldurduk, di-yecekler. Onlann boyle oldugu sirada Allah aniden deve kurdu suru-sune benzer hayvanlar gCnderecek ve bu hayvanlar onlan boyunla-rmdan yakalayacak ve onlar cekirge siirusunun olumu gibi oliip bir-birinin ustune yigilip kalacaklar. Sabahleyin musliimanlar onlann ses sedasini i§itmiyecekler. Bunun uzerine muslumanlar: Kim canmi feda edip onlann ne yaptigina bakacak? diyecekler. Bunun uzerine muslumanlardan nefsini Ye'cuc ve Me'cuc'a oldiirtmeye hazu-lami? durumda olan bir adam (sigindigi yerden) inecek ve Ye'cuc ile Me'­cuc guruhunu 61mu§ olarak bulacak. Bunun uzerine muslumanlara §6yle seslenecek: Dikkat ediniz! Sizleri mujdeliyorum. Du§manlanniz 61mu§Ierdir. Bunun uzerine muslumanlar (sigindiklan yerlerden) di-§an cikacaklar ve kttcukbag, buyukba? hayvanlarini salrverecekler.

§inca, ba§lannda bulunan Amir i (kazi i§ini birakip) geri donunuz de Allah Teala dilerse yann kazacaksiniz, diyecek ve onlar da insaallah diyecekler (veya bas.lanndaki adam onlara: insaallah, deyiniz, diye-cek). Sonra (ertesi gun) onlar seddin yamna varacaklar. Sedd onla-nn (bir giin once) biraktiklan vaziyette olacak (yani agtiklan gedik oldugu gibi durmu§ olacak) ve onlar seddi kazarak (agacaklan ge-diklerden) insanlann iizerine cikacaklar ve (vardiklan) suyu icip tiiketecekler. Halk da onlardan (korunmak igin) kal'alanna - siginak-lanna kapanacak. Bu kere onlar oklanni goge atacaklar. Oklan da ustii kanla dolu olarak geri gelecek. Bunun iizerine onlar i Biz yerytt-ziindeki halki kahrettik (onlara iistiin geldik) ve gok ehlini de yen-dik, diyecekler. Sonra Allah onlarui boyunlanna musallat olacak de-ve kurdlaruu gonderecek ve onlan bu kurdlarla oldiirecektir.

Resulullah (Sallaliahii Aleyhi ve Sell em) buyurdu kit Canim (kudret) elinde olan (Allah) a yemin ederim ki yerdeki hayvanlar on-lann etleriCni yemek sureti) ile muhakkak iyice semizlenecek ve me* meleri siit ile dolacaktir."[120][120]

34- Mehdinin Çıkması Babı

4082) Abdullah (bin Mes'ud) (Radiyalldhu a«A/den; §6yledemigtir:

Biz bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yamnda [ken Ha$im ognllanndan bir gurup gene bize dogru geldiler. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlan gorunce (miibarek) ?6zleri ya§ doldu ve rengi degi§ti. Abdullah demi§tir ki: Bunun uze-rine ben:

(Ya Resulallah!) Senin (mubarek) yuziinde arzulamadiguntz (ya-ni bizi uzup endi^elendiren) bir degi$ikligi bir suredir goriiyoruz, de-dim. O da t

Biz 6yle bir ev halkiyiz ki, Allah bizim i^in ahirett dunyaya ter-cih etmi$tir. Benim Ehl-J Beytim, muhakkak (ev halkim) benden son­ra bela, kaipirilma ve stirgune ugrayacaktir. Nihayet beraberinde si-irah bayraklar bulunan bir kavim dogu tarafindan gelecek ve hayir (hukumdarlik) isteyecekler. Fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bu-lun uzerine sava§acaklar ve onlara (Allah tarafindan) yardim edi-ecek. Bundan sonra istedikleri (hukumdarlik) kendilerine verilecek, 'akat kendileri bunu kabul etmeyip emirtigi Ehl-i Beytim'den bir ada-na tevdl edecekler. Bu (Emir) de insanlar yeryiiziinu daha once zu-flm lie doldurduklan gibi yeryiiziinu adaletle dolduracaktir. Artik iizden kim o gune yeti^irse kar ustunde emeklemek suretiyle de olsa >nlara varsin (katilsin), buyurdu."

Not: Zevaid'de ?6yle denilmi^tir: Rfi,vi Yezld bin Eb! Ziy&d zayif oldugu iginbu ened zayiftir. L&kin bunu tbr&hlm'den Yezld bin Ebl Ziy&d tek ba?ina riv&yet itmemi^tir. ^iinkU bunu el-H&kim de el-Mtistedrek'te Omer bin Kays yoluyla el-Ha* cem'den, bu da tbrahim'den rivayet etmi^tlr.

4083) "... Ebfl Said-i Hudri (Radtyalldhii anh)'den rivayet edildigine go­re ; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve SeUem) §oyle buyurmu§tur:

Cmmetim icinde el-Mehdi olacaktir. (Aranizda kalmasi) kisa tu-tulursa (kalacagi sure) yedi (yil)dir. Kisa tutulmazsa (kalacagi sure) dokuz yildir. Benim ummetim o devirde oylo bir refah bulacak Id o gune dek onun mislini kesinlikle bulmami§tir. Yer, yemisUii (gida urunlerini) verecek ve insanlardan hie bir sey saklamiyacak (ver-meznezlik etraeyecekltir. Mai da o gun cok birikmis olacaktir. Adam kalkip t Yft Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de t Al, diyecek-tir."

4084) "... Sevban (RadtyalWtu anh)'den rivayet edildigine gore; Resu-lullah (SaUaUaJtu Aleyhi ve SeUem) $6yle buyurdu, demigtir:

4082) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyalldhü anhyden; Şöyledemigtir:

Biz bir kere Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanında İken Haşini oğullarından bir gurup genç bize doğru geldiler. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onları görünce (mübarek) gözleri yaş doldu ve rengi değişti. Abdullah demiştir ki: Bunun üze­rine ben:

(Yâ Resûlallah!) Senin (mübarek) yüzünde arzulamadığımız (yâ­ni bizi üzüp endişelendiren) bir değişikliği bir süredir görüyoruz, de­dim. O da:

Biz Öyle bir ev halkıyız ki, Allah bizim için âhireti dünyaya ter­cih etmiştir. Benim Ehli Beytim, muhakkak (ev halkım) benden son­ra belâ, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Nihayet beraberinde si­yah bayraklar bulunan bir kavim doğu tarafından gelecek ve hayır (hükümdarlık) isteyecekler. Fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bu­nun üzerine savaşacaklar ve onlara (Allah tarafından) yardım edi­lecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek, fakat kendileri bunu kabul etmeyip emirliği Ehli Beytim'den bir ada­ma tevdi edecekler. Bu (Emir) de insanlar yeryüzünü daha önce zu­lüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın), buyurdu,"

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Râvî Yezid bin Ebî Ziyâd zayıf olduğu H sened zayıftır. Lâkin bunu İbrahim'den Yeztâ bin Ebl Ziyâd tek başına rivayet etmemiştir. Çünkü bunu el-Hâkim de el-MÜstedrek'te Ömer bin Kays yoluyla el-Ha-kem'den, bu da İbrahim'den rivayet etmiştir.

4083) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine gö­re; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

Ümmetim içinde el-Mehdî olacaktır. (Aranızda kalması) kısa tu­tulursa (kalacağı süre) yedi (yıl) dır. Kısa tutulmazsa (kalacağı süre) dokuz yıldır. Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak İd o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve İnsanlardan hiç bir şey saklamıyacak (ver-memezlik etmeyecek) tir. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp t Ya Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de t Al, diyecek­tir."

4084) "... Sevbân (Radtyallâhü a»A)'den rivayet edildiğine göre; ResÛ-lallah (SaUaUdku Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu, demiştir:

Sizin hazîneniz yanında üç kişi çatışacak. Üçü de bir halîfenin ev­lâdıdır. Sonra (halifelik) bunların hiç birisine olmayacaktır. Daha sonra doğu tarafından siyah bayraklar (taşıyan ordu) çıkıverecek ve hiç bir kavmin öldürmediği bir şekilde sizleri Öldürecekler.

Râvi lemistir ki: Benim şeyhim şu anda hafızamda olmayan bir şey andı. Sonra (hadîs metnini rivayete devamla dedi ki) O:

Siz o (ordunun başında) geleni görünce kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa (gidip) ona bey'at ediniz. Çünkü o, Allah'ın halifesi MehriTdir, buyurdu."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bu sahih bir sened olup râvileri güvenilir zâtlardır. Hâkim de bunu el-Müstedrek'te rivayet ederek Buhârİ ile Müslim'in şartı Üzerine sahih olduğunu söylemiştir.

4085) "... Alî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûluüah (Sallattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

El-Mehdi, bizden, Ehli Beyt'tendir. Allah onu bir gecede İslah eder

(yâni tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır)."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Buhârİ, et-Tarih'te İbrahim bin Muham-med bin el-Hanefiyye'nin bu hadisinin arkasında: Bunun senedi üzerinde düşün­mek gerekir, demiştir. îbn-i Hibbân. îbrâhim. bin Muhammed'i güvenilir râviler arasında anmıştır. El-lclİ de onu güvenilir saymıştır. El-İcli'nin beyanına göre Bu­hârİ : Bunun rivayeti üzerinde düşünmek gerekir ve onun bundan başka hadisini bilmiyorum, demiştir. îbn-i Muin ve Ebû Zur'a, bunun rivayetinde bir beis olma* dığını söylemişlerdir. Râvi Ebû Davûd el-Haferl'nin adı Ömer bin Sa'd olup Müs­lim, kendi Sahihinde onun rivayetini almıştır. Senedin kalan râvileri güvenilir zât­lardır.

4086) "... Said bin el-Müseyyeb (Radtyallâhü anh)'ûea; Şöyle demiştir:

Biz (mü'mirilerin anası) Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâî'mn yanında idik. Bir ara Mehdi baklanda müzâkere yaptık. Bunun üzeri­ne Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâ) : Ben, Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den işittim, buyurdu ki:

Mehdi,   (kızım)  Fâtıma'nın veled  (nesi) indendir."

4087) "... Enes bfc Mâlik (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:

Ben, Resûlullah (SaUaîlahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyur­du ki:

Biz Abdulmüttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, AH, Ca'fer, Hasan Hüseyin ve Mehdi."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hakkında konuşulmuştur. Râvi AH bin Ziyadl ne güvenilir sayanı ne de cerhedeni (tenkîd edeni) görmedim. Senedin kalan r&vUerl güvenilir «atlardır.

4088) "... Abdullah bin el-Hâris bin Cezi1 ez-Zübeydî (RadtyaUâhü atık)'-den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için ortam hazirlı-yacaklar, buyurdu. O, Mehdî'nin hükümdarlığını kasdeder.

Not: Zevâİd'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Amr bin Câbir el-Had-raml t© Abdullah bin Lehla bulunur, tkisi de zayıftır.[122][122]

35- Melâhım (Şiddetli Savaşlar ve Çatışmalar) Babı

Melâhım: Melheme'nin çoğuludur. Melhame, savaş meydanı ve­ya şiddetli çatışma ve savaşma demektir. En-Nihâye'de: Melhame: Savaşmaya ve savaş yerine denilir. Bu kelime Lahme'den alınmadır. Lahme: Argaçtır. Çünkü bir dokunmuş halı, kilim gibi bir şeyin ar­gacı ile çözgüsü birbirine girdiği gibi çatışmada insanlar da biribirine girer. Bir kavle göre bu kelime Lahm kelimesinden alınmadır. Lahm: et demektir. Savaşta çok mikdarda insan öldürüldüğü için savaş mey­danı insan etleriyle dolmuş olur.

4089) "... Hassan bin Atiyye (Radtyallâhü ankümâ)'dan; Şöyle demiştir:

Mekhûl ve İbn-i Ebi Zekeriyyâ (bir kere) Hâlid bin Ma'dân (Ra-dıyallâhü anhüm) 'un yanma gittiler. Ben de onlarla beraber gittim. Hâlid bin Ma'dan, Cübeyr bin NÜfeyr (Radıyallâhü anh)'den bize ha­dis rivayetinde bulundu. Hâlid bin Ma'dân dedi ki: Cübeyr (bir gün) bana i Bizimle beraber Zi Muhmer (Radıyallâhü anh) 'a gel, dedi. Zi Mıhmer, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemVin sahâbîlerinden bir adam idi. Ben de onlarla beraber gittim. Cübeyr, Zi Mıhmer'e (Müslümanlar ile Rumlar arasında yapılacağı haber buyurulan) ba­rış andlaşmasını sordu (hakkında bilgi istedi). Bunun üzerine Z! Mıh­mer: Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, dedi:

Rumlar sizlerle güvenceli bir barış andlaşmasını yapacaklar. Son­ra siz ve onlar (başka) bir düşmanla savaşacaksınız ve zafer kazanıp, ganimet mallarım alıp (savaştan) salimen çıkacaksınız. Sonra savaş­tan dönüp nihayet tepeleri bulunan bir mer'aya varacaksınız. (Ora­da) haç ehlinden (yâni hırıstiyanlardan) bir adam haçı havaya kaldı­rarak t Haç (yâni hmstiyanlık dini) gâlib oldu, diyecek. Müslfimanlardan bir adam da kızarak kalkıp (adamın elindeki) haçı kınp eze­cektir. İşte o zaman Rumlar barış andlaşmasını bozarak şiddetli sa­vaş - çatışma için toplanacaklar.

(Müellifimiz demiştir ki) Bize Abdurrahmân bin İbrahim ed-Dı-meşkî, el-Velîd bin Müslim aracılığıyla (yine) Evzâi'den rivayetle Has­san bin Atiyye'den kendi isnadıyla bunun mislini tahdîs etti (hadis rivayetinde bulundu) da hadîs metnine bu ilâveyi ekledi:

Rumlar şiddetli savaş - çatışma için toplanacaklar ve o zaman be­her bayrağın altında on iki bin kişi olmak üzere seksen bayrak altın­da (müslümanlarla savaşmaya) gelecekler."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi basendir ve bunun bir kıs­mını Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.[124][124]

İzahı

Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'm hadisi Zevâid nevin-dendir. Bu hadiste geçen Mevâlî: Mevlâ'nın çoğuludur. Mevlâ kelime­si, Rabb, mâlik, sâhib, efendi, nimet veren, ikramda bulunan, köleyi azadlayan, yardımcı, seven, tâbi olan, komşu, amcaoğlu, andlaşmah, sihri yönden akraba, köle, azadlanmış kişi ve kendisine nimet ve ik­ram edilen kişi gibi değişik mânâlara gelir.

Miftâhûl-Hâce'de bu mânâlar açıklandıktan sonra şöyle denil­miştir :

Bir de şu mânâ var: Bir işe bakan, yöneten kimseye mevlâ deni­lir. Hadîslerde ekseriyetle bu mânâda kullanılır. Hadîsteki Mevâlî sözcüğü ile Allah'ın emirlerine uyan ve yasaklarından sakınanların kasdedilmiş olması ihtimâli vardır. Bununla Mehdi' nin kasde-dilmiş olması kuvvetle umulur.

S i n d î ise Mevâli sözcüğünü Arapların azadlamış olduğu kim­seler mânâsına yorumlamış ve hadîsin ifâde tarzının mevâlî diye anı­lan insanların Araplardan olduğuna delâlet ettiğini söylemiştir. Fa­kat hadîsin ifâde tarzı Mevâlî'nin Araplardan olduğuna kesin biçim­de delâlet etmez.

Bilindiği gibi Araplar kendilerinden olmayanlara Mevâlî derler. Bu husus târih kitablannda da görülebilir. Bu itibarla İslâmiyet'i te'-yid ve takviye edeceği haber verilen toplumun Araplardan başka bir millet olması ihtimâli vardır. Kanaatımca haber verilen milletin yüce milletimiz olması muhtemeldir. Çünkü Abbasîler devrinden itibaren Türk milletinin İslâmiyet'e her bakımdan nasıl hizmet ettiği, yüce dinimizi Avrupa'da nasıl temsil ettiği, Viyana kapı­şma nasıl dayandığı ve özellikle Haçlı Seferleri karşısında kutsal topraklan korumak için asırlarca nasıl göğüs gerdiği târihin şeref levhalarında köklü yer etmiştir. Allah.Teâlâ en iyi bilendir.

N â f i (Radıyallâhü anh) 'in hadisini Müslim de rivayet etmiştir. Oradaki rivayette Arap yarımadasının fethinden sonra î r â n' in fethedileceği ve bundan sonra Rum memleketinin fethe­dileceği haber verilmektedir. Yine oradaki rivayete göre "Nâfi (Radı-yallâhü anh), Câbir bin Semûre (Radıyallâhü anh) 'a i Yâ Câbir Rum­lar fethedilmedikçe Deccâl'ın çıkacağını sanmıyoruz, demiştir." Görül­düğü gibi bu noktaya âit cümle, Müellifimizin rivayetinde C â b i r' e aittir.

Bir Hâl Tercemesi:

Nâfi bin Utbe bin Ebl Vakk&s (R.A.), Mekke'nin fetih günü müslüman olmuş­tur. Müslim onun bir hadisini (ki bu hadîstir) rivayet etmiştir. Rftvisl Câbir bin Semûre CBJLyûu. (Hulâsa, 399)

4092) "... Muâz bin Cebel (Radtyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine gö­re; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Setlem) şöyle buyurmuştur:

Büyük savaş, Kustuntiniyye fethi ve Deccâl'ın çıkması yedi ayda vuku bulur."

4093) "... Abdullah bin Büsr (Radtyattâhü anhümâ)'âan rivayet edildi­ğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) şöyle buyurdu, demiştir:

Melhame (yâni büyük savaş) ve el-Medîne (yâni Kustuntiniyye) fethi arasında altı yıl bulunur. Deccâl da yedinci yılda çıkar." [126][126]

İzahı

Senedinin durumu yukarda anlatılan ve Zevâid nevinden olan bu hadîste geçen "Mesâlıh" Meslehe'nin çoğuludur. Mesleheı Düşmana karşı gediklerde bekleyen silâhlı güç demektir. Meslehe: Düşmanın saldırmasına elverişli gedikler ve sınırlar mânâsına da gelir.

Bevlâ i Bir semtin adıdır. Sindi' nin beyânına göre en-Nihft-ye'de şöyle denilmiştir -. Bevlâ, bedevilerin hacıları soyduğu bir yerin ismidir.

Benü'l-Asfar, rumlardır.

Etrise ı Türs'ün çoğuludur. Türs, kalkan demektir. Ganimet mal­ları çok olunca kalkanlar ölçek olarak kullanılmıştır.

Decc&l'm çıktığına dâir gelen yalan habere inananın piş­man olması sebebi açıktır. Çünkü gelen haber asılsızdır. înanmayıp da bu habere kulak vermeyen kimsenin pişman olmasının sebebi ise Decc&l'm o olaydan sonra pek zaman geçmeden çıkmasıdır. Bu itibarla bu haberi duyan kimse D e c c â 1' a karşı hazırlıklı olsa daha iyi etmiş olur.   Sindi   bu iki cümleyi böyle açıklamıştır.

4095) "... Avf bin Mâlik el-Eşcat (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildi­ğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, deriıiştir :

Benü'l-Asfar (yâni rumlar) ile aranızda bir barış andlaşması ola­cak. Sonra onlar bu andlaşmayı tek taraflı olarak bozacaklar ve her bayrağın allında on iki bin kişilik kuvvet bulunmak üzere seksen bayrak altında size (savaş açmak için) gelecekler."[128][128]

İzahı

Müellifimizin kısmen değişik iki senedle rivayet ettiği E b û H ü r e y r e (Radıyallâhü anh) 'in hadîsini Buhâri, Müslim, Tirmizi ve Ebû Dâvûd da benzer lâfızlarla ve müteaddid senedlerle rivayet etmişlerdir. Amr bin Tağlib (Radıyal­lâhü anh) 'in hadisini Buhâri de rivayet etmiştir. Ebû S a î d (Radıyallâhü anh)'in hadîsi ise notta belirtildiği gibi Zevâid nevinden olup   İbn-i   Hibbân   tarafından da rivayet edilmiştir.

Müellifimiz bu hadîslerin Türkler hakkında vârid olduğu­na babın başlığı ile işaret etmiştir. Müellifimizin rivayet ettiği hadîs­lerde vasıfları açıklanan kavmin Türk olduğuna dâir bir kayıt yok ise de Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd ve Ne-s â i' nin bâzı rivayetlerinde bu kavmin Türk olduğu kaydı mevcuttur. Şöyle ki:

B uhâri' nin Cihâd kitabında açtığı "Bâbû Kıtâlı't-Türk = Türklerle savaş Babı" bölümünde "Ebû Hüreyre (Radıyal­lâhü anh) 'den rivayet ettiği bir hadîs şöyledir:

Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Siz, gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları kısa-yassı ve yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın, etli) olan Türklerle savaşmadık-ça kıyamet kopmayacaktır ve siz, ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."

M ü s 1 i m' in de "Kitâbü'l-Fiten"in 18. babında rivayet ettiği Ebû   Hüreyre    (Radıyallâhü anh) 'in bir hadîsi şöyledir:

"Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t Müslü­manlar Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktrı. Onlar, yüz­leri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın, etli) olup kıl el­bise giyen ve kıl ayakkabı İle yürüyen bir kavimdir."

Bu hadîsi Ebû Dâvûd ve Nesâi de rivayet etmiş­lerdir.

Bu rivayetler bu bâbtaki hadîslerin Türkler hakkında vâ­rid olduğuna delâlet eder. Bu nedenledir ki Müellifimiz de Buhârî, Ebû Dâvûd ve Tirmizi gibi bu hadîslere ait babın baş­lığını bu şekilde düzenlemiştir.

Müslümanlar ile Türkler' den olduğu anlaşılan söz konusu kavim arasında vuku bulacağı bir mu'cize mâhiyetinde haber verilen savaşın şimdiye kadar meydana gelip gelmediğine dâir ilim ehlinin görüşünü ilerde açıklamak üzere şimdi hadîslerde geçen bâzı kelime­leri açıklayalım:

Hadîsler o kavmin ayakkabılarının kıl olduğunu ifâde eder. Avnü'l-Mabûd yazarı bu hususla ilgili olarak şu bilgiyi verir: Kurtubi,   Tezkiremde : Onlar kıllardan mamul iplikten ehrise yaptıkları gibi ayakkabı da yaparlar. Hadîsin açık mânâsı budur. Bu cümleden maksad şu da olabilir: Onlar saçlarını o kadar uzatırlar ki gür ve uzun saçları bayağı elbise gibi vücudtannı örter ve ayaklarına kadar sarktığı için ayakkabıları kıldandır, tâbiri kullanılmıştır. Fa­kat birinci mânâ açık olanıdır, demiştir.

S ü y û t i: de: Kasdedilen mânâ birinci mânadır. Çünkü o kav­min memleketi soğuktur. Başka giysiler onlara yaramaz, demiştir.

E 1 - K a r i de: Yâni onlar çarık giyerler. Çarıklar tabaklanma­mış deriden olduğu için kıl ayakkabı tâbiri kullanılmıştır, der.

N e v e v î de: Onlar kıldan mamul ayakkabılar giyerler. Bizim zamanımızda da bu nevî ayakkabılar giyerler, demiştir.

Zülf t Ezlef'in çoğuludur, Zelef kökünden alınmadır. Zelef, buru­nun kısalığı ve yassılığıdır.

Mecann: Micenn'in çoğuludur, kalkanlar demektir. Mutraka: Kat kat deri ile kaplanmış, demektir. Bir kavle göre yüzü deri ile kaplanmış demektir.

Nevevl: O kavmin yüzlerinin kat kat deri ile kaplanmış kal­kanlara benzetilmesinden maksad yüzlerinin genişliği, yuvarlaklığı ve yanak yumrularının yüksekliği itibariyle anılan kalkanlara benze-tilmesidir, der.

El-Kari de: Yüzleri geniş ve yuvarlak olduğu için kalkanla­ra benzetilmiş ve kaim olup çok etli olduğu için de kat kat deri U« kaplanmış kalkanlara benzetilmiş, demiştir.

Cerâd t Çekirge demektir.

Hadak i Çekirgenin göz bebeğidir.

Derak da deriden mamul ağaçsız ve kirişsiz kalkandır.

Bu hadîslerde haber verilen savaş vuku bulmuş mu, bulmamış mı?

Bu hususla ilgili olarak   K u r t u b i   özetle şöyle derler:

617. ydın 5. ayında islâm memleketlerine saldıran Tatar or­duları Horasan beldelerini kılıçtan geçirdiler. Sâsân Oğul­ları memleketlerinin altım üstüne getirdiler. N e ş â v e r şeh­rini yakıp yıktılar. Rey, Kazvin, Erdebîl, Merâğa ve Âzerbeycân bölgelerini istilâ ederek halkını imha ettiler. Ancak mağaralara sığınabilenler kurtulabildiler. Bu memleketlerde bulunan sayısız eşraf ve âlimleri öldürdüler. Kadınları ve çocukları öldürmekten geri kalmadılar. îsfahan ve dolaylarını da yakıp yıktılar. Atlarını cami ve mescidlerin direklerine bağladılar...

Aynî de Buhârî' nin şerhinde buna benzer bilgi ver­mektedir.

Hadîslerde haber verilen savaş Tatar ordularının yaptığı tahribat olabilir. Allah en iyi bilendir.

Antr Un TağUb dUM^m Hâl Tferoemesl:

Amr bin Tağlib en-NÛmerl veya el-Abdl el-Cüvasl (BJU sabftbkttr. Cfkvftat Bahreyn'in köylerindendir. Bu zâtın iki hadisi vardır. Buharl İki hadisini de ri­vayet etmifttr. Nes&l ve İbn-i Mftceh de onon hartlutni rirâyet etinfflenBr. UtorBmt el-Kasan ve etHakem bin el-A'rectir. (HulAsa, 387)

[2][2]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/131-132.

[4][4]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/132-138.

[6][6]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/139-141.

[8][8]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/142-144.

[10][10]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/146-147.

[12][12]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/148-149.

[14][14]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/150-151.

[16][16]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/152-153.

[18][18]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/154-155.

[20][20]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/156.

[22][22]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/157-159.

[24][24]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/162-165.

[26][26]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/169.

[28][28]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/170-172.

[30][30] Hulasa, 41, 494 ve Tuhfetttl-Ahvezl C. 3, Sah. 223Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/178-179.

[32][32]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/181-182.

[34][34]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/183-185.

[36][36]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/189-191.

[38][38]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/192-193.

[40][40]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/194-196.

[42][42]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/198-199.

[44][44]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/200-203.

[46][46]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/203-204.

[48][48]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/206-207.

[50][50]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/209-211.

[52][52]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/214-215.

[54][54]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/218-219.

[56][56]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/220-223.

[58][58]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/224.

[60][60]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/226-227.

[62][62]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/231-232.

[64][64]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/236-237.

[66][66]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/237-239.

[68][68]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/241-242.

[70][70]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/243-245.

[72][72]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/246-247.

[74][74]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/247-248.

[76][76]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/250-251.

[78][78]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/257-259.

[80][80]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/262-264.

[82][82]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/265-266.

[84][84]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/268-270.

[86][86]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/272.

[88][88]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/273-274.

[90][90]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/275-277.

[92][92]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/277.

[94][94]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/279-281.

[96][96]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/283-286.

[98][98]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/287-289.

[100][100]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/293.

[102][102]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/296-298.

[104][104]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/300-302.

[106][106]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/305.

[108][108]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/307-308.

[110][110]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/310-312.

[112][112]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/313-314.

[114][114]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/318-324.

[116][116]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/327-335.

[118][118]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/336-340.

[120][120]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/343-345.

[122][122]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/350-351.

[124][124]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/353-355.

[126][126]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/357-359.

[128][128]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/360-361.

[129][129]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/362-364.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Çevrimiçi

26 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk