Buradasınız: AnasayfaSüneni İbni MaceŞuf'a Hadisleri

Şuf'a Hadisleri

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

ŞUF’A KİTABI 2

Şuf'a Hakkı Hangi Mallarda Ve Kimler İçin Var? 2

Hanefî Mezhebinde Şuf'a Hakkını Doğuran Nedenler 2

Bir Kimse Akar Ortağının İzniyle Kendi Hissesini Başka Bir Kimseye Sattıktan Sonra. O Ortak  Şuf'a Hakkı İle O Hisseyi Alabilir Mi? 3

1- Kim Ribâ' (Ev, Arsa, Tarla, Bahçe) Satarsa (Satmadan Önce) Ortağına Bildirsin, Babı 3

2- Komşuluk  Sebebiyle Olan  Şuf'a Babı 4

3- (Ortak Akar Taksim Edîlîp)  Sınırlar Tâyin Edilince Artık Şuf'a (Hakkı) Olmaz, Babı 5

4- Şuta Hakkını Talep Etme Babı 7

ŞUF’A KİTABI

Şuf'a: Bu kelimenin açıklaması ile ilgili olarak el-Fetih yazarı: Şuf'a: Arap dilinde Şefi' masdannda.n alınmadır. Şefi' çift manası­nadır. Şuf'a kelimesinin Şer-i Şerifteki mânâsı ise: Bir ortağın ya­bancıya intikal eden hissesinin ayni fiyatla diğer ortağa intikal et­mesi hakkıdır, demiştir.

El-Fetih yazarının yukarda anılan tarifi Şuf'a hakkının ortağa mahsûs olup komşu için böyle bir hakkın bulunmadığını söyleyen âlimlere göredir. Ev, akar ve bahçe komşusu için de Şuf*a hakkının bulunduğu görüşünde olan ilim ehline göre Şuf'a'nm Şer'î mânâsı şöyledir; Satılan bîr taşınmaz malın satıldığı fiyatla satıcının o mal­daki ortağına, ortağı yoksa mala bitişik komşuya ayni fiyatla önce­likle devredilmesi hakkıdır. Yâni satıcının ortağı, o yoksa komşu­su dilerse o satışı geçersiz kılıp ayni fiyatla mülk edinme hakkına sa­hiptir.[2][2]

Hanefî Mezhebinde Şuf'a Hakkını Doğuran Nedenler

Hanefî mezhebine göre bir akarda şuf'a hakkına sahip ola­bilmek için:

1. O akara ortak olmak.

2. Akar'm mülkiyetinde ortak olmamakla beraber akara giden özel yolda veya sulama işinde kullanılan özel suya ortak olmak gibi haklarda akara ortak olmak. Meselâ ifrazı yapılmış olan tarlaları su­layan özel bir su vardır. Bu su o tarlalara aittir. Tarlalar ifraz edil­diği için her tarlanın sahibi ayrıdır. Fakat hepsi o suya ortaktır. Su ortaklığı da şuf'a hakkına bir nedendir. Keza tarlalar arasında açıl­mış bir yol o tarlaların özel bir yolu olup bu yol çıkmaz bir yol ol­duğu için. tarla sahiplerinden başkasının o yoldan yararlanma hakkı yok ise tarla sahipleri bu özel yola ortak olduğundan yol ortaklığı da şuf'a hakkına neden olur.

3. Akarın mülkiyetinde veya haklarında ortak olmamakla be­raber bitişik komşu olmak. Bu da şuf'a hakkına bir nedendir.   Me­selâ iki tarlanın yolu ayrı olmakla beraber tarlalar birbirine biti­şiktir. Bu da şuf'a hakkını doğurur.

Evler de tarla gibidir. Meselâ bir çıkmaz sokak içinde bulunan ve kapıları ayni avluya açılan iki daireden biri iki kişinin ortak ma­lıdır. Ortaklardan birisi kendi hissesini satarsa şuf'a hakkı öncelikle onun ortağımndır. Ortağı istekli olmadığı takdirde şuf'a hakkı av­luya ortak olan diğer dâire sahibinindir. O da istekli olmayınca şuf'a hakkı o çıkmaz sokağa ortak olan diğer ev sahiplerinin olur. On­lardan da istekli çıkmazsa o dâireye bitişik olup kapısı başka bir sokağa açılan komşu bina sahibinin şuf'a hakkı doğar.

Şu halde şuf'a hakkı yukarda anlatılan sıraya göredir. Birinci maddede yazılı nedenle şuf'a hakkı sahibi varken ikinci ve üçüncü maddede yazılı nedenlerle şuf'a hakkına sahip olanlar bir hak iddia edemezler. Keza birinci maddede yazılı şuf'a hakkı sahibi istekli ol­madığı için ikinci maddeye göre şuf'a hakkı sahibi istekli olunca üçüncü maddede yazılı şuf'a hakkı sahibi bir hak iddia edemez.

Yukarda da anlattığım gibi Şafiî, Mâliki ve Han-b e I İ mezheblerine göre komşuluk nedeniyle şuf'a hakkı yoktur. Ancak, ifraz edilmemiş taşınmaz malın ortakları için şuf'a hakkı vardır.[4][4]

1- Kim Ribâ' (Ev, Arsa, Tarla, Bahçe) Satarsa (Satmadan Önce) Ortağına Bildirsin, Babı

2492) Câbir (bin AbdÜlah)  (Radıyallâkü anhümâ)'dan rivayet edil­diğine göre Resûluilah (Sallattahü Aleyhi ve. Selîem) şöyle buyurdu, demiştir ;

«Hurma bahçesi veya arazisi, arsası olan bir kimse bunu (satın almayı) ortağına teklif etmedikçe  (başkasına)  satamaz.»"

2493) (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'âan rivayet edil­diğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi've Seltem) şöyle buyurmuştur:

«Bir arazisi, arsası olup da satmak isteyen bir kimse bımu (sa­tın almayı) komşusuna teklif etsin.»"

Not :   Bunun isnadının sahih ve râvîîerinin sıka oldukları, Zevâid'de bildiril­miştir.[6][6]

2- Komşuluk  Sebebiyle Olan  Şuf'a Babı

2494) Câbir (bin Abdîllah) (Radıyallâhü anhümây&an rivayet edil­diğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellevı) şöyle buyurdu, demiştir :

«İki akarın yolu bir olduğu zaman (biFisinin sahibi olan) kom­şu hazır olmasa bile komşusunun (akarının) şuf'a'sına en fazla hak sahibidir. Komşunun şuf'a hakkı (m kullanması müşteri tarafından)

beklenir.»"

2495) Ebû Râfi1 (Radtyallâhü a«A)'den rivayet edildiğine göre; Pey­gamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :

«Komşu (şuf'a açısından),    sekabine  (yâni bitişiğindeki akara) öncelikle hak sahibidir,»"

2496) Şerîd[8][8]

İzahı

C â b i r (Radiyaîlâhü anh)'m hadisini Tirmizi, Ebû Dâvûd, Nesâî, Ahmed ve Darîmî de rivayet et­mişler. Ebû R â f i' in hadisini Buhâri ve Nesâi de rivayet etmişler. Ş e r i d (Radıyallâhü anh)'ın hadîsi ise Ne­sâî   ve   Ahmed   tarafından da rivayet edilmiştir.

Tir nı izi, Câbir'in hadîsini rivayet ettikten sonra; Bu hadis hasen - garib'tir. İlim ehlinin uygulaması bu hadîse göredir. Yâni şuf'a hakkı bulunan bir kimse hazır olmasa bile bu hakkı de­vam eder, seferi uzun sürse bile dönüşünde bu hakkını kullanabilir, demiştir.

Tuhfe yazarı da bu hadisin şerhinde: Bu hadîsin zahirine göre şuf'a hakkı bulunan bir kimse seferde iken şuf'a hakkının bulundu­ğu bir malın satıldığını duyunca bu hakkı talep etmek üzere derhâl dönmesinin veya haber göndermesinin vâcib olmadığına delâlet eder. M â 1 i k' e göre vâcibtir. Bâzı ilim adamlarına göre eğer adamın olduğu yer üç konaklık mesafeden fazla ise vâcib değildir. Üç ko­nak veya daha az ise şuf'a hakkım talep etmek üzere hemen dön­mesi veya haber göndermesi gereklidir, der.

Hadîsin; sözündeki zamirin mercii iki komşu veya ikiakar olabilir.   Mânânın daha iyi anlaşılması için ikinci şekli tercih ettim. Tuhfe yazarı iki şeklin de mümkün olduğunu ifâde etmiştir.

Hadisin;  Şuf* a hakkı beklenir» cümlesinin mânâsı

hakkında   îbn-i   Reslân'm   şöyle söylediğini Tuhfe yazan nakleder: Bu cümlenin mânâsı şöyle olabilir: "Yâni şuf'a hakkınasahip kimse çocuk ise erginlik çağma varıncaya kadar bu hakkı mah­fuzdur. Nitekim T a b e r â n i, el-Evsat'mda ve es-Sağîr'inde C â b i r' den şu merfû hadîsi de rivayet etmiştir: "Resûlulîah (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Çocuk, erginlik çağma va­rıncaya kadar şuf'a hakkı kalıcıdır. Erginlik çağma varınca, dilerse alır ve dilerse bırakır.»"

Avnü'l-Mabûd yazarı da özetle şöyle der:

"Bu hadîs, hazır olmayan kimse çok geç dönse bile şuf'a hakkı­nın mahfuz olduğuna delildir. Hadîs komşunun şuf'a hakkına sa­hip olabilmesi için kendisinin taşınmaz malı ile komşusunun taşınmaz malının yolunun bir olmasının şart olduğuna delâlet eder. Şu hal­de sırf komşu olmak şuf'a hakkını doğurmaz. C â b i r (Radıyal­lâhü anh)'ın "Sınırlar konulup yollar değiştirilince..." hadîsi (2499 nolu) de bu durumu teyid eder. En-Neyl yazarı Ebû R â f i (Ra­dıyallâhü anh)'m (2495 noîu) hadisini ve benzeri hadisleri de böyle yorumlamışlardır. (Yâni komşuluk nedeniyle şuf'a hakkının sağla­nabilmesi için komşu iki taşınmaz malın yolunun bir olması şarttır. Birbirine bitişik iki akarın yolları ayrı olunca en-Neyl yazarına göre şuf'a hakkı yoktur."

Sindi   de bu hadîsin haşiyesinde;  cümlesi ile ilgiliolarak : Bu cümlenin mânâsı hakkında şöyle denilmiştir: Cümlenin mânâsı komşunun kendi malını satmaması ve komşusunu beklemesi demek değildir. Cümlenin mânâsı şöyledir: Müşteri şuf'a hakkının kesilmesi için beklemek durumundadır. Şuf'a hakkına sahip kimse gelip o mala istekli olmadığını beyânla müşteriye izin verince müş­terinin alım akdi tamamlanmış ve kesinleşmiş olur, der.

Ebû R â f i (Radıyallâhü anh) ile Şerîd (Radıyallâhü anh)'in hadislerinde geçen "Sekab" kelimesi yakınlık ve komşuluk manasınadır. Bu kelime bâzı rivayetlerde "Sakab" olarak geçer. Yâ­ni kelimenin baş harfi Sin olabildiği gibi Sad da olabilir. Mânâ ba­kımından bir değişiklik yoktur. Sindi' nin beyânına göre Sü-y û t î şöyle demiştir: Bu kelimenin mânâsı Asmaî'ye so­ruldu. Bunun üzerine A s m a î : Ben Resûlulîah (Aleyhi's-salâtü ve's-selâni) 'in hadîsini tefsir etmem. Lâkin Araplar bu kelimeyi bi­tişik komşu anlamında kullanırlar, demiştir. Tercemede A s m a î' -nin açıklamasını dikkate aldığım için bu durumu parantez içi ifâ­de ile belirtmek istedim.

Sindî, Ebû Râfi (Radıyallâhü anh) 'in hadîsini şöyle mânâlandırır.- Yâni komşu bitişik binaya tercihan ve öncelikle hak

sahibidir. Komşuluk nedeniyle şuf a hakkının bulunmadığı görüşün­de olan âlimler ya «Car = komşu» kelimesini ortak mânâsına yorum­larlar. Ya da hadisin şuf'a hakkında olmayıp iyilik ve yardımlaş­ma bakımından komşunun öncelik hakkının bulunduğu mânâsına yo­rumlarlar.

Avnül-Mabûd yazarı da bu hadisin şerhinde özetle şöyle der: Sekab, Sakab ve Sakb kelimeleri yakınlık ve komşuluk anla­mına gelir.    Komşuluk nedeniyle şuf'a hakkının bulunduğunu söy­leyen âlimler   Ebû   Râfi'in    (2495 nolu) hadîsini delil göster­mişlerdir.

Hattâbi: Bu hadîste (yâni Ebû Râfi'in hadîsinde) şuf'a bahsi yoktur. Hadîsten kasdedilen mânâ şuf'a olabilir. Bu ha­disten maksad, komşuya iyilik ve yardım bakımından öncelik veril­mesi olabilir. Bir de şu ihtimal vardır: «Car = komşu» kelimesi ile ortak mânâsı kasdedilmiş olabilir. Çünkü bazen ortağa komşu de­nilir. Bunun sebebi de ortakların bazen ayni binada oturmaları ve­ya oturdukları evlerin komşu olmalarıdır. Hadîs âlimleri bu hadî­sin isnadı hakkında konuşmuşlardır. Bunun senedi muzdarib'dir. Di­ğer taraftan şuf'a hakkının yalnız ortaklar için bulunduğuna dâir hadîslerin senedleri güzeldir. Onlarda hiç bir ızdırab yoktur, demiş­tir.

Avnü'l-Mabûd yazan daha sonra bu hadisten maksadın komşu­ya yardım ve iyilik bakımından öncelik tanınması ihtimâlinin bâtıl olduğunu söyleyerek Şerid bin Süveyd'in (2496 nolu) hadîsini delil göstermiştir.[10][10]

İzahı

Zevâid yazarı bu hadîsi Zevâid türünden saymıştır. Bu hadîsi Said bin el-Müseyyeb ile Ebû Seleme bin Abdirrahman, Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'den merfû olarak rivayet etmişlerdir. Ancak notta belirtildiği gibi Saîd bin el-Müseyyeb'in Ebû Hüreyre' den rivayeti mürseldir. Yâni Saîd, Ebû Hüreyre'yi görmemiştir. Fakat Ebü Seleme'nin Ebû Hüreyre'den rivayeti muttasıldır. Bu durumu belirten Ebû Âsim, müellifimizin şeyhleri Muhammed bin Yahya, Abdurrahman bin Ömer ve Muhammed bin Hammâd et-Tah-râni' nin şeyhidir. Müellifimiz bu hadîsi anılan üç şeyhi vasıta­sıyla   Ebû   Âsim' dan   rivayet etmiştir.

Ebû Dâvûd da bu hadîsin benzerini Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den merfû olarak rivayet etmiştir. Ordaki riva­yette de Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'm râvileri Ebû Seleme ile Saîd bin el-Müseyyeb'dir. Ordaki metin şöyledir:

_ «Arazi-akar taksim edüip(her hisseye âid)  sınırlar konulunca artık onda şuf'a  (hakkı)  yok­tur.»

Notta, bunun benzerinin B u h â r î' de ve başka kitablarda C â b i r CRadıyallâhü anh)'m hadîsi olarak geldiği ifâde edilmiş­tir.   C â b i r' in   hadisi 2499 nolu hadîstir.

Bu hadîs, taksim edilmemiş taşınmaz malda şuf'a hakinin bu­lunduğuna ve taksim edilip her hissenin sınırları tâyin ve tesbit edil­dikten sonra şuf'a hakkının kalmadığına delâlet eder. Geniş bilgi bundan sonra gelecek C â b i r (Radıyallâhü anh)'ın hadîsinin, izahı bölümünde verilmek üzere bu kadarlık bilgi ile yetinelim.

2498) Ebû Râfi' (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre; Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

«Komşu, (şuf'a açısından) sekabine (yâni bitişiğindeki taşınmaz mala) ne ise (yâni o mal az olsun çok olsun) öncelikle hak sahibi­dir.»"

2499) Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)}dan; Şöyle demiştir:

Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şuf'a hakkını yalnız taksim edilmemiş (taşınmaz) bütün mallara koydu. (Taksim edile­rek her hisseye âid) sınırlar konulup yollar tâyin ve ayırt edilince artık şuf'a (hakkı) yoktur."[12][12]

4- Şuta Hakkını Talep Etme Babı

2500) (Abdullah) bin Ömer (Radtyaîlâhü anhütnâ)'âan rivayet edil­diğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

«Şuf'a (hakkı) devenin bağlı bulunduğu ipi çözmek gibidir.»"

Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedinde Muhammed bin Ab-dirrâhman el-Beylemânî vardır, tbn-i Adi, onun hakkında: El-Beylemani'nin ri­vayet ettiği bütün hadîslerdeki belâ yâni zayıflık hep onun yüzündendir. Ondan Muhamraed bin el-Hâris rivayet ettiği zaman ikisi de zayıftır. O, babasından bir Ukım hadisler rivayet etmiş ki, hepsi mevzu hadislerdir, delil gösterilemezler ve ben bu hadisleri ancak şaşılacak şey olmak üzere ananm, demiştir.

2501) (Abdullah) bin Ömer (Radtyaîlâhü anhümâydan rivayet edil­diğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

-Bİr ortak diğer bir ortaktan önce (üçüncü bir ortağın hissesi­ni şufa yoluyla) satın aldığı zaman, diğer ortağın hisseyi satın alan ortak aleyhinde bir şufa hakkı yoktur. Erginlik çağına varmamış ortak ve gâib yâni hazır bulunmayan ortak için de şufa hakkı yok­tur.."

Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde el-Beylemâni bulunu­yor. Bundan Önceki sened'den söz edilirken bu râvi hakkında konuşuldu.[14][14]


[2][2] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/45-47

[4][4] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/48

[6][6] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/49-50

[8][8] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/51-52

[10][10] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/54-55

[12][12] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/57-58

[14][14] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 7/60

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kimler Çevrimiçi

25 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ehliislam by Sk