Buradasınız: AnasayfaSüneni İbni MaceRüya Tabiri

Rüya Tabiri

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

RÜ'YA TÂBİRİ (YORUMLANMASI) KİTABI 39

1- Müslümanın Gördüğü Veya Onun Hakkında (Başkası Tarafından)  Görülen Sâliha (Yâni Güzel) Rü'ya Babı 40

2- Uyku Hâlinde Peygamber (Sallallahü Aleyhî Ve Sellem)’i Görmek Babı 42

3- Rü'ya Üç Çeşittir, Babı 43

4- Hoşlanmadığı Bir Rü'yayı Gören Kimse (Hakkında Gelen Hadîsler) Babı 43

Hoşlanılmayan Bir Rü'ya Gören Müslümanın Yapacağı Şeyler 44

Güzel Bir Rü'ya Gören Müslümanın Yapacağı Şeyler 44

5- Şeytan Bir Kimse İle Uykusunda Oynarsa (Yânı Hoşlanmadığı Bir Rü'ya Görürse) O Kimse Rü'yasını İnsanlara Anlatmasın, Babı 44

6- Rü'ya Yorumlanınca Vuku Bulur. Bu İtibarla Sahibi Onu Seveninden Başkasına Anlatmasın, Babı 45

7- Rüya Neye Dayanılarak Yorumlanır? Babı 46

8- Görmediği Bir Rü'ya Yi Gördüğünü İddia Ederek Yalan Söyleyen Kimse (Hakkında Gelen Hadîs) Babı 46

9- En Doğru Rü'ya En Doğru Sözlü Olan İnsanındır, Babı 47

10- Buta Tâbiri (Yorumlamak) Babı 47

RÜ'YA TÂBİRİ (YORUMLANMASI) KİTABI

Rü'ya» Kişinin uyku hâlinde gördüğü şeye ve uykuda bir §ey görmesi işine denilir.

E 1 - H â f ı z, el-Fetih'te, yâni Fethu'I-Bâri isimü B u h â r 1 şerhinin "(Rü'ya) Tâbiri Kitabı" başlığı altındaki bölümün baş kıs­mında kişinin uyku hâlinde gördüğü rü'yanın mâhiyeti hakkında söylenen değişik sözleri ve muhtelif görüşleri beyân ve nakleder. Bun­ları buraya aktarmak bir hayli yer alır. Bu itibarla buraya naklet­mekten vazgeçmekle beraber bir iki noktasını açıklamak iyi olur. Şöyle ki:

El-Hâfız'ın beyânına göre el-Mâzirî: Rü'yanm mâ­hiyeti hakkında çok şey söylenmiştir. Müslümanların dışındaki bir takım çevreler de bu konuda tutarsız ve reddedilmeye mahkûm bir sürü şeyler söylemişlerdir. Sağlıklı görüş ancak Ehl-i Sünnet mez~ hebine mensub İslâm âlimlerinin şu görüşüdür: Allah Teâla, uyanık insanın kalbinde bir takım itikadlar yarattığı gibi uyuyan insanın kalbinde de bâzı itikadlar yaratır. Allah Teâlâ uyuyan insanın kal­binde yarattığı itikadlan başka zamanlarda yarattığı bir takım şey­lerin belirtisi ve aynası hâline sokar. Rü'yada görülen durum, bazen aynası olduğu işe muhalif olur. Evet, uyanık kişinin kalbinde yara­tılan itikad ve kanaat, bâzı olayların aynası görünümünde olmasına rağmen bunun tersi çıkabilir. Meselâ bulut yağmurun belirtisidir. Allah Teala bulutu yağmurun alameti olarak yaratmıştır. Ama bazen bulut olmasına rağmen yağmur yağmayabilir. Aynı şekilde uyku hâlindeki insanın kalbinde yarattığı itikadı, bir olayın alâmeti ola­rak yaratmıştır. Fakat bazen yağmur yağmadığı gibi o olay da ol­mayabilir. Uyku hâlindeki insanm kalbinde söz konusu itikad bazen meleğin huzurunda oluşur. Bu takdirde sevindirici rü'ya görülür. Ba­zen de şeytanın hazır bulunduğu bir zamanda oluşur. Bu takdirde üzüntülü ve zararlı rü'ya görülür. Rü'yanın mâhiyeti hakkındaki en üstün ilim Allah katındadır, der.

El-Hâfız bu arada e 1 - H a k i m' den bâzı nakiller yap­maktadır. Bunun bir bölümünde e 1 - H a k î m özetle şöyle der: Allah Teâlâ; insanların Levh-İ Mahfuzdaki durumlarına muttali olan bir gurup meleği rü'ya işiyle görevlendirmiştir. Görevli melek Levh-1 Mahfuzdan aldığı durumları bir takım olaylar ve şekiller haline so­karak ilgili insanın rü'yasında kalbine yerleştirir ki o kimse için bir müjde veya uyarı ya da kınama değerinde olsun. Böylece hikmetli, yararlı veya sakındınci bir faaliyet gösterilmiş olur. ilgili melek bu gayret içinde iken şeytan da insana karşı duyduğu kin ve husûmet­ten dolayı onu uyanık iken rahat bırakmak istemediği gibi uyku âle­minde de rahat bırakmak istemez. Ona bir takım hiyle ve tuzaklar kurmaktan geri durmaz. Şeytan insanm rü'yasmı ifsâd etmek üze­re ya onu gördüğü rü'ya hususunda yanıltmak ister veya rü'yasın-dan gaf il olmasını sağlamaya çalışır.

Rü'yalar genel olarak iki kısma ayrılır:

Birincisi: Doğru olan rü'yalar. Bu nevî rü'yalar, uyanıklık âle­minde doğru çıkan rü'yalardır. Peygamberlerin, O'nlara uyan sâlih mü'minlerin gördükleri rü'yalar bu nevidendir. Bâzan dindar olma­yan insanlar da bu tür rü'yalan görürler.

İkincisi: Adgâs denilen karmakarışık ve bir anlam taşımayan rü'yalar. Bu nevî rü'yalar da kısımlara ayrılır:

a) Şeytanın uyuyan kişiyle oynaması ve onu üzmesine dâir rü'­yalar. Meselâ kişi rü'yasında başının koparıldığını ve kendisinin ba­şını takibe koyulduğunu görür. Ya da korkunç ve tehlikeli bir du­ruma düştüğünü ve hiç kimsenin kendisini kurtarmaya gelmediğini görür.

b) Meleklerin haram bir şeyi uyuyan kişi için helâl kıldığına veya haram bir işi teklif ettiklerine dâir rü'ya ve aklen muhal ve imkânsız olan buna benzer işlerle ilgili rü'yalar.

c) Kişinin uyanık iken üzerinde konuştuğu veya olmasını te­menni ettiği bir şeyi, uyanık iken itiyad hâline getirdiği bir şeyi, rü'­yasında görmesi.[2][2] buy­ruğunu (n Büşrâ = Müjde kelimesiyle neyin kasdedildiğini) sordum. Buyurdular ki:

«O,   (yâni âyetteki Büşrâ), güzel rü'yadır, onu müslüman kişi görür veya (başka müslüman tarafından) onun için görülür.***

3899) "... Ibn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâydan; Şöyle demiştir:

Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (son) hastalığında si-târeyi (yâni evinin kapısının perdesini) açtı. (Mescid-i Nebevî'deki) cemaat safları Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) 'm arkasında (duruyor) idi. Resul i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (onlara hitaben) :

«Ey insanlar! Peygamberliğin belirtilerinden yalnız güzel rü'ya kaldı. O rü'yayı müslüman kişi görür veya onun için (başkası tara­fından) görülür,» buyurdu."[4][4]

2- Uyku Hâlinde Peygamber (Sallallahü Aleyhî Ve Sellem)’i Görmek Babı

3900) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildi­ğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :

Kim beni rü'yasmda görürse o kimse uyanık iken beni görür (gibidir, rü'yası doğrudur). Çünkü şeytan bana benzer bir surete gi­remez. "

3901) "... Ebû HüreyrefRadtyallâhü <mA)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

•Kim rü'yasındâ beni görürse o kimse gerçekten beni görmüş­tür. Çünkü şeytan şüphesiz bana benzer bir şekle giremez.-"

3902) "... Câbir (Radtyallâhü a»*;'den rivayet edildiğine göre; Resûlul­lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :

-Kim uykusunda beni görürse o kimse şüphesiz beni görmüştür. Çünkü şüphesiz benim suretime benzer bir şekle girmek şeytan için mümkün değildir.-'1

3903) "... Ebû Saîd (Radtyaüâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Pey­gamber (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

«Kim rü'yasın d a beni görürse o kimse gerçekten beni görmüş­tür. Çünkü şeytan şüphesiz bana benzer bir surete giremez.»"

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Ravi Atiyye bin Sa'd el-Avfl'nin Muham-med bin Abdirrahmân adlı İbn-i Ebl Leyla'nın zayıflığı nedeniyle bu hadisin se­nedi zayıftır.

3904) "... Ebû Cühayfe (Radtyallâkü a«A/den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :

«Kim beni rü'yasmda görürse o kimse uyanık iken beni görmüş gibidir (yâni rü'yası gerçektir). Çünkü şüphesiz, şeytan benim sure­time girmeye muktedir değildir (gücü buna yetmez)."

Not.   Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi hasen'dir. Çünkü r&vi Sa­daka bin Ebl İmran hakkında ihtilâf vardır.

3905) "... İbn-i Abbâs (Radıyattâhü anhümâyâan rivayet edildiğine gö­re; Resûlullah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :

«Kim benî rü'yada görürse o kimse şüphesiz beni görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez.»"

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedinde Câbİr el-Ca'fi bulunur. Bu r&vi itham olunmuştur.[6][6]

3- Rü'ya Üç Çeşittir, Babı

3906) "... Ebû Hüreyre (Radtyaüâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurmuştur:

Rü'y» üç çeşittir: Allah tarafından (melek vasıtasıyla mü'minin kalbine rü'yasında telkin edilen) bir müjde (yâni sevindirici güzel rü'ya), kişinin uyanık hâlinde önemseyip kalben meşgul olduğu bir şeyle ilgili olarak gördüğü rü'ya ve şeytan tarafından (uyku hâlinde kalbe sokulan) korkutmak. Bu itibarla biriniz sevindirici bir rü'ya gördüğü zaman dilerse anlatsm ve hoşlanmadığı bir rü'ya görürse onu kimseye anlatmasın ve (şeytanı defetmek için) kalkıp namaz

Not:   Zevâld'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Hevze bin Halife bu* lunur. îbn-i Muin, bunun zayıf olduğunu söylemiştir.

3907) "... Avf bin Mâlik (el-Eşcaî) (Radtyallâhü û»A)'den rivayet edil­diğine göre kendisi Resûlullah (Salldttahü Aleyhi ve Seltem) :

«Şüphesiz, rü'ya üç çeşittir: Bâzı rü'yalar, insan oğlunu üzmek İçin şeytan tarafından (kalbe sokulan) korkulardır. Rü'yalann bir kısmı İnsanın uyanık iken arzulayıp azmettiği, sonra da uykusunda gördüğü şeydir. Rü'yalann bâzısı da peygamberliğin kırk altı parça­sından bir parça olan rü'yadır», buyurdu, demiştir.

Havi Müslim bin Mişkem demiş ki: Ben, Avf bin Mâlik (Radıyal­lâhü anh)'e t

Bu hadîsi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den sen (biz­zat) işittin (mi) ? dedim. Avf bin Mâlik (Radıyallâhü anh) :

Evet. Bunu Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) *den ben işit­tim. Bunu Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den ben işittim, dedi."

Not: Zevâld'de şöyle denilmiştir: Bunun, senedi sahih olup ravileri güve­nilir zâtlardır.[8][8]

İzahı

Câbir (Radıyallâhü anh) 'in hadisi Müslim, Ebû Dâ-vûd ve Nesâî tarafından da rivayet edilmiştir. Ebû K a -t â d e (Radıyallâhü anh) 'in hadisi Kütüb-i Sitte'nin hepsinde riva­yet olunmuştur.

İkinci hadiste Rü'ya'run Allah'tan ve Hülm'ün şeytandan olduğu bildirilmiştir. Rü'ya kelimesi Arap dilinde kişinin uyku hâlinde gör­düğü iyi veya kötü, başka bir deyimle hoşlandığı veya hoşlanmadığı şeye denir. 3. bâbta geçen hadislerde de bu umûmî mânâda kullanıl­mıştır. Bu hadiste ise güzel ve hoşlanılan rü'ya mânâsında kullanıl­mıştır. Nitekim B ü h â r i'nin rivayetinde; jillaM UjJI = "Gü­zel rü'ya" ifâdesi bulunur.

Hulm ve HulÜm hoşlanılmayan korkulu rü'ya manasınadır.

"Rü'ya Allah'tandır" denilmekle Allah Teâlâ'ya izafe edilmesi gü­zel rü'yanın şereflendirilmesi içindir. "Hulm şeytandandır" denilmek­le hoşlanılmayan rü'yanın şeytana izafe edilmesi ise bu tür rü'yanın şeytanın özelliği olan yalancılık, karışıklık ve korkutmak sıfatlarına uygunluğudur. Veya bu tür rü'yanın şeytanın arzu ve hevesine uy­gunluğudur.

El-Hâfız'ın beyânına göre İbnü'I-Bâkıllânî şöy­le demiştir:

Allah Teâlâ güzel rü'yayı mü'minin kalbine telkin buyurduğu za­man melek orada, hazır bulunur ve yüce Allah (insanın kalbinde) hoşlanılmayan rü'yayı yarattığı zaman şeytan orada bulunur. Bu sebeple hoşlanılmayan rü'ya şeytana izafe edilmiştir.

Diğer bir kavle göre hoşlanılmayan korkulu rü'ya şeytanın bir kuruntusu, fâsid ve gerçek dışı bir hayâli olduğu için ona izafe edil­miştir.[10][10]

Güzel Bir Rü'ya Gören Müslümanın Yapacağı Şeyler

El-Hâfız, Buhârî'nin "Er-Rü'ya Minallahi = RiTya Al­lah'tandır" başlıklı babında Ebû Katâde (Radıyallahü anh) 'in hadîsinin izahı bölümünde yukardaki âdabı beyân ettikten sonra gü­zel rü'ya âdabı hakkında da şöyle der:

Güzel rü'ya âdabı hakkında beyân edilen hususların özeti şudur:

1. Müslüman kişi böyle bir rü'ya gördüğü zaman uyandığında Allah'a hamdeder.

2. Bu rü'yadan dolayı sevinir ve bunu bir müjde olarak kabul eder.

3. Bu rü'yayı sevdiği kimseye anlatır. Sevmediği bir kimseye kesinlikle anlatmaz.[12][12]

İzahı

Bu babın ilk hadisi notta da belirtildiği gibi Zevâid nevinden olup diğer iki hadisi   Müslim   de rivayet etmiştir.

Bu hadisler hoşlanılmayan rü'yaların şeytanın bir oyunu olup müslümanı üzmek ve korkutmak amacıyla uyku halinde kalbine so­kulduğuna ve böyle bir rü'yayı kimseye anlatmamanın gerektiğine delâlet eder. Böyle bir rü'ya gören kimsenin bunu zararsız hâle ge­tirmesi için yapacağı şeylerle ilgili bilgi bundan önceki hadislerin izahı bölümünde verilmiştir.

Hoşlanılmayan, karışık ve korkulu rü'yayı başkasına yorumlat-mak doğru değildir. Çünkü yorumcu yapacağı yorumla rü'ya sahibini daha da üzüntüye sokabilir. Aynca fena yorum fena sonuçlar doğu­rabilir. Bu husus da bundan sonra gelen hadîsin izahı bölümünde be­lirtilecektir.

N e v e v i. Câbir (Radıyallâhü anh)'in ilk hadisinin izahı bölümünde   el-Mâziri' den   naklen şu bilgiyi verir:

Bu hadîste sözü edilen rü'yanın şeytan taraf nidan gelme rü'ya çeşitlerinden olduğu vahiy yoluyla veya başka bir belirtiyle Peygam­ber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in malûmu olduğu muhtemeldir. Rü'­ya yorumcularına göre ise, rü'ya hâlinde başın kesildiğini görmek çeşitli şekillerde yorumlanır. Yorumcular bu hususta şöyle derler:

Bu rü'yayı gören kimse, elindeki nimetlerden veya nüfuz ve kuv­vetinden olur. Makam ve mevki sahibi ise bunu yitirir ve işleri bo­zulur. Fakat rü'ya sahibi hasta ise bu rü'ya hastalıktan kurtulma­sına, borçlu ise borçtan kurtulmasına, hacca gitmemiş ise hacca gi­deceğine, kederli ise üzüntüsünün gideceğine, bir korku ve endişesi varsa, bu halden kurtulacağına ve köle ise hürriyetine kavuşacağına alâmettir.[14][14]

İzahı

Bu hadisi; Tirmizi ve Ebû Dâvûd da rivayet et­mişlerdir.

Avnül-Mabûd yazan bu hadîsin izahı bölümünde özetle şöyle der:

H a 11 â b i: «Rü'ya yorumlanmadıkça bir kuşun ayağı üzerin­dedir» ifâdesinden maksad yorumlanmadıkça rü'yanın istikrarsız ve askıda oluşudur, demiştir. Maksad bu olunca mânâ şöyle olur: Rü'ya yorumlanmadıkça kuşun ayağına takılı bir şey gibidir, istikrarsızdır. Rü'ya yorumlanınca da yorumlandığı şekilde vuku bulur.

Yâni bir rü'ya birden fazla şekilde yorumlanabildiği takdirde bu işten anlayan bir kimse onu nasıl yorumlarsa o şekilde gerçekle­şir ve artık diğer ihtimallere göre vuku bulması beklenemez. Bu'iti­barla bir kimse gördüğü rü'yayı rastgele kişilere veya kendisini, sev­meyenlere anlatmamalıdır. Sevenlerinden birisine veya ilim ve dira­yetine güvendiği ehil ve liyakatli bir zâta yorumlatmalıdır ki, iyi biçimde yorum alabilsin. En-Nihâye yazarı böyle açıklama yapmış­tır.

Hadîste geçen "Vâdd" seven demektir. "Zî rey sözcüğü ise akıl­lı veya âlim mânâsına yorumlanmıştır. Zeccâc: Bundan mak-•sad rü'yayı yorumlama işinden anlayan ve bu sahada bilgi sahibi olan kimse demektir. Çünkü böyle bir kimse rü'yanın hakîki yoru­munu veya buna yakın bir yorum yapar, demiştir.

Ebû Rezîo (R-A.)'ın Hâl Tercemesi:

Bu sahâblnin ismi Laklt bin Âmir bin Sabira'dır. 24 aded hadisi vardır. Sü­nen sfihibleii onun Hadislerini rivayet etmişlerdir. Ravüeri oğlu Asım ve yeğeni Vekl bin Hud» reya bin üdus'tûr. (Hulasa, 323)[16][16]

İzahı

Zevâid nevinden olan bu hadîsin izahı bölümünde Sindi şöy­le der:

Yâni rü'yada görülen şeylerin isimlerini yoruma esas alıp buna göre kıyaslama yapınız. Meselâ rü'yada Salim isimli bir adamı gördüğünüz zaman onu selâmet manâsıyla yorumlayınız. Çünkü Salim isminin lügat mânâsı, selâmette olan demektir. Rü'yada Ganim isimli bir şahsı gördüğünüz zaman onu ganimet mânâsı­na yorumlayınız. Keza rü'yada karga görüldüğü zaman onu fâsık ve günahkâr adam mânâsına yorumlamak uygundur. Çünkü bir hadîs­te kargaya fâsık adı verilmiştir. Kaburga kemiği görüldüğü zaman onu kadın mânâsına yorumlamak uygundur. Çünkü bir hadîste ka­dın kaburga kemiği ile adlandırılmıştır: «Kadm eğri bir kaburga ke­miğinden yaratılmıştır» buyuru 1 muştur. Rü'yada görülen diğer şey­lerin isimleri de böylece yoruma esas alınmalıdır.

Hadîsteki "Künâ"nın künye'nin çoğulu olduğu söylenmiştir. Bu kelime kinaye kökünden alınmadır. Kinaye ise bir sözün hakîki mâ­nâsı değil de lazimi mânâsı, yani ondan ayrılmayan ve onunla münâsebeti sevam eden başka bir mânâda kullanılmasıdır. (Meselâ fa­lan adamın ateş külü çoktur, denilir ve bundan maksad ise adamın misafirlerinin çokluğu, onun misafirperverliğinin ifâde edilmek isten­mesidir. Çünkü misafiri çok olan cömert bir kimse onlara yemek pi­şirmek için çok ateş yakar ve dolayısıyla ateşinin külü çok olur.) Sindi   buna misal olarak şunu gösterir:

Eü'yada hurma bahçesini görmek ikram ve ihsanı bol olan Arap bir adam mânâsına yorumlanır. Çünkü arapların memleketinde hur­ma bahçeleri boldur ve hurma arapların en değerli toprak mahsûlü­dür. Rü'ya yorumu ile ilgilenenler böyle derler. Keza ceviz ağacı rü'-yada görüldüğü zaman î r â n ' lı £ir adam mânâsına yorumlanır. Çünkü onların memleketinde ceviz ağaçları çoktur.

Hadisin ikinci cümlesinde geçen ve künye'nin çoğulu olduğunu yukarda belirttiğim "Künâ" kelimesinin bulunduğu cümle şöyle de yorumlanabilir, kanısındayım: Rü'yada gördüğünüz şeyler künye de­nilen isim türü ile meşhur ve mâruf iseler, künyelerinin mânâlarını da yoruma esas alınız.

Bilindiği gibi Arap dilinde "Ebû falan" veya "Ümmü falan" yâni falanın babası veya falanın anası şeklinde özel isimler bulunur ki bu tür isimlere künye denilir. Meselâ rü'yada Ebû Fereç künyeli bir adam görüldüğü zaman, bu künyenin lügat mânâsı dikkate alı­narak sıkıntıdan kurtuluş şeklinde yorum yapılmalıdır. Keza Ü m -mü K e r b künyeli bir kadın görüldüğü zaman, böyle bir rü'ya üzüntüye işaret sayılabilir. Çünkü Kerb, üzüntü demektir.

Hadîsin sonunda «Rü'ya ilk yorumcuya aittir» buyurulur. Yâni birden fazla yoruma muhtemel bir rü'ya bu işten anlayan bir kimse tarafından nasıl yorumlanırsa ona göre gerçekleşir ve artık ikinci bir yorumcu muhtemel olan başka bir biçimde yorumlasa bile buna göre gerçekleşmesi düşünülemez.[18][18]

İzahı

Bu hadîsi; Buhâri, Tîrmizi, Ebû Dâvûd ve N e s â i   de rivayet etmişlerdir.

Görmediği bir rü'yayı gördüğünü söyleyen bir kimse bilerek ya­lan söylemiş olur ve bu yalanını uydurma sözlerle anlatmaya çalışır, tki arpa tanesini biri birine düğümlemek mümkün değildir. Bu ya­lancı şahıs biri biri ile irtibatı olmayan uyduruk sözler düzenlediği için biri biri ile irtibatı ve düğümlenmesi mümkün olmayan iki arpa tanesini düğümleyip düzenlemesi teklif edilecek, yâni cezası işlediği suç türünden olacak. Teklif edilen bu işi yapamadığından dolayı da tâzibine devam edilecektir. Nitekim bâzı rivayetlerde «ve adam İki arpayı biri birine düğümleyemeyecektir- ilâvesi bulunur.

Görmediği bir rü'yayı gördüm diye yalan söyleyen bir kimsenin cezasının başka yalanlardan farklı olarak şiddetli olmasının sebebi şudur: Doğru ve ekseriyetle hoşlanılan rü'yaların peygamberlikten bir parça olduğu daha önce geçen hadîslerle sabittir. Peygamberlik ise bilindiği gibi vahye dayalıdır. Rü'ya konusunda yalan söyleyen bir kimse Allah'ın kendisine rü'ya hâlinde göstermediği bir şeyi göster­diğini ve peygamberliğin bir parçası olan doğru rü'yayı Allah ken­disine vermediği halde verdiğini ileri sürmekle, Allah'a iftira etmiş olur. Gayet tabiidir ki Allah'a iftirada bulunmak, yaratıklara iftira etmekten daha büyük bir yalandır, cezası da daha elimdir. El-Ce-zeri,   en-Nihâye'de böyle açıklama yapmıştır.[20][20]

İzahı

Bu hadisi; Buhâri, Müslim, Tirmizî ve Ebû D â v û d   da rivayet etmişlerdir.

Hadîste geçen «zamanın yaklaşması» ifâdesini kıyametin yaklaş­ması mânâsına yorumlamayı tercih ettim. Çünkü T i r m i z İ' nin Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'den rivayet ettiği bir hadis­te Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

sonunda mü'minin rü'yası yalan çıkmaz» buyurmuştur.

Tuhfe yazarının beyânına göre el-Fâik sahibi bu ifâdenin üç şe­kilde yorumlandığını şöyle nakletmiştir: Birincisi kıyametin yaklaş­masıdır, ikincisi gece ile gündüzün eşit olduğu mevsimdir. Üçüncüsü yılın ay gibi, ayın hafta gibi haftanın gün gibi ve günün bir saat gi­bi kısıldığı zaman ki Hz. Mehdi' nin zamanıdır. Çünkü o dö­nemde adalet yaygınlaşır, hayat tathlaşır ve dolayısıyla zamanın na­sıl geçtiğinin farkına varılmaz.

Hadiste; en doğru rü'yanın, sözünde en doğru olan mü'minin gör­düğü rü'ya olduğu ifâde edilmiştir. Çünkü sözünde doğruluktan ay­rılan kimsenin bu olumsuzluğu onun rü'yasına da yansır.[22][22]

İzahı

Bu hadisi; BuhArl, Müslim ve Tirmizl de riva­yet etmişlerdir.   Müellifimiz bu hadisi kısmen değişik İki senedle

î b n - i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) ile Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet etmiştir. Birinci senede göre Ibn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) hadîsi doğrudan rivayet etmiştir. İkincisine göre ise İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ), Ebû Hüreyre    (Radıyallâhü anh) aracılığıyla rivayet etmiştir.

Rü'yayı yorumlayan E b ü Bekir (Radıyallâhü anh)'in hangi hususta hatâ ettiğini Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve'sseîâm) açıklamamıştır. Bu itibarla Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in hadiste anılan rü'yayı yorumlarken isabetli ve hatalı yönlerini araş­tırmak noktasmda ilim ehli değişik görüşler beyân etmişlerdir.

İbn-i Kuteybe ve diğer bâzı ilim adamlarına göre Pey­gamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in «Bâzısında isabet ettin bâ­zısında hatâ ettin» buyruğunun mânâsı şöyledir: "Rü'yayı yorumla­mak hususunda isabet ettin, doğru yorumladın. Ben sana emretme­den rü'yayı yorumlamaya acele etmekte de hatâ ettin.'*

Diğer bir kısım âlimler ise: İbn-i Kuteybe ve ona mu­vafakat edenlerin görüşleri geçersiz, tutarsızdır. Çünkü Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm), rü'yayı yorumlamak için ona izin ver­miştir. Ebü Bekir (Radıyallâhü anh) 'in hatâsı; rü'yanın bir kısmını yorumlamasını terketmesidir. Çünkü rü'ya sahibi yağ ve bal damlatan bulut görmüştü. Ebü Bekir (Radıyallâhü anh) bu­nu Kur'ân-ı Kerim ile yorumlamış. Halbuki Kur'ân-ı Kerîm, balın yo­rumudur. Yağ ise sünnet, yâni hadîs ile yorumlanmalı idi. Fakat Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) bunu yapmamıştı. Bu itibarla Kur'ân ve Sünnet'tir, demeli idi, demişlerdir.

Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'den sonra ipi tutan birin­ci ve ikinci zâtlar Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) ile Ömer (Radıyallâhü anh)'dır. Üçüncü zât ise Osman (Radıyallâhü anh)'dır. İpin onun elinde kopması hilâfeti döneminde meydana ge­len karışıklıklar ve itirazlar sebebiyle, kendisinin ilk iki halîfeye ka-vuşamaması tehlikesidir. Sonra şehid edilmekle iki arkadaşına ulaş­mış ki bu da ipin bitişmesi ile ifâde edilmiştir. El-Hâfız, Bu­har î' nin   şerhinde böyle demiştir.

Yemin ederek meşru bir talebte bulunan kimsenin talebinin ye­rine getirilmesi ve yeminine muhalefet edilmemesi hususunda sahih hadisler var. Bu hadis, o hadislerin hükmünün umûmi olmadığına delâlet eder. Çünkü M ü s 1 i m' in rivayetine göre Ebû Be­kir (Radıyallâhü anh)., Allah'a yemin ederek rü'yayı yorumlama­daki hatâsının bildirilmesini istemesine rağmen, Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) istenen açıklamayı yapmamış ve müellifin ri­vayetinde de belirtildiği gibi: «Yemin etme" buyurmuştur. Şu hal­de; isteğin yerine getirilmesinde apaçık bir güçlük veya bir sakmca varsa yapılmayabilir. Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selânı)'in gör­düğü sakıncanın bilâhare sahâbîler arasında bir takdir-i îlâhî ola­rak meydana gelen olayların olması muhtemeldir.[24][24]

İzahı

Bu hadisi   BuhârI   ve   Müslim   de rivayet etmişlerdir. Hadîste geçen bâzı kelimeleri açıklayalım t Şabb i Genç yaşta olan demektir. Azeb: Bekâr demektir. Salih de Allah'ın haklarına ve kulların hukukuna riayetkar kimse demektir.

Kl-Hâfız,   el-Fetih'te bu hadîsin izahı bölümünde özetle şu bilgiyi verir:

îbn-i Ömer (Badıyallâhü anhümâ), rü'yada gördüğü kişile­rin kendisine cehennemi göstermelerini ve cehennemi göstermekle bir nevi nasihatte bulunmalarını o kişilerin melek olduğuna delil say­mıştır. Bu görüş doğrudur. Çünkü şeytan uyarıcı ve öğütleyici bir durumu göstermez. El-Hâfız bu hususu îbn-i Battal'-dan naklettikten sonra; Ben derim ki: Belki o kişiler melek oldukla­rını   îbn-i   Ömer   (Radıyallâhü anhümâ) 'e söylemişler, der.[26][26]

İzahı

Bu iki hadis Buhârî ve Müslim tarafından da riva­yet edilmiştir.

Birinci hadiste geçen "Şiyeha" Şeyh'in çoğuludur. Şeyh, ilim ve­ya yaşça büyük olan kimse demektir. Sariye de sütun demektir. Nehci Geniş ve büyük yol demektir. Zelak i Kaygan demektir. Halka ve Ur-ye ı Kulp demektir.

Tezcîl: Fırlatmak, atmak ve itmek mânâlarına gelir.

Hareşe; Mescid-iNebevi'debulunan zâtların Abdullah bin Selâm (Radıyallâhü anh) hakkında söyledikleri güzel sözü ona duyurunca Abdullah bin Selâm (Radıyallâhü anh) müslümanlann onun hakkında beslediği iyi kanaattan memnun ol­duğu için Allah'a hamdetmiş ve sonra anılan iyi kanâatin mesnedi olan rü'yayı anlatmıştır. Bu mübarek zâtm cennetlik olduğu hususunda başka hadisler vârid olmuştur. Tecridi Sarih'in 1534. hadîsi bunlar­dan biridir.

İkinci hadiste geçen Hecer, Bahreyn* de bulunan bir şehir veya Y e m e n' de olan bir şehir ismidir. Yemame de; Mekke ile   Yemen   arasında bir memlekettir.

Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in rü'y&da gördüğü sı­ğırların boğazlanmış olduğuna dâir kayıt; Nevevi ve el-Hâ-f ı z' m belirttikleri gibi diğer bâzı rivayetlerden alınmadır. Bu ka­yıt da göz önünde tutulunca U h u d savaşında şehid olan zâtlar ile yorumlanması daha açık olur.

Bu hadîste bulunan; cümlesi müteaddid biçimde yorumlanmıştır. Bu cümlenin rü'yada Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'e telkîn edilen bir cümle olduğunu söyleyenlerin görüşü kadı tarafından tercih edildiğinden ve bundan sonra gelen cümlelere da­ha uygun gördüğümden dolayı böyle terceme etmeye çalıştım. Çün­kü bunu takip eden cümlelerde Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm), rü'yada gördüğü hayrı yorumlamıştır.

Bir yoruma göre bu cümle rü'yada telkin edilmemiş olup Resûl-i Ekrem (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) tarafından buyurulan ve Uhud savaşında şehid edilen mü'minler hakkındadır. Bu takdirde cümlenin mânâsı şöyle olur: "Onların şehid edilmeleri dünyada kalmalarından daha hayırlıdır." Başka bir deyimle "Allah'ın sevabı daha hayırlıdır." E1 - K â d ı' nın beyânına göre sarihlerin çoğu cümleyi böyle yorum­lamıştır.

Hâl Tercemesl:

Hareşe bin el-Hür el-Fizârl (R.A.), Hz. Ömer (R.A.)'m himayesinde büyütül­müştür. Ebû Davûd, onun sanabl olduğunu söylemiştir. Fakat el-îcli, onun tabiile­rin büyüklerinden TB güvenilir bir ravi olduğunu söylemiştir. Kendisi Ömer ve Ebû Zer (R.A.)'dan rivayette bulunmuştur. Ravileri ise Bibi bin Hiraş, el-Müsey-yeb bin Bati ve Sbfi ZurVdır. Halife, onun hicri yetmiş dördüncü yılı vefat etti-ğf&İ «Oyleiniştlr. KOMİM Sitte «âbJbleri onun rivayetlerini abuslardır. (Hulasa, 106)

3922) "... EbÛ Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Saüallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir:

«Ben bîr defa rü'yamda iKi kolumda altından (mamul) iki bile­zik gördüm. (Bunlar bana ağır geldi) Sonra bileziklere üfledim (ikisi de hemen uçup gitti). Sonra ben bu bilezikleri şu iki kezzâb (çok ya­lana, sahte peygamber) Müseyleme ve el-Ansi ile yorumladım.»"[28][28]

İzahı

Zevâid nevinden olan bu hadisin mânâsı açıktır. Ü m m ü' 1 -Fadl Lübâbe bint-i el-Hâris (Radıyallâhü anhâ), Hz. A b b â s (Eadıyallâhü anh)'m zevcesi idi. Aynı zamanda Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in zevcesi M e y m û n e bint-i e 1-H a r i s (Radıyallâhü anhâ)'in kız kardeşi idi. Şu halde Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in baldızı ve yengesi durumunda idi. Hâl tercemesi 522. hadîs bölümünde geçti. Hadiste ismi geçen Kuşem (Radıyallâhü anh), Abbâs bin Ab-dilmuttalib (Radıyallâhü anh) 'in oğludur, sahâbîdir. S e -m e r k a n d   savaşında şehid edilmiş olup kabri oradadır.

Sindi' nin beyân ettiği gibi bu hadise göre Ü m m ü' I -Fadl (Radıyallâhüanhâ)'nın Mekke*den Medine-i Mü­nevvere'ye   hicret etmiş olması gerekir.

3924) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâkü anhümâydan rivayet ğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

«Rü'yamda siyah ve başı (nın saçı) dağınık bir kadının Medine'­den çıkarak nihayet Mehyea'ya —ki, el-Cuhfe'dir — yerleştiğini gör­düm. Sonra ben rü'yamda gördüğüm kadını Medine vebası ile yorum-ladım. Bu hastalık da oraya nakledildi.»"[30][30]

İzahı

Bu hadisi Tirmizİ daha uzun bir metin hâlinde rivayet etmiştir. Buhâri ve Müslim de bunu rivayet etmişlerdir. Ancak uzun bir metin sonunda geçen bu cümlelerin merfû olup ol­madığı kesinlik kazanmıyor. Onun içindir ki Müslim bir ri­vayetinde bu cümlelerin merfû mu, yoksa râvi îbn-i Sirîn'e âit mi olduğu hususundaki tereddüdü belirtmiştir. Başka bir rivayet­te de Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) *ın sözü olarak nak-letmiştir.

Ğull: Boyuna takılan lâle mânâsına yorumlandığı gibi hem bu­na hem de ele vurulan kelepçe mânâsını içeren şümullü bir mânâya da yorumlanmıştır. El-Hâfız, el-Fetih te bu görüşleri naklet-miştir. Buhâri,- bunun yalnız lâle, yâni boyuna takılana mah­sus olduğunu Rü'yada lâle denilen boyun halkasını görmenin hoş karşılanmama­sı sebebi hakkında şöyle denilmiştir: Çünkü Allah Teâlâ Kur'ân-ı Ke-rîm'de bunun cehennem ehlinin sıfatı olduğunu bildirmiştir. Buna dâir âyetlerden birisi   Yasin   sûresinin 8. âyetidir:

«Şüphesiz biz boyunlarına, çenelerine kadar varan lâleler geçir­dik. Bunun için başlan yukan doğru kalkıktır.»"

Ağlâl: Ğull'un çoğuludur.

Kayd: Ayağa takılan pranga ve benzeri halka gibi şeye denir. Rü'yada kaydı görmenin iyiye yorumlanması ve dinde sebat gös­termek mânâsını taşıması sebebi hakkında şöyle denilmiştir: Çünkü pranganın yeri ayaktır. Bu itibarla; günahlardan, serden ve bâtıl şey­lerden sakınmak mânâsmı ifâde eder. Ayağına pranga vurulan kişi yürüyemez. Bu, bâtıl şeylere yürümeye engel olan imân ve İslâmi­yet'e sadakat için örnek sayılmıştır.

[2][2] Yûnus, 64

[4][4]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/94-96.

[6][6]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/99-100.

[8][8]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/102-103.

[10][10]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/104.

[12][12]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/105-106.

[14][14]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/107-108.

[16][16]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/109.

[18][18]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/110-111.

[20][20]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/111-112.

[22][22]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/112-114.

[24][24]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/116-117.

[26][26]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/118-121.

[28][28]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/123-124.

[30][30]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/125-128.

[31][31]Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/128-129.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Çevrimiçi

22 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk